Far Cry 6 İnceleme: Serinin En Eğlenceli Oyunu

Biliyorsunuz ki Ubisoft, tüm oyunlarının birbirlerine çok benzediğini kabul edip yaratıcı kadrosunda büyük bir değişikliğe gitti. Etkilerini Far Cry 6’dan sonraki oyunlarda görürüz diyorduk ama şimdiden hissedildiğini söyleyebilirim. Gösterdikleri oyun içi fragmanlardan sonra Far Cry 6’nın iyi bir oyun olmasını beklemiyordum ama Ubisoft şaşırtmayı başardı. Geçtiğimiz hafta Ubisoft, Far Cry 6 için erken erişim kodu gönderdi ve o zamandan beri oynuyorum. Henüz bitirmiş değilim, yarısından fazlasını oynamış biri olarak diyorum ki bence serinin en eğlenceli oyunu. Far Cry 3’ü nerdeyse 3 kez ve diğer Far Cry oyunlarını birer kere bitirmiş biri olarak Far Cry 6’da çok daha fazla eğlendim. Gelin, spoilersız olarak Far Cry 6’ya birlikte bakalım!

Vaas’ı Geride Bırakan Baş Kötümüz Anton Castillo!

Giancarlo Esposito’nun muhteşem canlandırdığı Anton Castillo karakterine bayılacağınızı düşünüyorum. Vaas’ı hemen hemen herkes çok sevdi, hepimiz sevdik ama fragmanlarda sürekli gözüken Vaas’ın aslında baş kötü olmaması bence hayal kırıklığıydı. Baş kötünün adamlarından biriydi. O zamandan beri öyle 2 karakter yapmak yerine Far Cry’larda tek bir baş kötüye odaklanıyorlar. Vaas, serinin en sevdiğim kötüsüydü, ana kötü olmamasına rağmen. Pagan Min’i (Far Cry 4) pek sevmemiştim, Joseph Seed’i (Far Cry 5) sevmiştim; diktatör Anton Castillo’ya ise bayıldım.

Far Cry 6’da sinematiklere ve diyaloglara biraz daha odaklanmışlar. Sinematikler oyun içi grafiklerle gözüküyor ve açıkçası doku kalitesi olarak pek iyi durmuyor. (Eski bir oyun gibi duruyor.) Ancak doku kalitesi dışında kameranın açısından hikaye anlatımına kadar, önceki Far Cry’lara göre prodüksiyon kalitesi artmış gibi hissettiriyor. Anton, sahneye her çıktığında bu sefer ne yapacak diye gerilmekten izleyemiyorsunuz. Özellikle oyunun açılış sekansında bunu çok iyi başarıyor. Anton ile tanıştığımız ilk sinematik, bir hayli etkileyici. Yan karakterlerin bazılarını da önceki oyunlardaki karakterlere göre biraz daha özgün ve eğlenceli buldum. Anton’u ve diğerlerini bırakalım, geçelim serinin asıl eğlenceli yaptığı kısma.

Tüm Ada Senin!

Ubisoft’un açık dünya formülü yüzünden diğer stüdyoların bile açık dünya oyunları birbirine benzedi. Haliyle açık dünya dendiği an bir bıkkınlık hissi hemen geliyor. Açık dünya oyunlarından sıkılmama rağmen Far Cry 6’yı o kadar sevdim ki hiçbir zaman başından kalkmak istemedim. Çevre tasarımı, atmosferin sizi içine alması ve o özgürlük hissini çok iyi vermesinden dolayı kendimi çok kolay kaptırdım. (Gördüğüm manzaralara hayran kaldım.) Tüm ada sizin oyun alanınız ve istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Silahlar ve araçlar konusunda önceki Far Cry’daki her şeyi geliştirip üstüne koyduklarından çeşitlilik çok fazla olmuş. Far Cry 6’yı o kadar sevdim ki birbirinin aynısını mini yan görevleri bile atlamadan yapıyorum.

Güzel bir oyun alanı yaratıp bizi özgür bırakmaları Far Cry’ların asıl eğlenceli noktası. İlk mini ada dışında oyunun ana kötüsü Anton Castillo’ya saldırmadan önce 3 büyük bölgenin liderlerini öldürmemiz gerekiyor. Far Cry 5’ten farkı ise liderlere saldırmadan önce de o bölgenin yerel direnişçilerine yardım ederek bize güvenmeleri konusunda ikna ediyoruz. Direnişçilerin üslerini geliştirip özelleştirebiliyoruz. Ekstra faydaları olabiliyor. Daha sonra ise bölge için birlikte savaşıyoruz. Üç bölgenin ardından Anton Castillo’nun olduğu bölgeye saldırabiliyoruz.

Yine Seçim!

Oyunun başında kadın Dani (Nisa Gündüz) ve erkek Dani (Sean Rey) arasında seçim yapıyoruz. Oyun boyunca seçimimizi değiştiremiyoruz. İkisinin de hikayede eşit derecede önemli olduğunu ve ikisinin de canon’a dahil olduğunu Ubisoft söyledi. Seçimimiz sadece kozmetik. Ben, Nisa Gündüz’ün canlandırdığı Dani’yi seçtim ve ana karakteri sevdim. Ayrıca Far Cry 6’da amigo yardımcılarımız da var. Hepsinin kendi yararlı özellikleri var. Ben en çok tatlı ve minik köpek olan Chorizo‘yu sevdim.

Değişen Görev Sistemi

Far Cry 6’nın görevlerini genel olarak beğendim. Önceki oyunlarda olan güzel müzikle uyuşturucu tarlasını yak gibi görevleri modernleştirerek tekrar koyarken, yeni ve eğlenceli görevleri de eklemeyi unutmamışlar. Özellikle çalan çok güzel müzikler var ama onlar bile spoiler sayılabilir, o yüzden söylemeyeceğim. Görevler güzel ama görev sistemi pek hoşuma gitmedi. Dying Light’taki gibi daha online bir arayüze göre yapmışlar. Görev için NPC ile konuştuğumuzda “accept and track” dediğimiz farklı bir pencere geliyor. Ubisoft, Far Cry 6 için co-op’a da odaklandığından böyle bir sistem tercih etmiş.

Teknik Sorunlar

RTX 2060 ile 1080p High ayarlarda 60 FPS oynadım. İlk gün patchi gelmemesine rağmen gayet güzel çalıştı. Nadiren ani FPS düşüşleri yaşadım. Dokuların yüklenmeme veya geç yüklenme sıkıntısı çeken insanları da duydum. Bu arada oyun için AMD ile anlamışlar ve AMD teknolojilerini kullanmışlar. AMD donanımlarına sahip PC’lerde daha uyumlu çalışabilir.

Hemen Alalım Mı?

Sonuç olarak; Far Cry sevenler çoktan almıştır. Hala almayanlar ve Far Cry serisini azıcık bile sevenler için PC sürümünü önerebilirim. Ubisoft Connect parasını kullanarak %20 indirimle birlikte 216TL ile günümüze göre uygun bir fiyata satın alabilirsiniz. Konsoldaki fiyatlarının ise pahalı olduğunu düşünüyorum. Bu arada serinin önceki oyunlarını da oynamanıza gerek yok, direkt bu oyun ile başlayabilirsiniz. Her oyun zaten farklı karakterlerle oynuyorsunuz. Eğer almak konusunda emin olamadıysanız 3-4 ay sonra veya yaz aylarına doğru gireceği indirimi bekleyebilirsiniz. Bir fırsat bulduğunuzda kesinlikle oynamanızı tavsiye ediyorum. Far Cry 3’te sevdiğimiz tadı güzel bir şekilde modernleştirerek geliştirmişler. Mükemmel bir oyun değil, ama çok eğlenceli bir oyun olduğu kesin. Ben eğlenerek oynamaya devam edeceğim. Umarım siz de oynarken eğlenirsiniz. Sonraki oyunlarda görüşmek üzere!

Minik Ekleme: Oyunu bitirdim, itiraf etmeliyim ki sonlara doğru biraz sıkıldım. Etkileyici bir final olmamasının yanında Antan Castillo’yu çok az gördüğümüzü düşünüyorum. Oyunun başı dışında çok pasif takılıyor. Vaas hala serinin en iyi villanı. Hikayeden pek bir şey beklemeyin. Yine de eğlence ve aksiyon dozu kesinlikle tatmin edici, indirime girdiğinde alıp oynarsanız pişman olmazsınız.

Riders Republic Beta: Eğlenceli ve Çeşitli

Ubisoft bildiğiniz gibi Steep ile spor oyunu tutturmayı denemişti ancak şansı yaver gitmedi. Şimdi Riders Republic ile yeniden şansını deniyor ve iyi ki de deniyor. Bütün oyunlar aynı türe sıkışmışken, farklı türdeki yeni oyunları görmek güzel oluyor. Riders Republic daha çıkmadı ancak kapalı beta ve açık beta sürecine girdi. Biz de Riders Republic’i bu vesileyle oynama şansı yakaladık. Riders Republic, bakalım nasıl olmuş?

Bize Oynanış Ver

Spor oyunlarından en önemli şey oynanıştır. Bir hikaye ve görsel beklentiden ziyade yaptığımız sporun tuşlara dökülerek bize keyifli anlar yaşatmasıdır. Riders Republic de bunu başarıyla yapıyor. Bisiklet sürmek ve snowboard ile kaymak gerçekten çok keyifli. Spor oyunlarına ilgimizin olmamasına rağmen keyifle oynadık, ancak Riders Republic çok fazla araya giriyor. Oyunun öğrenilecek mekaniği kısıtlı olmasına rağmen öğretici (tutorial) sekansı inanılmaz uzun. Arkadaşlarınızla hemen birlikte oynamak istiyorsunuz ancak öğretici sekansı bitmeden buna izin vermiyor.

Birbirinden farklı eğlenceli parkurlarda yarışarak oyunun tadını çıkartıyorsunuz. O esnada da araya “aman çok eğlenceliyiz, neyiz biz böyle” diyen NPC’lerin uzun konuşmalarına maruz kalıyorsunuz. Tüm bunları atlattığınızda da bir oyunda ilk defa harita görüyormuşsunuz gibi her yarışın sonunda tekrar tekrar anlatıyor ve yavaşça gösteriyor. Riders Republic’in kesinlikle bizi daha özgür bırakıp istediğimiz yarıştan yarışa gitmemize olanak sağlaması lazım. Öğretici sekansı 1-2 yarış ile sınırlandırıp sonrasında hemen online özellikleri bize aktif edebilir.

Tek Tuşla Sporlar Arası Geçiş

Ubisoft, Steep’te başarılı olarak gördüğü özellikleri Riders Republic’e aktarmış. Steep’teki gibi tek tuşla spor değiştirebiliyoruz, haritada tek tuşla istediğimiz yarışa ışınlanabiliyoruz. Dilersek de çevrede boş bir şekilde gezebiliyoruz. Oyunun haritası parkurlara uygun olarak güzel ve detaylıca tasarlanmış. Görsel olarak da dudak uçuklatıcı olmasa da etkileyici olduğunu söyleyebiliriz. Yarışlarda güzel manzaralar size ev sahipliği yapıyor. Steep’e göre daha akıcı bir oyun olmuş. Yarışlardan da ödüller düşüyor ve daha iyi ekipmanlara sahip olabiliyoruz. Otomatik iniş (Auto Landing) gibi özelliklerle başlangıç seviyesindeki oyuncuyu kolayca içine çekebiliyor.

Fiyat Yüksek Değil Mi?

Riders Republic, 28 Kasım 2021’de 269₺ fiyat etiketiyle çıkıyor. Ubisoft, bölgesel fiyatlandırma yapıp Türkiye’ye özel olarak oyunlarını 269₺ fiyat bandında tutmaya çalışsa da Riders Republic için yüksek bir fiyat. Yurt dışı için de 60-70 dolarlık bir oyun olduğunu düşünmüyoruz. 30-40 dolar fiyat etiketiyle çıksaydı, aynı fiyattaki oyunlarla daha kolay rekabet edebileceğini de düşünüyoruz. Xbox Game Pass’e eklenirse veya ücretsiz (free to play) olursa çok daha fazla kişiyi kolayca oyuna çekebilir.

Eğer bu tür sporlara ilginiz varsa kesinlikle oynamalısınız, ilgisi olmayanlar için de bir indirimde denenmeye değer olduğunu söyleyebiliriz. Betayı oynama şansı yakalayan takipçilerimizin yorumlarını merak ediyoruz. Bizimle aşağıda paylaşabilirsiniz.

Watch Dogs: Legion – Bloodline | Aiden ve Wrench Geri Döndü!

Watch Dogs: Legion – Bloodline DLC’si 6 Temmuz‘da çıktı. İlk oyundan tanıdığımız Aiden ve ikinci oyundan tanıdığımız Wrench geri döndü. Bakalım Bloodline DLC’si nasıl olmuş?

Ana Oyundan Kaynaklanan Teknik Sıkıntılar

Watch Dogs: Legion’ın serinin diğer oyunlarından farkı neydi? Sokakta gördüğünüz her NPC’nin görevlerini yapıp ekibinize dahil etmenizdi. Ekibe dahil olan herkesi kontrol edebiliyor ve dilediğiniz zaman karakterler arası geçiş yapabiliyordunuz. Karakterler arası farkların çok yüzeysel olması, NPC’lerin ilgi çekici olmaktan uzak olması ve Watch Dogs 2’ye göre pek bir yenilik getirmemesi üzerine Watch Dogs: Legion istediği etkiyi yaratamamıştı. Kağıt üstünde güzel dursa da iş uygulamaya geçince o kadar da güzel durmuyordu. Birbirini sık sık tekrar eden görev şeması, sayısız hata ve kötü optimizasyon da işin içine girince ortalama bir oyun olmaktan öteye gidemiyordu. Ne yazık ki Watch Dogs: Legion – Bloodline da bu kusurlardan nasibini almış.

Watch Dogs: Legion’a hala güncellemeler gelmeye devam ediyor ve Bloodline DLC’si çıkana kadar hataların büyük kısmını düzeltmeyi başarmışlar. Optimizasyon ise hala kötü durumda. RTX 2060 ile DLSS balanced modundayken 1080p – medium ayarlarda bilgisayarımın zorlandığını hissettim. Ani FPS düşüşleri yaşayıp durdum. DLSS olmasa sabit 60 FPS için 1080p – Low ayarlarda oynamak zorunda kalacaktım. Bilgisayarınız gerçekten güçlü değilse almanızı tavsiye etmem. Teknik detayları geçtiysek gelelim can alıcı kısma.

Aiden ve Wrench

Watch Dogs: Legion’ın öncesinde geçen DLC’de Aiden Pearce, aldığı bir kontrat için Londra’ya geri dönüyor ve bu kez Wrench ile birlikte çalışıyorlar.

Bloodline’ın ilk yarısını Aiden, diğer yarısını Wrench olarak oynuyorsunuz. Burada şöyle bir sıkıntı var. Oyunun kurulu olduğu ana mekaniği hiçe sayıp sadece 2 karakterle sizi sınırlandırıyor. Oyunumuz direkt olarak Watch Dogs 2’ye dönüşüyor. Tek bir karaktere odaklanan geleneksel AAA oyunlarda alıştığımız düzeni zaten ben daha çok seviyorum. Benim için böyle olması çok daha iyi. Karaktere bağlanmak için bir zamanım olmuş oluyor. Ancak eğer oyunun yapısı karakter değiştirmek iken DLC’de bunu değiştirirseniz oyuna ihanet etmiş olursunuz. Çünkü oyunun temelinde iyi olan asıl özelliği gitmiş oluyor.

Aiden, kulak tırmalayıcı Dark Knight sesiyle geri dönüyor. Watch Dogs 1 oynadığım zamanları hatırlatması hoşuma gitse de Aiden’a çok hızlı bir şekilde doydum. Sıkıcı ve fazla ciddi bir karakter. Watch Dogs 2’deki o eğlenceli karakterlerle vakit geçirmek daha keyifliydi. Wrench de tam burada devreye giriyor. Wrench ve Aiden arasında hoş bir kimya yaratmışlar. Keşke görevleri biraz daha iç içe olsaydı. DLC’nin başından sonuna kadar bir arada görmeyi çok isterdim.

Görevlerde büyük bir değişiklik yok, bölüm tasarımları da hala aynı mantık üzerine kurulu. Kameralar arası geçiş yaparak anahtar kodu alıyorsunuz ve içeriye rahatça giriş yapıp sunuculara ulaşıyorsunuz. Sonra mekanı terk edip görevi tamamlıyorsunuz. Hemen hemen hepsi buna benzer yapıda.

Aiden’ın küçük yeğeni Jackson Pearce da Bloodline ile geri dönüyor. Aiden, yıllar boyunca Jackson ile iletişime geçmemiş. Jackson da bu yüzden amcasına karşı mesafeli ve kızgın yaklaşıyor. Aiden ve Jackson’ın aralarındaki bağ nasıl şekillenecek diye merak edebiliyorsunuz.

5 saatlik bir ana hikaye ve 5 saatlik yan görevler eşliğinde 10 saatlik bir serüven isterseniz Watch Dogs: Legion’ın Bloodline DLC’sine göz atabilirsiniz. Legion’ın ana hikayesinden çok daha ilgi çekici buldum. Hikayesi hiç fena olmasa da oynanışı ise zaman zaman sıkıcı geldi. Aiden ve Wrench, sevdiğiniz karakterler ise kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. Eğer sevdiğiniz karakterler değil ise bu DLC’yi pas geçebilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler, sonraki oyunlarda görüşmek üzere!

DLC’yi bize ulaştırdığı için Ubisoft‘a teşekkür ederiz.

Assassin’s Creed Valhalla İlk İzlenim: Valhalla’nın Kapıları Aralandı

Merhaba geek dostlarım, oyunu taze taze oynadım, bir elimde baltam, sırtımda kalkanım görüşlerimi yazmaya hazırım. Oyunda geçirdiğim ilk saatlerin ardından kısa, detaysız bir özet geçmem gerekirse, bu oyun olmuş arkadaşlar. Peki neden olmuş gelin beraber inceleyelim!

Sosyokültürel Yapı

Oyunda en hoşuma giden şeylerden biri benim için bu oldu. Herhangi bir viking köyüne girdiğiniz an NPClerin aralarında yaptığı minik konuşmalar, değişik aksan ve zaman zaman kullanılan kendilerine özgü kelimelerle bu çok iyi verilmiş. Üniversitede bir tarih dersinde, bir kültürün en önemli parçalarından biri kendi aralarında oynadıkları, buldukları oyunlar oldukları söylenmişti. Valhalla’da Ubisoft bunu mini oyunlar şeklinde oyuna ekleyerek çok güzel yansıtmış. Oyunda zarlarla oynadığımız ve kafiyeli konuşma yapmamız gereken iki oyun var. Bunlar kimileri için sıkıcı kimileri için zevkli olabilir ama benim için en önemli olanı bu küçük detayların oyunda var olması.

Oynanış

Oyunun, Joystickle gerçekten çok rahat bir oynanışı var. Dualshock’la bilgisayar üzerinden oynayanlar için iyi haber, oyun tuşları destekliyor. Rahatça kafanız karışmadan oynayabilirsiniz.

Oyunda 4 zorluk var, Skald(Easy), Vikingr(Default), Berserkr(Hard), Drengr(Very Hard). Oyundan keyif almanız için ilk Berserkr ile başlamanızı öneririm, çünkü yapay zeka çok da iyi değil ama buna rağmen 2-3 vuruşta ölebiliyorsunuz. O yüzden Berserkr oynamak işe biraz daha heyecan katıyor. Yapay zekadaki sıkıntı ise, kalabalık çatışma durumlarında arkalarından gittiğinizde neredeyse sizi hiç fark etmiyorlar ve rahatça öldürebiliyorsunuz.

Oyunda yetenek ağacı bulunuyor. Bunun yanında ilerledikçe bazı gizli yerlerde kitaplar buluyorsunuz, bunlar yeni yetenekler  öğrenmenizi sağlıyor ve bu yetenekleri Joystickte istediğiniz tuşlara atama yetkiniz var. Bu da çok hoşuma gitti. Optimizasyona gelecek olursak oyunun içindeki benchmark testini denediğimde çoğu yerde fps drop yedim, ama oyunu oynarken tek bir fps drop yaşamadım.

Hikaye

Ragnar efsanesinin sonrasında geçiyor hikayemiz. Spoilersız anlatmam gerekirse: oyunun ilk 2-3 saati bize Eivor‘un hikayesini anlatıp dünyasına alıştırıyor. Daha sonra bazı sebeplerden dolayı(spoilerdan kaçındığımız için sebepleri söylemiyorum) Eivor ile İngiltere’ye açılıyoruz ve asıl oyun o zaman başlıyor. Hikayede bu kez çok daha yumuşak akışlara yer verip bir dizi tadı yakalamışlar. Bunun yanında karakterlerle çok kolay özdeşleşip onların hikayelerini merak ediyorsunuz. Tüm bunlar Assassin’s Creed Valhalla’ya bizden artılar kazandırıyor.

Hikaye kısmında çok hoşuma giden şeylerden biri ise Assassinlerin viking diyarına nasıl ve neden geldiklerini güzel bağlamaları oldu. Saçma veya gereksiz bir şekilde ortaya çıkmıyorlar.

Daha başlarında olduğum için hikaye kısmına çok fazla değinemeyeceğim. Şu ana kadar oynadığım sürede keyif alarak oynadım, hikaye gerçekten kendinizi bir viking gibi hissettiriyor. Yazıda yer vermek adına fikir edinebilmek için 2 tane de yan görev yaptım. Birinde uyurgezer bir vikinge yardım ediyorduk, diğerinde ise sarhoş bir köylüye yardım ediyorduk. Anladığım kadarıyla yan görevler daha eğlence üzerine kurulu. Kan dolu ana görevlerin arasında böyle yan görevler kafa dağıtıcı ve eğlenceli oluyor. 

Son Fikirler

Eğer Assassin’s Creed serisini çok seviyorsanız ve son çıkan oyunları yüzünden seriye küstüyseniz; kesinlikle bir şans vermenizi öneririm. Ubisoft bu sefer sözünü tutmuş ve viking kültürünü güzel yansıtan kan-vahşet dolu savaş sahneleriyle, muhteşem müzikleriyle birlikte viking zamanlarını yaşamamızı sağlamış. Bana sorarsanız Ubisoft, Assassin’s Creed: Origins ile serinin oynanışını doğru bir risk alarak değiştirdi. Odyssey’de kendini geliştirdi ve yaptığı hamlelerle iyice üstüne katarak oyuncuların büyük bölümünün ilgi duyduğu İskandinav kültürünü ve Vikingleri güçlü bir hamle olarak bizlere sundu. Peki sıradaki oyun bizi hangi kültürlerin içindeki maceralara götürecek? Assassin kültürüne çok yakın olan ninjaların bulunduğu Japonya olabilir mi?

Assassin’s Creed: Valhalla İnceleme Puanları Paylaşıldı

Assassin’s Creed deneyimini Vikinglerle birleştiren Assassin’s Creed Valhalla, bugün itibariyle oyuncularla buluştu ve oyunu çıkışından önce deneyimleme şansına ulaşan bazı medya kuruluşları da incelemelerini yayınlamaya başladı. PC platformu için yapılan 17 incelemenin 15’inden olumlu puanlar alan Valhalla’nın anlık Metacritic ortalaması 85.

GamingTrend: 100

Impulsegamer: 92

PC Gamer: 92

Ragequit.gr: 91

PC Invasion: 90

God is a Geek: 90

TheGamer: 90

Gamersky: 87

The Game Machine: 87

Wccftech: 85

Multiplayer.it: 85

Merlin’in Kazanı: 80

Windows Central: 80

GameSkinny: 80

Shacknews: 80

GameStar: 72

CGMagazine: 70

Valhalla, oyun basınından geçer notu almış gibi görünüyor. Bakalım oyun severlerin görüşleri de aynı olacak mı?

Immortals: Fenyx Rising’in Sistem Gereksinimleri Belli Oldu!

 Ubisoft’un Quebec stüdyosu tarafından geliştirilen ve The Legend of Zelda: Breath of the Wild benzeri oynanış mekanikleriyle dikkat çeken Immortals: Fenyx Rising‘in sistem gereksinimleri açıklandı. Immortals: Fenyx Rising, 3 Aralık 2020 tarihinde PC,  Xbox One, Xbox Series X, Xbox Series S, PlayStation 4, PlayStation 5, Nintendo Switch ve Google Stadia platformları üzerinden erişilebilir olacak.

En Düşük Ayarlarda (720p/30fps)

  • CPU: Intel Core i5-2400 ya da AMD FX-6300
  • GPU: GeForce GTX 660 ya da AMD R9 280X
  • RAM: 8GB (Çift kanal)
  • VRAM: Nvidia için 2GB, AMD için 3GB
  • Depolama: 28GB HDD
  • İşletim Sistemi: Windows 7 64-bit

Yüksek Ayarlarda (1080p/30 fps)

  • CPU: Intel Core i7-3770 ya da AMD FX-8350
  • GPU: GeForce GTX 970 ya da AMD R9 290
  • RAM: 8GB (Çift kanal)
  • VRAM: 4GB
  • Depolama: 28GB SSD
  • İşletim Sistemi: Windows 10 64-bit

Yüksek Ayarlarda (1080p/60 fps)

  • CPU: Intel Core i7-6700 ya da AMD Ryzen 7 1700
  • GPU: GeForce GTX 1070 ya da AMD RX Vega 56
  • RAM: 16GB (Çift kanal)
  • VRAM: 8GB
  • Depolama: 28GB SSD
  • İşletim Sistemi: Windows 10 64-bit

En Yüksek Ayarlarda (1440p/60 fps)

  • CPU: Intel Core i7-8700 ya da AMD Ryzen 5 3600X
  • GPU: GeForce GTX 2070 Super ya da AMD RX 5700
  • RAM: 16GB (Çift kanal)
  • VRAM: 8GB
  • Depolama: 28GB SSD
  • İşletim Sistemi: Windows 10 64-bit

En Yüksek Ayarlarda (4K/30 fps)

  • CPU: Intel Core i7-8700 ya da AMD Ryzen 5 3700X
  • GPU: GeForce GTX 2070 Super ya da AMD RX Vega 56
  • RAM: 16GB (Çift kanal)
  • VRAM: 8GB
  • Depolama: 28GB SSD
  • İşletim Sistemi: Windows 10 64-bit

Ubisoft Etkinliğinde Neler Oldu?

Bu yaz bol bol etkinliğin içinde kendimizi kaybedip heyecandan karnımıza ağrılar gireceğini zannederken her şey tepetaklak oldu. Herkes minik etkinlikler yapıp havalı laflar söyleyerek bizi beklentiye sokup hayal kırıklığına uğratıyor. Nvidia’nın RTX3000 serisinin konferansı dışında beni tam olarak tatmin eden bir etkinlik olmadı. PS5 duyurulan etkinlik fena değildi ama sanki bir iki bomba eksikti orada. Bakalım Ubisoft etkinliği nasıl olmuş?

Immortals Fenyx Rising

Eski adı Gods & Monsters olan ama yeni adı mobil oyuna benzeyen Immortals Fenyx Rising’in çıkış tarihi sonunda duyuruldu. 3 Aralık’ta çıkacak olan oyunun sonunda oynanış videosu gösterildi. Daha önce Stadia üzerinden bir oynanış sızmıştı. Oyunun arayüzünü sonra tasarlamak için şimdilik Assassin’s Creed Odyssey’in arayüzünü kullanması ve bunun sızması büyük talihsizlik oldu. Şimdi ise isim değişikliğiyle kendini yeniledi.

The Legend of Zelda: Breath of the Wild ve Assassin’s Creed Odyssey karışımı bir oyun olan Immortals Fenyx Rising, PC’dekiler için  tam bir hazine. Nintendo Switch sahibi olmayıp The Legend of Zelda: Breath of the Wild’ı oynama şansını bulamayanlar için alternatif bir deneyim olacak gibi duruyor. Zeus başta olmak üzere bu mitolojide yer alan birçok karakteri görme fırsatımız olacak. Oynayanların yorumlarına göre güzel bir oyun olmuş. Açık Dünyası göstermelik boş etkinlikler yerine kaliteli bir görev yapısına sahip olursa yılın oyunu adayları arasında bile görebiliriz.

Prince of Persia: Sands of Time Remake

İnsanların yıllardır beklediği bazı şeyler vardır. Yeni bir Prince of Persia oyunu da bunlardan birisiydi ancak Ubisoft belli ki böyle düşünmüyor. Özensiz, düşük maliyetle ve kısa sürede yapıp bir tane remake’i ortaya bırakmak istemişler, satışlara göre de gelecek oyunları daha yüksek bütçeli ve daha kaliteli yapmayı düşünüyorlar sanırım. Yenilenmiş grafikler, kamera açıları ve animasyonlar ile karşımıza çıkacağını açıklasalar da eski oyunun birebir kopyası gibi duruyor.

Ubisoft, Remake ve Remastered arasındaki farkı pek bilmiyor. Eski oyunun çözünürlüğünü arttırıp önümüze servis edeceksiniz Remastered diyebilirsiniz. Nostaljik duygularla insanları tuzağa düşürecekler.

Scott Pilgrim vs the World : The Game Complete Edition

PS3 ve Xbox 360 için çıkan Scott Pilgrim oyunu, 10 yılın ardından yeni konsollar için gelecek. 8 Bitlik animasyonlarıyla 2 boyutlu arcade bir beat ’em up oyunu olarak eğlenceli bir mini oyun gibi, sanki bir indirimde alınıp denenebilir.

Watch Dogs Legion

Watch Dogs Legion ilk duyurulduğunda heyecanlandığımız sonra burun kıvırdığımız bir oyundu. İlginç gözükmesine rağmen kendini sürekli tekrar edip sıkıcı bir core-loop’a sahip olacağını düşünüyorduk. Ubisoft, oyunlarının benzer yapıda olduğunu ve satışlarının düştüğünü fark edip hepsini erteledi. Yeni eklemelerle birlikte gösterdikleri Watch Dogs Legion çok eğlenceli gözüküyor. Oyunu deneyenlerin dediklerine göre şu anki hali daha güzel olmuş. Ubisoft, ciddi hacker atmosferi yerine Saints Row tarzını benimsemeleri gerektiğini öğrenmiş, bunun üzerine yoğunlaşarak komik bir evren yaratmışlar.

İkinci oyunda San Francisco bizi çok etkilemişti, Legion da Londra ile bizi bir hayli etkileyecek. Birbirinden farklı onlarca karakteri ekibimize katıp yaşlılar çetesi, nerd çetesi veya James Bond ajanlar çetesi kurabileceğimiz oyunda minik bir sürpriz de var. İlk oyunun ana karakteri Aidan Pearce da Watch Dogs Legion’da yer alacak.

Riders Republic

Ubisoft etkinliklerinin en büyük hatası, konferans bitmeden önce son bir şey daha(one more thing) diyerek spor oyunlarını duyurması. Sony bunu diyip Uncharted 4 veya God of War duyuruyor, Microsoft Halo duyuruyor. Ubisoft ise Steep veya Riders Republic duyuruyor.

Uplay’de 269 lira (60$) gibi pahalı bir fiyat etiketiyle çıkacak olan oyunda yarışlar yaparak diğer oyuncuları yenmeye çalışacaksınız. 20$ veya ücretsiz bir oyun olsa çok fazla oynanacak olan oyunu pahalıya satmaları biraz saçma olmuş. Steep gibi ilerde PS Plus ile ücretsiz verirler.

Ubisoft etkinliği beklenileni veremedi gibi duruyor. Bu minik etkinliklerle az oyun duyurmaları veya aynı oyunların farklı videolarını göstermeleri heyecanı öldürüyor.

Kassandra Neden İyi Bir Karakter?

Assassins Creed’in Vallhalla’dan önceki basamağı olan Odyssey’den tanıdığımız Kassandra, şüphesiz ki oyuna dair her şeyden daha çok parıldayarak ön plana çıkıyor. Ubisoft bile oyunu Kassandra’ya göre tasarladığını belirtmekten çekinmiyor. Peki Kassandra gerçekten iyi bir karakter mi?

Her şeyden önce Kassandra’nın iyi bir karakterden çok gerçekten karakteristik bir karakter olduğunu söylemek gerekir. AC: Odyssey’in katmanlarını üst üste yığdığımızda Kassandra dışındaki herkes soluk ve gri bir çizgide kalıyor. Oyundaki tüm karakterler birbirinden çok az bir farkla ayrılırken, ana karakterimiz Kassandra daha belirgin bir profil yaratıyor.

Hem yüzlerce saat süren bir oyunu hiç ayağı takılmadan sırtlanmasıyla hem de her şeye karşı güçlü duruşu, her şeyle müdahale etmesiyle Kassandra eşsiz bir güçlü savaşçı kadını hakkıyla ortaya koyuyor.

kassa

Peki Kassandra mı Alexios mu?

Oyunu sadece Kassandra ile oynadığımdan, seçebildiğimiz diğer karakter olan Alexios ile de aynı derece bir başarı yakaladılar mı bilmiyorum. Ancak Kassandra’nın oyuna olan kimyası öylesine güzel ki, dünyanın içerisindeki herhangi bir taş parçası kadar uyum yakalayabiliyor. Oyunu Kassandra dışında bir karakterle oynamayı hayal bile edemiyorum. Oyuncular da Kassandra’yı öylesine benimsediler ve ondan bahsettiler ki, bir başka karakterle de oynayabiliyor olduğumu gördüğümde ufak bir şaşkınlık yaşadım. Alexios ile yollarımızın oyunda kesişmesinden yola çıkarak sadece çok kötü bir seslendirmeye sahip olduğunu söyleyebilirim. Hatta öyle ki neredeyse komik duruyor.

ac-odyssey-alexios-reviewAlexios’un aksine Kassandra’nın kimi zaman alaycı, kimi zaman ciddi tonlamasıyla kollarını bağlaması, mimikleri, karşısındaki karakteri süzmesi muhteşem bir senkron oluşturuyor. Yüzünde her daim yerini koruyan eğlenmiş, alaycı ve kendinden emin yarım gülümsemesi oyunun vazgeçilmez bir parçası bence.

Biraz önceki benzetmeden yola çıkarsak Kassandra tamamen uyumlu, yosunlu ve çamurlu bir kaya parçası gibi dururken Alexios sivri ve kaba saba, çıkıntılı bir kaya kadar uyumsuz duruyor.

Kassandra iyi bir karakter mi?

Sonuç olarak her ne kadar Kasssandra’yı oyunun tümü kadar derinlikten uzak bulsam da tanımaktan ve bana yüzlerce saat eşlik etmesinden menun kaldım. Ubisoft’un bu karakteri oyuna yerleştirme, dünyayı ve görevleri tasarlama şekli de Kassandra’nın halihazırda parlak olan yıldızını biraz daha ışıldatmış.

Kassandra her ne kadar bir adım geriden takip etse de, oyun için fazlaca iyi yazılıp tasarlanmış, akılda kalıcı ve hep hatırlayacağım bir karakter.