Gran Turismo 7: Problemli Yeni Nesil Yarış Simülasyonu

Gran Turismo hayranlarının uzun zamandır beklediği Gran Turismo 7 nihayet çıktı. Çıkışıyla birlikte micro-transaction ve sunucu problemleri yüzünden çokça eleştirilere maruz kalan oyuna gelin yakından bakalım.

Farklı Beklentiler

Uzun bir süredir yarış oyunlarından uzak kaldım, yakın zamanlarda sadece Forza Horizon 4 ve 5’e bakabildim. Forza Horizon’ın sunduğu özgürlük ve etkileyici görsellik çok hoşuma gitmişti. O oyunların ardından Gran Turismo 7 görsel anlamda bir tık daha iyi olabilirmiş gibi geldi. Bu şımarıklık gibi de gelebilir de PlayStation 5’in yeni nesil gücünü gösterecek oyunlardan biri olduğu için beklentim o yöndeydi. Özgürlük anlamında da kısıtlandığımı hissettim. Menü üzerinden yarış seçmektense haritada dolaşarak yarışlara gitmek bana daha keyifli geldi. Tabii bu yarış simülasyonuna uygun bir beklenti olmayabilir. Zaten o yüzden arcade yarış oyunlarının bana daha çok hitap ettiğini düşünüyorum. Eğer arcade yarışlar beni tatmin etmiyor, yarış simülasyonları daha çok keyif veriyor diyorsanız Gran Turismo 7 tam size göre.

DualSense’in Etkisi

Gran Turismo 7, DualSense’in nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor. Yeni nesil yarış simülasyonu deneyimini yüksek seviyeye çıkartan şey kesinlikle DualSense. Hem dokunsal geri bildirimi, hem de uyarlanabilir tetikleyicileri çok güzel bir şekilde kullanmışlar. Dokunsal geri bildirim ile arabanın yol tutuşunu öyle güzel hissettiriyor ki arabanın içindeymiş gibi oluyorsunuz. Uyarlanabilir tetikleyicileri ise tahmin edebileceğiniz gibi gaz pedalına basarmışsınız gibi bir his veriyor. Tetik tuşlarını sertleştirdiğinden, gaza bastığınızda daha atmosferin içine çeken bir deneyim veriyor. Polyphony Digital, DualSense ile güzel bir iş çıkarmış.

Müzik Rallisi ve Yardımlar

Müzik Rallisi, çalan müziğin ritmiyle uyumlu olan bir mod. Temelde süreye karşı yarışıp pistte devam edebildiğiniz kadar gitmeye çalışıyorsunuz. Başta ilginç gelmişti ama sonradan ilgimi kaybettim.

Oyun, elinizden çok fazla tutuyor. Başta arabayı ben mi sürüyorum kendi kendine mi gidiyor diye düşündüm. Özellikle nerede fren yapacağımı gösteren kocaman çizgiler ve zorla arabayı yavaşlatması biraz canımı sıktı. Sonra ayarlardan yardımı kapatınca tüm kontrol bana geçti. Ama yarış simülasyonlarını öğrenmekten çekiniyorsanız, bu oyun ile giriş yapabilirsiniz. Öğrenene kadar yardımları açık tutabilirsiniz.

Sıkıntılı Güncelleme

Gran Turismo 7’de çıkışıyla birlikte 424 araç ve 97 pist bulunmakta. Pistlerin genel atmosferi gayet güzel, araçların tasarımları da ekstra detaylı. Lakin araçları açmak sandığınız kadar kolay değil. Oyunun çıkışından sonra gelen güncelleme yüzünden yarışlardan kazanılan oyun içi paralar azaldı. İstediğiniz arabayı almak ne yazık ki artık daha zor. Micro-transaction olan oyunda oyun içi para kazanmanın zorlaştırılması da tabii ki sizi gerçek para harcamaya yöneltiyor. Güncellemeyle birlikte çıkan başka bir sıkıntı da sunucu problemleri oldu. Sunucu bağlanma hataları yüzünden ben dahil birçok oyuncu singleplayer oynamakta bile zorlandı. Çünkü eğer sunucuya bağlanmazsınız çok sınırlı bir içeriğe erişiminiz oluyor.

Detaylı Ayarlar ve Araba Kişiselleştirme

Frenlerden motor bileşenlerine kadar aracın tüm ayarlarına ulaşabiliyorsunuz. Doyurucu bir genişlikte ayar seçenekleri var. Ayrıca Gran Turismo 7, serinin önceki oyunlarına göre aracı daha fazla özelleştirme imkanı veriyor. Oldukça geniş kapsamlı olmasını beğendim. Bunlar zaten yarış oyunlarının olmaza olmazıdır. Kozmetik kişiselleştirme ve arabanın teknik ayarlarıyla oynamak yarış oyunlarına ekstra derinlik katıyor. Gran Turismo 7’de de bu özellikler gayet doyurucu bir şekilde verilmiş.

Sonuç

Sunucu problemleri ve kötü micro-transaction politikaları oyunun güzelliğini baltalasa da arkada temelleri sağlam yeni nesil bir yarış simülasyonu var. DualSense ile birlikte özel bir deneyime dönüşmeyi başarmış. PS4’teki versiyonun en kötü yanı grafik değil, aslında Dualshock 4 ile bu deneyimi verememesidir. PS5 versiyonunda 3D ses desteği de var, sesler daha gerçekçi bir şekilde kullanılıyor. Eğer yarış oyunlarına meraklıysanız sorunları düzeldiğinde göz atabilirsiniz.

Horizon Forbidden West: Şahane Grafikler ve Keşfedilmeyi Bekleyen Muhteşem Harita

12 Kasım 2020‘den beri PlayStation 5’in gücünü dolu dolu görebileceğimiz yeni nesil bir oyun bekliyorduk. Ratchet & Clank: Rift Apart oyunuyla bir nebze görmüş olsak da daha genel kitleye hitap eden güçlü bir IP çıkmamıştı. Konsol aldıracak oyun diyebileceğimiz yeni bir oyun yoktu. (Remake veya Remastered’ları saymıyorum.) Horizon Forbidden West ile PS5’in kütüphanesi oldukça güçlendi. Çünkü Guerrilla Games ilk oyundan bu yana fersah fersah yol kat ederek harika bir oyun yapmış. Üstelik bunu yaparken PS5’in tüm nimetlerinden faydalanmış.

PlayStation 4, ikinci senesine doğru kütüphanesini güzel oyunlarla genişletmişti. PlayStation 5 de ikinci yılına doğru Horizon Forbidden West, Gran Turismo 7 ve God of War Ragnarok ile kütüphanesine güzelce genişletecek gibi duruyor, PlayStation 4 ile benzer kaderleri paylaşacak. Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki sonunda PS5 aldırabilecek bir oyun çıktı.

Nefes Kesen Grafikler

Çevreyi incelemekten ve manzaraların tadını çıkarmaktan oyunu oynayamadım. Hem PS4 hem PS5’e çıkmasından dolayı tam olarak yeni nesil oyun sayılmasa da gördüğümüz ilk yeni nesil denebilecek oyun bu olabilir. Guerrilla Games çıtayı bambaşka bir seviyeye çıkarmış. Bu büyüleyici görselliğe sahip büyük haritayı keşfetmek cidden ayrı bir keyifti. Harita da güzel bir denge kurularak tasarlanılmış, ne sizi çok boğuyor ne de çok boş hissettiriyor.

Bitki örtüsünün yoğunluğu beni şaşırttığı gibi sizi de şaşırtabilir. Ormanın içinde geziyormuşçasına inanılmaz etkileyici bir atmosfer yaratmışlar. Böyle bir atmosferi görünce ilerde neler var acaba diyip haritayı daha çok keşfetmek istiyorsunuz. Ayrıca dünyası yaşıyormuş gibi hissettirmekte çok başarılı. Hayvanların doğal bir şekilde çevrede gezmesi, robotların da onlardan bir farkı olmadan doğayla iç içe olmaları, NPC’lerin günlük işlerini yapışları ve hayatlarını kolaylaştıracak aletleri kullanışları…

Su altı dünyası, görsel anlamda en az Subnautica kadar detaylı ve büyüleyici gözüküyor. Bu arada sadece görsel efektleri etkileyici değil, ses efektleri de çok güzel olmuş. 3D Audio kesinlikle hissediliyor. Ormanda gezerken kuş cıvıltıları ve yaprakların rüzgarda sallanışı tamamen sizi sarmalıyor.

Hikaye Sunumunun Kalitesi Artmış

Horizon Zero Dawn’un hikayesi beni pek etkilememişti. Hologramlar üzerinden hikayeyi ilerletmesi ve kabileye sürekli odaklanması içimi şişirmişti. Anlatılan hikaye de sunum şekli de biraz bayıktı. Forbidden West’te ise durum tam tersi. Eleştirilerin hepsi dikkate alınmış, yan görevlere bile özenle sinematikler hazırlanmış. Yüz animasyonlarından seslendirmeye kadar her şey en üst kalitede. Hikaye hem daha ilgi çekici hem de hikayenin temposu güzel ayarlanmış.

Eksikleri de yok değil

Parkur mekanikleri, oyunun başlarında oturmuş gibi hissettirse de ilerledikçe ne kadar eksik bir sistem olduğunu size tekrar tekrar hatırlatıyor. Uncharted serisindeki gibi sorunsuz bir şekilde tırmanacağınızı zannediyorsunuz ama aniden aşağıya atlayabiliyorsunuz. Karakter bazen bambaşka yere atlıyor, en başa dönüp parkuru tekrar geçmeye çalışıyorsunuz. Biraz daha geliştirilmeye ihtiyacı varmış.

Oynanış anlamında ilk oyuna göre daha eğlenceli bir yapıya bürünmüş. İlk oyundaki Aloy daha hantal iken bu oyunda daha çevik ve hareketli. Yakın saldırı animasyonlarındaki gariplik de giderilmiş ve güzelleştirilmiş. Kaynak toplama ve harcama dengesi de daha düzeltilmiş hissettirdi. İlk oyunda oklarımı atmaktan çekiniyordum, kaynakları toplamaya üşeniyordum. Bu oyunda hiç yaşamadım, aksine envanterim dolduğundan kaynaklarımı depoya gönderiyorum.

Teknik Sıkıntılar

PlayStation 4 ve PlayStation 4 Pro’da güzel çalışıyor gibi görünüyor. Ben PlayStation 5’te performans modunda oynadım. 60 FPS’te akıcı bir şekilde oynasam da anti-aliasing‘de bazı sıkıntılar gözüme çarptı. Şelalerde ve bitki örtüsünde ufak pikselleşmeler gördüm. Birkaç animasyonlarda minik görsel sıkıntılar vardı. Güncellemeler gelmeye devam ediyor, muhtemelen düzeltirler.

İlk Oyuna Göre Daha Eğlenceli

Horizon Zero Dawn’u pek sevmeyen biri olarak Forbidden West’e bayıldım. İlk oyunun büyük eksikleri tamamen giderilmiş, üstüne güzel eklemeler olmuş. Günün sonunda ilk oyundaki gibi yine robotların zayıf noktalarına ok atıyoruz. Bu yüzden ilk oyunu sevmeyen biriyseniz bu oyun sizin için biraz riskli. Hem sevebilirsiniz hem sevmeyebilirsiniz. Yine de bir denemenizi öneririm. Özellikle PS5’te Dual Sense ile büyüleyici atmosferin içinde kendinizi kaybetme ihtimaliniz oldukça yüksek. Dual Sense oyunlarda o kadar normal gelmeye başladı ki yeni bir standart olduğunu düşünüyorum. Diğer konsollar da gelecekte bu geliştirmeleri muhtemelen yapacaktır.

Sonuç Olarak

Horizon Forbidden West, kaliteli içeriklerle dolu devasa haritasıyla, nefes kesen görselliğiyle ve sürükleyici hikayesiyle $70 fiyatını sonuna kadar hak eden bir oyun olmuş. Türkiye fiyatı için elbette bu yorumu yapamam. Ya indirim bekleyebilirsiniz ya da arkadaşınızla birlikte alabilirsiniz. Ama Horizon Forbidden West deneyebileceğiniz en yeni nesil oyun diyebilirim. Türkçe alt yazı desteği de mevcut, çeviride birkaç gariplik olsa da genel olarak güzel bir çeviri olmuş.

Yazar: Doğuş Nuh Kelleci

Spider-Man: No Way Home | Spider-Man Severlerin Rüyası

Spider-Man, çoğumuzun kalbinde özel bir yere sahiptir. Kendimden örnek vermem gerekirse; çocuk iken izlediğim Fox Kids çizgi filmi sayesinde süper kahraman sevgim başlamıştı. En çok sevdiğim süper kahramanı ilk kez böyle görmüştüm. 2002 yılında çıkan Spider-Man filmiyle de birlikte Spider-man’e olan sevgim katlanmıştı. Spider-man 2 (PC) ve Ultimate Spider-man oyunu da beni bir hayli etkilemişti. Daha sonra Spider-man 2 oyununun PS2’de daha güzel olduğunu öğrenicektim ama çocukken iyi ki de bilmiyordum. Eğer Spider-Man’i seviyorsanız 2018’den beri bayram ediyorsunuzdur. 2018’deki Marvel’s Spider-man (PS4) oyunu ve Spider-man Into the Spider-verse animasyonu ile muhteşem bir yıl geçirdik. Üstüne Avengers Endgame sonrası ilk çıkan Marvel filmi olan Spider-man: Far From Home çıkınca heyecandan yerimizde duramadık. Ardından Spider-man: No Way Home‘un fragmanlarıyla birlikte müthiş bir büyük beklentiye girdik.

No Way Home, bütün bu yüksek beklentiye rağmen bence çoğu kişiyi tatmin etmeyi başardı. Etrafta spoilerlar uçuşurken spoiler yemeden izleyebilme fırsatınız olursa ekstra beğenebileceğinizi düşünüyorum. Senaryodaki açıklara ve mantık hatalarına rağmen ben filme bayıldım. Yılın en eğlenceli filmlerinden biri hatta belki de en eğlenceli filmi. Sadece eğlencesinden de değil. Bu film Spider-man’i sevenler için çok anlamlıyıdı. Çok fazla güldüm, duygulandım, üzüldüm, düşündüm. Sinemada ancak 2 kere izlediğimde doyduğumu hissettim. Size tavsiyem de mutlaka sinemada izlemeniz. Beğenmediğiniz kısımlar elbette olacaktır da izlediğinize pişman olacağınızı düşünmüyorum. Yazının bundan sonrası spoiler içerecek. Bu yazı diğer yazılardan farklı olacak. Filmin yapısına uygun şekilde lunaparktaki hız trenine binip film hakkında konuşacağız.

Dalgın Dr. Strange

En çok olumsuz eleştiri alan şeylerden biri Dr. Strange oldu. Fragmandakine göre filmde daha iyi durumda ve insanların şikayetlerini duymadan önce dikkatimi bile çekmemişti. Rahatsız olmamıştım. Rahatsız olanları da anlıyorum ve ilk spoilerlı yoruma başlıyorum. Dormammu ve Thanos’la savaşan büyücümüz nasıl oldu da Spider-man’e yenildi? Birçok konuda yetenekli olan büyücümüz nasıl oldu da sırf biri konuştu diye büyü yaparken kafası karıştı? Muzip ve sakar yapısı filme uyduğu için ben izlerken bir sorun görüp takılmamıştım. Yukarıdaki sorulara verilebilecek en tatlı cevap ise Dr. Strange’in dalgın bir günü olduğuydu.

Korkutucu Muhteşem Performans

Willem Dafoe, Alfred Molina, Jamie Foxx, Thomas Haden Church ve Rhys Ifans… Harika bir villain kadromuz var. Willem Dafoe ve Alfred Molina’nın etkileyici performansını izlemek ekstra keyifliydi. Özellikle Willem Dafoe‘nun delilikle oyunculuk arasındaki ince çizgide durarak rol yapması inanılmazdı. Adam gerçekten deli ve 2002’den beri intikam almayı bekliyormuş. Green Goblin olarak kaldığı yerden devam ediyor.

Jamie Foxx’un canlandırdığı Electro’yu hiç beğenmedim. Karakterin ilginç bir yanı yoktu ve diyalogları bayıktı. Thomas Haden Church’ün aile korumacılığı devam ediyor ve zaman zaman da güldürüyor. Rhys Ifans ise filmde zaten çok kısa gözüküyor.

Büyük güç büyük sorumluluk getirir

Bu sahnede Tom Holland’ın Spider-man olduğunu en çok hissettiğim andı. Makyajı, kamera açısı, duruşu ve bakışı “Ben Spider-man’im.” diye bağırıyordu.

Yeni üçlemede May hala hakkında özel bir bağ hissetmesem de öldüğünde içim parçalandı. Spider-man’imizin ailesinden geriye kalan tek kişinin olmasından da kaynaklı bir his olabilir. Ölmeden önce de tıpkı eski filmlerdeki Ben amcaların öldüğü gün söylediği gibi ” Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” dedi ve yüzlerimizde minik bir gülümseme yarattı.

İnanamıyorum!

Filmde olduklarını son ana kadar yalanladılar. Elbette sızan onca şeyden sonra çıkacaklarını biliyorduk ama filmin temposuna kendimi kaptırınca aklımdan çıkıvermiş. Aniden perdenin ortasında Andrew Garfield görünce; afallamış bir şekilde bakakaldım. Salonun alkışlamasıyla birlikte ortak duygular paylaştığımızı hissettim. Tam bu anı sindirmeye çalışırken Tobey Maguiere de gelince salon iyice çılgına döndü. İki Spider-man de çok daha havalı bir giriş yapabilirdi de bu şekilde de tatmin oldum. Ama hala gerçek olduğuna inanamıyorum, cidden üç Spider-man’i de tek filme topladılar. Artık hiçbir ortak yapım imkansız değil. Yok o Sony’deydi, şu Disney’deydi gibi tartışmalara son verildi. Her şeyi yapabilirler.

Andrew ile Tobey’in birbirine ilk baktıkları anda örümcek hisleriyle birbirlerini tehlike olarak algılamaları güzeldi. Aynı anda aynı hareketleri yapmaları da ekstra güzeldi. Tom’un yanına geldiklerinde kendi içlerini dökmeleri de en çok duygulandıran sahnelerden biriydi. Özellikle Andrew’un Gwen hakkında bahsederkenki mimikleri bir başkaydı.

Tobey, Andrew ve Tom arasındaki şakalaşmalar soğuk kış günlerinde içimizi ısıttı. No Way Home, harika fan service sahnere sahipti. Hep düşündüğümüz soruları sormuşlar, hep dalga geçtiğimiz şeylerle dalga geçmişler. Filmde genel olarak bir hayli çok şaka vardı, ama bu şaka çokluğunun Spider-man filmine yakıştığını düşünüyorum. Spider-man’in gevezeliğini gösteren şakaları da görmek isterdim.

MJ ve Ned’i bu filmle birlikte daha çok tanıma fırsatımız oldu. Mary Jane’i olan bir Spider-man izlemek istesem de MJ, Ned ve Tom üçlüsünün arasında güzel bir kimya oluştu.

Danny Elfman James Horner

Hem Sam Raimi’nin Spider-man serisinin müzikleri vardı, hem de The Amazing Spiderman serisinin müzikleri vardı. Çaldıkları sahnelerde duygulanmamak elde değildi. Eski müzikleri kullanmak müthiş doğru bir karar olmuş. Onun dışında Homecoming’de duyduğumuz tema müziği tekrar çalıyordu. No Way Home’a özel ve yeni bir müzik aklımda kalmamış.

Vay be!

Charlie Cox‘u sonunda MCU’da görmek nasip oldu. Sevgili Matt Murdock‘ımız, tatlı konuşmasıyla ve havalı tuğla tutmasıyla bu evrene harika bir giriş yaptı. Umarım ilerde Daredevil ve Spider-man’i çizgi filmlerdeki gibi ortak bir görev peşindeyken görebiliriz.

Mahallemizin süper kahramanı geri döndü!

Tom Holland Spider-man’imizin origini tamamlanmış oldu. Dikiş makinesiyle kendi kostümünü dikti, kiralık küçük dairesine çıktı, kahramanlık yaparken ailesinden birini kaybetti… İlk filmi origin yapmak yerine üç filmde origini tamamlanmış bir Spider-man izledik. Kimlik gizlemenin önemini anladı. Birilerinin önderliğinde maceraya çıkmak yerine artık kendi maceralarına çıkacak. Mahallemizin süper kahramanı geri döndü. Olgunlaşmış, yeteneklerine hakimleşmiş ve New York gökdelenlerinde tek başına ağla gezecek olan Spider-man’imizin yeni filmlerini daha çok heyecanla bekliyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Finali beğendiniz mi?

Gelecek filmlerde görüşmek üzere!

The Mitchells vs. The Machines: Taptaze Bir Animasyon

The Mitchells vs. The Machines, Netflix‘te henüz yeni yayınlanan, dumanları tüten taptaze bir animasyon. Yeni çıkacak animasyonları iç geçirerek bekleyenler için dört kolla sarılacak bir liman gibi.

Animasyonun merkezinde Mitchell ailesi yer alıyor. Bu ailenin her üyesi birbirini çok sevse, koruyup kollamak istese de tam bir aile olmakta güçlük çekiyorlar. Animasyondaki her karakter çok özel ve çok kendine özgü.

Bir garip aile

Ailenin büyük kızı Katie Mitchell, sinema ve filmlere ilgi duyan ve kolay kolay anlaşılamayan biri. İnternet için kısa filmler çekmekten, etraftaki olaylardan küçük film örüntüleri yaratmaktan hoşlanıyor. Annesi, gerçek anlamda ailesini seviyor ama içten içe daha iyi olmalarını istiyor. Katie‘nin küçük erkek kardeşi Aaron ise en az Katie kadar toplumda kendine yer bulamıyor. En çok da dinozorlar hakkında konuşmaktan hoşlanıyor.

Katie’yi anlamakta en çok zorluk çeken kişi ise babası Rick Mitchell. Rick’i tarif etmek gerekirse kelimenin tam anlamıyla bir ”baba” olduğunu söyleyebiliriz. Teknoloji ile başı belada, çocuklarını çok sevse de onları kötü kararlardan korumak adına her adımlarını desteklemek konusunda tereddütlere düşüyor.

Son olarak ailemizin bir de oldukça şapşal görünümlü bir köpekleri var, ondan bahsetmeden geçmek olmaz. Hatta sanırım beni eğlendiren ögelerden biri de bu minik ve şapşal köpekti.

İşte olayların patlak verdiği yer

Katie ve babası arasında görmezden gelinemeyecek, havada sürekli asılı duran bir kopukluk var. Olayların çıkış noktası da burası. Katie çok gitmek istediği bir okulu kazanmıştır ve bu okul ailesinden epey uzaktadır. Katie’nin aklında ait olduğu yerde, okulda olmak varken babasının isteği kızı ile küçüklüğünde oldukları gibi yakın olmaktır.

Babası, Katie’nin hayallerine giden o uçak biletini iptal eder ve yakınlaşmak adına arabasıyla onu götürmeyi teklif eder. Yani… Zorunda bırakır demek daha doğru olur. İşte yolculuk da burada başlıyor.

Hikayenin ucunu gördüğünüzü sandığınız fakat yanıldığınız keskin kenarları var. Örneğin ilk başta animasyonun Katie’nin okuldaki hayatını ele alacağını düşünürken bir anda kendimi hiç beklemediğim bir yol macerasının tam ortasında buldum. Daha sonrasında ”evet bu film ailenin yol maceralarını anlatıyor” dediğim anda da kendimi teknolojinin baş kaldıran katil robotlarından kaçarken buldum. Animasyon tarzıyla ve beklenmedik dönüşleriyle gerçekten farklı bir animasyon. Hatta bana çok çeşitli rengarenk bir dondurmayı hatırlatıyor. Her tat var; aile kavramı, komedi, macera, aksiyon… Ve animasyon gerçekten de rengarenk görünüyor.

Spider-Verse ve Lego filmi gibi bayılarak izlediğim yapımların arkasındaki kişilerin ellerinden çıkmış The Mitchells vs. The Machines. Filmi izlerken bu tadı dilimde patlayan tomurcuklar gibi de hissedebiliyordum. Özellikle görsellikten aldığım o eşsiz Spider-Verse hissi beni oldukça mutlu etti.

Ben fragmanı izlediğimde animasyon hakkında daha farklı izlenimler edindiğim için tam olarak beklediğim filmi izlediğimi söyleyemem. Ama bu kaotik, günümüz dünyasına göndermeler ve eleştirilerle dolu maceraya eşlik ederken de keyif almadığımı söyleyemem. Daha önce bahsettiğim gibi senaryonun çok keskin virajlarla sağa sola dönmesi dağınık hissettirdi. Ancak böyle kaosla dolu bir filme de oldukça yakışmış. Üstelik karakterleri de gerçekten çok sevdim. Kesinlikle şans vermeye değer.

PS5 İçin Geliştirilen Returnal’ın yapımı tamamlandı!

PlayStation 5 için geliştirilen Returnal’ın yapımcısı Housemarque, bugün oyunun Gold Master diskini teslim ederek çıkışına bir adım daha yaklaşıldığını duyurdu.

Hikayesi ve Oynanışı

Astra adı verilen bir uzay araştırma birliğinin üyesi Selene, şekil değiştiren bir gezegene zorunlu iniş yapar. Bu gezegende tek başına mahsur kalan Selene, hayatta kalmak için antik bir medeniyetin kıraç topraklarını araştırmak ve canını dişine takarak mücadele etmek zorundadır. Tekrar tekrar yenilir ve her öldüğünde yolculuğuna yeniden başlamak zorunda kalır.

Returnal’ın savaş sahnelerinde göz alıcı görsel efektlere ve mermilerin cehennem gibi havada uçuştuğu kapışmalara tanık olacaksınız. Her döngü size yeni kombinasyonlar sunacak. Bu sebeple her seferinde hayatta kalabilmek için sınırlarınızı zorlamanız ve farklı stratejiler belirlemeniz gerekecek.

Tekrar oynanabilirliği fazlasıyla yüksek olarak tasarlanan ve bu yönteme uygun şekilde değişen dünyasıyla Returnal, sizi üzerinizdeki ölü toprağını atarak her doğuşta yeni ve gelişen zorluklara karşı mücadele etmeye davet ediyor.

PlayStation 5’e 2021’de Neler Gelecek?

Sony’nin Playstation 5’i çıkarmasıyla birlikte gözler yeni konsol için özel olarak çıkartılacak oyunlara çevrilmiş durumda. Eğer stok, vergi ve kur farkı zorluklarına rağmen bir PlayStation 5 almayı başardıysanız 2021 yılında sizleri bekleyen birçok özel oyun çıkmak için gün sayıyor. Sony, 2021’i PlayStation kullanıcılarının yılı yapmak için tüm geliştirici  stüdyolarıyla çalışmalarını hızlandırmış durumda. O zaman gelin hep beraber bu yıl PS5’e özel olarak çıkacak oyunlara birlikte göz atalım.

Deathloop

Dishonored, Prey ve Wolfenstein: Youngblood gibi oyunların yapımcısı Arkane Studios’un Bethesta ile birlikte çalıştığı son oyunu olan Deathloop, konsol kategorisinde sadece PS5’e özel olarak çıkacak. Bethesda’nın Microsoft’a satılmasının ardından oyun PC versiyonu için de Mayıs ayında çıkışını gerçekleştirecek ancak konsollarda PS5 özel olarak kalmaya devam edecek. Deathloop’ta zaman döngüsü içine sıkışmış bir adada mahsur kalmış bir suikastçıyı oynuyoruz.  Blackreef Adası’nda aynı günü sonsuza dek yaşamaya mahkum olan iki rakip suikastçi bulunuyor. Colt’un kaçmak için tek şansı gün kendini tekrar etmeden önce sekiz hedefi yok etmek. Her döngüden yeni şeyler öğrenerek, yeni silahlar ve yetenekler geliştireceğiz. Bu döngünün içinden çıkabilmek için her şeyi denememiz gerekiyor. Şimdiden bol şans! Deathloop’un çıkış tarihi ise 21 Mayıs olarak açıklandı.

Destruction All-Stars

Twisted Metal tarzı oyunları özleyenler için oldukça etkileyici bir oyun geliyor! Sony’nin Lucid Games ile ortak çalışması Destruction All-Stars görselleriyle şimdiden heyecan uyandırmayı başardı. Rakiplerinizi parçalara ayırmak için teçhizatımızı geliştirecek ve arenada bol aksiyonlu bir mücadele vereceğiz. Destruction All-Stars’da arabamız fazla zarar görüp yok olduğunda yola yayan olarak devam edecek, kendimizi kaosun içindeki bu arenadan ancak başka bir kullanıcının aracını ele geçirerek kurtarabileceğiz. 21 Şubat’ta Playstation 5’e özel olarak çıkacak oyun aynı zamanda PS Plus’ın Şubat ayı oyunu olarak bedava verilecek.

Final Fantasy XVI

Sony, son yaptığı etkinlikte enfes bir fragmanla Final Fantasy  serisinin 16. oyununu duyurmuştu. Final Fantasy oyunlarının en öne çıkan özelliği olan büyüleyici atmosferi Playstation 5’in gücüyle de birleşince sabırsızlanmamak elde değil. Uzun yıllardır devam eden serinin bu oyununda da bizleri kirli politik entrikalar bekliyor. Romancing SaGa ve The Last Remnant’tan tanıdığımız ve gelecek dönemde ismini daha çok duyacağımız bir isim olan Hiroshi Takai, serinin son oyununda direktör olarak yer alacak. Final Fantasy XVI için henüz net bir çıkış tarihi belirlenmiş değil. 

Ghostwire: Tokyo

Günümüz Tokyo’sunda geçen Ghostwire: Tokyo, Playstation 5’e özel bir korku oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Bir takım yeteneklerle donanmış karakterimizle insanların gizemli bir şekilde yok olduğu boş bir şehri keşfe çıkacağız. Bu boş şehirde bize arkadaşlık edecek birileri olacak tabii ki ancak bu birilerinin kızgın hayaletler olduğunu da belirtmemiz gerekiyor. Aslında o kadar da korkmanıza gerek yok, şehirdeki köpeklere bir şey olmadı ve  onları istediğiniz kadar sevebileceksiniz! Çıkış tarihi olarak net bir tarihin verilmediği oyun 1 sene boyunca sadece PS5 kullanıcılarına özel olarak sunulacak.

God of War: Ragnarok

Son oyunuyla herkesi kendine hayran bırakan God of War, serinin yeni oyunu için sinyalleri vermişti. God of War(2018)’un hikayesine de bakacak olursak zaten bir devam oyunun gelmesini bekliyorduk. Hatta oyunun yapımcısı Cory Barlog, verdiği bir demeçte her ne kadar daha sonradan abarttığını söylese de seriye 5 yeni oyun çıkarabilecek materyale sahip olduklarını belirtmişti. Ragnarok hakkında bildiklerimiz ise kısıtlı. Oyunun  2021 yılında çıkacağı açıklanırken konusu hakkında net bir bilgi verilmedi. Ancak tahminler Kratos’un Baldur’u öldürmesinin ardından Ragnarok’un yani tanrıların ölümüyle gelen kıyametin başlayacağı yönünde…

Gran Turismo 7

Çıkardığı her yeni oyunuyla görselliğiyle öne çıkan serinin son oyunu PS5 için de raflardaki yerini erkenden alacak. Yarış oyunları konsolların grafik güçlerini sergilediği temel dayanağı gibidir. Oyunun yapımcı şirketi Polyphony, Playstation 5’in tüm gücünden faydalanarak harika bir görsellik sunuyor. Gran Turismo için açıklanmış net bir çıkış tarihi bulunmamakta.

Ratchet & Clank: Rift Apart

Playstation’ın yapı taşlarından biri haline gelen Insomniac Games’ten Ratchet and Clank, yeni konsolun yükleme hızını sonuna kadar kullanarak bu özellikleri öne çıkarmak için tasarlanmış bir oyun gibi. Eğlenceli atmosferiyle PS5’in SSD hızının da yardımıyla kendinizi sürekli değişen bir evrenin içinde bulacaksınız. Oyunun yayınlanan oynanış videosunda da en çok dikkat çeken nokta bu olmuştu. Ratchet and Clank: Rift Apart için net bir çıkış tarihi yok ancak 2021 yılında çıkacağı kesin.

Horizon Forbidden West

Sevgili Aloy ile ilk oyunda yüzlerce engeli aştıktan sonra yeni oyunla birlikte başka maceralara yelken açıyoruz. PlayStation 5’in gücüyle birlikte Horizon evreni daha da güzelleşmişe benziyor. Guereilla Games, Decima Motoru’yla harika evrenler yatırıyor. Death Stranding de aynı oyun motoruyla yapılmıştı.

Eğer Far Cry 3 veya Zelda: Botw gibi Horizon Forbidden West’te gördüğümüz her yere gidebiliyorsak yıla damgasını vuran oyunlardan olabilir. 2021’in en iddialı oyunlarından biri olan Horizon Forbidden West’in net bir tarihif açıklamadı. İlkbahar sonlarında-Yaz başlarında çıkacağına inanıyoruz. Hem PlayStation 4 hem de PlayStation 5’e geliyor. Tıpkı Miles Morales gibi… Büyüleyici görsellik için tabii ki PS5 gerekiyor.

Stray

Harika görselliğe sahip bir evrende kedi olmayı kim istemez ki? Stray muazzam sunumuyla bizi unutulmaz bir maceraya çıkarmaya hazırlanıyor. Hem PS4, hem PS5 hem de PC’ye gelecek olan Stray, ne yazık ki konsol tarafında sadece PlayStation’a çıkış yapacak. Çıkış tarihi net açıklanmayan oyunda siberpunk atmosferine sahip bir şehirde yolumuzu bulmaya çalışırken önümüze engeller çıkacak ve her biz de engelleri aşmaya çalışacağız. Umarız Stray herkesin beklentisinin üstünde çıkar.

Nioh Collection

SoulsBorne serisinin yapısına benzer oyunu en başarılı şekilde yapabilen tek seri olan Nioh, PlayStation 5’e geliyor. Nioh Collection yeni nesil sürümüyle birlikte 4K 120 FPS görselliğiyle birlikte hızlı yüklenme sürelerine sahip olacak. Team Ninja, Nioh Collection’ın 5 Şubat 2021’de geleceğini açıkladı.

Returnal

Resogun, Nex Machina, Dead Nation ve Alienation oyunlarının geliştiricisi Housemarque, PS5 için boş durmadı. Kendimizi kayıp bir gezegende bir zaman döngüsüne sıkışmış olarak buluyoruz. Karakterimizle bu döngüden çıkmaya çalışırken bir yandan da içinde bulunduğumuz çevrenin zorluklarıyla boğuşuyoruz. PS5’in oyunculara sunduğu 3D ses sisteminden de sonuna kadar yararlanan oyunun net bir çıkış tarihi yok, ancak 2021 yılında bizlerle olacak.

Sizin en çok beklediğiniz PlayStation 5 oyunu hangisi? 

HBO, The Last of Us dizisi için sezonluk sipariş verdiğini açıkladı!

The Last of Us dizi uyarlaması HBO tarafından duyurulduktan sonra sessizlik hakim olmuş, dizi hakkında çok fazla açıklama yapılmamıştı. Ancak The Last of Us hayranlarını sevindirecek bir gelişme yaşandı ve HBO Programming Başkan Yardımcısı Francesca Orsi, The Last Of Us dizisi için sezonluk sipariş verildiğini açıkladı. Orsi, dizinin hem The Last of Us oyuncuları hem de seriye yabancı kişiler arasında yankı bulacağına inandığını söyledi. Dizi, gösterim tarihi kesinleştiğinde HBO ve HBO Max üzerinden yayınlanacak.

Dizi hakkında ne biliyoruz?

The Last of Us dizi uyarlaması, oyunun kreatif yönetmeni Neil Druckmann tarafından yazılacak ve 2019 yapımı Chernobyl dizisinin yaratıcısı Craig Mazin tarafından yönetilecek. Chernobyl ve Game of Thrones dizilerinin idari yapımcılarından Carolyn Strauss, Naughty Dog‘dan Evan Wells, Playstation Producs‘tan Azad Qizilbash ve Carter Swan gibi isimler de projenin yapımında yer alıyorlar.

Bildiklerimiz hala sınırlı olsa da, ilk oyunun olaylarını takip etmesi ve ikinci oyunun içerikleriyle de örtüşmesi bekleniyor. Uyarlamanın oyunlardaki olaylarda köklü değişiklikler yaratmak yerine olayları genişleteceği ifade ediliyor. The Last of Us‘ın tek sezonluk bir mini dizi olması planlanmıyor.

Joel ve Ellie‘nin yanı sıra Riley, Tess, Marlene ve Maria karakterleri resmi olarak duyurulmuş karakterler arasındalar. Ayrıca, serideki iki oyunun müziklerini bestelemiş olan Gustavo Santaolalla da projede yer alıyor.

 

 

2020 PlayStation Black Friday İndirimleri: Ne Oynasak?

Oyun fiyatlarının sürekli yükseldiği bu dönemde eğlenceli saatler geçirdiğimiz, bağlandığımız oyunlar gittikçe ellerimizden kaymaya, ulaşılmaz şeyler olmaya başlıyor. Bu sebeple gittikçe indirimlere daha çok bel bağlıyor, dört gözle beklediğimiz o oyunlar şöyle güzel bir indirim alsa diye iç geçiriyoruz. Bazı zamanlarda bu indirimler bile imdadımıza yetişemiyor, oyun en fazla ”normal” diyebileceğimiz bir fiyata düşüyor sadece. PlayStation Store‘a Black Friday indirimleri gelmişken, hep birlikte neler alabiliriz bir göz atalım.

The Last of Us Part II- 280 TL

Çokça tartışmalara yol açan, fikir ayrılıklarına sebebiyet veren bir oyun olmuştu The Last of Us Part II. 499 TL‘lik fiyat etiketiyle de pek çok oyuncu için belki de ulaşılmaz olmuştu. Bu oyun ne kadar beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönleri de olsa kalbimize taht kuran The Last of Us evreninin nadide bir parçası. Hikayenin evrildiği yer ne kadar hoşunuza gidecek, bunu söylemek çok güç. Bir deneyim olarak ise asla kaçırmamanız gereken, sadece Last of Us II’ye özgü bir deneyim sunuyor. 280 TL‘ye düşen fiyat etiketine ise bir nebze daha makul diyebiliriz.

Marvel’s Spider-Man- 185, 40 TL

Goty açısından en çekişmeli geçen yılın iddialı yılın oyunu adaylarından biri olan Spider-Man’i artık duymayanınız kalmamıştır. Oyun için tasarladıkları oynanış, dövüş ve ağ atma mekanikleri öyle güzel ki oynarken mest oluyorsunuz. Altınızdan akıp giden capcanlı bir şehirde Spider-Man olma deneyimi gerçekten kaçırılmamalı. Üstelik hikaye kısmına göz atacak olursak sağlam ve merak uyandırıcı olduğunu söyleyebiliriz. Insomniac, kesinlikle muhteşem bir şekilde yepyeni bir Spider-Man evreni kurmayı başarmış.

Cuphead- 66,75 TL

Cuphead, pek çok yazımızda yer verip hala yerlere göklere sığdıramadığımız bir oyun. Bu indirim yazısında bulunmasının sebebi de harika bir couch coop oyunu olması! Eski çizgi filmlerden kopup gelen bu souls-like oyunda yanınızda bir arkadaşınızla birlikte ter dökmek, strateji düşünmek ve sinirden küplere binmek eminiz ki tek başınıza sinirlenmekten çok daha iyidir.

God of War- 59, 50 TL

Yılın Oyunu ödüllerini de kazanarak artık herkesin göz bebeği olan oyundan bir kez daha bahsetmeye gerek var mı bilmiyoruz… Çok iyi bir indirim yakalayarak artık daha da davetkar hale gelen bu oyunu henüz oynamadıysanız tam zamanı!

Metro Exodus- 59, 07 TL

Metro Exodus, oldukça olumlu yorumlar alan, zaten başarılı ve klasikleşmiş bir serinin bunları daha da katlayarak devam eden yeni oyunu. Ne yazık ki bunca güzel yorum bombardımanından sonra benim de çok oynamak istediğim ancak bir türlü iyi bir fiyat etiketi yakalayamadığım oyun. Sonunda yüzde 67‘lik bir indirim alarak gayet uygun bir fiyata düşmüş. Benim alışveriş listemde yerini aldı!

Kingdom Hearts All In One Package- 155,70/ Kingdom Hearts III- 89,70 TL

Kingdom Hearts III, çıktığı yıl sevdiğim animasyonlardan karakterleri barındırmasıyla, keyifli görünen oynanışı ve evreni ile ilgimi çokça çeken bir oyundu. Ne yazık ki Kingdom Hearts III’ün büyüsüne kapılıp, evrenin komplike lore’una hakim olmayan oyuncular için öğrenmek oldukça sancılı bir süreç olmuştu. All in One Package‘da  hikayeye tamamıyla  hakim olmanıza olanak sağlayan tüm parçalar olmasa da bir kısmını bulabilir, aynı zamanda Kingdom Hearts III’e de sahip olabilirsiniz. Sadece Kingdom Hearts III’ü satın almak istiyorsanız da yüzde 70‘lik güzel bir indirim almış durumda.

Yakuza Kiwami- 43,20 TL/ Yakuza Kiwami 2- 54,60 TL/ Yakuza 6: Song of Life- 54,60 TL

Gerilimli bir dizi izlercesine hikayesine kapılıp gideceğiniz, beklenmedik anlarda da inanılmaz absürt mizahına şaşırıp güleceğiniz Yakuza oyunları da bu indirimde güzel fiyatlar yakalamış. Yakuza oyunlarında yakalayacağınız deneyimin gerçekten benzersiz olduğunu söyler, şiddetle öneririz.

Henüz bitmedi

Bu indirimlerde çok sevdiğimiz A Way Out ve Jedi: Fallen Order‘ın da indirimler yakaladığını gördük. Size tavsiyemiz bu oyunları PSN üzerinden 25 TL‘lik bir ücrete edinebileceğiniz bir aylık EA Play aboneliği satın alarak oynamak. Özellikle A Way Out’u yanınıza çok özel bir arkadaşınızı alın ve kesinlikle birlikte oynayın deriz.

İndirim tavsiyelerimiz bu kadar. Siz neler aldınız, almayı düşündüğünüz oyunlar var mı? Yoksa o çok oynamak istediğiniz oyunun hala uygun bir fiyata düştüğünü göremediniz mi? Bizlerle paylaşabilirsiniz!

Marvel’s Spider-man Miles Morales İnceleme: Büyük Sıçrama

Spider-man’in bende her zaman özel bir yeri olmuştur. Çocukluğumdan bu yana hep yanımdaydı, hala da olmaya devam ediyor. Düşük bütçeli ve tecrübesiz stüdyolardan kurtulup yüksek bütçeli ve deneyimli bir oyun stüdyosuna gitmesine ne kadar sevindiğimi sizlere anlatamam, ancak yine de bir korkum vardı. Insomniac Games ilk Spider-Man oyunuyla kalbimizi çaldı çalmasına da 2 yıl ardından gelen yan oyunun özensiz yapılacağına dair şüphelerim vardı. Ubisoft gibi açık dünyadaki yan görevleri oyunun ana göreviymiş gibi yaparlar mı diye endişeleniyordum. Insomniac Games ise ilk oyunda yaptığı her şeyi en üst seviyeye çıkarmış ve bir sürü yeni fikir bulup hepsini denemiş. Oyunu oynadıkça bu yenilikler tokat gibi yüzüme çarptı, çarptıkça da daha da heyecanlanıp oynamaya devam ettim. Oyundaki her şeyi yapan biri olarak söyleyebilirim ki bir yan oyun için devasa sıçrama… Spoilersız bir şekilde gelin inceleyelim.

Aynı Cihazda Görsel Sıçrama

Spider-Man Miles Morales’i ne yazık ki PlayStation 5’te deneme fırsatı bulamadım, oyunu PlayStation 4 Pro’da bitirdim ve aynı cihazda nasıl bu kadar büyük görsel sıçrama yapabilmişler aklım almıyor. İlk oyunda sahte ve hatalı yansımalar, düşük dokular ve kötü ışıklandırmalar vardı. Spider-Man Miles Morales’te ise bunların hepsine yoğunlaşıp düzeltmişler, üstüne üstlük Noel atmosferini de müthiş yansıtmışlar. Karlı bir şehirde oradan oraya uçan ağ-kafamızla büyülenmemek elde değil. Yine de eski nesil konsolların yaşlandığı da çok belli oluyor. Oyun boyunca fps düşüşleri yaşamamın yanında oyunun sesini neredeyse bastıracak kadar yüksek sesli fanlarla oynadım. Cihazı bir hayli zorladı.

RTX’i gösterebilmek için tüm gökdelenleri daha parlak yapmışlar. Düşmanlarımızın güçleri ve bizim güçlerimiz de ışığı yansıtacak ve çevreyi güzel gösterecek türden, o yüzden de PS5’te mutlaka RTX’li versiyonunu görmek isterim. RTX’siz versiyonu nasıl derseniz o konuda da gelişmeler var. Tüm yansımalar daha kaliteli daha düzgün ve daha az hatalı.

Hikaye Anlatımında Sıçrama

Marvel’s Spider-man ile kurdukları evreni ve anlattıkları hikayeyi aşırı beğenmemize rağmen kurgusunu biraz kusurlu bulmuştuk. Oyunun özellikle başları hem kopuk hem de yavaştı, tempo sıkıntıları vardı ve bu durum akıcılığını bir hayli baltalıyordu. Minik Spidey’imizde durumlar nasıl derseniz… Harika. Yan oyun olduğundan anlattığı hikayenin kısa oluşunun da bir katkısı var elbet ama sadece onunla da sınırlı kalmıyor. İlk oyunun açılışı kadar güzel. Hatta belki de daha iyi bir açılış yapıp zaman zaman düşüşe geçse de genelde yükselerek ilerleyen bir hikayesi var. Kısa oluşu, odağını kaybetmemesi ve sinematiklerindeki bariz kalite artışı ile hikaye anlatımında yüksek bir sıçrama gerçekleştirmişler. Önceki oyunun sinematikleri daha bir oyun sinematiği gibiydi bunda ise oyun sinematiği değil film sinematiğine geçiş yapmışlar, kamera açılarıyla bile bu kalite artışını hissettiriyor. Hikaye anlatımını geç, hikayenin kendisi nasıl derseniz eh işte, idare eder diyebilirim. İlk başlarda çok iyi başlasa da sonra düşüşe geçiyor.

Kurguyu başarılı bulmamın bir diğer sebebi de oyun boyunca gösterdiği NPC’leri güzel bir şekilde hikaye etrafında kullanması oldu. Sinematiklerin köşelerinden fırlayıp arkada gezmeleri ve onlara teker teker yardım etmemizle beraber güzel bir şekilde hikayeye dahil etmeleri beni etkiledi. Rastgele 10 NPC ile bağ kurabileceğimi hiç düşünmemiştim ancak Mahallenizin Dostu Örümcek Adam hissini kesinlikle veriyor.

İlk başlarda müthiş bir sidekick oyunu oynayacağınızı hissediyorsunuz. Asıl Spider-man’in yanında takılıp ona yardım etmeye çabalamamız ilginç bir deneyim olmuş. Sidekick olarak bu kadar eğlenebileceğimi hiç düşünmemiştim.

Oynanıştaki Sıçrama

Yapmak için 3 yıl uğraştıkları ağ mekanikleri elbette aynı duruyor, ama animasyonlarda büyük bir sıçrama var. Ağ atarken düşecek gibi olmasından tutun da animasyonların birbirlerine çok yumuşak bir şekilde geçiş yapması ve bu zincirlemenin olağanüstü görselliğe aktarılması takdir edilecek türden. Mekanikleri zaten sağlam temellere dayanıyorken üstüne animasyonları yenilemeleri, Miles ile Peter’ın birbirinden farklı stillerde ağ atmaları çok hoş bir detay olmuş. Ağ ile gezinmek dışında elbette dövüş aksiyonumuz da değişti.

İlk oyunda ekipmanlarımızın bolluğu bizi tatmin etse de sonlara doğru biraz sıktığını hissettirmişti. O aksiyona doymuştum ki Insomniac da o konuda büyük bir değişikliğe gitmiş. Hem çaylak Spider-Man olmamızla hem de farklı yeni güçler edinmemizle Peter Parker Spider-man’inden kendini ayrıştırmayı başarıyor. Bio-Electric güçlerimizle avuç içlerimizden sarı sarı elektrik fışkırdığını ve düşmanlarımız daha farklı yöntemlerle alaşağı ettiğimizi fark edeceksiniz. Fragmanlarda bu kadar efektli güçler rahatsız edici olabilir mi diye düşünüyordum ki hiç öyle olmadı. Tam aksine oynarken daha çok eğlendim. Özellikle en zor modda oynarsanız combat aşırı keyifli oluyor. Bu güçler olmadan diğer Spider-man’e nasıl geri döneceğiz hiç bilmiyorum.

İlk oyunun bir diğer eleştirisi de çok fazla quick time event(kare-kare-kare-üçgen) bulundurmasıydı. Boss savaşlarında bunları nerdeyse ortadan kaldırmış ve mücadele ettiğinizi sonuna kadar hissettiren çok iyi boss savaşları tasarlanmış. Bunun yanında bölüm tasarımları ve puzzle’larda da müthiş bir sıçrama var. Daha zekice, daha eğlenceli ve güçlerinizi işlevsel şekilde kullanabileceğiniz şekilde tasarlanmış. Ayrıca Uncharted tadındaki aksiyon sekansları da beni mest ettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

Peki buglar ve optimizasyon nasıl?

Bir yan görevde oynayan herkeste sadece Miles’ın kafası gözüküyor ve birkaç yerde geç yükleniyor. O görevde bir sıkıntı var, onu güncelleme ile düzelteceklerine inanıyorum. Birkaç kere ses hatası oldu, altyazılar devam etse de diyalog sesleri yok oldu. Bazı yerlerde de sık sık fps düşüşlerine maruz kaldım. Oyun tamamen PS5’in gücünü kullanıp görsel şölen yapmak istemiş.

Müziklere de değinmeden etmeyelim. Spider-man Miles Morales hiç beklemeyeceğiniz kadar iyi müziklere sahip. Sinematiklerine, verdiği duyguya, hikayeye bu kadar uyumlu olup kulağa da hoş gelen nadir eserlerden.

Büyük Güç Büyük Sorumluluk Getirir!

Spider-Man Miles Morales çok keyifli bir oyun olmuş. Marvel’s Spider-man serisi önümüzdeki yıllarda en çok konuşulan serilerden biri olacak gibi geliyor. Yaptıkları oyunlarla üzerine koya koya ilerlemeleri ve evrenlerini sağlam adımlarla genişletmeleri bu durumu kaçınılmaz yapıyor. Yükselmeye ve daha çok sevilmeye devam edecek. Insomniac Games’e güvenimiz tam. Son olarak harika bir after credits sekansı var, ilk oyunun after credits sekansının devamı olarak gösteriliyor ve yeni oyun için çok heyecanlandırıyor.

Gelelim günün sorusuna… Peki bu oyuna 459₺ verilir mi? Cyberpunk 2077 veya RDR2 gibi aşırı devasa oyunlar dışında bu fiyat bana çok uçuk geliyor. Böylesine kısa ve küçük çaplı bir oyun için bence indirim gelmesini bekleyin ve indirim gelince de PSN kardeşlikle yarı yarıya ödeyin. O zaman fiyatının karşılığını verecektir.

İlk oyun hakkında yazdığım yazıya buradan, ilk oyunun ön hikayesini anlatan romanı incelediğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Spider-Man: Miles Morales İçin Türkçe Dil Desteği Verilmeyecek

Playstation Türkiye, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada birinci parti oyunlarına verilen Türkçe dil desteğinin, PS4’de olduğu gibi PS5’de de devam edeceğini duyurmuştu. Bu doğrultuda Spider-Man: Miles Morales‘in de Türkçe dublaj ve altyazı seçenekleri ile çıkış yapacağını öğrenmiştik.

Ancak bu sabah oyun medyasından bazı isimlere gönderilen mail ile birlikte oyunda Türkçe desteğinin bulunmayacağı ifade edildi.

“Üzülerek belirtmek isteriz ki Marvel’s Spider-Man: Miles Morales, Türkçe dil desteği içermeyecektir. İletişimde yaşanan bu hatadan dolayı özür dileriz. Diğer PS5 çıkış oyunları olan Astro’s Playroom, Sackboy: Büyük Macera ve Demon’s Souls oyunları Türkçe dil desteğiyle beraber geliyor.Bu konuda sorularınız olması durumunda bize ulaşabilirsiniz.”

-Playstation Türkiye-