The Last Duel: Orta Çağ’da Gerçek Bir Hikaye

Kitapların ekranlara uyarlanmasının artmasıyla beraber, geçtiğimiz günlerde sinemada yayınlanan ve reklam kampanyalarının eksikliği nedeniyle gerektiği ilgiyi göremeyen The Last Duel, sadece etkileyici bir hikayeden ibaret değil aynı zamanda yaşanmış bir hikayedir.

Eric Jager’in (UCLA İngilizce Profesörü ve Orta Çağ Edebiyatı Uzmanı) derlediği aynı isimli kitaptan alınan bu film, Orta Çağ Normandiya’sında yaşayan şövalye Jean de Carrouges, Marguerite ve Jacques Le Gris’nin hikayelerini anlatır. Hikaye her ne kadar üç isim üzerinde geçse de, bu hikayenin ana sahibi yalnızca ve yalnızca Marguerite’tır. Kısaca özet geçmek gerekirse, Orta Çağ’da tecavüz edilen bir kadının haklarını savunmak istemesini konu alan bu hikaye düello yolu ile çözüme kavuşturulur. İlgi çekici olan kısım her ne kadar düello gibi lanse edilse de benim için en çarpıcı noktaları günümüz adalet sistemindeki temel şeylerin ne yazık ki Orta Çağ’dakinden pek bir farkı olmayışı oldu.

Çağlardır Değişmeyen Kadın Hakları…

Öncelikle filmi izlememiş veya kitabını okumamış olanlar için sürpriz kaçırmadan hikayenin temellerinden, sinemaya nasıl uyarlandığından ve genel olarak neden tarih severler tarafından yıllardır araştırılan bir hikaye olduğundan bahsedeceğim.

Fransa’da 14.yyda uygulanan temel adalet sisteminde problemler çoğunlukla krallığa kadar gitmeden kontların gözetimi altında çözülmeye çalışılırmış. Çözüme kavuşamayan bu problemler en son krala ulaşır ve ağır suçlar kralın da onayıyla düello sonucu çözümlenirmiş.

Düellolar 13 ve 14.yylarda pek çok kez yürürlükten kaldırılıp yeniden getirilse de Fransa tarihinde büyük bir yer alıyor. Filmde bahsedilmeye fırsat olmamış fakat kitapta üzerine basarak bahsedilen şeylerden birisi de bir davalı tarafından ortaya atılan her düello isteğinin, kral tarafından onay almadığı olmuştu. Yani hikayenin önemini bu şekilde tahmin edebilirsiniz. Hatta bu hikayenin yaşandığı dönem içerisinde en son düello yaklaşık 50 yıl civarı bir süre kadar önce yaşanmış. Bu nedenle içeriğin isminden de belli olacağı üzere 50 yıl sonra ilk kez bir düello yaşanacağını söylemem sürpriz bozmaz diye düşünüyorum.

Ridley Scott’un yönetmenliğini yaptığı; Ben Affleck, Jodie Comer, Adam Driver ve Matt Damon gibi isimlerin yer aldığı The Last Duel, üç kısımlı hikaye anlatısıyla beni içine çekmeyi başardı. Bu anlatı, doğruluğu “kanıtlanamamış” bir tecavüz vakasının o dönemde bir kadın için çıkardığı problemleri yansıtabilmek adına seçilmiş muazzam bir yöntem bana kalırsa. Kitap daha çok olay ile ilgili bulduğu tüm belgeleri kanıtlamak adına ilerlerken, film bu belgeleri senaryolaştırma ve seyirciye geçirme üzerine gitmiş. Bu nedenle kitabı okumak isteyen olursa uyarımı önceden yapmak isterim, kitabı bir hikaye kitabı gibi düşünmeyin, bir belgeselin kağıda dökülmüş hali gibi düşünün. Yazar Eric Jager tam 10 yıl boyunca çeşitli yerlerden topladığı bu belgeleri bir araya getirerek, hikayenin gerçeğe en yakın versiyonuna ulaşmamızı sağlamış. Bu nedenle okuduğunuz her satırın yoğun araştırma ve çeviri üzerine elinize ulaştığını bilmek beni okurken ekstra etkilemişti. Ayrıca minik bir detay olarak, hikayeden günümüze kadar ulaşamamış belgelerin çoğunlukla Marguerite’in lehine olması da bir hayli ironik.

Not: Yazının bu kısmından sonrası spoiler içerir!!!

Bir Kadına Karşı Onlarca İnsan…

Ne yazık ki günümüzde de binlerce kadın şiddet, taciz vb. gibi ağır olaylarla karşı karşıya geliyorlar ve ne yazık ki bugün bile kadına inanmama, destek çıkmama, suçlunun suçunu hafif görme hatta ve hatta suçu kadında bulma gibi yersiz durumlara şahit oluyoruz. Orta Çağ’da durum çok daha vahimdi demek isterdim ama inanın bana pek de farklı değilmiş. Bu kitap genel olarak günümüz durumunun Orta Çağ seviyesinden ne kadar ilerlediğini görmek için üzücü bir serüven oldu benim için.

O dönemlerde Marguerite’in tecavüze uğradığını mahkemeye taşıyabilmesi için eşi Jean de Carrouges’un ona destek olması gerekiyordu. Bu hikayede Marguerite’in tek “şansı” de Carrouges ve Le Gris arasındaki aylar süren atışma olabilir. Çünkü ikili arasındaki bu tatsızlık olmasaydı büyük ihtimalle Carrouges’un Marguerite’e destek çıkma gibi bir eylemi de olmayacaktı. Yardım etmesinin tek amacının Le Gris’i bir şekilde küçük düşürmek ve zamanın en ağır suçlarından biri olan tecavüzcü etiketini üzerine atma isteği olduğu düşünülüyor. Filmde de kitapta anlatıldığı gibi oldukça güzel işlenmiş bu durum. Jodie Comer’ın canlandırdığı Marguerite’ın bu çekişmede sürekli arada bırakılması, barış niteliği olarak Le Gris ile öpüştürülmesi, kendi davasının mahkemesinde suçlu gibi sorgulanması ve tabii ki düelloda siyahlar içerisinde giydirilerek aşağılanması…

Bu gibi detayları kitap şu açıdan çok derinlemesine işlemiş: Marguerite’in davası başta Kont Pierre’e iletiliyor. O dönemlerde davalar krala kadar gitmeden ilk bölgenin kontlarına iletilirmiş, bir çözüme kavuşmazsa veya kontun verdiği karardan davacı memnun kalmazsa konuyu krala açabiliyorlarmış. Bu olayda da Kont Pierre’e danışıldığı kısımda Marguerite’in kendi davasında yer almadığı kanıtlarına ulaşmış Eric Jager. Bu durum ilgisini çekmiş ve davayla ilgili bulduğu en minik detayda bile Marguerite’in orada olduğu kanıtına ulaşamamış. Ne yazıktır ki Marguerite’e yapılan iğrenç olayın davası tamamıyla Le Gris ve de Carrouges davasına dönüşmüş.

Le Gris ve Jean de Carrouges düellosunun bir minyatür çizimi.
British Library

Filmde kitaptan farklı olduğunu gördüğüm aşırı fazla bir olay yoktu. Bu açıdan yazarlar Ben Affleck, Matt Damon ve Nicole Holofcener muhteşem bir iş çıkarmış bana kalırsa. Çünkü tekrar dediğim gibi bu bir hikaye kitabı değil, bu kitap Marguerite’e yapılan ve yüzyıllardır süren haksızlığı ele alan bir belge. Bu nedenle birebir çevirili bir filmde bu denli iyi işlendiğini görmek beni oldukça mutlu etti. Özellikle dönemin adetlerine, ayinlerine ve pek çok Orta Çağ geleneğine de değinmişler filmde. Yüzeysel geçilen tek bir konu gözüme takıldı o da tecavüzü Le Gris’nin tek işlemediği konusu. Adam Louvel yalnızca Le Gris’e kapıyı açtırıp kaçmakla kalmıyor, tecavüz esnasında Marguerite’in ellerini tutup Le Gris’e yardım edecek kadar da konuya dahil olduğu belirtiliyor. Bu kısmın neden yüzeysel bırakıldığıyla ilgili tahminim ise Le Gris yalnızca bilinen ve Kont’un sağ kolu olan bir adam diye suçlamak zaten oldukça zorken bir de suçu bir başkasıyla paylaşması hikayenin ve olayın ciddiyeti için de belirleyici olacaktı. Bu nedenle yazarlar çok da yanlış bir şey yapmamışlar.

Gerçek Neydi?

600 yıldır gün geçtikçe kanıtların silinmeye devam ettiği, her kafadan ayrı bir sesin çıktığı bu hikayede kim haklı? Bir kesinliği yok, evet fakat araştırmaları okuyup inceleyen kimsenin kolayca Marguerite tecavüze uğramamıştır demesi mümkün değil.

Bunu dememin ilk nedeni filmde de işlendiği üzere Marguerite’in tecavüze uğradığını söylemesi bile o dönemde kendisi için kara leke bırakacak kadar büyük bir itiraf. Eğer yalan olsaydı, bunu göze alması için hiçbir nedeni ve motivasyonu yoktu. Sonucunda yanarak ölebileceğini öğrendiği an dahi vazgeçmemesi de bence gereğinden fazla şey söylüyor.

İkinci neden ise Le Gris’nin bu suçu işlemesi için oldukça fazla motivasyonu olması. Zaten kadınlarla yatıp kalkması dönemde oldukça bilinen ve meşhur bir etiketmiş kendisi için. Hatta Louvel de genelde bu kadınları ayarlayan kişi olarak bilinirmiş. Aynı zamanda o gün Marguerite ile olmadığını söylediği anlarda doğruluğunu kanıtlayacak kimsenin olmaması da şüphelenmek için yeter de artar bile.

Dava kitapta oldukça derinlemesine işleniyor, okuduğunuz her an Orta Çağ sistemine sinirleniyorsunuz. Marguerite’in hamile kalması döneme göre oldukça sıkıntılı bir durum oluyor. Zamanında bebek yapmanın tek yolunun kadının da orgazm olmasıyla gerçekleştiği düşünülürmüş. Bu nedenle tecavüz olduğu bir vakada kadın hamile kalırsa bu durumda orgazm olduğu nedeniyle durumdan zevk aldığı iddia edilip davalar düşürülürmüş… Bunu kitapta ilk okuduğum zaman ve o dönemde bilimsel olarak açıklandığını duyduğumda ne diyeceğimi bilememiştim. Filmde de bunu dava sırasında Marguerite’e “Eşinle birlikteliğinden keyif alıyor musun?” diye defalarca sorarak ve ağlamasına yol açarak yansıtmışlar. Filmin bu nedenle olayları işleyişine bayıldım.

Bir başka bahsetmek istediğim gerçek ise de Carrouges’un annesinin de çok masum olmadığı gerçeği… Ne yazık ki annesinin o gün inatla kendisine tembihlenmesine rağmen, evdeki tüm yardımcıları bilerek alıp götürdüğü, tam olarak belirtilen saatte Marguerite’i evde bile isteye yalnız bıraktığını ve tüm bunlara aracı olduğu söyleniyor. Aralarındaki çatışmayla ve Marguerite’i babasının yaptığı suçlar nedeniyle başından beri ailesine almak istememesinden gelen bir nefret ile bu iğrenç olaya bir şekilde dahil olduğu belirtiliyor.

Yılın En İyilerinden

Bu yıl çıkan onlarca filmden en sevdiklerim arasına rahatlıkla girdi. Okurken ayrı, izlerken ayrı içimi parçaladı. Marguerite’ın acı hikayesi ve özellikle o dönemde böyle bir şeyle başa çıkma hırsı bana ilham oldu. Okumayan herkesin de bu kitabı en azından ders niteliğinde okumasını tavsiye ediyorum. Çünkü yazarın sonunda bahsettiği üzere, günümüzde dahi bu olayı Marguerite’in uydurduğunu söyleyen, kanıtlanmamış olmasına rağmen Le Gris’i savunan pek çok araşırmacı/yazar varmış. Ridley Scott’un bu videosu umarım bu tür insanların eline geçer.

Onun haricinde bir röportajda Matt Damon ve Ben Affleck’in bu hikayenin yazımında kadının gözünden işlenen perspektifi bir kadının yazması gerektiğini düşünerek Nicole Holofcener’a bu kısmı verdiklerini duyduğumda çok hoşuma gitmişti. Umarız her sektörde olması gerektiği gibi film sektöründe de kadınların konumları aynı şekilde değer görebilecek düzeye ulaşır. O röportaja da buradan ulaşabilirsiniz:

Son olarak eklemem gereken tek şey filmin reklam ve satış başarısızlığı… Ridley Scott her ne kadar genç kuşağın bu tür filmler izlemediği için filmin sönük kaldığından şikayet etse de, tek nedeni kesinlikle reklam eksikliği. Film çıkana kadar pek çok insanın duyduğunu bile düşünmüyorum. Yılın en iyi filmlerinden birisi ne yazık ki sinemada arada kaynayıp gitti. Siz de henüz bu filmi izlememişseniz veya en azından kitabını okumamışsanız şiddetle tavsiye ediyorum. Başka incelememizi istediğiniz kitap/film önerileriniz olursa da yorumlara bırakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.