2021 Steam Sonbahar İndirimi Tavsiyeleri

Yılın sonuna gittikçe yaklaşırken sonbahar indirimleri bir kez daha geldi. Bu yazıda, daha çok 2021 yılı içinde oynadığımız farklı farklı oyunlara yer vermeye çalışırken, başka güzel fırsatlara da değinmeden geçmedik.

Despot’s Game-20,00 TL

Küçük insanları yönettiğimiz piksel grafikli bir oyun. Dungeon crawler yapıdaki bu oyunda ekibimizi büyütüyor, silahlandırıyor ve zindanların tehlikeli odalarında ilerleyip düşmanlarla savaşıyoruz. Oyunun en farklı özelliği ekibimizdeki insanların harcanabilir olması ve sürekli yenilerini koymaya çalışmamız. Sonraki odaya yeterince insan ile geçmeye çalışıyoruz. Popüler kültüre göndermeler yapan eğlenceli bir mizaha ve hızlı bir oynanışa sahip Despot’s Game, bu yıl çıkmış en keyifli oyunlardan biri.

Potion Craft- 20,00 TL

Bu yıl pek çok dinlendirici, kendimi oyunun akışına öylece bırakabileceğim oyunlar oynadım. Potion Craft da bunlardan biri. Çok beğendiğim bir görsel tarza sahip bu oyunda bir iksir dükkanı işletiyoruz. Sadece bu cümle bile bu oyunu denemek için yeterli. Tam da bu türde bir oyunun ihtiyacı olan tatminkar animasyonlar da bu oyunu daha da iyi yapıyor.

Loop Hero- 18,00 TL

Yine bu yıl çıkmış, keyifle oynadığım bağımsız oyunlardan biri. Şiddetle ve herkese aynı derecede tavsiye edemesem de oyunun çok farklı bir mekaniği var, bunu denemeye değer buluyorum. Sürekli aynı şekil içinde döndüğümüz, bir döngü halinde olduğumuz bir oyun. Bu oyunda yaptığımız şey ise döngüye yeni yapılar, ormanlar, köyler, dağlar eklemek ve son bossa bir hazırlık yapmak. Eklediğimiz her yeni yapının bir çalışma şekli var ve başka yapılarla yan yana gelmesi yeni sonuçlar da doğurabiliyor. Bu da ortaya farklı ve keyifli taktiksel bir oyun çıkartıyor.

Death’s Door- 37,50 TL

2021 yılın oyunu adaylarından bir tanesi olan Death’s Door, benim bu ödülü en çok almasını istediğim oyun. Çok tatlı ve kendisine özgü bir dünyası, gerçekten güzel hikayesi, mizahı ve akıcı mekanikleri var. Özellikle bölüm tasarımları açısından aklımı başımdan alan bir iş çıkartmış. Ancak oyunun zaman zaman zorlayan, tekrar ve dikkat gerektiren bir yapısı olduğunu da belirtmem gerekir.

Superliminal- 19,20 TL

Bakış açınıza göre nesnelerin büyülüp küçüldüğü, çoğaldığı, üç boyutlu olup bir resim haline dönüştüğü bir bulmaca oyunu. Stanley Parable gibi bir anlatıcının yönlendirmesiyle uyanamadığınız rüyalarda kayboluyorsunuz. Uyanmak için nesnelere farklı perspektiflerden bakmaya, algınızın sınırlarını aşmaya çalıştığınız çok özgün bir oyun.

Dark Souls Remastered- 59,50 TL

Bana göre Souls serisinin en hırpalayan, ders veren, en zor oyunu. Ama Souls serisini seviyorsanız bu kendinizi daha da orada hissetmenizi, devam etmenizi sağlayan şey. Dark Souls Remastered, bu indirimlerde güzel bir fiyat düşüşü almış, oynamak istiyorsanız gözünüzden kaçmasın!

FAR: Lone Sails- 6,25 TL

En sevdiğim bağımsız oyunlardan biri. O kadar seviyorum ki oynadığım yıldan bu zamana düzenli olarak indirim yazılarında adını anmadan geçmiyorum. Bu oyunda sadece bir taşıtla ilerliyor, yolda çeşitli maceralar yaşıyoruz. Oyunun bu kadar sade ve basit bir yapıya sahip olması da oyunun atmosferiyle sizi baş başa bırakıyor. Belki çok şey anlatan bir oyun değil. Fakat bittiğinde gerçekten büyük bir yolculuğun üstesinden geldim hissi oynamak için yeterli bir sebep. İkincisinin de 2022 başında çıkacağı duyuruldu, mutlaka öneririm.

Red Dead Redemption 2- 149,50 TL

En sevdiğim oyun olan ve halihazırda herkesin çokça konuştuğu Red Dead Redemption 2, şimdiye kadarki en büyük indirimi almış. En çok 200 TL’ye düştüğünü görmüştüm. Şu anda 149,50 TL ile daha önce oynayamadıysanız harika bir fırsat sunuyor.

Mafia: Definitive Edition- 129,50 TL

Aslen eski bir oyun olmasından kaynaklanan, buna sadık kalınmasıyla da günümüzde belki hoşunuza gitmeyecek bazı yanları olsa da Mafia, çok iyi bir remake. Kısa bir oynanış süresine sahip olsa da, harika bir görsellik ve zengin bir hikaye sunuyor. Orijinal Mafia’yı seviyorsanız, oynamak isteyip eski olduğundan çekiniyorsanız veya sadece güzel bir mafya hikayesi istiyorsanız kaçırmayın.

Bütün oyunları almak isterseniz de Mafia Trilogy 187,00 TL‘ye düşmüş. Mafia 3 pek başarılı bir oyun olmadığından ve Mafia 2 ise bazı teknik sorunlara sahip ve zaten de bir remaster olduğundan paket olarak almanızı önermem.

Ori: The Collection- 24,30 TL

Ori’nin iki oyunu olan Ori and the Blind Forest ve Ori and the Will of the Wisps’in dahil olduğu gayet uygun bir paket. Her ikisi de müzikleri ve görselliğiyle çoktandır kalbimizde yer etmiş oyunlar.

Heavy Rain- 35,00 TL

İnteraktif hikayeleri ile çok sevdiğimiz Quantic Dream‘in klasiklerinden biri. Bir anlık dikkatsizlik sonucu kaybettiğimiz oğlumuzu aradığımız, kasvetin buram buram hissedildiği bir oyun. Oyuna ismini veren durmak bilmez bir yağmur eşliğinde güçlü bir suç, gerilim ve dram hikayesi.

Deathloop- 149,50 TL

2021 yılın oyunu adayı olan Deathloop, kısa oynanış süresiyle karşılaştırıldığında çıktığı zaman satın almakta tereddüt yaratan bir oyundu. Ancak şimdi güzel bir indirim ve aldığı güzel yorumlardan sonra kaçırılmaması gereken fırsat.

Despot’s Game: Bağımlılık Yapan Yepyeni Bir Indie

Despot’s Game gerçekleşen Steam Oyun Festivali sırasında radarımıza takılan oyunlardan biriydi. Erken erişimde çıkmasıyla birlikte de radarımızda olan bu oyuna hemen pençelerimizi geçirdik.

Dungeon-crawler tarzı oyunların bağımlılık yapan ve rogue-like oyunların sinir bozmakla birlikte hırslandıran yapısına sahip Despot’s Game. Bunların üstüne de kendine has bir tarz ekliyor ve tam da bu özelliği oyunu farklı kılıyor. Bu oyundaki karakterler bir noktaya kadar feda edilebilir.

Oyuna zindana düşmüş silahsız bir grup küçük insancıkla başlıyoruz. Oyundaki rolümüz bu grubu yönetmek. Onları konumlandırıyor, silahlandırıyor ve zindanda ilerleyip düşmanları alt etmeye çalışıyoruz. Zindanların tehlikeli odalarında ilerledikçe ekibimize daha çok insan ve silah ekliyor, güçleniyoruz.

Bu insanlar çoğaldıkça bazılarını savaşlarda kaybetmeyi umursamıyorsunuz. Sürekli daha fazlasını edinme şansınız var. Hatta ekibinizin hayatta kalması için yiyeceğe ihtiyacı var ve insanlardan birini kurban edip yiyebiliyorsunuz. Ancak herkes ölürse oyun orada bitiyor ve baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Dikkatli olmalısınız.

Despot’s Game’deki silah çeşitliliği de oyunu sıkıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Büyücü, ninja, dev kalkanla ekibi koruyan bir tank, sihirbaz ve hatta pinpon topunu raketle düşmanlarına savuran bir savaşçınız bile olabiliyor. Bu da oyundaki potansiyeli azımsanmayacak şekilde genişletiyor. Karakterlerin konumları olsun, silahları olsun takip edebileceğiniz çok fazla strateji ortaya çıkıyor. İlerleme kaydettikten sonra ölmek, baştan başlamak ne kadar can sıkıcı olursa olsun tekrar denemek istiyorsunuz. Tekrar oynanabilirliği sizi içine çekiyor.

Oyunda metinlerle aktarılan ufak tefek olaylar, karşılaştığınız şeyler oyuna renk katıyor. Hatta bu metinlerden birinde Amazon‘un The Boys dizisine bir gönderme ile bile karşılaştım. Ayrıca oyunun gerçekten eğlendiren bir mizah anlayışı da var. Keşfedeceğim daha neler var merak ediyorum, her seferinde merakla ilerliyorum.

Piksel grafiklere sahip bu oyunun renkleri, tasarımları, her şeyi çok yakışmış. Çok basit bir mantığa, basit ama etkili dizayna sahip bu oyunun bu denli bağımlılık yapıcı ve eğlenceli olması beni çok fazla etkiledi. Bu yıl çok fazla iyi indie ile karşılaştım ve Despot’s Game kesinlikle bu listeye adını yazdırdı. Steam‘de oldukça uygun bir fiyatla ve üstüne üstlük indirimle çıktı. Kaçırmamanızı öneririm.

Deathloop İnceleme: 24 Saat 8 Hedef

Arkane Studios’un yeni oyunu olan Deathloop’u açıklandığından beri sabırsızlıkla bekledim ve gerçekten beklediğime değdi. Oyun çıkar çıkmaz başladım, ilerledikçe şimdi bitecek, şimdi bitecek derken 8 saat başından kalmadığım oldu ve toplam 17 saatte bitirdim. Gelin hep beraber Deathloop’u inceleyelim.

Hikaye

Ölüyoruz. Evet. Hikaye böyle başlıyor. En hoşuma giden kısımlardan biri oldu, çünkü oyuna başlar başlamaz bizi direkt içine alıyor. Öldükten sonra Blackreef isimli bir adada uyanıyoruz, nerede olduğumuz hakkında hiçbir fikrimiz yok. İlerledikçe az da olsa hafızamızda kalan bilgileri takip ederek ismimizin Colt olduğunu öğreniyoruz ve sonra bir anons duyuyoruz. “Günaydın Blackreef! Ben Julianna Blake. Acil duyuru. Kaptanımız Colt döngüyü bozmaya çalışacak ve tabi ki AEON programına verdiği sözü de. Yani protokol devreye girdi. Visionarylerinizi koruyun. Colt’u öldürün. Ve güzel bir gün geçirin.” Blackreef’e geldiniz okurlar.

Optimizasyon

Oyunu RTX 2060s ekran kartıyla oynadım ve yükleme ekranlarını hakkında fikir sahibi olmak için SSD’ye değil HDD’ye kurdum. Oyunu başlattığımda ayarlar otomatik high ve ultra karışıktı. 45-70 fps arası aldım. Sonra tüm ayarları medium’a çektim 80-100 fps arası oynadım tüm oyunu. Hiçbir zaman 60 fps altına inmedi. HDD’ye yüklemiş olmama rağmen yükleme ekranları kısaydı. Oyun Steam’e ilk eklendiğinde yorumlarda çok crash yiyenler olduğunu gördüm. Ben tüm oyun sadece bir kere crash yedim o da son görevin sonlarına doğru oldu. Göreve baştan başlamak zorunda kaldım. Saat sabah 05.00’ti. Biraz gözüm seyirdi o kadar. Crash’in sebebi tahminimce, Nexus gücü, 15 kişiyi aynı anda öldürebilmemi sağladı o yüzden crash yediğimi düşünüyorum. Biraz hak etmişim sanırım..

Oynanış

Oynanış en sevdiğim kısım oldu çünkü Arkane Studios’un önceki oyunları olan Dishonored’la tamamen aynı diyebiliriz. Peki önceki oynanışı tekrar önümüze koymalarını neden bu kadar sevdim? Çünkü yolunda olan düzgün bir şeyin ayarlarıyla oynayıp onu bozmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Son derece akıcı, hızlı ve kolay bir sisteme sahip oynanış olarak. Nasıl soulslike var, bu sisteme ben de arkanelike demek istiyorum artık. Hızlı bir suikastçı olmak isterseniz, koşmaya başlayıp bir düşmanı arkasından sinsice öldürdükten sonra hemen öndekinin kafasına ateş edip yan tarafta duran raftaki item’ları kolayca toplayabilirsiniz. Bunu yapabilmek için oyunu çok oynamaya gerek yok. Oyunun oynanışı zaten sizin hızlı olmanıza çok yardımcı oluyor.

Oyunda Slab denilen 5 özel güç var. Havoc, daha fazla hasar vermenizi ve daha az hasar almanızı sağlar. Aether, size görünmezlik gücü verir. Shift, kısa mesafelere ışınlanmanızı sağlar, Nexus, düşmanlarınızın kaderlerini birbirine bağlar, bir tanesine verdiğiniz hasarı hepsi alır. Ve son olarak Karnesis, düşmanları etrafa fırlatmanızı sağlar. Bu güçleri hedefiniz olan Visionary’lerden düşürerek sahip olabilirsiniz.

Oyunda teknolojik aletleri hacklememize yardımcı olan Hackamajig isimli bir cihazımız da var, eğer stealth oynamak isterseniz bu cihazı bol bol kullanacaksınız. Ve gelelim asıl Deathloop’u farklı ve yeni bir deneyim yapan özelliğe. Oyunda 4 farklı bölge var. The Complex, Fristad Rock, Karl’s Bay ve Updaam. Ve oyunda 4 farklı zaman var, sabah, öğle, akşamüstü, akşam. Her bölgede farklı zamanlarda farklı etkinlikler oluyor, bu da döngüyü sıkılmadan tekrar etmenizi sağlıyor.

Zayıf Yönler

Hiç mi kötü yanı yok? Tabi ki var. Yapay zeka biraz geri kalmış. Düşman sizi fark ettiğinde takip ettikleri yolu fazla uzatabiliyorlar veya biraz uzağa kaçıp saklandığınızda hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyorlar. Ana karakterlerin seslendirmesi ne kadar iyiyse, yolda karşınıza çıkan düşmanların o kadar kötü. Çok az sözleri var. Herhalde tüm oyun boyunca en az 60 kere “better not be colt” cümlesini duydum, ilerde bundan güzel bir meme çıkacağını düşünüyorum.

Son Sözler

Deathloop’un Game of the Year‘a aday olacağına eminim. Açıkçası bu sene çok güçlü oyunlar da çıkmadı, o yüzden ödülü kazanma imkanının yüksek olduğunu düşünüyorum. Arkane bize sağlam bir AAA roguelike oyunu yapılabileceğini gösterdi. Roguelike mantığındaki oyunu tekrar etme sistemini de harika bir hikayeye oturtmuş. İmkanınız olduğunda kesinlikle denemenizi öneriyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.

Yazar Notları

Oyundan keyif almanız için bir kaç şey eklemek istedim.

  • Oyunu ne kadar yavaş oynayıp kurcalarsanız o kadar zevk alırsınız, çünkü kenarda saklı detaylara ulaştıkça hikayenin derinine iniyorsunuz.
  • Yanınızda kağıt ve kalem bulundurun. Ben yapmadım biraz pişmanım. Oyun ihtiyacınız olan her şeyi sağlıyor ama bir döngü olduğu için aklınız biraz karışabiliyor, not alırsanız daha kolay olabilir sizin için.
  • Oyun birbirine girmiş bir düğüm gibi başlıyor, bu sizi korkutmasın oynadıkça teker teker açıklanacak her şey.
  • Daha önce bir Arkane oyunu oynamadıysanız bir ipucu vereyim, ana görevinize ulaşmanız için en az 3-4 farklı yol vardır. En kolay gözüken en ses çıkarmanızı sağlayan yoldur. Haritaları mümkün olduğunca kurcalayın farklı yollar bulacaksınız.
  • Hikaye kısmında fazla detaya inmek istemedim çünkü bu oyunda en ufak şeyi bile kendiniz keşfetmeniz size daha çok keyif verecektir.

Steam Next Fest 2021’de Neler Var?

Steam’in yüzlerce demoya kucak açtığı, ekipleri ve oyuncuları bir araya getirdiği etkinliğinin ikincisi ”Steam Next Fest” şu an gerçekleşiyor. Etkinlik, bir hafta olmak üzere 16-22 Haziran tarihleri arasında devam edecek.

Birbirinden çeşitli, pek çok oyunun demosu oyuncularla buluşuyor, bizlere farklı farklı oyunların kapılarını aralıyor. Ne yazık ki yüzlerce demo olduğundan hepsini deneyip yer vermek mümkün değil. Ancak gözümüze çarpanlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Lake

Lake, 1986 yılında çok sakin bir kasabada posta dağıttığımız inanılmaz dinlendirici bir oyun. Harika görselliği seyrederek posta arabasına atlıyor, posta kutularına mektupları yerleştiriyor, paketleri teslim ediyoruz. Bu oyunun anahtar kelimesi kesinlikle sakinlik olurdu. Her şey bir yaprak kıpırtısı kadar sakin.

Oyundaki ana karakterimiz Meredith, bu kasabada büyümüş. Mektuplarını teslim ettiğimiz insanlarla iç ısıtan diyaloglarına şahit oluyor, oyuna yedirilen ufak hikayenin akışına kendimizi bırakıyoruz. Lake, 1 Eylül 2021‘de tamamen Türkçe dil seçeneğiyle çıkacak. Kaçırmayın derim!

Mayhem Brawler

Beat ’em up türünü ve çizgi roman benzeri tarzı birleştiren bir oyun Mayhem Brawler. Atari ruhunu, keyifli bir oynanışı, harika müzikler ve görsel stille sunuyor size. Üzerine hikaye serpiştirmeyi de ihmal etmiyor. Şehir fantezisi temalı Mayhem Brawler’da, oynanabilir karakterler kadar düşman tipleri de oldukça kendine özgü. Kurt adamlar, vampirler, sokak büyücüleri gibi düşman tipleri size oyunun bir dünyası olduğunu fazlasıyla hissettiriyor. Tüm bu düşmanlara karşı yumruk sallamak, çeşitli kombolar yapmak oldukça eğlenceli.

Sable

Sable, kesinlikle en ilginç oyun deneyimlerinden birini sunuyor. Uzun bir süredir istek listemdeki yerini koruyan Sable, ilk olarak farklı görselliği ile göze çarpıyor. Tamamen bambaşka bir evrende olduğunuz hissini çok kuvvetlendiren bir görselliğe sahip.

Demoyu denediğimde ise Sable’ın sadece göz kamaştıran görsellikten fazlası olduğunu görmek beni mutlu etti. Çok keyifli ve tatmin edici bir oynanış karşılıyor sizi. Özellikle kumların üzerinde sand cutter isimli motor benzeri aracımızla arkamızdan yükselen tozu izlemek, kumların üzerinde sörf yapmak harika hissettiriyor. Bir sand cutterı ilk defa sürmeye hak kazanan ana karakterimiz Sable da bu konuda en az bizim kadar heyecanlı. Gliding denen yetkinliğe adım atan Sable’ı uçsuz bucaksız çöller ve manzaralar bekliyor.

Road 96

Steam Next Fest’te favorilerim arasında yerini rahatlıkla alan oyunlardan biri Road 96. Her dakikasında merak duygumu tetikledi, yarım saatliğine beni oturduğum yerden alıp otostop çektiğim tehlikeli bir yolculuğa taşıdı.

1996 yazında gençler ülkeden kaçmaya, güvenli bir şekilde sınıra ulaşmaya çalışıyorlar. Polis tarafından aranan bir grup genci sırasıyla oynatıyor oyun bize. Yolculuğunuzu, yaptığınız seçimler ve söyledikleriniz şekillendiriyor. Eylemlerinize göre yolculuğunuz çok daha farklı bir yöne sapabilir, daha farklı insanlarla tanışabilirsiniz.

İlk yolculuğumda bir arabanın direksiyonundaydım, yanımda ise Alex isimli bir genç oturuyor, bana geliştirdiği oyunu gösteriyordu. Daha sonra ise kendimi iki banka soyguncusunun motorunda yolculuk ederken ve polisten kaçmalarına yardım etmeye çalışırken buldum. Birbirinden farklı noktalardaki, farklı gençler, aynı amaca doğru yolculuk etmeye çalışıyorlar, ülke sınırına.

Çoğunlukla diyaloglarla ilerleyen oyuna, ufak mini oyunlar da oturtmuşlar, tadından yenmeyecek kıvama gelmiş. Kesinlikle kaçırmayın. Çıkışını merakla bekliyorum.

Death Trash

Fallout’un izini takip eden Death Trash, piksel görselliğiyle o post-apokaliptik atmosferi çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. Aksiyon-rol yapma türünde, uzun bir hikaye anlatmaya hazırlanan bu oyunda karakterimizi yaratıyor ve yeteneklerimizi dağıtıyoruz. Daha sonrasında gözlerimizi bir sığınakta açıyoruz.

Sığınağın kapılarını açıp dışarı adımımızı attığımızda ise terk edilmişliğin ve etin kokusunu alıyorsunuz. Evet, et! Çünkü etrafa, oraya buraya saçılmış et parçaları her yerde! Hatta bir et krakeni sizden arkadaş bulmanızı bile istiyor. Et krakeni oyunda tanıştığınız ilginç karakterlerden sadece bir tanesi. İşte bu yüzden Death Trash kesinlikle oynanmaya değer.

Defend Till Sunshine

Defend Till Sunshine, aşina olduğumuz hayatta kalma mekaniklerini, kendine özgü sevimli grafik stiliyle harmanlıyor. Bir avcıyı oynadığımız bu oyunda sadece ayaklarımızın altında ezilen kar sesini duyacak kadar yalnızız. Fakat aynı zamanda etrafımızda bize eşlik eden çok fazla şey var. Peşimiz sıra gezen küçük köpeğimiz, yolculuğumuzda tanıştığımız insanlar, macera ve keşfetme hissi bizi asla yalnız bırakmıyor. Köpeğimiz zaman geçtikçe, peşimizde bizi takip ederken büyüyor. Biz de önümüze çıkan engelleri aşıyor, istersek ev inşa ediyor, eşyalar yapıyoruz. Oldukça keyifli bir oyun, istek listenize eklemeyi unutmayın!

Toem

Toem, bir ”fotoğrafçılık” oyunu olmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. Bu oyunda fotoğraf makinemizi yanımıza alıyor ve çeşitli harika fotoğraflar çekmek için büyükannemiz ile vedalaşıp yolculuğa çıkıyoruz. Yeni insanlar ve fotoğraf çekilecek yeni yerler yolculuğun bir parçası.

Oyun bir yönüyle bana çok sevdiğim Scribblenauts‘u hatırlattı. Gittiğimiz her yerden çektiğimiz fotoğraflar sayesinde belli sayıda pul toplamamız gerekiyor. Bu pullar sayesinde otobüse atlayıp yeni haritanın yolunu tutuyoruz. Bu pullar için ise konuştuğumuz insanlardan ipucu alıyoruz.

Oyun siyah-beyaz ve çizgi film benzeri farklı bir görselliğe sahip. Ki bu da fotoğraf çekme işini sıradanlıktan uzaklaştırıyor.

Unpacking

Beklemediğim şekilde en uzun vakit harcadığım oyun sanırım Unpacking oldu. ”Beklenmedik” çünkü oyunda yapmamız gereken şey gerçek hayatta olsa burun kıvıra kıvıra yapacağımız yeni taşındığımız evde kutuları boşaltıp eşya yerleştirme işi. Oyunda piksel kutulardan piksellerle çizilmiş eşyaları boşaltırken hiçbir şey düşünmedim ve zamanın nasıl geçtiğini de fark etmedim.

Ama elbette oyunda eşyaları mantıklı yerlere yerleştirmemiz gerekiyor, kıyafetler dolaplara, çoraplar çekmecelere. Tost makinesi tezgahın üstüne ve süngerler alt dolaba… Gerçekten her bir detayı ile o eşyaları yerleştirmemiz gerekiyor ve bu oldukça keyifli. Tabi sadece oyunda…

Gerçekten demo bittiğinde üzüldüm, daha fazla eşya yerleştirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.

They Always Run

Evrendeki en tehlikeli insanları avlayan üç kollu bir mutant olduğumuz They Always Run’ı mutlaka denemenizi tavsiye ediyoruz. Görselliğiyle büyülemeyi başarırken aksiyonuyla da heyecanlandıran bir oyun olmuş. Üçüncü kolumuzu oynanışa öyle güzel yedirmişler ki aksiyona büyük bir çeşitlilik katmış. Animasyonların güzelliğiyle birlikte tatmin edici savaşlar ve kovalamacalar daha keyifli oldu. Platform ögelerine ve bölüm tasarımına da özen göstermişler.

Steam’deki diğer 2 boyutlu aksiyon oyunlarının demolara bakarsanız They Always Run’ın kendi farkını ortaya koyduğunu görebilirsiniz. O yavanlık veya hamlık kesinlikle yok. Karakterimizin yeni güçler kazanacağını da düşünürsek sonraki bölümlerde oyunun aksiyonu daha da tatmin edici olacağını düşünüyoruz. Tek bir counter hareketiyle 3 düşmanı aynı anda öldürdüğümüz yeteneklerimiz bile var.

The Riftbreaker

Eskiden oynadığımız bağımlılık yapan Tower Defense oyunlarını özlüyor musunuz? Çünkü perde arkasında çok iyi bir Tower Defense oyunu geliştiriliyor. Üs inşa edip, kaynaklarımızı taretlerle koruyacağımız The Riftbreaker, kendi türüne bir yenilik getiriyor. Tower Defense ile Aksiyon-RPG elementlerini birleştirerek harika bir karışım ortaya çıkarıyor.

3 silah sol elimizde, 3 silah da sağ elimizde olmak üzere oyunun başında tam 6 farklı silaha sahibiz. Kaynak arayışında olduğumuz için üssümüzü bırakıp haritada keşfe çıkmak zorunda kalıyoruz. Keşiflerimizde de bu 6 silah bize yardım ediyor. Çeşitli kaynak toplama ve savunma mekaniklerinin yanına, çok tatmin edici Hack & Slash mekanikleri de eklenince muazzam bir oyuna dönüşmüş The Riftbreaker.

Satisfactory ve Astroneer‘ı beğendiyseniz bu oyunu da beğeneceğinizi düşünüyorum. İstek listeme ekledim ve heyecanla çıkışını bekliyorum.

Steam Next Fest, Indie oyunların güzelliğini bizlere hatırlatan bir etkinlik. Indie oyunların rüzgarına kapılıp her birinin kendine özgü, kendi renkleri olan oyunlar olduklarını ve o renkleri bizlere bulaştırdıklarını hissetmek paha biçilemez. Bizim bu etkinlikte deneyebildiklerimiz arasından sizler için seçtiklerimiz bunlardı. Siz de beğendiğiniz oyunları bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Steam Oyun Festivali 2021’den Seçkiler

Steam Oyun Festivali, çıkacak pek çok oyunun demosunu deneyebileceğimiz, geliştiricilerle etkileşime geçmemize ortam sağlayan bir etkinlik. Bu etkinlikte 500’den fazla oyun bulunuyor. Haliyle siz de demodan demoya atlıyor, festival havasını bir güzel içinize çekiyorsunuz. Hepsini denemek mümkün olmasa da içlerinden en sevdiklerimizi ve çıkışını sabırsızlıkla beklediklerimizi bir araya getirdik.

Potion Craft

Potion Craft, sadece demosuyla bile sizi uzun süre başında tutabilecek bir potansiyele sahip. Bu oyunda, müşterilerinizin taleplerine göre iksirler hazırlayıp satıyor, bir iksir dükkanı işletiyorsunuz. Basit görünen mekanikleri, böyle bir oyunun talebini tamamen karşılıyor, üstelik fazlasıyla tatmin edici. Bitkileri ezerken, kazanımı karıştırıp ateşi harlarken ne kadar haz aldığımı anlatamam. Oyunun başında beklediğimden çok daha uzun kaldım ve güçlükle kapattım. Çıksın da tam sürümüyle oynayayım diye büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum.

Cats and the Other Lives

Cats and the Other Lives, kesinlikle favorilerim arasında kendine yer bulan Türk yapımı bir oyun. Büyükbabanın ölümünden sonra cenaze için bir araya gelen ve araları pek de iç açıcı olmayan bir aileyi anlatıyor, Cats and the Other Lives. Birbirinden farklı karakterler, havada uçuşan iğnelemeler, tartışmalar ve çekişmeler… Biz de tüm bunların ortasında bir kediyiz. Evet doğru duydunuz. Bir kedi!

Aspen isimli bu kediyle evin içerisinde oradan oraya koşuyor ve aile üyelerinin konuşmalarını dinliyor, yaşananlara, çeşitli gizemlere tanık oluyoruz. Arkasındaki bu fikre ayrı bayıldım, oyundaki diyaloglara, karakterlere, ses ve müziklere ayrı.

Despot’s Game

Bir başka bağımlılık yaratan rogue-like / dungeon crawler türünde oyun. Çıktığında kesinlikle alacağım oyunlardan biri ve uzun saatlerimi bir hortum gibi içine çekeceğinden de çok eminim. Alaycı ve eğlenceli bir dile sahip olan Despot’s Game’de minik insancıkları zindanın içine yolluyoruz. Bu insancıkları çeşitli şekillerde silahlandırıyor ve zindan boyunca hayatta kalmaya çabalıyoruz. Boks eldivenleri, büyücü cübbesi, tabanca, kılıç veya hatta yoga taytı… Herhangi bir dungeon crawlerdan kendi tarzını oturtmayı başararak ayrılan bu oyun, inanılmaz keyifli.

Minute of Islands

Detaylı çizimlere ve çok tatlı renklere sahip bu oyun, sessiz bir sahil kenarında içinize çektiğiniz derin bir nefes gibi. Karakterimiz Mo ile adanın üzerinde gezinip ne yapacağınızı bulmaya çalışırken her adımda yosun kokusu burnunuza doluyor.

Oyun yavaş ve çok rahatlatıcı bir tempoya sahip. Hikaye size üçüncü bir kişi tarafından anlatılıyor, anlatıcının sesi ve oyunun sakinliği harika bir armoni ortaya çıkartıyor. Çizimleri kadar, hikayesi ve dünyası da oldukça ilginç. Bunların birleşimi bana bir Adventure Time bölümünün içindeyim gibi hissettirdi. Kesinlikle gözden kaçırmamanız gereken bir başka oyun daha.

Narita Boy

Bu oyunla ilgili beni en çok çeken şey görsel stili. Tasarımlar, görsellik, 80leri baz alan fütüristik konsepti kendince ele alış biçimi bende büyük bir hayranlık yarattı. Üstelik oyun beklenmedik şekilde ilgi çekici bir hikaye de sunuyor size. Gerçeklikle ve yaratıcısıyla bir şekilde bağlantı kurabilen ”Narita One” isimli bir oyun konsolunun içindeyiz. En iyi mekaniklere sahip olmasa da oynanışın hikaye ve evrenle dinamik bir şekilde iç içe geçiyor olması hoş bir tat veriyor. Oyunun akılda kalıcı müziklerini de eklediğinizde de oldukça dikkat çeken bir oyun ortaya çıkıyor.

Loop Hero

Loop Hero, çok sevdiğim piksel sanatçılardan birinin çizdiği, bu yüzden de yakından takip ettiğim deck builder ve roguelite türlerinin karışımı bir oyun. Bu oyunda, dünya karanlığa gömülmüş ve sonsuz bir döngünün içerisinde. Biz ise cesur bir kahramanı oynuyor ve bu döngünün içinde kendimize bir yol çizmeye çalışıyoruz. Bu patikamız gerçekten de bir yuvarlaktan ibaret, sürekli başa döndüğümüz ve aynı yolu durmaksızın kat ettiğimiz bir döngü. Oyunda ilerledikçe kartlar düşüyor, bu kartlardaki düşmanları, yolları, yerleri karakterimizin patikasına sıralıyoruz. Dilersek zamanı durdurup kartlarımızı nasıl yerleştireceğimizi planlıyor, dilersek de döngüyü hızlandırıyoruz. Herkese hitap etmeyeceğini düşündüğüm bu oyunun bana göre oldukça keyifli bir yapısı var.

Genesis Noir

Steam Oyun Festivali’nde gözden kaçırsaydım çok üzüleceğim oyunlardan biri olan Genesis Noir, gördüğüm en stilize görselliğe ve hikaye anlatımına sahip. Oyunu açıyorsunuz ve oyunun muhteşem müziklerine ve şiirsel hikaye anlatımına kapılıp gidiyorsunuz. Suç teması inanılmaz hoş bir şekilde yer alıyor bu oyunda. Müziklerle harmanlanan kısımlar öyle keyif verici ki, kafanızı minik minik sallayarak eşlik etmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Dorfromantik

Yazımızı bu ufak ve rahatlatıcı oyunla sonlandırıyoruz. Dorfromantik, küçük küçük parçaları birbirine uyumlu bir şekilde yerleştirip görevleri yerine getirmeye çalıştığımız, basit ama kolayca içinde kaybolabileceğiniz bir oyun. Parçaları bizden istenilen şekilde yerleştirerek huzur verici bir köy inşa ediyoruz ve bu beklenenden daha fazla tatmin duygusu yaratıyor. Kesinlikle ruhunuzu doyurabilen, eğlenceli bir oyun. 

Laçin’in Köşesi Bölüm 1: Kedi Bakışlı Oyunlar

   Merhaba Geek dostlarım! Bugün sizlere “Laçin’in Köşesi” serisinin ilk bölümünü hazırladım. Kısaca bahsetmek gerekirse bazen belli bir konu üzerine bazen ise oynadığım oyunlarla ilgili, oyun dünyasıyla ilgili yorumlarımı okuyacaksınız. Yazıları okuyup beğendiğiniz sürece küçük maceramıza devam edeceğiz, o zaman ilk bölüme başlayalım, Kedi Bakışlı Oyunlar!

   Oyun dünyası her sene daha iddialı daha güçlü oyunlar duyurup bizi çok heyecanlandırıyor. Bu oyunlar üzerine tahminlerimizi, ilk izlenimlerimizi, yorumlarımızı yazıyoruz ama biraz derin araştırma yaptığımız da Steam’in derinliklerinde bize çizmeli kedi bakışı atan minik oyunları es geçebiliyoruz. Bu yazıda sizlere uzun süredir takip ettiğim ama Cyberpunk, Last of Us çılgınlıkları arasında unutup, kış indiriminde “gelin buraya sizi tatlı kediler” diyerek aldığım iki oyundan bahsedeceğim. Biri Children of Morta, diğeri ise SpongeBob SquarePants: Battle for Bikini Bottom – Rehydrated.

SüngerBob KareŞort: Battle for Bikini Bottom – Rehydrated

   Hazııııır mısınız çooocuuuklar? Sizi duyamadım?! OOOOOOO. Başlığı atarken küçüklüğümüzün(hatta bazılarımız için şuan bile) en büyük kahramanı olan Süngerbob’u ingilizce ismiyle yazmaya gönlüm el vermedi. Biz onu Süngerbob kareŞORT olarak bildik bırakalım öyle kalsın. İsimden fark edeceğiniz üzere bu yeni bir oyun değil, 2003 yılında çıkmış olan SüngerBob oyununun REHYDRATED versiyonu. Ama ben oyunu genel olarak yorumlayacağım çünkü herkesin oynamış olduğu bir oyun olmadığı için oyunun içeriklerinden de bahsetmek istiyorum.

   İlk olarak oyunun teknik kısımlarından bahsedeceğim, oyunda inanılmaz bir animasyon bolluğu var. Koşarken ayrı animasyon, düşmandan kaçarken ayrı animasyon, yürürken ve yavaş yürürken ayrı animasyon. Bu bahsettiklerim sadece yürüme animasyonları. Ve oyunda oynayabileceğimiz 4-5 çeşit karakter var ve bu bahsettiğim animasyonlar hepsi için farklı. Oyun zaten bilgisayar yoracak bir grafiğe sahip değil ama temiz rehydratelendiği(hehe) için herhangi bir bug veya fps düşüşü yaşamadım. Özet olarak bahsetmek gerekirse, Cyberpunk’tan çok daha iyi bir optimizasyona sahip.

Oyunun Hikayesi ve Türü

   Yeşil küçük dostumuz Plankton yengeç burger tarifini çalabilmek için şeytani bir robot ordusu kuruyor ama yanlış tuşa basmasıyla robotlar Plankton’un emrinden çıkıyor ve Bikini Kasabasını ele geçirmeye kalkışıyorlar. İşte burada süper kahramanımız SüngerBob, Bikini Kasabasını robotlardan kurtarmak için devreye giriyor. 3D platform olan oyunumuzda SüngerBob’un evinde başlayıp maceraya atılıyoruz. Oyunda ilerlememiz için bize verilen belli görevleri yapıp, altın spatulaları toplayarak yeni bölümleri açıyoruz. Çoğu 3D platform oyununda da olduğu gibi bölümlerin etrafına yayılmış toplamamız gereken şeyler var bunlar:

  • Parlak Nesneler(Oyunda da Shiny Objects diye geçiyor. İsim bulmaya üşenmişler sanırım. Bunlardan belli miktarda toplayıp altın spatula ile takas ediyoruz.)
  • Altın Spatulalar(Oyunda diğer bölümlere ilerleyebilmemiz için belli sayıda altın spatula topluyoruz. Görev tamamlandığında ve belli zorlu platformları tamamladığımızda altın spatula kazanıyoruz.)
  • Patrick’in Çorapları(Belli sayıda Patrick’in çoraplarını toplayarak altın spatula karşılığında Patrick ile takas yapıyoruz.)
  • SüngerBob’un İç Çamaşırları(Oyunda canımızı temsil eden çamaşırlar. 3 Çamaşır ile başlıyoruz. Haritaların belli kısımlarına yayılmış çamaşırları toplayıp canımızı arttırabiliyoruz.)

   Oyunda bölümlerin belli kısımlarına başka karakterlerin özellikleriyle ulaşabiliyoruz, tam koleksiyon ile oyunu bitirmek isterseniz yeni bir yetenek öğrendiğinizde önceki bölümlere dönüp tamamlayabiliyorsunuz.

Peki Bu Oyundan Neden Bahsettim?

   Son zamanlarda çok aksiyon dolu oyunlar oynuyoruz. Sakın yanlış anlaşılmasın gayet memnunum bu oyunlardan ama arada insan hikayeyi umursamayıp kafasını dağıtmalık, kendisini güldürecek oyunlar arıyor. Eğer siz de öyle hissediyorsanız bu tam ihtiyacınız olan oyun. Küçükken hafta sonu uyanır, battaniyemi alır cnbc-e’nin karşısına geçip SüngerBob’un başlamasını heyecanla beklerdim. İşte bu oyun beni o günlere götürdü. Dışardan bakınca kenarda duran klasik bir 3D Platform oyunu gibi gözükse de oyun gerçekten çok detaylı ve oynarken insanın içini ısıtıyor.

   Öncelikle çok eğlendiren diyaloglara sahip. Oyunda da çizgi filmin orijinalliğini bozmayan muhteşem espriler var. Araya serpiştirilmiş çok da zor olmayan ama eğlendiren boss fightlar var. Etrafta gezen NPC vatandaş balıklarımız bile var. Oyunumuz 135 TL, kenarda kalmış gibi gözüken bir oyun için fazla bir miktar gibi gözükse de oyunumuza benzeyen diğer sağlam platform oyunlarından(Crash Bandicoot™ N. Sane Trilogy 164 TL, Spyro™ Reignited Trilogy 164 TL) biraz daha ucuz bir fiyat. Ben kış indirimlerinde 89.10 TL fiyatıyla aldım. Eğer gerçekten platform türünü seviyorsanız ve gerçekten SüngerBob hayranıysanız şunu söyleyebilirim 135 TL bile iyi bir fiyat, ama sadece SüngerBob fanıysanız ve platform oyunlarından pek keyif almıyorsanız daha sağlam indirimleri beklemenizi tavsiye ederim.

Children of Morta

   Yayınlarımızda da bahsetmiştim Diablo 3 sevdamdan. Bazı seneler 2 hafta bazı seneler 2 ay ana oyunum olur Diablo 3.  Arkaya ruh halime göre müzik açıp saatlerce farmlarım. Aralık 2020’de de bu dürtü geldi ve dedim ki hazır kış indirimleri de var, bu sefer Diablo 3 ile vakit harcamak yerine o tarz(hack&slash) oyunlar araştırıp aynı yemeğin farklı soslusunu deneyeceğim! Açtım Steam’den İstek Listemi, seçenekleri değerlendirdim. İlk çıktığı zaman menüme eklediğim Children of Morta vardı. Hem de  yayımcısı çok sevdiğimiz Frostpunk’ın geliştirici ve yapımcısı olan 11 bit studious40 TL’ye çıkış yapmıştı, indirim ile beraber 20 TL olmuş, baktım içeriğine, izometrik kamera, farklı sınıflar, hack&slash, çizimler ve renkler muhteşem, e dedim 20 TL olmuş uzun süredir istek listemde gözüme de takılıyor alalım bakalım neymiş bu Morta’nın Çocukları!?

İnanılmaz Bir Hikaye Anlatışı

   Oyunumuz yaşlı bir nineyle açılış yapıyor, kendisini Morta sandım ama değilmiş. Morta dağımızın ismi, karakterlerimiz ise bu dağda yaşayan Bergson Ailesi. Hikayemiz bozulmanın(Corruption) dağa yayılıp dağı ele geçirmesi ile başlıyor. Bergson ailesi ise Morta Dağının sakinleri olarak ninelerinin rehberliğiyle bozulmayı durdurup dağı kurtarmak için maceraya atılıyorlar. Buraya kadar güzel, klasik fantastik bir hikaye, peki bu oyun hakkında yazmamın sebebi ne? Hikayeyi arkada anlatan o muhteşem ses.

Seslendirme o kadar güzel ki kendinizi orta dünya zamanında ateşin etrafına oturmuş, bilge birinden bir efsaneyi dinliyor gibi hissediyorsunuz. En güzel kısmı bu hikaye anlatımı sizinle eş zamanlı ilerliyor, tam anlamıyla olmasa da Bastion  ve The Stanley Parable tarzında dersem tahminimce aklınızda bir fikir oluşur. İlerlediğimiz kısımlarda başarısız olsak bile arkada işleyen bir hikaye oluyor ve havalı seslendirmenimiz hikayesini anlatmaya devam ediyor. Oyunda ki sınıf(class) ise hikayeye çok güzel yedirilmiş. Oyunu oynadıkça(ilerledikçe değil oynadıkça!) Bergson aile üyeleri kendi yeteneklerini keşfediyor. Spoiler olmasın diye uydurduğum bir örnek vereceğim, mesela ormandan iki tane bıçak buluyor bir karakter ve rogue oluyor, böylece hikayemize rogue sınıf eklenmiş oluyor.

Oynanış

Oyun Hack&Slash ve Roguelike’ın birbirine yedirilmesiyle yapılmış. Özellikle hikaye, yetenekler, düşmanlar ve izometrik oynanış açısı Diablo’dan, eşyalar ve haritalarda bulduğumuz bize yardım eden özellikler ise Dead Cells‘ten alınmış diyebiliriz.  Haritaları her oynayışımızda ise farklı yan görevlerle karşılaşabiliyoruz ve bu yan görevler için bile arkadaki havalı ses hikayeyi anlatıyor. Yaptığımız yan görevler ile Bergson ailesinin yaşadığı malikâneye görsel yenilikler katabiliyoruz. Örneğin bir yan görevde canavarlar tarafından etrafı sarılmış yaralı bir köpek buluyoruz, canavarları yendikten sonra köpeği malikânemize götürüyoruz, ilk başta yaralı olarak bir yatakta gözüküyor. Oyun bize yeni bir yan görev veriyor, köpeği iyileştirmek için 3 tane mantar bulmamız lazım, bunları bulduktan sonra tatlı ninemiz bize ilacı yapıyor köpeği iyileştiriyoruz ve görev aralarında köpeği malikânemizde koşuştururken görebiliyoruz.

En sevdiğim yanı ise yan görevleri yaparken ana hikayeden kopmamıza gerek kalmıyor, ana hikayemize devam ederken yan görevleri tamamlayabiliyoruz. Oyunumuzun hayvan severler için Paws and Claws isimli bir ek paketi var. Bu ek paketin geliri “Humane Society International” isimli hayvanları koruyup, onlarla ilgilenen bir derneğe gidiyor. Bu ek pakette ise malikâneye hayvan barınağı sistemi, evi ziyaret eden yeni hayvanlar, hayvanları besleme ve 100’den fazla yeni animasyon ekleniyor. Fiyatı sadece 10 TL.

İlk Bölümümüzün Sonu

   SüngerBob’a fiyatı dolayısıyla biraz zaman vermeniz gerekse de, Children of Morta’yı kesinlikle hemen almanızı öneririm. Ödülü fazlasıyla hak eden bir oyun. Ve geliştiricilerinden oyuna katkıda bulunan 6 bedava güncelleme aldı. Sizin de kedi bakışlı oyunlarınız varsa yorumlara yazın veya twitter’dan bana ulaşabilirsiniz! Okuduğunuz için çok teşekkürler, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

09.01.2021 tarihinde çok sevdiğim Volkan Amcamı kaybettim. Emekli olduğunda oyun dünyasına atılmak istediğini ve yardım etmemi söylemişti.

Emekli olduğu günün sonrası vefat etti. Mekanın cennet olsun. Seni çok seviyorum canım amcam.

 

Florence: Hayatımızın İçinden Bir Oyun

Günlerimiz ardı ardını kovalarken, gündelik hayatımızın ritmine kendimizi kaptırmışken, ansızın duyduğumuz notalar bizi etkisine alabilir, büyüleyebilir ve hayatı durdurabilir. Bu bir ses olabilir, bir koku, bir görüntü ve hatta Florence Yeoh’u da etkisi altına alan bir müzik bile olabilir. Hayatımızın değişeceğini bilmeden takip ettiğimiz bu notalar bizleri bambaşka hikayelere götürebilir. Bu yazımızda, size 25 yaşında, içimizden biri olan bu genç kızın hikayesine götüreceğiz. Kahvenizi alın ve bu mini oyunu oynarken, size eşlik eden notaların tadını çıkarın. 

Spoilersız Bakış 

Minimal görsellik, hoş müzikler ve uygun bir fiyatla karşıma çıkan Florence, tam olarak 40 dakikada başarımlarıyla birlikte tamamladığım bir oyun oldu. BAFTA 2019 ödüllerinde, en iyi mobil oyun statüsüne layık görünen bu minik sevimli indie oyunumuz, başarısının üstüne Windows ve Nintendo Switchte de yerini almış.

Ah O Müzisyen

Florence Yeoh, 25 yaşında, tek başına yaşayan ve hayatını belirli bir çizgiye oturmuş şirin bir muhasebeci kızımız, sıradan ama güzel diyebileceğimiz bir hayat yaşıyor. Bir gün, bir sokak müzisyenine aşık olmasıyla hayatı tamamen değişiyor ve biz bu sevimli ve zaman zaman hüzünlü hikayesini izliyoruz/oynuyoruz. ‘Bir erkekle hayatı mı değişirmiş hadi ordan’ dediğinizi duyar gibiyim, bu sebepten ben anlatmaya devam edeyim. Tanıştığımız her insanın hayatımıza, seçimlerimize ve kişisel gelişimimize olumlu ya da olumsuz etkileri olduğunu biliyoruz. İşte bu oyunda da, Florence’ın önce nasıldı, şuan nasıl sorularına cevap bulabileceğimiz hayatı bizim için keyifli bir hal alıyor. Hatıra, hayal, ilham, rutin gibi kelimeleri bize çok başarılı olarak yansıtan bu oyuna kısa film gözüyle yaklaştım ve çok da keyif aldım. 

Basit çizimlerinin arkasındaki güçlü anlatım, size eşlik eden muazzam müziklerle birleşince, kendi hayatınıza belki de sadece yarım saat ara verdirtip karamsarlığınızı, yorgunluğunuzu alıyor. Oyunda harika detaylar var, gördüğünüz an ‘aaa ne güzel düşünmüşler’ tepkisini vermekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. İndirim zamanı 5 tlnin altına düşen hem de türkçe desteği olan bu tatlı oyunu mutlaka alıp oynamınızı tavsiye ediyorum, özellikle çizgi roman ve manga seviyorsanız gözlerinizden kalpler çıkarak oynayacağınızı garanti bile ederim.  Unutmayın, hayatın ta kendisini oynuyorsunuz, bazılarınız için tahmin edilebilir olan bu son, bir başkası için büyüleyici olabilir.

Hangimiz Aşık Olmadık Deliler Gibi (Spoiler Uyarısı)

Her sabah alarmı erteleyerek uyanan Florence, küçüklüğünden beri ressam olmak isteyen, ama hayatın onu muhasebeciliğe sürüklediği tatlı mı tatlı bir kız. Bir gün, bir müzisyene aşık oluyor ve hayatını yeniden kurmaya, hayallerini düşünmeye başlıyor. Bize aşkı farklı oynanışlarla gösteren ve benim sevdiğim sahnelerin birkaçını aşağıya bırakıyorum. 

Bizi etkileyen biriyle ilk başta konuşmak çok zordur, anlaması ve tanıyabilmesi için kelimelerimizi dikkatle ve özenle seçeriz. Zamanla konuşmalarımız rahatlar, kelimelerimiz kendiliğinden ağzımızdan çıkamaya başlar, kendinizi açıklamaya gerek yoktur, o zaten sizi anlar. Oyun bu hissi o kadar güzel hissettirmiş ki, puzzleların git gide kolaylaşması benim en beğendiğim detaylardan biri oldu.

Keskin sözler her zaman tehlikelidir, bunu da çok net hissedebiliyoruz, ve unutmamak gerekiyor, konu aşk olunca tartışmalarda kazanan kaybediyor.

Tabi sevgi bu, bir şekilde küçük tartışmaların üstesinden geliniyor.

İlişkiler fedakarlık da gerektiyor, bazen çok sevdiğimiz evimizden, eşyalarımızdan vazgeçip, yeni birine yer açabiliyoruz.

En zoruysa, sevdiğimiz o kişiye veda edip yolumuza devam etmek oluyor bazen,  ve oyunda onu da yapıyoruz…

Yolumuza devam etmek önemli  bir kalıp, çünkü gerçekten ediyoruz, Krish’in de bize vermiş olduğu ilhamı, kendi hayalimiz ile birleştiriyoruz, ve çizmeye tekrardan başlıyoruz.

Veee ressam oluyoruz, işimizden ayrılıp sergi açıyoruz, çok başarılı olup dolu para kazanıyoruz. Çünkü hayat, her şekilde devam ediyor.

Peki siz oyunu beğendiniz mi? Oynanış, görsellik, hikaye ve müzikler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bizimle paylaşmayı unutmayın!

enucuzoyun.com nedir?

enucuzoyun.com,  ülkenin ekonomik durumunu göz önüne alarak oyuncuların aradıkları oyunları; en uygun fiyatla ulaşabilmeleri için çabalayan küçük bir ekip. Sadece resmi satıcılarla anlaşıp fiyatları sitelerinde yayınlayan bir platform.

Oyunların fiyatlarını farklı platformlardan karşılaştırıp en uygununu seçiyorsunuz. Daha sonrasında ise sizi en ucuz fiyattan satılan yere yönlendiriyor. Bakalım enucuzoyun.com neymiş?

Fiyatları Karşılaştır

Crysis 3 almak istiyoruz diyelim. Dilerseniz resmi mağaza fiyatlarını karşılaştırarak en ucuz yerden satın alabiliyoruz. Sadece güvenilir resmi satıcılarda yazan fiyatları görebiliyorsunuz. Zamanla daha çok resmi mağazayla anlaşıp seçenekleri arttıracaklar.

İndirimde kaç liraya düşüyor

İndirim zamanlarında kaç liraya düştüğüne bakabilir, yüksek indirimler almadıysa indirim beklemeden hemen satın alabilirsiniz. Eğer yüksek indirimler aldıysa da indirim bekleme kararı alıp fiyatı düşünce bildir‘e tıklayabilirsiniz.

Sadece fiyat karşılaştırma değil

Mesela Cyberpunk 2077’nin fiyatlarına bakarken aşağıya kaydırıp ekstra içeriklere göz atabiliyoruz. Fiyatların hemen altında Cyberpunk 2077 performans arttırma yöntemleri gibi yararlı yazılara da göz atabilirsiniz.

enucuzoyun.com ile iş birliğimiz sonucu sizlere de güzel sürprizlerimiz olacak. Takipte kalın!

 

2020 Steam Sonbahar İndirim Tavsiyeleri

Steam Sonbahar İndirimleri 25 Kasım  saat 21:00 itibariyle başladı. İndirimleri inceledim ve bu indirim döneminde alınabilecek toplamda 35 adet oyun tavsiyemi sizler için listeledim. Listeme geçmeden önce, 22 Aralık 2020 tarihinde gerçekleşecek olan Steam Kış İndirimleri‘ni hatırlatarak bütçenizin tamamını harcamamanızı tavsiye ediyorum. Ayrıca, bazı oyunlar için 26 Kasım akşamı 19:00’da başlayacak olan Epic Games Store indirimlerini beklemeniz de yararlı olabilir. Mevcut indirim oranlarına ilk kez sahip olmuş olan oyunları yıldız (*) ile işaretledim (ücretsiz dağıtımlar dahil değildir). Artık listemize geçebiliriz!

Death Stranding* (199,50₺)

Alışılmadık tarzıyla dikkat çeken, Hideo Kojima imzalı aksiyon oyunu Death Stranding, birçok oyuncu tarafından fiyatları takip edilen bir oyun. %50 indirimle 199,50 TL‘lik fiyatı, oyunun bugüne kadar gördüğü en düşük fiyat. Steam Kış İndirimleri‘nde daha büyük bir indirim görmesini beklemediğim Death Stranding‘i oynamak isteyenler bu indirim döneminde değerlendirebilirler.

Borderlands 3* (101,97₺)

Kendine has mizahı ve tarzıyla geniş kitlelere ulaşmış, başarılı aksiyon serisinin son oyunu Borderlands 3, %67 oranında indirim alarak 101,97 TL’lik bir fiyata sahip oldu. Looter-shooter türündeki aksiyon-fps oyunu, rol yapma öğeleri de içermekte.

Resident Evil 2 (71,60₺)

Capcom‘un efsane hayatta kalma-korku oyunu serisi Resident Evil‘ın 1998 yapımı ikinci oyununun remake versiyonu olan Resident Evil 2, serinin hayranları tarafından çok sevildi ve oldukça olumlu eleştiriler aldı. Cadılar Bayramı İndirimleri‘ndeki ile aynı oranda bir indirim (%60) alan Resident Evil 2‘yi en azından istek listenize almanızı mutlaka tavsiye ediyorum.

Doom Eternal* (65,67₺)

2016 yılında çıkan Doom oyununun devamı olan Doom Eternal için 2020 yılının en iyi aksiyon-fps oyunu desek abartmış olmayız. Yayıncılığını Bethesda Softworks‘ün yaptığı Doom Eternal, %67 indirimle 65,67 TL‘lik bir fiyata sahip. Oyunu bir an önce deneyimlemek isteyen oyuncular için oldukça güzel bir indirim olsa da acelesi olmayan oyuncular Bethesda oyunlarının Xbox Game Pass for PC‘ye gelmesini bekleyebilirler.

F1 2020* (46₺)

Geliştiriciliğini ve yayıncılığını Codemasters‘ın yaptığı F1 2020, sporun takipçileri tarafından oldukça olumlu yorumlar aldı. Bu indirim döneminde %50‘lik bir oranla en yüksek indirimini görmüş olan F1 2020 sevenleri tarafından değerlendirilebilecek bir oyun.

Satisfactory (40₺)

Coffee Stain Studios tarafından geliştirilen ve yayınlanan Satisfactory, simülasyon-sandbox türünün en başarılı örneklerinden. 8 Haziran 2020 tarihinde çıkmış olan oyunu ‘‘3 boyutlu Factorio” olarak özetlesek yanlış bir tanımlama yapmış olmayız. Eğer şehir kurma oyunlarından ve sistem inşa etmekten keyif alıyorsanız, arkadaşlarınızla kafa yorarak yaşayan ve çalışan bir fabrika yaratabilirsiniz! Steam’de %96 oranında pozitif incelemeye sahip olan Satisfactory‘e mutlaka göz atmalısınız.

Hades (32₺)

Sırada yılın en iddialı ve kaliteli oyunlarından biri olan Hades var. Bastion ve Transistor gibi adından söz ettirmiş bağımsız yapımlarda imzası olan Supergiant Games, Hades ile aksiyon-roguelite türüne yeni bir boyut kazandırdı. Estetik görselleri, akıcı oynanışı, Yunan Mitolojisi’ni, rol yapma öğelerini ve rogue-lite mekaniklerini tek bir potada eriten Hades, The Games Awards tarafından başta Game Of The Year olmak üzere 7 dalda ödüle aday gösterildi. %20 indirimle 32TL‘lik fiyatı bu oyun için kesinlikle ucuz kalıyor. Türe yabancıysanız bile bu oyunu deneyimlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Hades için yayınladığımız inceleme yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Divinity: Original Sin II – Definitive Edition (30₺)

Rpg oyuncusu olup da Divinity serisini duymayan yoktur. Baldur’s Gate‘in yapımcısı Larian Studios‘un seriye yaptığı son oyun olan Divinity: Original Sin II, rpg oyuncuları tarafından oldukça başarılı bulundu. Öyle ki Steam’de %96 oranında pozitif incelemeye sahip. %60 indirimle 30 TL‘lik fiyatı, değerlendirmek isteyenler için oldukça makul bir fiyat.

Green Hell (30₺)

Green Hell Amazon yağmur ormanlarında geçen, ufak bir hikayeye sahip, gerçekçi bir hayatta kalma oyunu. %25 indirimle 30 TL‘lik fiyata sahip. Çok büyük bir indirime sahip olmasa bile, hayatta kalma oyunlarını seven oyuncuların göz atmalarını tavsiye ettiğim bir oyun.

Wolfenstein II: The New Colossus* (26,80₺)

Wolfenstein serisi aksiyon-fps türünün en eski ve köklü serilerinden biri. Kendine bir kitle oluşturmayı başarmış serinin bu oyununda BJ Blazkowicz‘in maceraları kaldığı yerden devam ediyor. Aksiyon-fps türü, bilim kurgu öğeleri ile harmanlanmış tarihsel kurgu ve bol bol Nazi öldürme fikri sizi cezbediyorsa ve bu oyunu hala oynamadıysanız, çok şey kaçırmışsınız demektir. Fakat hiçbir şey için geç değil, çünkü Wolfenstein II: The New Colossus, %80 indirimle sadece 26,80 TL. Bundan bir önceki oyun olan Wolfenstein: The New Order ve onun genişleme paketi olan Wolfenstein: The Old Blood‘u içeren Wolfenstein: The Two Pack‘e de sadece 20,10 TL‘ye sahip olabilirsiniz.

The Evil Within 2* (26,80₺)

Bethesda tarafından yapılan, Shinji Mikami imzalı Evil Within serisinin ikinci ve son oyunu olan Evil Within 2, oldukça kaliteli bir aksiyon-psikolojik gerilim oyunu. Hayatta kalma dürtüsünü oyuncuya yoğun bir biçimde hissettiren ve kuvvetli atmosferiyle oyuncuyu içine çekmeyi kolayca başaran The Evil Within 2 sonunda güzel bir indirim aldı ve bu indirim döneminin en önemli oyunlarından biri oldu. %80’lik indirimle 26,80 TL‘lik fiyatını değerlendirmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Ori and the Will of the Wisps* (25₺)

Moon Studios tarafından geliştirilen Ori and the Will of the Wisps, adından çok söz ettirmiş bir sanat eseri. Muazzam görselleri ve müzikleri, sıcak bir hikaye anlatımı ve keyifli oynanışla birleştiren bu macera-platform türündeki oyuna %50 oranında bir indirimle 25 TL‘ye sahip olabilirsiniz. Bir önceki oyun olan Ori and the Blind Forest: Definitive Edition da 7,81 TL‘ye düşmüş durumda. Her iki oyunun da Xbox Game Pass for PC kütüphanesinde mevcut olduklarının altını çizeyim.

Blacksad: Under the Skin (24,40₺)

Oyunumuz İspanyol bir çizgi roman serisi olan Blacksad‘in uyarlaması. 1950ler New York’unda bir dedektif olan John Blacksad karakterini canlandırıyoruz ve çözmemiz gereken bir vaka var. Oyunda yaptığımız diyalog seçimleri gidişata etki ediyor. Müzikleri ise harika. Film noir tarzı yapımları seviyorsanız bu oyuna göz atmalısınız.

Dishonored 2* (22,99₺)

Bethesda‘nın birçok ödüle sahip, aksiyon-gizlilik türündeki oyunu Dishonored 2 de bu indirimin önemli oyunlarından oldu. Gizlilik denince akla ilk gelen oyunlardan biri olan Dishonored 2‘de karakterimizi birincil kişi bakış açısıyla oynuyoruz. Gizlilik hissini çok başarılı bir şekilde vermesi ve kaliteli mekanikleri bir yana, oyunumuz şehir mimarisi ve tasarımı konusunda oyun dünyasındaki en başarılı örneklerden. %80’lik indirimle 22,99 TL‘den satılan Dishonored 2 bu fiyata oynayabileceğiniz en iyi oyunlardan biri. Oyunun yer aldığı Arkane 20th Anniversary Bundle‘ı da ayrıca tavsiye ediyorum.

Dying Light (20,39₺)

Resmi Türkçe dil desteğine sahip Dying Light, hayatta kalma-korku türünün güzel örneklerinden. Zombi temalı klasik gerilim oyunlarına ek olarak iyi tasarlanmış parkurlara ve akıcı mekaniklere sahip olan Dying Light, uzun saatler boyunca oynayabileceğiniz bir oyun. %66 indirimle 20,39 TL‘ye sahip olabilirsiniz.

Slay The Spire (20₺)

Oyunumuz deck building elementleri ile rogue-like mekaniklerini harmanlayan, türünün öncü oyunlarından. Başından kalkmadan saatler boyunca oynanabilecek, tekrar tekrar oynamaktan sıkılmayacağınız Slay The Spire‘a kart oyunlarını sevmeseniz bile bir şans vermenizi öneriyorum. %50’lik indirimle 20 TL‘lik fiyatı, oyun süresini göz önünde bulundurduğunuzda oldukça ucuz bir fiyat. Oyunun Game Pass for PC‘de mevcut olduğunu da ayrıca belirteyim.

Oxygen Not Included* (19,50₺)

Mikro yönetim oyunları arasında ilk akla gelen oyunlardan biri olan Oxygen Not Included‘ın herkese göre olmadığını belirtmekte fayda var. Klei Entertainment tarafından geliştirildi. Üs kurma temalı ve kaynak yönetimi içerikli oyunları seven oyuncular bu oyuna saatlerini cömertçe vereceklerdir.  %50 oranında bir indirim alan oyunun fiyatı 19,50 TL.

Frostpunk (17 TL)

Frostpunk‘ı tek cümlede özetlemem gerekse, şehir yönetme ve hayatta kalma oyunlarına yepyeni bir bakış derdim. Harika bir atmosfer eşliğinde, toplumsal olarak alınması gereken kararlar oyuncuyu ciddi derecede ikilemlerde bırakıyorlar. Strateji oyunlarını, şehir ve toplum inşa etmeyi seviyorsanız Frostpunk alabileceğiniz en iyi oyunlardan biri. %66’lık indirimiyle 17 TL, türü sevenlerin gözleri kapalı şekilde verebilecekleri bir ücret. Oyunun resmi Türkçe dil desteği olduğunu da ekleyeyim.

CHANGE: A Homeless Survival Experience (16,25₺)

İsminden de anlaşılacağı üzere, bu oyunda sokakta yaşayan bir insanı oynuyoruz ve hayatta kalmaya, iş bulmaya ve bir ev almaya çalışıyoruz. Fakat bu oyun basit bir homeless survival simülatöründen çok daha fazlası. Sokakta yaşayan insanların hayatlarını ve neler yaşadıklarını, klavye başındaki oyuncuya beklenmeyecek kadar başarılı bir şekilde hissettiriyor. Anlatmaya çalıştığı hikayeyi çok iyi bir şekilde anlatan ve yapılan seçimlerde oyuncuya empati kurduran bu oyun, sosyal farkındalık yaratmayı başarıyor. %15 çok büyük bir indirim oranı olmasa da 16,25 TL‘lik fiyat ilgilenen oyuncular için değerlendirilebilir bir fiyat.

Katana Zero* (15₺)

Devolver Digital tarafından yayınlanan Katana Zero son zamanların en iyi indie oyunlarından biri. Soru işaretleri oluşturarak ilerleyen hikayesiyle, hızlı ve akıcı oynanışıyla, müzikleriyle, piksel grafikleriyle Katana Zero oynayabileceğiniz en iyi aksiyon-platform oyunlarından biri. Oyun süresinin kısa (4-5 saat) olduğunu belirtmekte fayda var. Ayrıca bu oyun da Game Pass for PC kütüphanesinde yer almakta.

Vanquish (15₺)

Yayıncılığını SEGA‘nın yaptığı Vanquish hızlı ve akıcı oynanışa sahip, bilim kurgu temalı bir aksiyon-tps oyunu. Hikaye ve diyalog yönü zayıf olsa da, oynanışı oyuncuyu içine çekmekte çok başarılı. %75 indirimle 15 TL fiyatına sahip olan Vanquish bu ücreti hak eden bir oyun. İlgilenenler Vanquish + Bayonetta Bundle‘ı da değerlendirebilirler.

Metal Gear Solid V: The Phantom Pain (13,75₺)

Hideo Kojima‘nın yarattığı efsane Metal Gear serisinin beşinci ana oyunu olan Metal Gear Solid V: The Phantom Pain, %75’lik indirimle 13,75 TL‘ye sahip olabileceğiniz, kaliteli bir aksiyon oyunu. Açık dünyaya sahip olsa da bunun kapsamlı ve geniş olduğunu söylemek zor. 3,10 TL‘lik fiyatıyla Metal Gear V: Ground Zeroes oyununu da ayrıca öneriyorum.

Hollow Knight (12₺)

Souls-like öğelere sahip iki boyutlu bir metroidvania-platform oyunu olan Hollow Knight, Dark Souls I‘den oldukça etkilenmiş bir oyun.  Güzel bir atmosfere sahip olan oyunun en güçlü tarafları ise iyi tasarlanmış mekanları, platformları ve boss savaşı mekanikleri. %50 indirim ile 12 TL‘ye alınabilecek en iyi oyunlardan biri.

Salt and Sanctuary (6,75₺)

Souls-like türünün çok başarılı bir örneği olan bu oyun karanlık atmosferi ile ön plana çıkıyor. Ucuz ve iki boyutlu Dark Souls fikri ilgi çekici geliyorsa bu oyuna bir şans vermenizi öneririm. Salt and Sanctuary, %75 indirimle 6,75 TL.

Transistor (4,80₺)

Supergiant Games‘in bilim kurgu temalı bağımsız aksiyon oyunu Transistor özgün bir hikayeye; muhteşem müziklere, görsellere ve atmosfere sahip. Sanat yönetimi ve seslendirme konularında neredeyse kusursuz. Tüm bunların yanına keyifli bir oynanışı da ekleyince, bu oyunu alıp oynamamak için hiçbir sebep kalmıyor. %75 oranında bir indirimle 4,80 TL‘lik bir fiyata sahip. Aynı yapımcıya ait Bastion da 3,75 TL‘lik bir fiyata satılıyor ki o da ayrıca tavsiyedir.

Finding Paradise (4,50₺)

Freebird Games imzalı, To the Moon‘un devamı niteliğinde olan Finding Paradise için çok da fazla tanımlama yapmaya gerek yok. To the Moon‘u sevdiyseniz bunu da muhtemelen beğeneceksiniz. Finding Paradise, To the Moon‘a kıyasla daha fazla oyun mekaniğine sahip. Bu sıcak ve etkileyici hikayeyi, To the Moon‘u oynamış herkese öneriyorum. Finding Paradise, %75 indirimle 4,50TL.

Koleksiyon Paketleri

Bioshock: The Collection (19,80₺)

2K Games imzalı Bioshock serisi güçlü hikaye ve felsefi altyapıya sahip, aksiyon-fps türünde, köklü bir seri. Rapture isimli bir su altı şehrini ve buradaki olayları merkezine alan bu benzersiz evreni kesinlikle denemelisiniz. %80 indirimle 19,80 TL‘lik fiyat serinin üç oyununu da kapsıyor ve size bu evreni deneyimlemeniz için çok makul bir fırsat sunuyor.

Trine: Ultimate Collection (16,80₺)

Bulmaca, aksiyon ve platform kelimeleri tercih alanınıza giriyorlarsa bu seriyi beğenmemeniz pek olası değil. Karşınıza çıkan engelleri bir hırsız, bir büyücü ve bir şövalyeyi yöneterek aştığınız; birlikte oynamanın da oldukça keyifli olduğu bu 4 oyun %80’lik bir indirimle toplamda 16,80 TL‘ye alınabiliyor.

Hotline Miami Collection (7,87₺)

Devolver Digital tarafından yayınlanmış Hotline Miami piksel grafiklere sahip, eşsiz bir seri. Hızlı ve keyifli oynanışı, oyuncuyu saran atmosferi,  komplike hikayesi ve oldukça başarılı hikaye anlatımı, temasına harika bir biçimde uyan müzikleri… Kısacası, bu oyun yapmaya çalıştığı her şeyi çok iyi yapıyor. Başta outrun, futuresynth ve synthwave temalarını sevenler olmak üzere bu oyunu tüm oyunculara öneriyorum. Oyunda şiddet öğelerinin çok yoğun olduğunu belirtmekte fayda var. Hotline Miami serisinin iki oyununa, %81’lik bir indirimle toplamda sadece 7,87 TL ödeyerek sahip olabilirsiniz.

Jedi Fallen Order, EA Play’e Geliyor

2019 yılının en çok göz önünde olan ve en iyi oyunlarından biri Star Wars: Jedi Fallen Order‘dı. Star Wars evreninin Dark Souls benzeri mekaniklerle harmanlanması kulağa harika bir deneyim gibi geliyor, izlemesi oldukça keyif veriyordu. Oyunun henüz çok fazla bütçe dostu, uygun bir fiyata düştüğü söylenemez ancak sevindiren haber geldi. Jedi Fallen Order, 10 Kasım tarihinden itibaren EA Play‘e dahil olacak. Oyunu henüz deneyimlememiş olanlar, oldukça uygun bir fiyata bu abonelikten faydalanarak oynayabilecekler.

Bunun yanında Microsoft, kısa bir süre önce EA Play kütüphanesini Game Pass‘e getirebilmek için EA ile partnerlik gerçekleştirdi. Aynı tarihten sonra EA Play, konsol oyuncuları için Xbox Game Pass’e de dahil oluyor. Bu tarih PC oyuncuları için ise Aralık ayını işaret ediyor. EA Play, konsol için 10 Kasım’da, PC için ise Aralık ayında Game Pass’e geliyor.

Star Wars: Jedi Fallen Order’ı çeşitli platformlarda EA Play’e abone olarak oynayabilirsiniz. EA Play;

PlayStation Store için aylık 25,00 TL yıllık 169,00 TL

Xbox Store için aylık 12,00 TL yıllık 65,00 TL

Steam için aylık 29,00 TL ve yıllık 169,00 TL