Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

Virüs, yavaşlamaksızın yayılmayı sürdürürken 2011 yapımı Contagion bir anda su yüzüne çıkan filmlerden biri oldu. Filmin öne çıkan yönü ise, gündemimizi çalkalayan Covid-19 salgınına çok yakın bir ortaya çıkış hikayesini anlatıyor olması. Bu durum beni de filmi izlemeye yönlendiren etken oldu ve en çok kiralanan filmler arasında yükselişe geçen bu filmi ben de oturup izlemeye karar verdim. Sinematik anlamda pek başarılı bulmamış olsam da film … Okumaya devam et Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

The Platform (El Hoyo) İnceleme

Herkesin şu sıralar dilinde olan The Platform, izlerken bana tıpkı vahşi bir adamın yerden aldığı bir parça taşa, altın bulmuşçasına bir yaklaşım göstermesini izliyormuşum gibi hissettirdi. Filmin birazdan değineceğimiz konusu belirgin bir vahşeti zaten bünyesinde barındırıyor ancak filmin bunu işleyiş şeklinde kendine has sinematik bir vahşilik var. Size en başta bahsettiğim hayalimdeki vahşi adam yerden aldığı bu taşa karşı heyecanını gizleyemiyor ve onu avuçlarımın arasına … Okumaya devam et The Platform (El Hoyo) İnceleme

Ortalama Bir Dizi Olduğunu Biliyorum Ama Bırakamıyorum: I Am Not Okay With This

Bazı yapımlar oluyor, tamamen çerezlik, ortalama yapım olduğunu her halinden belli ediyor fakat bunun tamamen farkında olarak da o yapımdan bir türlü uzakta duramıyorum. İzlemeye başladığımdaysa bir an olsun gözlerimi kırpmadan, bölümleri su içer gibi rahat, nasıl olduğunu anlamadan tüketirken buluyorum kendimi. ”Neden iyi olmadığını bildiğim halde izliyorum, madem o kadar şevkle izliyorum neden iyi demiyorum?” İşte I Am Not Okay With This ile birlikte … Okumaya devam et Ortalama Bir Dizi Olduğunu Biliyorum Ama Bırakamıyorum: I Am Not Okay With This

NieR Automata: Varoluşsal Kriz

Öncelikle ilk oyunu ne yazık ki oynamadım, ancak Nier Automata’yı taze bitiren biri olarak duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki. Kalbimin hala buruk olduğunu ve yediğim sert darbeleri hala sindiremediğimi belirtmeliyim. 3 yıldır fiyatı yüzünden ertelediğim bir oyunun böyle harikulade bir oyun çıkmasını hiç beklemiyordum. Cici kıyafetli robot kızların oradan buraya hopladığı, aksiyonu kuvvetli bir oyundan ibaret gibi duruyordu NieR. Tabii ki de daha … Okumaya devam et NieR Automata: Varoluşsal Kriz

Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Öncelikle ilk oyunu ne yazık ki oynamadım, ancak Nier Automata’yı taze bitiren biri olarak duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki. Kalbimin hala buruk olduğunu ve yediğim sert darbeleri hala sindiremediğimi belirtmeliyim. 3 yıldır fiyatı yüzünden ertelediğim bir oyunun böyle harikulade bir oyun çıkmasını hiç beklemiyordum. Cici kıyafetli robot kızların oradan buraya hopladığı, aksiyonu kuvvetli bir oyundan ibaret gibi duruyordu NieR. Tabii ki de daha … Okumaya devam et Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Hepiniz Harlan Thrombey’in şehrin oldukça dışında, sonbaharı kucaklamış ağaçların arasında bir başına duran şatodan hallice evine davetlisiniz. Bu kocaman ve yapayalnız evin odaları özenle, kendine özgü bir klasiklikte döşenmiş. Kocaman ve görkemli salonu, verandası ve oldukça ünlü bir yazar olan ihtiyar Harlan Thrombey’in kitaplarla ve sıcak renklerle dolup taşan yatak odası… Fakat bu odada yolunda gitmeyen bir şeyler var. Önceki gün doğum gününü kutlamış olan … Okumaya devam et Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Dark Souls Hikayeleri| Astora’lı Solaire ve Güneş

Karanlığın ve umutsuzluğun içinde otururken, duyabildiğiniz tek şey Undead Asylum’un köhne zeminini döven su damlalarının sesidir. Buna farelerin ciyaklamaları ve oradan buradan yükselen ölülerin bilinçsiz inildemeleri karışır. Ki tüm bunlara havadaki çürümüşlük kokusu da eklendiğinde, hücrenin bir köşesinde sinmiş olan size daha fazla karanlık ve umutsuzluğun eşlik etmesine sebep olur sadece. Orada bir fare gibi kapana kısılmış otururken, Undead Asylum’da sinsice oradan oraya koşturan fareler … Okumaya devam et Dark Souls Hikayeleri| Astora’lı Solaire ve Güneş

Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Distopyalar her zaman ilgi çekici olmuştur, bizim dünyadan farklı bir dünya olduğunu hayal etmek, adeta bir paralel evren hissiyatı yaratıyor. Belki de bu yüzden ilgi çekicidirler. Fakat günümüz dünyasından farklı olan yanlarının altı iyi doldurulmazsa uyduruk da gözükebilir. Mesela itfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangın başlattığı bir evren hayal edelim. Eminim ki çoğunuzun ilgisini çekmiştir. Peki neden yangın çıkartıyorlar? Fahrenheit 451, sadece bu soruya değil, bu … Okumaya devam et Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Bir Distopya Olarak Death Stranding Belki O Kadar Uzak Değildir

Coronavirüs aşağı doğru hızla yuvarlanan bir çığ gibi büyümeye ve boyut kazanmaya başladıkça tekrar geri dönüp Death Stranding’i düşünmek, o senaryonun aslında ensemde nefesini hissedeceğim kadar yakınımızda olabileceğini farketmeme sebep oldu. İnsanlığı tehdit eden bu virüs gerçekten de daha fazla insanı bünyesine katan bir çığ gibi ve nerede duracağını öngörmek imkansız. Bize yardım etmeye çalışanlar yine insanlar ve bu kadar büyük bir ivmeyle aşağı doğru … Okumaya devam et Bir Distopya Olarak Death Stranding Belki O Kadar Uzak Değildir

Sandman Günlükleri 1. Cilt- Nedir Bu Sandman, Kimin Nesidir?

”Sürükleyici” kavramı pek çok eserin alnına sıklıkla yapıştırdığımız bir etiket olmuştur hep. Yine de tek başına bir kavram olarak ele aldığımda, açıklamaya çalıştığımda kelimeler ağzımda geveleyip durduğum lokmalara dönüşürler. Bazı eserlerin beni bir yaprak gibi oradan oraya sürüklediğini hissederim sadece ama bunu açıklayamam. Sürükleyici… Ama nereye sürükleniyorum? Sandman’i okuduğumda hissettiğim en belirgin şey bir türlü kelimelere konduramadığım o sürükleyicilikti. Bu sefer farklı olarak, yaratılmış en … Okumaya devam et Sandman Günlükleri 1. Cilt- Nedir Bu Sandman, Kimin Nesidir?