Ghost of Tsushima’nın İlk 10 Gününde Neler Yapıldı?

Yılın en merakla beklenen oyunlarından Ghost of Tsushima‘nın çıkışı ile birlikte hepimiz samuray temasına bürünmüş ve Tsushima Adası’nın göz alıcı manzaralarına ve tenimizi okşayan rüzgarına kapılmıştık. Peki oyuncuların ilgi odağı olduğu çıkış gününden beri, ilk 10 günde samuraylar olarak bu oyunda neler yaptık? PlayStation bu süreçteki istatistikleri şu şekilde paylaştı. En İyi Çıkış Yapan Oyun Ghost of Tsushima ilk 3 gün içerisinde 2.4 milyonu geçmeyi … Okumaya devam et Ghost of Tsushima’nın İlk 10 Gününde Neler Yapıldı?

Hideo Kojima ve Junji Ito Gerçekten Birlikte Çalışacak Mı?

Efsanevi korku mangakası Junji Ito ve oyunların saygıyla önünde eğildiğimiz ustası Hideo Kojima‘nın bir araya gelme haberi hepimizi heyecanlandımıştı. İkilinin birlikte çalıştıklarında ortaya çıkartabilecekleri hayallerimizi süsleyen o korku oyununun potansiyeli tüyler ürperticiydi. Ortada resmi bir açıklama veya Kojima Productions‘un bir korku oyunu üzerinde çalıştığına dair kesin bir açıklama olmasa da bu ikilinin bir görüşme halinde oldukları haberleri yayılmıştı. Böyle bir ihtimalin karşısında da heyecanımızı dizginlemek … Okumaya devam et Hideo Kojima ve Junji Ito Gerçekten Birlikte Çalışacak Mı?

Disco Elysium Potansiyeline Sahip Gamedec Türkçe Çıkabilir

Cyberpunk evreninde geçen izometrik bir RPG oyunu olan Gamedec ile tanışmalısınız. Oyunu yapan Anshar Stüdyo, daha önce Divinity Original Sin 2, Baldur’s Gate 3, Observer gibi oyunların clientini yapmış. Şimdilerde kendi büyük projeleri olan Gamedec ile ilgileniyorlar. Kickstarter ile gerekli fonu sağlamış ve oyunu bitirmeye odaklanmışlar. “Gelecekteki  fantastik bir dünyada, bir oyun dedektifi olarak rol yapmanın ruhunu deneyimleyin.” Birkaç Türk oyuncunun uğraşmaları sonucu da Gamedec’in … Okumaya devam et Disco Elysium Potansiyeline Sahip Gamedec Türkçe Çıkabilir

The Old Guard: Hiç Beklemediğim Kadar Eğlenceli

Haftalar önce Netflix önüme bir film fragmanı koydu. Çölde aksiyon dolu bir mücadele veren Charlize Theron görmüştüm. Aklıma da hemen Mad Max geldi. Netflix’in dünyadaki Mad Max gazını almak için böyle bir film projesi peşinde olduğu ortalama sıkıcı bir iş beklerken The Old Guard beni şaşırttı. Hiç beklemediğim kadar sürükleyici ve eğlenceli olması da bu yazıyı yazmama sebep oldu. 1200 Yıldır Ölümsüz Çizgi-roman uyarlaması olmasıyla … Okumaya devam et The Old Guard: Hiç Beklemediğim Kadar Eğlenceli

Dune Günlükleri- 2. Kısım- Dune 1984

2020 yılının en heyecanlandığım yapımlarından Dune yaklaşırken kitaplarını büyük bir açlıkla tüketmiştim. Bunun üzerine biraz gecikmeli de olsa David Lynch’in 1984 çıkışlı Dune filmine de göz atmaya karar verdim. Vardığım en keskin yargılardan biri şu oldu; izlediğim en başarılı fakat aynı zamanda da en başarısız kitap uyarlaması filmlerden biri. Yazıdaki amacım yeni filmde görmek istediğim ve görmek istemediğim şeylerin üzerinde durmak. Frank Herbert’in izinden Öncelikle … Okumaya devam et Dune Günlükleri- 2. Kısım- Dune 1984

Süper Kahraman Oyunu Yapmak Artık Daha Zor!

Yıllar geçtikçe Batman Arkham oyunlarını özlediğimi fark ettim. Eskiden neredeyse tüm oyunlarda kullanılmaya başlanan o attack/counter dövüş sistemini, bütün oyunlar terk etmiş ve en iyi yapan oyun serisi de biteli 5 yıl olmuştu. Evet, Arkham Knight çıkalı tam 5 yıl oldu. O tatmin edici dövüş sistemine en yakın zamanda ne çıktı derseniz, tabii ki de Marvel’s Spider-man derim. Elbette tam olarak aynı değiller ama biz … Okumaya devam et Süper Kahraman Oyunu Yapmak Artık Daha Zor!

Loki’nin Müjdesi: Oyunbaz Tanrı’dan Çok Kişisel Bir Hikaye

Neil Gaiman‘ın İskandinav Tanrıları‘nın üzerine Loki’nin Müjdesi‘ni okuyarak tanrıların geniş ve görkemli salonlarını bir kez daha ziyaret etmişim gibi hissettim. Fakat bu kez farklı olan bir şeyler vardı. Loki’nin Müjdesi, odağına bizzat Loki’yi kondurarak, bildiğim hikayeleri tepetaklak etmiş ve beni allak bullak eden yepyeni bir perspektif yakalamıştı. Loki’nin kazandırdığı yeni bakış açısıyla çıplaklaşan tanrılar artık kudretli değil, zayıf, bencil ve hilekar görünüyordu. Salonlarına bir kez … Okumaya devam et Loki’nin Müjdesi: Oyunbaz Tanrı’dan Çok Kişisel Bir Hikaye

Horizon Zero Dawn PC İçin Ön Siparişe Açıldı

PS4 için çıkan exclusive oyunlar sırasıyla PC mağazalarında yer edinmeye devam ediyor. Bu sırayı ise PlayStation oyuncularının göz bebeği, çok sevilen açık dünya, aksiyon, rol yapma oyunu Horizon Zero Dawn takip ediyor. Oyunun çıkış tarihi 7 Ağustos olarak açıklandı. Steam’de ön siparişe açılan Horizon Zero Dawn, 77 TL’lik fiyat etiketiyle oyuncuları şaşırtıp yüzünü güldürdü. Epic Games Store’da ise bu fiyat 79 TL olarak belirlendi. Oyun, … Okumaya devam et Horizon Zero Dawn PC İçin Ön Siparişe Açıldı

Steam 2020 Yaz İndirimlerinden Neler Alabiliriz?

Haziran’ın ortaları yazın oynayacak bir şeyi kalmayan, elindeki oyunlarından sıkılan oyuncular için bir çeşit bayram gibidir. Steam’in en büyük ve kapsamlı indirimlerinden biri olan yaz indirimleri, tıpkı yaz güneşi gibi kendini gösterir çünkü. Bu oyunlar arasından bütçemizi en az şekilde zorlayarak, neler alabiliriz, neler oynayabiliriz hep birlikte bir göz atalım. Enter the Gungeon- 12 TL Enter the Gungeon, mermilerin havada uçuştuğu ve oradan oraya koşup … Okumaya devam et Steam 2020 Yaz İndirimlerinden Neler Alabiliriz?

The Last of Us Part II: Sevgi ve Nefret

The Last of Us, karakterlerinin gelişimini nakış nakış işleyip aralarındaki bağları harika veren bir oyundu. Müzikleriyle birlikte verdiği hikayenin özel bir sosa sahip olduğuna hepimiz hemfikirizdir. Part II diye tanıtılan bu devam oyununda ise aynı sosu ne yazık ki koruyamıyor… Ana hikayeye geçmeden önce oyunun diğer boyutlarını ele alıp aradan çıkaralım, çünkü hemen hemen tüm eleştirilerimiz hikaye odaklı olacak. Oyuncuyu Evinden Koparan Bir Atmosfer Zombilerle … Okumaya devam et The Last of Us Part II: Sevgi ve Nefret

Space Force: The Office Ekibinden Uzay Macerası

The Office’i hala izlemesem de Steve Carell’ın sempatik yüzü, beni her zaman mutlu etmiştir. Netflix’in yeni dizisi Space Force’u da duyunca hemen izlemeliyim diye düşünmüştüm. Space Force, zaten ilgi çekici bir konsept iken bir de Steve Carell ve Greg Daniels’ın ellerinden görmek onu daha da ilginç yapıyordu. Bakalım, Donald Trump’ın “Space Force kurmak istiyorum” kararıyla dalga geçerken eğlenceli bir şeyler ortaya çıkarmışlar mı? Nasıl Olmuş? … Okumaya devam et Space Force: The Office Ekibinden Uzay Macerası

The Last of Us Part II İnceleme Puanları Geldi!

Heyecanla beklediğimiz The Last of Us Part II’nin ambargosu kalktı ve inceleme puanları geldi. Puanlara bakarsak insanlar RDR2 gibi ağır temposuna rağmen çok beğenmiş ve Naughty Dog’un hikayede de verdiği riskli kararları özümsemiş gibi duruyor. Bizim için hava hoş, RDR2’nin temposunu çok seviyoruz. İlerleyen günlerde bizim incelememizi de sitede bulabilirsiniz. Metascore 96 Game Informer 100 Trusted Reviews 100 VGC 100 We Got This Covered 100 … Okumaya devam et The Last of Us Part II İnceleme Puanları Geldi!

PlayStation 5 Etkinliğinde Neler Gördük?

Küçük bir ertelenme ile de olsa sonunda yolunu hasretle gözlediğimiz PlayStation 5 etkinliği gerçekleşti. Peki bu etkinlikte neler gördük, neler oynamak için avuçlarımızın kaşınmasına sebep oldu? Hep birlikte kısa bir bakış atalım. Sony, etkinliğe adeta yıldırım gibi bir iniş yaptı, gördüğümüz ilk şey Spider-Man tarafından gelerek hepimizi şaşırttı. Oyun Miles Morales’i merkezine alıyor. Fazla söze gerek var mı? Ekranda 8 bacaklı logoyu gördüğümüz anda zaten … Okumaya devam et PlayStation 5 Etkinliğinde Neler Gördük?

Dorohedoro: Çizimleri ve Evrenine Hayran Kaldığım Anime

Dorohedoro, internette karşıma çıkıp sırf garipliklerle dayanıp döşenmiş gibi duruyor olduğundan ilgimi uyandıran bir animeydi. İzlediğimde ise anime, beklediğimden daha çok garipliği ve üzerimde yarattığı izlenimden çok daha fazlasını bana verdi. Bir garip anime Orijinalinde Kyu Hayashida isimli hanımefendinin ellerinden çıkmış bir manga olan Dorohedoro, yemek yemeye bayılan kertenkele kafalı bir karakterin başından geçen olayları merkezine alıyor. Caiman isimli bu karakter kafasını kimin bu hale … Okumaya devam et Dorohedoro: Çizimleri ve Evrenine Hayran Kaldığım Anime

The Good Place: Cennete Yanlışlıkla Gönderilmek

Geçtiğimiz günlerde Upload’ı severek izledikten sonra The Good Place de benim için gündeme geri gelmişti. Upload izlerken gözüme batan hataları, The Good Place yapmamış olabilirdi. Uzun süredir ertelediğim diziyi, Pınar’ın da ısrarlarıyla sonunda izledim. Şaşırtıcı ve sürükleyici yapısıyla beni büyülemekle de kalmadı, en sevdiğim dizilerden biri oldu… The Office ve Brooklyn 99 yaratıcılarından olan Micheal Schur, durmak bilmeden güzel diziler yazmaya devam ediyor. The Good … Okumaya devam et The Good Place: Cennete Yanlışlıkla Gönderilmek

Take-Two Oyunlarında İndirim Kampanyası Başlıyor!

Red Dead Redemption 2, GTA V, NBA 2K20, The Outer Worlds gibi birbirinden güzel ve yüksek inceleme puanlarına sahip Take-Two oyunları için bir ayı aşkın süreli indirim kampanyası başlıyor. PlayStation Türkiye, 5 Haziran – 10 Temmuz 2020 tarihleri arasında seçili Take-Two PlayStation® 4 oyunları için indirim kampanyasının başladığını duyurdu. Rockstar Games’in en son oyunu olan, aldığı puanlar ve ödüllerle muhteşem bir başarı yakalayan Red Dead Redemption … Okumaya devam et Take-Two Oyunlarında İndirim Kampanyası Başlıyor!

İskandinav Mitolojisi: Neil Gaiman’ın Kaleminden

Ben, Kirke‘yi okurken Kuzey’de dünyayı saran bir yılana dair farklı bir inançtan söz etmişlerdi, ben de Neil Gaiman‘ın rehberliğinde Kuzey’e doğru bir yolculuk edip bu sefer İskandinav Miolojisi‘nin derinliklerine daldım. Gaiman ile Kuzey rüzgarları yüzümüze vurmaya devam ederken evrenin yaratılışına şahit olduk. Alemlerin babası Odin’in ortaya çıkışını ve alemlerin yaratılışını izledik. Tüm bunlar yaratıldıktan sonra gökkuşağı köprüsü Bifrost’tan kayarak tanrılara dair çeşitli hikayeler dinlemek üzere … Okumaya devam et İskandinav Mitolojisi: Neil Gaiman’ın Kaleminden

Kassandra Neden İyi Bir Karakter?

Assassins Creed’in Vallhalla’dan önceki basamağı olan Odyssey’den tanıdığımız Kassandra, şüphesiz ki oyuna dair her şeyden daha çok parıldayarak ön plana çıkıyor. Ubisoft bile oyunu Kassandra’ya göre tasarladığını belirtmekten çekinmiyor. Peki Kassandra gerçekten iyi bir karakter mi? Her şeyden önce Kassandra’nın iyi bir karakterden çok gerçekten karakteristik bir karakter olduğunu söylemek gerekir. AC: Odyssey’in katmanlarını üst üste yığdığımızda Kassandra dışındaki herkes soluk ve gri bir çizgide … Okumaya devam et Kassandra Neden İyi Bir Karakter?

The Last of Us Part II’den Ne Beklemeliyiz?

The Last of Us Part II’yi beklemekten ölsek de bir şekilde hayatta kalmaya çalıştığımız şu günlerde 23 dakikalık oynanış ve sinematik gösterdiler. Açıkçası geçen senelerde gösterdikleri oynanış videosunda çok daha iyi grafikler vardı. Oynanış da biraz daha gelişmiş duruyordu, hatta Tomb Raider yapımcıları böyle bir oynanış olamaz, hepsi script diyerek Naugty Dog’a laf atmıştı. Oynanış konusunda neredeyse o deneyimi bize verecekmiş gibi dursa da grafikler … Okumaya devam et The Last of Us Part II’den Ne Beklemeliyiz?

The Office’in Yaratıcılarından Mini Dizi: Upload

Netflix, at gözlüklerini takıp hiçbir şeye değer vermeden içerik pompaladığı bu dönemlerde Amazon ilaç gibi geldi. Yüksek prodüksiyon kalitesi ve Holywood’dan popüler oyuncuları dizilerinde oynatabilmesi ile gönlümde taht kurdu bile diyebilirim. Özellikle Fleabag ve The Boys izlerken kendimden geçtim. Farklı yapılarıyla diğer dizilerden kolayca sıyrılabiliyordu. Upload ise beni biraz şaşırttı. Prodüksiyon kalitesi hala yüksek olsa da klişe karakterleri ve genel kitleye hitap etmek için ucuz … Okumaya devam et The Office’in Yaratıcılarından Mini Dizi: Upload

2018’in En İyi Fantastik Kitabı- Ben, Kirke İncelemesi

Ben Kirke, Goodreads okurları tarafından 2018’in en iyi fantastik kitabı seçilmesiyle, geçtiğimiz zamanlarda sık sık karşıma çıkıp yüzünü gösteriyordu. Zaten memnun olacağımı, zevkle okuyacağımı biliyordum ancak elime aldığımda beklediğimden çok daha büyük bir keyifle okudum. Zeus, Odysseus, İkaros, Prometheus gibi mitolojik karakterler tarafından sık sık ziyaret edildiğiniz kitap, Kirke‘nin anlatımıyla boğazınızdan sıcak ve yumuşak, tatlı bir içecek gibi akıp gidiyor. Kudretli, gökte hare hare ışık … Okumaya devam et 2018’in En İyi Fantastik Kitabı- Ben, Kirke İncelemesi

Yeni Seriler: Solar Opposites ve The Midnight Gospel

The Midnight Gospel The Midnight Gospel, içinde Adventure Time’ın yaratıcısı Pendleton Ward’ın parmağı olmasıyla dikkatimi çeken yetişkinlere yönelik bir çizgi dizi. İlk bölümünü izlediğimde oldukça ağır ve izlemesi zorlayıcı bulduğum Midnight Gospel devam ettikçe kafamda belli bir form oluşturup zevk aldığım, düşündüğüm, içinde kaybolduğum 20 dakikalık sekanslara dönüştü. Her bölümde Clancy ile birlikte ikinci el bir evren simülatörü sayesinde çeşitli, ayrıntılarla dolu yepyeni evrenlere yolculuk … Okumaya devam et Yeni Seriler: Solar Opposites ve The Midnight Gospel

Türü Sevdiren Oyun: Ori and the Will of the Wisps

Metroidvania türünü hiç sevmiyorum. A noktasından B noktasına bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Metroidvania ise bana bol bol backtracking(gezdiğin yerleri tekrar gezmek) yaptırıyor. Gezdiğim yerlere geri dönüp tekrar tekrar dolaşıyorum. Oyunda ilerleme hissini yaşayamıyorum gibi geliyor. Üstelik gezdiğim yerleri de rahat rahat dolaşamıyorum. Özel bir engel oluyor ve o engeli şu anki yeteneklerimle geçemeyeceğimi söylüyor. Orayı aklında tut da o yeteneği kazanınca buraya geri gel. Hop … Okumaya devam et Türü Sevdiren Oyun: Ori and the Will of the Wisps

Bu Diziyi Erteleyeceğime Taş Olsaydım: Fleabag

Çok uzun zamandır bu dizi beni izle dercesine kendini önüme atıp duruyordu, sürekli bir yerlerde Fleabag ile burun buruna geliyordum. Öncelikle çok fazla binge-watch yapabilen biri sayılmadığımı belirtmek istiyorum. Bir sonraki söyleyeceğim şey ise, bu diziyi 1 günde bitirdim neredeyse. Bu bile dizi hakkında çok fazla ipucu verir nitelikte. Dizinin başından ayrıldığım en fazla birkaç saatlik kısa zamanlarda ise dizinin etrafımı çevrelediği atmosferden kolay kolay … Okumaya devam et Bu Diziyi Erteleyeceğime Taş Olsaydım: Fleabag

Gerilmekten İzleyemedim: The Invisible Man

Venom: Zehirli Öfke’nin ağzımızda bıraktığı acı tadı geçiren Upgrade’in yönetmeni Leigh Whannel, yeni filmi The Invisible Man ile geri dönüyor. H. G. Wells’in The Invisible Man adlı kitabından uyarlanan film, acaba  yaratıcı bir şekilde konusunu işleyebilmiş mi? İmdat Çığlığı The Invisible Man, beklediğimden çok daha iyi bir film olarak karşıma çıktı. İncelememize devam etmeden önce filmin konusuna ufak bir değinmemiz gerek. Filmin ilk 10 dakikasından … Okumaya devam et Gerilmekten İzleyemedim: The Invisible Man

Konular ve Ötesine: Neler oynadım, Nasıl gidiyor?

Evde kalıp kendimizi dört duvar kalelerimize kapattığımızdan beri elimde beklettiğim ve yeni aldığım pek çok oyuna göz atmak için fazlaca fırsatım oldu. Kimi zaman yarıda bıraktığım, aynı anda pek çok oyunu doyumsuzca oynamaya çalıştığım, o oyundan bu oyuna atladığım oldukça hareketli (dürüst olalım, fazlasıyla hareketsiz) bir sürece girdim. Tabi ki fazlaca boş vaktin ve bunca oyunun karışımından ortaya yeni bir şey çıktı; video oyunları hakkında … Okumaya devam et Konular ve Ötesine: Neler oynadım, Nasıl gidiyor?

10 Yıllık İntikam: God of War III İnceleme

Neden bu kadar geç oynadım? Sparta’nın Hayaleti Kratos… Adını sürekli duyduğum ama bir türlü tanışmaya fırsat bulamadığım bir karakterdi Kratos. Kratos ile tanışabilmek için yakalayabildiğim tek şans PSP oyunlarıydı. Gow: Ghost of Sparta ve Gow: Chains of Olympus oyunlarını zevkle bitirmiştim bitirmesine de… Ana oyunlarına elim bir türlü gidememişti. Playstation 2 ile God of War II’ye birazcık bakabilmiştim o kadar. Ardından yıllar geçti, Savaş Tanrısı … Okumaya devam et 10 Yıllık İntikam: God of War III İnceleme

Yeni Favori Animasyon Filmim: Onward

Dan Scanlon’un yönettiği, Chris Pratt ve Tom Holland’ın seslendirme kadrosunda harika bir kimya ortaya çıkarttığı Onward için hiç şüphesiz favorilerim arasında kendine en ön sıradan yer buldu diyebilirim. Zaten devam filmleri ve remakelerin işgaline uğrayan animasyon dünyasında son zamanlarda dişime göre bir şey bulamıyordum. Fragmanları ve görsellerini gördüğümde bende heyecan dalgaları yaratmış olan Onward, beklentilerimin üzerine büyük bir ivme ile çıkmayı başarıp beni oldukça şaşırttı. … Okumaya devam et Yeni Favori Animasyon Filmim: Onward

DUNE Filminden Ne Beklemeliyiz?

Villeneuve’ün yönetmenliğini yaptığı DUNE filminden yeni görüntüler ortaya çıktıkça ortalığı baharat ve hype kokusu sardı diyebilirim. En başta Timothee Chalamet’in üstleneceği Paul Atreides’in bir görseli ile nefesimiz kesilmişti, arkasından da bu görseli Leto Atreides, Lady Jessica Atreides, Chani, Duncan Idaho, Liet Kynes gibi önemli karakterler takip etti. Peki şu ana kadar DUNE nasıl görünüyor, bahsi geçen bu karakterler nasıl görünüyor, neler beklemeliyiz ve bu beklentilerimiz … Okumaya devam et DUNE Filminden Ne Beklemeliyiz?

Atmosferik Bir Savaş Deneyimi- Dunkirk

Uçsuz bucaksız deniz, öyle sonsuz duruyor ki sadece bakmakla bile nefesiniz kesiliyor. Kemik tozuyla kaplanmış gibi duran kumsal, denizin ayakucuna bir çarşaf gibi ilişmiş. Zamanın ve her şeyin gerçekliğinin ağırlığı etrafınızı sarmış. Dunkirk, atmosfer olarak öyle güçlü bir film ki, bir hapishaneye dönüşmüş sahilin, bu hapishanenin gardiyanı olan denizin, güneşi ardına saklayan kasvetli bulutların filmden çıkıp boğazınızı sıkmaya çalıştığını hissediyorsunuz. Sürekli gerginlik yaratıp sizi izlerken … Okumaya devam et Atmosferik Bir Savaş Deneyimi- Dunkirk

Mount & Blade II: Bannerlord Oynamalı mıyız?

8 yıllık bekleyişin ardından Mount & Blade II: Bannerlord sonunda çıktı ve 43 saatlik deneyimimle oyunu sizlere yorumlamak istedim. Mount & Blade II: Bannerlord, ne kadar eğlenceli olsa da gerçekten 8 yıllık bekleyişin karşılığını verebiliyor mu? Mount & Blade: Warband’i ne kadar sevsem de kendisine yeteri kadar zaman ayırdığımı, oyuna doyduğumu düşünüp yıllar önce oynamayı bırakmıştım ve yeni çıkacak olan Bannerlord’u beklemeye koyulmuştum. Yıllar geçtikçe … Okumaya devam et Mount & Blade II: Bannerlord Oynamalı mıyız?

Tekrar Tekrar İzlediğimiz Fragmanlar – 1

Bazı fragmanları öyle severiz ki tekrar tekrar izlemekten kendimizi alıkoyamayız. Bir filmi izledikten sonra bile fragmanı unutmamız bazen mümkün olmaz. Müziğiyle kurgusuyla sizi ekrana kitler ve her hatırladığınızda açıp bir daha izlersiniz. Bu listede tekrar tekrar izlediğimiz film ve animasyon fragmanlarını konuşacağız. Sevdiğimiz bütün fragmanları bu listeye sığdırmak imkansız olacağından buna “1” adını verdim. Tahminimce her listede 5-10 fragmana değiniriz ve ilk fragmanımızla başlayalım: Logan … Okumaya devam et Tekrar Tekrar İzlediğimiz Fragmanlar – 1

Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

Virüs, yavaşlamaksızın yayılmayı sürdürürken 2011 yapımı Contagion bir anda su yüzüne çıkan filmlerden biri oldu. Filmin öne çıkan yönü ise, gündemimizi çalkalayan Covid-19 salgınına çok yakın bir ortaya çıkış hikayesini anlatıyor olması. Bu durum beni de filmi izlemeye yönlendiren etken oldu ve en çok kiralanan filmler arasında yükselişe geçen bu filmi ben de oturup izlemeye karar verdim. Sinematik anlamda pek başarılı bulmamış olsam da film … Okumaya devam et Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

The Platform (El Hoyo) İnceleme

Herkesin şu sıralar dilinde olan The Platform, izlerken bana tıpkı vahşi bir adamın yerden aldığı bir parça taşa, altın bulmuşçasına bir yaklaşım göstermesini izliyormuşum gibi hissettirdi. Filmin birazdan değineceğimiz konusu belirgin bir vahşeti zaten bünyesinde barındırıyor ancak filmin bunu işleyiş şeklinde kendine has sinematik bir vahşilik var. Size en başta bahsettiğim hayalimdeki vahşi adam yerden aldığı bu taşa karşı heyecanını gizleyemiyor ve onu avuçlarımın arasına … Okumaya devam et The Platform (El Hoyo) İnceleme

Ortalama Bir Dizi Olduğunu Biliyorum Ama Bırakamıyorum: I Am Not Okay With This

Bazı yapımlar oluyor, tamamen çerezlik, ortalama yapım olduğunu her halinden belli ediyor fakat bunun tamamen farkında olarak da o yapımdan bir türlü uzakta duramıyorum. İzlemeye başladığımdaysa bir an olsun gözlerimi kırpmadan, bölümleri su içer gibi rahat, nasıl olduğunu anlamadan tüketirken buluyorum kendimi. ”Neden iyi olmadığını bildiğim halde izliyorum, madem o kadar şevkle izliyorum neden iyi demiyorum?” İşte I Am Not Okay With This ile birlikte … Okumaya devam et Ortalama Bir Dizi Olduğunu Biliyorum Ama Bırakamıyorum: I Am Not Okay With This

Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Öncelikle ilk oyunu ne yazık ki oynamadım, ancak Nier Automata’yı taze bitiren biri olarak duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki. Kalbimin hala buruk olduğunu ve yediğim sert darbeleri hala sindiremediğimi belirtmeliyim. 3 yıldır fiyatı yüzünden ertelediğim bir oyunun böyle harikulade bir oyun çıkmasını hiç beklemiyordum. Cici kıyafetli robot kızların oradan buraya hopladığı, aksiyonu kuvvetli bir oyundan ibaret gibi duruyordu NieR. Tabii ki de daha … Okumaya devam et Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Hepiniz Harlan Thrombey’in şehrin oldukça dışında, sonbaharı kucaklamış ağaçların arasında bir başına duran şatodan hallice evine davetlisiniz. Bu kocaman ve yapayalnız evin odaları özenle, kendine özgü bir klasiklikte döşenmiş. Kocaman ve görkemli salonu, verandası ve oldukça ünlü bir yazar olan ihtiyar Harlan Thrombey’in kitaplarla ve sıcak renklerle dolup taşan yatak odası… Fakat bu odada yolunda gitmeyen bir şeyler var. Önceki gün doğum gününü kutlamış olan … Okumaya devam et Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Dark Souls Hikayeleri| Astora’lı Solaire ve Güneş

Karanlığın ve umutsuzluğun içinde otururken, duyabildiğiniz tek şey Undead Asylum’un köhne zeminini döven su damlalarının sesidir. Buna farelerin ciyaklamaları ve oradan buradan yükselen ölülerin bilinçsiz inildemeleri karışır. Ki tüm bunlara havadaki çürümüşlük kokusu da eklendiğinde, hücrenin bir köşesinde sinmiş olan size daha fazla karanlık ve umutsuzluğun eşlik etmesine sebep olur sadece. Orada bir fare gibi kapana kısılmış otururken, Undead Asylum’da sinsice oradan oraya koşturan fareler … Okumaya devam et Dark Souls Hikayeleri| Astora’lı Solaire ve Güneş

Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Distopyalar her zaman ilgi çekici olmuştur, bizim dünyadan farklı bir dünya olduğunu hayal etmek, adeta bir paralel evren hissiyatı yaratıyor. Belki de bu yüzden ilgi çekicidirler. Fakat günümüz dünyasından farklı olan yanlarının altı iyi doldurulmazsa uyduruk da gözükebilir. Mesela itfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangın başlattığı bir evren hayal edelim. Eminim ki çoğunuzun ilgisini çekmiştir. Peki neden yangın çıkartıyorlar? Fahrenheit 451, sadece bu soruya değil, bu … Okumaya devam et Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Bir Distopya Olarak Death Stranding Belki O Kadar Uzak Değildir

Coronavirüs aşağı doğru hızla yuvarlanan bir çığ gibi büyümeye ve boyut kazanmaya başladıkça tekrar geri dönüp Death Stranding’i düşünmek, o senaryonun aslında ensemde nefesini hissedeceğim kadar yakınımızda olabileceğini farketmeme sebep oldu. İnsanlığı tehdit eden bu virüs gerçekten de daha fazla insanı bünyesine katan bir çığ gibi ve nerede duracağını öngörmek imkansız. Bize yardım etmeye çalışanlar yine insanlar ve bu kadar büyük bir ivmeyle aşağı doğru … Okumaya devam et Bir Distopya Olarak Death Stranding Belki O Kadar Uzak Değildir

Sandman Günlükleri 1. Cilt- Nedir Bu Sandman, Kimin Nesidir?

”Sürükleyici” kavramı pek çok eserin alnına sıklıkla yapıştırdığımız bir etiket olmuştur hep. Yine de tek başına bir kavram olarak ele aldığımda, açıklamaya çalıştığımda kelimeler ağzımda geveleyip durduğum lokmalara dönüşürler. Bazı eserlerin beni bir yaprak gibi oradan oraya sürüklediğini hissederim sadece ama bunu açıklayamam. Sürükleyici… Ama nereye sürükleniyorum? Sandman’i okuduğumda hissettiğim en belirgin şey bir türlü kelimelere konduramadığım o sürükleyicilikti. Bu sefer farklı olarak, yaratılmış en … Okumaya devam et Sandman Günlükleri 1. Cilt- Nedir Bu Sandman, Kimin Nesidir?

İlginç Olan Her Şey İlgi Çekici Değildir: Servant

Yanlış hissettirecek kadar ilginç, gizemli ögelerin tükettiğim ürünlerde bulunması her zaman daha fazla ilgi göstermeme sebep olmuştur. En basit örneğiyle Death Stranding’in bu kadar ilgimin merkezine yerleşmesinin en büyük sebebinin içinde barındırdığı bu tür garip ögeler olduğunu söyleyebilirim. Death Stranding etkisi Kojima önüme istemediğim kadar anlam veremediğim şey yığmıştı ve oyun çıkana kadar Kojima’nın bunları oyunda nerelere yerleştirdiğini, bunların ne olduğunu, nereye bağlandığını merak etmek, … Okumaya devam et İlginç Olan Her Şey İlgi Çekici Değildir: Servant

Sadece Multiplayer değil, biraz Singleplayer da oynayalım

Multiplayer oyunlarının sonsuz döngüye sahip olması bazılarımız için tehlikeli olabiliyor. Oyun yapımcıları da oyunları tasarlarken bağımlılık yapacak bir sistem oturtmaya odaklandıkları için bu durum daha da korkunç oluyor. Haliyle insanlar kendilerini kaptırıp yıllarca sadece tek bir oyunda hapsoluyorlar. Kendinizi bir oyuna kitlememeye dikkat ederek; multiplayer oyunları biraz kısıp, singleplayer oyunlara da yer açabilirsiniz. Tamamen bırakın demiyorum, sevdiğiniz oyun türüne göre o oranı kendiniz belirleyebilirsiniz. Mesela … Okumaya devam et Sadece Multiplayer değil, biraz Singleplayer da oynayalım

2019 Yılının Sürprizi: A Plague Tale Innocence

Açık dünya olmayan oyunlar, toplumdan dışlandığı için en alakasız oyunlar bile artık açık dünya oldu. Türler arası farkların azalmasıyla birlikte günümüzün yüksek bütçeli oyunları iyice birbirine benzedi. Oyunların arasındaki benzerliklerin artmasıyla yeni ve ilginç şeyler görmek artık rüya oldu, zaten o yüzden Death Stranding görünce oh be dedik. Açık dünya da olsa en azından yeni ve farklı bir şeyler deniyordu. Yine de açık dünya oyunlarından … Okumaya devam et 2019 Yılının Sürprizi: A Plague Tale Innocence

Gölgelerin İçine Saklanmış Bir Cevher- What We Do in the Shadows

Vampir konsepti her zaman güzel değerlendirilebilecek potansiyellere gebe, kendine özgü bir konsept olagelmiştir. Avuçlarının arasında tutup size ikram ettiği bu çeşitliliği kabul edip güzel değerlendirebilirseniz, ortaya harika işler çıkabiliyor. Bunun yanlış ellere geçmesi, yanlış yerlerde kullanılması ve yanlış şekillerde kullanılması sebebiyle hepinizin ”vampir” denildiğinde yüzünü buruşturduğunu biliyoruz. Klişe korku veya aşk gibi belirli düzlemleri takip eden vampir filmleri elbette hepimizin canını sıkıyor. Fakat Jojo Rabbit’in … Okumaya devam et Gölgelerin İçine Saklanmış Bir Cevher- What We Do in the Shadows

Dark Souls Oynamalı mıyız?

Karanlıktan aydınlığa meşale taşımak için binbir düşmanla çarpışırken; emekleye emekleye maceranın sonuna varıp tırnaklarınızı kazıyarak kazandığınız zaferin tatminliği yaşamak istemez misiniz? Dark Souls’a uzaktan bakıldığında zor bir oyundan fazlası gibi durmadığını biliyorum. Ben de zaten bu sebeple uzak durmaya çalıştım, ancak yakın bir arkadaşım elimden tutup çekiştirince bu evrene girmek zorunda kaldım. Dark Fantasy atmosferiyle, zorlu bosslarıyla, birbirlerine uyumlu yüzlerce yapboz parçasından oluşan bölüm tasarımlarıyla … Okumaya devam et Dark Souls Oynamalı mıyız?

Neden Güney Kore Sineması Seviyoruz?

Doğru hatırlıyorsam geçen sene bir araydı, Doğuş ile nedenini tam hatırlamadığım bir şekilde The Host(Gweomul) izlemeye karar vermiştik. O zamanlar ismini şimdiki kadar sık duymadığım veya bu ismi duyduğumda başımı çevirip de dikkat kesilmediğim Boon-Joon-Ho’nun bir filmi olan Gweomul, elbette bir yaratık filmiydi. Fakat onu diğerlerinden ayıran şey neydi? İzlerken Güney Kore sinemasının kendi kıvamını henüz tam ayrıştıramamış olsak da, karakterlerde, onların genel hal ve … Okumaya devam et Neden Güney Kore Sineması Seviyoruz?

Nostalji Treni: iCarly, Zack ve Cody, Hannah Montana

Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemimde Disney Channel, Disney XD, Nickelodeon gibi kanallarla tanışmıştım. Bu kanallardaki çizgi-filmler ve gençlik dizileri kalbime o kadar işlemişti ki beni her gün ekran başına kitleyip tekrar tekrar izlettiriyordu. Küçükken beni bu kadar etkileyen diziler elbette ki kişiliğimi oluşturmama da yardım ettiler. Benim için bu kadar önemli olan dizileri sizinle paylaşmak istedim. Keşke o diziler hala devam etse, günümüzün çocukları bu dizileri … Okumaya devam et Nostalji Treni: iCarly, Zack ve Cody, Hannah Montana

Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Yaklaşık 5 yıl önce herhangi bir ortamda Star Wars dediğinizde neredeyse herkes bir irkilirdi. Geekliğin kalbindeki büyük krallıklardan biriydi Star Wars. Neden “biriydi” diyorum? Çünkü hem Disney’in plansızlığı, hem de yönetmenlerin zıt zihniyetli olmaları sebebiyle Star Wars bir sirk gösterisine dönüştü. Hatta daha da kötüsüne, komedi festivaline… Star Wars’un benim için değeri Çocukluğumda Star Wars benim için filmleriyle değil, animasyonu ve oyunlarıyla güzeldi. The Clone … Okumaya devam et Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker