DUNE Filminden Ne Beklemeliyiz?

Villeneuve’ün yönetmenliğini yaptığı DUNE filminden yeni görüntüler ortaya çıktıkça ortalığı baharat ve hype kokusu sardı diyebilirim. En başta Timothee Chalamet’in üstleneceği Paul Atreides’in bir görseli ile nefesimiz kesilmişti, arkasından da bu görseli Leto Atreides, Lady Jessica Atreides, Chani, Duncan Idaho, Liet Kynes gibi önemli karakterler takip etti. Peki şu ana kadar DUNE nasıl görünüyor, bahsi geçen bu karakterler nasıl görünüyor, neler beklemeliyiz ve bu beklentilerimiz … Okumaya devam et DUNE Filminden Ne Beklemeliyiz?

Atmosferik Bir Savaş Deneyimi- Dunkirk

Uçsuz bucaksız deniz, öyle sonsuz duruyor ki sadece bakmakla bile nefesiniz kesiliyor. Kemik tozuyla kaplanmış gibi duran kumsal, denizin ayakucuna bir çarşaf gibi ilişmiş. Zamanın ve her şeyin gerçekliğinin ağırlığı etrafınızı sarmış. Dunkirk, atmosfer olarak öyle güçlü bir film ki, bir hapishaneye dönüşmüş sahilin, bu hapishanenin gardiyanı olan denizin, güneşi ardına saklayan kasvetli bulutların filmden çıkıp boğazınızı sıkmaya çalıştığını hissediyorsunuz. Sürekli gerginlik yaratıp sizi izlerken … Okumaya devam et Atmosferik Bir Savaş Deneyimi- Dunkirk

Tekrar Tekrar İzlediğimiz Fragmanlar – 1

Bazı fragmanları öyle severiz ki tekrar tekrar izlemekten kendimizi alıkoyamayız. Bir filmi izledikten sonra bile fragmanı unutmamız bazen mümkün olmaz. Müziğiyle kurgusuyla sizi ekrana kitler ve her hatırladığınızda açıp bir daha izlersiniz. Bu listede tekrar tekrar izlediğimiz film ve animasyon fragmanlarını konuşacağız. Sevdiğimiz bütün fragmanları bu listeye sığdırmak imkansız olacağından buna “1” adını verdim. Tahminimce her listede 5-10 fragmana değiniriz ve ilk fragmanımızla başlayalım: Logan … Okumaya devam et Tekrar Tekrar İzlediğimiz Fragmanlar – 1

Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

Virüs, yavaşlamaksızın yayılmayı sürdürürken 2011 yapımı Contagion bir anda su yüzüne çıkan filmlerden biri oldu. Filmin öne çıkan yönü ise, gündemimizi çalkalayan Covid-19 salgınına çok yakın bir ortaya çıkış hikayesini anlatıyor olması. Bu durum beni de filmi izlemeye yönlendiren etken oldu ve en çok kiralanan filmler arasında yükselişe geçen bu filmi ben de oturup izlemeye karar verdim. Sinematik anlamda pek başarılı bulmamış olsam da film … Okumaya devam et Bu Nasıl Salgın Filmi?-Contagion (2011)

The Platform (El Hoyo) İnceleme

Herkesin şu sıralar dilinde olan The Platform, izlerken bana tıpkı vahşi bir adamın yerden aldığı bir parça taşa, altın bulmuşçasına bir yaklaşım göstermesini izliyormuşum gibi hissettirdi. Filmin birazdan değineceğimiz konusu belirgin bir vahşeti zaten bünyesinde barındırıyor ancak filmin bunu işleyiş şeklinde kendine has sinematik bir vahşilik var. Size en başta bahsettiğim hayalimdeki vahşi adam yerden aldığı bu taşa karşı heyecanını gizleyemiyor ve onu avuçlarımın arasına … Okumaya devam et The Platform (El Hoyo) İnceleme

Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Hepiniz Harlan Thrombey’in şehrin oldukça dışında, sonbaharı kucaklamış ağaçların arasında bir başına duran şatodan hallice evine davetlisiniz. Bu kocaman ve yapayalnız evin odaları özenle, kendine özgü bir klasiklikte döşenmiş. Kocaman ve görkemli salonu, verandası ve oldukça ünlü bir yazar olan ihtiyar Harlan Thrombey’in kitaplarla ve sıcak renklerle dolup taşan yatak odası… Fakat bu odada yolunda gitmeyen bir şeyler var. Önceki gün doğum gününü kutlamış olan … Okumaya devam et Bir Garip Soruşturma: Knives Out

Gölgelerin İçine Saklanmış Bir Cevher- What We Do in the Shadows

Vampir konsepti her zaman güzel değerlendirilebilecek potansiyellere gebe, kendine özgü bir konsept olagelmiştir. Avuçlarının arasında tutup size ikram ettiği bu çeşitliliği kabul edip güzel değerlendirebilirseniz, ortaya harika işler çıkabiliyor. Bunun yanlış ellere geçmesi, yanlış yerlerde kullanılması ve yanlış şekillerde kullanılması sebebiyle hepinizin ”vampir” denildiğinde yüzünü buruşturduğunu biliyoruz. Klişe korku veya aşk gibi belirli düzlemleri takip eden vampir filmleri elbette hepimizin canını sıkıyor. Fakat Jojo Rabbit’in … Okumaya devam et Gölgelerin İçine Saklanmış Bir Cevher- What We Do in the Shadows

Neden Güney Kore Sineması Seviyoruz?

Doğru hatırlıyorsam geçen sene bir araydı, Doğuş ile nedenini tam hatırlamadığım bir şekilde The Host(Gweomul) izlemeye karar vermiştik. O zamanlar ismini şimdiki kadar sık duymadığım veya bu ismi duyduğumda başımı çevirip de dikkat kesilmediğim Boon-Joon-Ho’nun bir filmi olan Gweomul, elbette bir yaratık filmiydi. Fakat onu diğerlerinden ayıran şey neydi? İzlerken Güney Kore sinemasının kendi kıvamını henüz tam ayrıştıramamış olsak da, karakterlerde, onların genel hal ve … Okumaya devam et Neden Güney Kore Sineması Seviyoruz?

Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Yaklaşık 5 yıl önce herhangi bir ortamda Star Wars dediğinizde neredeyse herkes bir irkilirdi. Geekliğin kalbindeki büyük krallıklardan biriydi Star Wars. Neden “biriydi” diyorum? Çünkü hem Disney’in plansızlığı, hem de yönetmenlerin zıt zihniyetli olmaları sebebiyle Star Wars bir sirk gösterisine dönüştü. Hatta daha da kötüsüne, komedi festivaline… Star Wars’un benim için değeri Çocukluğumda Star Wars benim için filmleriyle değil, animasyonu ve oyunlarıyla güzeldi. The Clone … Okumaya devam et Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Wes Anderson’un Parçalanmış Ailesi; The Royal Tenenbaums

The Royal Tenenbaums, tamamen sıcak renklerle örülmüş ama bünyesinde soğuk karakterleri barındıran, aile bile olamamış bir aile üzerinden bu olguyu anlatmaya çalışan, zıtlıklardan oluşan bir film. Bu durumu seyirciyle, filme yerleştirdiği minik ayrıntılar veya büyük durumlarla çok başarılı bir şekilde paylaşıyor. Seyirciyi zaman zaman ikilemde bırakıyor, parçalayıp yeniden toparlıyor. Wes Anderson’un tek ve bütün duran simetrik, pastel dünyasında bu tür duyguların ruhumuza dokunması alışılmadık hissettiriyor. … Okumaya devam et Wes Anderson’un Parçalanmış Ailesi; The Royal Tenenbaums