Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Yaklaşık 5 yıl önce herhangi bir ortamda Star Wars dediğinizde neredeyse herkes bir irkilirdi. Geekliğin kalbindeki büyük krallıklardan biriydi Star Wars. Neden “biriydi” diyorum? Çünkü hem Disney’in plansızlığı, hem de yönetmenlerin zıt zihniyetli olmaları sebebiyle Star Wars bir sirk gösterisine dönüştü. Hatta daha da kötüsüne, komedi festivaline…

Star Wars’un benim için değeri

Çocukluğumda Star Wars benim için filmleriyle değil, animasyonu ve oyunlarıyla güzeldi. The Clone Wars animasyonunu bayılarak izleyip Ps2’de The Force Unleashed oynuyordum, ama benim için Star Wars bu kadardı. Disney, yeni üçlemeyi duyurunca eski filmleri hemen izlemeliyim dedim ve 6 filmi de beğenerek tükettim. Bu sayede insanların Force Awakens heyecanına ortak olmayı başarmıştım, artık ben de yeni film için heyecandan nefes alamıyordum.

Disney, Star Wars filmi yapmaya karar verir

Force Awakens’ın başındaki Star Wars müziğiyle insanları heyecandan öldürüyordu, müzikle birlikte seyirci alkışlamaya başladı. Tam 30 yıl sonra hikayenin devamı geliyordu ve yıllardır sinemalarda Star Wars logosunu da görmüyorduk. Ben ise sinemada ilk defa Star Wars logosu görmüştüm, insanlarla benzer duyguları paylaşmıştım.

Salondan çıktığımda ise The Force Awakens benim için idare ederdi. Hiçbir risk almadan, eski filmleri taklit ederek ortalama bir iş yapmışlar, ne diyebilirim ki. Activision ve eski Ubisoft oyunları gibiydi, bir önceki oyunun neredeyse aynısı. Peki neden böyle bir şey yapıyorlar ki? Çünkü güvenli alandan çıkmak istemiyorlar da ondan. İnsanların sevdiği yapıyı bozmaktan korktukları için yeni şeyler denemeye istekli olmuyorlar, kolay yoldan müşteriyi tatmin edip para kazanmak istiyorlar. Neyse geçelim The Last Jedi filmine.

The Last Jedi’dan çıktığımda karışık duygular içinde yüzüyordum. İyi mi kötü mü karar veremiyordum, kararsızlığımı arkadaşlarım da paylaşıyordu. Daha sonra tekrar izlediğimde ise filme sinirlenmiştim ve benim için film kötünün de kötüsüydü. Bunun birçok sebebi var ancak en büyük sebep ise Rian Johnson’ın tercihleri oldu. The Force Awakens’ın inşa ettiği temelleri reddetmiş, sanki öyle bir film yokmuş gibi davranarak hareket etmişti. The Force Awakens, sağlam temelleri atamamış dahi olsa sonuçta evrene dahil bir filmdi, serinin 2. filmi için bu nasıl bir tutarsızlıktır?

The Force Awakens’ın havada bıraktığı tüm soruları ciddiyetsizce cevaplayıp üstünde pek durmamış, yücelttiği Snoke karakterinin yolculuğunu basitçe sonlandırmış, ucuz romantik sahneleriyle Rose gibi yan bir karaktere odaklanmıştı. Finn ve Rose’un arasındaki ilişki de hiç hoşuma gitmeyince film benim için iyice düşmüştü. Bunların üzerine berbat dövüş koreografileriyle birlikte hatalarla dolu aksiyon sahnelerini utanmadan filme eklediklerini görünce film benim için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Peki iyi mi kötü mü diye niye kararsız kalmıştım? Çünkü ben de Star Wars evreninde Skywalker ailesini görmekten yorulmuştum, büyük bir evrende küçük bir alana sıkışmış bir şekilde hareket etmek istemiyordum, ancak The Last Jedi yapmış olduğu tercihleri yanlış zamanda yapmıştı. Yedinci film The Last Jedi olsa, işte bak o zaman doğru olurdu, yeni bir üçleme ile bambaşka diyarlara yolculuk diye açılışı yapardı.

Videonun 9. dakikasına giderseniz The Last Jedi’daki berbat aksiyon sahnesini görebilirsiniz.

The Rise of Skywalker

Aman tanrım! Tekrar oluyordu, bir film daha önceki filmin yaptıklarını reddedecekti. Sadece ismini görmemle bu fikri edinmiştim de artık pek önemsemiyordum, çünkü Star Wars’un benim için bir değeri kalmamıştı. Gişe hasılatlarından gördüğüm kadarıyla seyircinin büyük bir kısmı da benimle aynı düşünüyordu. Filme geçmeden önce son üçlemenin en büyük hatasını gelin bir konuşalım. Disney, Star wars markası için tomarla para verince bu parayı hemen geri kazanmak istedi ve kolları sıvadı.

Para kazanma hırsı öyle gözlerini bürüdü ki 3 filmlik bir temel oluşturmayı unuttular. Her film yeni bir senaryo yazalım dediler. Bu acelecilik ve markaya güvensizlik ile birlikte kendi topuklarına sıkmış oldular. Her film kendi kafasına göre tercihler yapıp, karakterleri dilediğince değiştirince bütünlük konusunda kocaman bir kara delik oluştu.

Benim en çok anlam veremediğim şey yönetmen tercihleri oldu. Milyar dolarlık markayı neden Rian Johnson’a emanet ediyorsunuz ki? Rian Jonhson’ın şahsı için demiyorum, adamın söylenmeye değer tek başarısı Looper. O da idare eder bir gişe yapmış ve ortalama puanlar almıştı. Disney önüne gelen her yönetmene markayı emanet ediyor herhalde. Kariyeri yükselişte olan bir yönetmeni yüksek paralarla kendilerine çekebilirlerdi sanki.

Evren kurmalarındaki acemilik nereden geliyor? Ellerinde inanılmaz başarılı bir örnek de var. Marvel sinematik evrenini bu kadar iyi kurmuş iken Star wars’da nasıl bu kadar başarısız olurlar anlayamıyorum. Kevin Feige hemen bir adım yanında çay içiyor. Kapısını çalıp küçük bir yardım istemek bu kadar zor olmamalı.

Sizlere son üçlemenin bütünlük konusundaki sıkıntısını daha iyi anlatmak için şöyle bir görsel hazırladık:

Hazırladığımız görsel ile birlikte artık son filme odaklanabiliriz. Görselde de göreceğiniz gibi üçüncü film, The Last Jedi’daki yapılan her şeyi reddederek yapılıyor. The Rise of Skywalker’ın ilk 1 saati The Last Jedi’ın yaptığı saçmalıkları toparlamakla geçiyor. Neden saçmalık? İlk kara deliği The Last Jedi açtı da ondan. Aynı hatayı The Rise of Skywalker da yaptı. Bari o ikinci bir kara delik açmasaydı, ilk kara delikten devam etseydi…

The Rise of Skywalker, ilk 1 saat ile yaralarımızı sarıp ardından hiçbir anlamı olmayan olay örgüsüyle sizin üzerinizde tepinip duruyor. Filmin temposu da inanılmaz yüksek olunca dayak yemiş gibi hissediyorsunuz. Biz daha bir önceki olayı sindiremeden hemen başka bir olay oluyor. Üzerine bir de gereksiz ışık efektleri fazla olunca epilepsi krizlerine girmemek mümkün değil.

Filmin yüksek tempolu olması bir suç mu?

Suç değil, aksine böyle olmasını bekliyorduk. Çünkü hem The Last Jedi filminin arkasını toparlamalıydı, hem 9 filmlik Skywalker Saga’nın sonunu getirmeliydi, hem de son üçlemenin anlamlı bir final filmi olmalıydı. Üzerindeki sorumluluk bu kadar fazla olunca, filmin uzun olmasını ve yüksek tempolu olay örgüsüne sahip olmasını elbette bekliyorduk. Peki sorun nerede? Olayların hiçbir anlamı yok demiştim hatırlarsanız. Başlarına birtakım şeyler geliyor ve basit bir şekilde çözüyorlar, bunun bir sonucu da olmuyor, film bunu sık sık tekrarlıyor. Ne bir hikayeye katkısı oluyor, ne de kalıcı bir etkisi oluyor. Yazımızın bu kısmından sonrası spoiler içerir. C3PO’dan karakterlerimizin önemli bir bilgi alması lazım ancak protokolleri gereği bu bilgiyi ana karakterlerimizle paylaşamıyor. Bu yüzden de protokollerini engelleyebilecek bir mühendis bulmalılar. Bu mühendisi ararken film büyük bir zaman kaybediyor. Mühendisi bulduklarında ise C3PO’nun hafızası silinmesi gerektiğini öğreniyorlar. Sonuç olarak bilgiye ulaşıyorlar ve C3PO’nun hafızası silinmiş oluyor. Şu an olayların kalıcı bir etkisi var, buraya kadar sorun yok. Sonra ne oluyor? R2D2 sayesinde C3PO’nun hafızası geri geliyor. O zaman neden filmin 30 dakikasını bununla geçirdik ki? Hiçbir sonucu olmadı, senaryoyu değiştirip karakterlerimize bilgiyi farklı yerden verebilirlerdi. Filmin bu kadar fazla görevi varken böyle boş olaylara zamanı yok, bu ne rahatlık J.J Abrams? Sırf nostaljik etkisiyle bizi etkisi altına almaya çalışıp bir macerada kaybolmamızı istemişti, fakat yemedik Abrams, yemedik.

Yeni Star Wars evreniyle ilgili cevaplanmamış tonlarca sorumuz var iken The Rise of Skywalker bunları görmezden geliyor. Çünkü kendisi Rian Johnson’a laf atmakla meşgul. Sevgili Abrams, The Last Jedi filminin açtığı yoldan gitmek istemedin, orayı anladık. Peki Star Wars evrenine niye ihanet ettin, niye filmi mantıksızlıklar içinde boğdun? Bu kısımdan sonrası için de spoiler uyarısı yapalım.

Palpatine yüzlerce Star Destroyer’ı hangi kaynakla yaptırdı? Hadi diyelim ki yastık altında birikmiş altını vardı. O kadar Star Destroyer’ı çalıştıracak personeli Palpatine nereden buldu? Sadece 1 Star Destroyer’da 37.000 kişilik mürettabat olması gerekiyor. Bizim Palpatine ise yüzlerce Star Destroyer inşa ettirerek galaksiye istihdam sağlamak istemiş. Sadece bununla da sınırlı değil mantıksızlıklar. Bir de her Star Destroyer’a yeni bir top taktırmış, gezegen yok edebilme gücü vermişler. Death Star yapmakla niye uğraştınız ki o zaman? Her Star Destroyer’ın altına bir tane top tak, al sana yüzlerce “Death Star“. Durun durun! Hala bitmedi! The Rise of Skywalker’da Luke force ghost olarak geliyor, The Last Jedi’da söylediği cümlelerin tamamen aksini söylüyor, hata yapmışım diyor, ardından o sahnede ışın kılıcını havada yakalıyor. EVET! Force Ghost olan Luke, cisimlerle etkileşime girebiliyor. Bu nasıl bir hatadır? Adam hayalet hayalet… Bu kadar mantıksızlık arka arkaya olunca her seferinde gülmeye başladım. O kadar fazla şaşırıyordum ki gördüğüm şeye inanamayıp “yok artık” diyerek gülüyordum. Bir Star Wars filmini komedi filmiymiş gibi izleyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Komedi festivali diye bu yazıya başlık atmamın sebebi de buydu, fakat film bu kadarla da kalmadı. Parodi filmi gibiydi, hatta sanki zekamla alay ediyordu.

Oyunculuklar konusuna gelirsek sadece bir kişiyi övebilirim. Adam Driver, kendisine kötü yazılan karaktere rağmen elinden geleni yapmış ve güzel oynamış. Diğerleri de idare ederdi de özellikle bahsedilmeye değecek tek isim Adam Driver’dı.

Sonuç olarak

J.J. Abrams, The Rise of Skywalker’ın vizyon tarihinden 2 yıl önce bu projeye başladığını, konu olarak ellerinde hiçbir şey olmadığını ve asla toparlayamayacağını en başından beri bildiğini itiraf etti. Bu itiraf ile birlikte Abrams’ın elinden geleni yapması takdirimi kazanmasına sebep oldu, ancak bu şey korkunç derecede kötü. “bu şey” dediğin ne? The Rise of Skywalker adındaki bir filme. Yani onların iddiası göre bu bir filmmiş. Hadi öyle kabul edelim!

Bu gözler, Star Wars’un bacakları kırılarak gişede dilendirilmesini de gördü ya daha ne diyim ki? Umarım benzer hataları yapmadan Mandalorian tadında işler yapmaya devam ederler, umarım Disney akıllanır. Star Wars için daha doğru isimlerle çalışır umarım. Bu arada Rian Johnson, Knives Out filmiyle kendisini affettirmeyi başardı. Onu bir ara not olarak belirteyim dedim. Son olarak güç sizinle olsun! Tabii olabilirse…

Bir Cevap Yazın