The Mitchells vs. The Machines: Taptaze Bir Animasyon

The Mitchells vs. The Machines, Netflix‘te henüz yeni yayınlanan, dumanları tüten taptaze bir animasyon. Yeni çıkacak animasyonları iç geçirerek bekleyenler için dört kolla sarılacak bir liman gibi.

Animasyonun merkezinde Mitchell ailesi yer alıyor. Bu ailenin her üyesi birbirini çok sevse, koruyup kollamak istese de tam bir aile olmakta güçlük çekiyorlar. Animasyondaki her karakter çok özel ve çok kendine özgü.

Bir garip aile

Ailenin büyük kızı Katie Mitchell, sinema ve filmlere ilgi duyan ve kolay kolay anlaşılamayan biri. İnternet için kısa filmler çekmekten, etraftaki olaylardan küçük film örüntüleri yaratmaktan hoşlanıyor. Annesi, gerçek anlamda ailesini seviyor ama içten içe daha iyi olmalarını istiyor. Katie‘nin küçük erkek kardeşi Aaron ise en az Katie kadar toplumda kendine yer bulamıyor. En çok da dinozorlar hakkında konuşmaktan hoşlanıyor.

Katie’yi anlamakta en çok zorluk çeken kişi ise babası Rick Mitchell. Rick’i tarif etmek gerekirse kelimenin tam anlamıyla bir ”baba” olduğunu söyleyebiliriz. Teknoloji ile başı belada, çocuklarını çok sevse de onları kötü kararlardan korumak adına her adımlarını desteklemek konusunda tereddütlere düşüyor.

Son olarak ailemizin bir de oldukça şapşal görünümlü bir köpekleri var, ondan bahsetmeden geçmek olmaz. Hatta sanırım beni eğlendiren ögelerden biri de bu minik ve şapşal köpekti.

İşte olayların patlak verdiği yer

Katie ve babası arasında görmezden gelinemeyecek, havada sürekli asılı duran bir kopukluk var. Olayların çıkış noktası da burası. Katie çok gitmek istediği bir okulu kazanmıştır ve bu okul ailesinden epey uzaktadır. Katie’nin aklında ait olduğu yerde, okulda olmak varken babasının isteği kızı ile küçüklüğünde oldukları gibi yakın olmaktır.

Babası, Katie’nin hayallerine giden o uçak biletini iptal eder ve yakınlaşmak adına arabasıyla onu götürmeyi teklif eder. Yani… Zorunda bırakır demek daha doğru olur. İşte yolculuk da burada başlıyor.

Hikayenin ucunu gördüğünüzü sandığınız fakat yanıldığınız keskin kenarları var. Örneğin ilk başta animasyonun Katie’nin okuldaki hayatını ele alacağını düşünürken bir anda kendimi hiç beklemediğim bir yol macerasının tam ortasında buldum. Daha sonrasında ”evet bu film ailenin yol maceralarını anlatıyor” dediğim anda da kendimi teknolojinin baş kaldıran katil robotlarından kaçarken buldum. Animasyon tarzıyla ve beklenmedik dönüşleriyle gerçekten farklı bir animasyon. Hatta bana çok çeşitli rengarenk bir dondurmayı hatırlatıyor. Her tat var; aile kavramı, komedi, macera, aksiyon… Ve animasyon gerçekten de rengarenk görünüyor.

Spider-Verse ve Lego filmi gibi bayılarak izlediğim yapımların arkasındaki kişilerin ellerinden çıkmış The Mitchells vs. The Machines. Filmi izlerken bu tadı dilimde patlayan tomurcuklar gibi de hissedebiliyordum. Özellikle görsellikten aldığım o eşsiz Spider-Verse hissi beni oldukça mutlu etti.

Ben fragmanı izlediğimde animasyon hakkında daha farklı izlenimler edindiğim için tam olarak beklediğim filmi izlediğimi söyleyemem. Ama bu kaotik, günümüz dünyasına göndermeler ve eleştirilerle dolu maceraya eşlik ederken de keyif almadığımı söyleyemem. Daha önce bahsettiğim gibi senaryonun çok keskin virajlarla sağa sola dönmesi dağınık hissettirdi. Ancak böyle kaosla dolu bir filme de oldukça yakışmış. Üstelik karakterleri de gerçekten çok sevdim. Kesinlikle şans vermeye değer.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.