Eternals Tanıtım Rehberi

5 Kasım‘da Marvel’ın son filmi Eternals tüm dünyada vizyona girecek. İlk defa tanışacağımız bu karakterleri kimler olduğunu bir çoğumuz bilmiyor. Film çıkmadan önce sizler için Eternals tanıtım rehberi yazısı hazırladık.

Eternals ilk defa 1976 yılında Jack Kirby sayesinde görücüye çıkmıştır. Eternals, çağlar boyunca insan ırkına göz kulak olmak için insan üstü güçler ve yeteneklerle donatılmış insanlığın gelişimi ile ilgilenen bir soydur. Celestials, bir milyon yıl önce 100 tane Eternals yaratıp gitmiştir. O zamandan beri, dünyada tenha yaşam sürmektedirler. Olaylara nadiren müdahale ederler ve yok olduklarında ise basitçe yeniden doğarlar.

2 yıkıcı İç Savaştan sonra, “Eternals of Earth” bir barış yolunu seçer. Hayatlarını, kendilerini ve toplumları iyileştirmeye adamışlardır. Birlikte çalışırken başarabileceklerinin en iyi örneği, birkaç Eternals’ın irade ve zekayı tek bir güçlü varlıkta birleştirdiğinde ortaya çıkan Uni-Mind gücüdür.

Eternals, binlerce yıl boyunca şimdiki evleri Olympia da dahil olmak üzere büyük şehirler inşa etmişlerdir. Yunan Tanrılarının evi olan Olimpos’u da Eternals inşa etmiştir. Her iki tür arasındaki benzerlikleri fark ettikten sonra ittifak kurmuşlardır ve bir süre Tanrıların yeryüzündeki temsilcileri olarak hareket etmişlerdir. İlerleyen zamanlarda Eternals çıldırmaya başlamıştır. Birbirlerine düşman olmuşlardır ya da intihar etmişlerdir. Yeniden hayata döndükleri zaman yavaş yavaş barışçıl yollara dönmeye başlamışladır.

Tüm Eternals üyeleri

Filmde göreceğimiz karakterler hakkındaki bilgileri kısa bir şekilde listeledik.

Ikaris

Ikaris, Celestials tarafından yirmi bin yıldan fazla bir süre önce ortaya çıkmamış, başka bir adla yaratılmıştır. 1000 yıl boyunca Ikaris yine Celestials tarafından yaratılmış, biçimsiz bir ırk olan Deviant’ların sürekli rakibi olmuştur. Çoğu Eternals Ikaris’i oldukça dik başlı olarak görse de, en yakın arkadaşları her zaman ona destek olmuştur: Makkari, Sersi ve Thena. Ikaris’in kendisi Yunan mitolojisine ait olan Icarus’tan esinlenmiştir. Güçleri ise; ölümsüzlük, insan üstü güç, insan üstü dayanıklılık, kendini yenileme, uçma, telepati, telekinezi, kozmik enerji manipülasyonu, teleport ve gelişmiş duyular.

Sersi

Eternals’ın ölümsüz üyelerinden biri olan Sersi, üyeler içinde en çok insanlarla yaşayan kişidir. Homeros’un destanı “The Odyssey”de “Circe:” efsanesine ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca insanlık tarihi boyunca Merlin ve Kral Arthur gibi birçok tarihi karakterle tanışıp, onların düşüncelerini etkilemiştir. Güçleri ise: ölümsüzlük, insan üstü güç, kendini iyileştirme, telepati, illüzyon, telekinezi, uçma, kozmik enerji sayesinde koruma, teleport ve her şeyi istediği şekle dönüştürebilir. Yetenekleri ise moda anlayışı, dans etmek ve birden fazla dili akıcı dilde konuşmak.

Kingo

Yüzyıllar boyunca Japonya’da Samuray olmanın yollarını öğrenerek geçirmiştir. Gezegendeki en yetenekli kılıç ustalarından biridir. Günümüzde yeteneklerini Japonya’da büyük bir aksiyon filmi yıldızı olmak için kullanmıştır. Eternals üyelerinin tüm güçlerine sahip olsa bile bunları kullanmaktan kaçınır. Daha geleneksel tarzda dövüşmeyi tercih etmektedir. Filmde kendisini Bollywood yıldızı olarak göreceğiz.

Sprite

Hilebaz olan Eternals üyesidir. Peter Pan karakterinden esinlenilmiştir. Çocuk gibi görünse bile yetişkin biridir. Güçleri ise: ölümsüzlük, insan üstü güç, illüzyon, telekinezi, uçma, her şeyi istediği şekle dönüştürebilir.

Phastos

Bir silah ustası olan Phastos, antik Yunan zamanlarında Olimpos Tanrısı Hephaestus ile karıştırılmıştır. Diğer Eternals üyelerinden daha suskundur. Melankolik bir ruha ve savaşmaya karşı bir kararsızlığa sahiptir. Apocalypse, Deviant’larla yeni bir savaşı kışkırtmaya çalıştığında, Eternals süper kahramanlar olarak halka açılmaya karar vermiştir. Phastos yeni kimliğinde Ceasefire adını benimsemiştir. Güçleri ise: ölümsüzlük, insan üstü güç, cildi dayanıklıdır, kozmik enerji manipülasyonu, uçma, psişik ve teleport. Ayrıca kendisi MCU’nun ilk eşcinsel karakteri olacaktır.

Makkari

Yüksek hızlı araçlar yapımında uzmanlaşmış Eternals üyesidir. Teknoloji uzmanı loncasının bir üyesidir. Makkari insanlarla içli dışlı olmuştur. Platon’dan ders almıştır. Truva Savaşına şahit olmuştur. Hatta Elvis Presley’e birkaç gitar notası bile öğretmiştir. En bilindik özelliği ise süper hızıdır. Hatta bir zamanlar Hermes ile de karşılaştırılmıştır. Diğer güçleri de tüm Eternals üyeleriyle aynıdır.

Druig

Güçlü Eternals üyelerinden biridir. Ikaris’un kuzenidir. Druig, diğer Eternals üyelerine nazaran biraz daha bencil bir karakterdir. Her zaman daha fazla güç istemiştir. Bu zaman zaman Ikaris ile karşı karşıya gelmesine sebep olmuştur. Ekip içinde düşmanca gözle bakılsa bile diğer üyeler hala kendisine saygı duymaktadır. Birçok davranışı Loki’e benzetilmektedir. Güçleri ise: ölümsüzlük, insan üstü güç, insan üstü hız, psişiklik, enerji manipülasyonu, dayanıklılık ve patlatma gücü.

Gilgamesh

Aslında bilinen gerçek ismi “Forgetten One”. Fakat zamanla bu isim unutulmuştur. Hayatının ilk yıllarında dünyayı dolaşmıştır. Bu süre zarfında Herkül, Atlas ve Samson ile çok fazla karıştırılmıştır. Bu durumdan dolayı Eternals lideri olan Zuras, Gilgamesh’i Olympia’a mahkum etmiştir. Yıllarca sürgünde kalmıştır. Eternals üyeleri tarafından dışlanmıştır. Bilindik tüm güçlere Gilgamesh da sahiptir. Sadece kendisini diğer üyelerden ayıran birkaç özellik vardır. Bunlar: en güçlü Eternals üyesi olması ve silahlı/silahsız en iyi savaşçı olmasıdır.

Black Knight

Karakterimiz öncelikle Eternals üyesi değil ama kendisini filmde göreceğiz. Adı Dane Whitman olan kahramanımız fizik alanında yüksek lisans sahibi olan biridir. Bu adı alan uzun kahraman listesinin sonuncu üyesidir. Black Knight’ın insan üstü güçleri olmasa bile vücudu oldukça atletik bir yapıya sahiptir. Kılıç ve atlar uzman olduğu konulardır. Kendisine miras kalan Ebony Blade adlı kılıcı kullanır ve kılıç her şeyi ustalıkla kesebilir. Ayrıca yetenekli bir dövüşçüdür.

Ajak

Eternals’ın sözcüsüdür. Birçok savaşa Tecumotzin takma adıyla yardım etmiştir. Aztekler ve Inkalar tarafından tapılan biridir. Orta Amerika’da güçlü bir ismi vardır. Thor ile bile yan yana savaşmıştır. Celestials ile doğrudan konuşabilir. Güçleri diğer üyelerle aynıdır.

Thena

Zuras’ın kızıdır. Aslında ilk ismi Azura’dır. Zuras ve Zeus zamanında ateşkeş yaptığından dolayı kızının ismini Thena olarak değiştirmiştir. Athena’a olan saygısını göstermek istemiştir. Athens şehrinin ismi de Thena’dan gelmektedir. Thanos’un kuzenidir. Güçleri Ikaris ile aynıdır. Diğer karakterlerden tek bir farklılığı vardır. Ölümsüzlüğü diğer Eternals üyelerininki gibi vücut moleküllerinin üstünde sürdüğü zihin kontrolüne bağlıdır. Eğer bu kontrol kırılır ve o sırada hasar alırsa bundan kurtulamaz.

Black Widow İnceleme | Beklediğimize Değdi mi?

Yıllar yıllar sonra da olsa Black Widow solo filmini nihayet izlemiş olduk. Peki şimdiye kadar beklediğimize değdi mi?

Not: İncelememizde filmin ilk sahnelerinden spoiler vardır.

Film, Civil War sonrasında geçiyor. İlk başta Natasha ve Yelena’nın küçüklük sahnelerini izliyoruz. Mutlu bir hayat yaşarken her şey tam tersine dönüyor. Ardından zaman günümüze geliyor. Black Widowların ele geçirmesi gereken bir antikor vardır. Yelena bu antikora maruz kaldıktan sonra özgürleşir. Ardından Red Room’un özel silahı olan Taskmaster’ı devreye sokarlar. Kendisi Natasha’nın peşinden gider. Natasha ise Sokovya Antlaşmasına karşı geldiği için herkesten uzak bir yerde saklanıyordur. Taskmaster, Natasha’nın peşine düşüp antikorları ona kaptırır. Budapeşte’de iki kız kardeş bir araya gelir. Son kez Red Room ile yüzleşmek için aileyi bir araya toplama planları yapmaya başlarlar.

Yelena karakteri hariç beğenilecek bir karakter yok. Hiçbir karakterin originine sadık kalınmamış. Hepsini yüzeysel bir şekilde anlatma ihtiyacı duymuşlar. Halbuki karakter tanıtımı açısından Marvel şimdiye kadar başarılı bir iş çıkartmıştı. Alexei aşırı cıvık ve boş konuşuyor. Melina karakterinin de altını yeterince dolduramamışlar. Taskmaster karakterini Winter Soldier gibi yapmaya çalışmışlar. Filmde ise varlığı ve yokluğu bir.

Karakterlerin hepsi dövüşme konusunda iyi olunca haliyle güzel bir aksiyon bekliyoruz ama iyi aksiyon sahnesi diyebileceğimiz hiçbir sahne yok. Genel olarak baktığımızda bile filmin hiçbir sahnesi akılda kalıcı değil. Kurgusunu da beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Sahneler kopuk bir şekilde ilerliyor. Alexei karakteri hariç gereksiz konuşan veya espri yapan yok. MCU açısından büyük ilerleme.

İlk Avengers filminden beri Budapeşte hikayesinden bahsedip durdular. Filmde hikayenin ne olduğunu öğreniyoruz. Şahsen benim beklentimi pek karşılamadı. En azından flashback olarak 10 dakikalık bir sahne görebilirdik. Ek olarak sürekli gereksiz bir şekilde Avengers lafı döndü. Bir yerden sonra sıkmaya başlıyor. Natasha sürekli olarak Avengers benim ailem demesine rağmen kendisine cenaze töreni bile düzenlemediler.

Kesinlikle beklediğimize değmedi. Iron Man 2 filminde hepimiz Natasha karakterini çok beğendik. Tabii MCU sürekli solo film çıkartırken Black Widow’u yancı karakter gibi filmlere eklemeyi unutmadılar. En sonunda da madem öldü, hadi Natasha için de film çıkartalım dediler. İşi aceleye getirdiklerinden dolayı da kötü bir film izlemiş olduk. Filmin sonunda 2 tane de after credits sahnesi var, izlemeyi unutmayın.

Black Widow için görüşlerim bu şekilde. İzlediyseniz düşüncelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

LOKI: Zamana Karşı Yolculuk

Belki de Marvel’ın en çok beklenen serilerinden birisi olan Loki’nin ilk bölümü nihayet severleriyle Disney+’ta buluştu. Yazımızda elbette Infinity War ve Endgame spoilerları olacak.

Infinity War’da bizleri ölümüyle yıktıktan sonra, Endgame’de Avengers’ın geçmişe gittikleri bir sahnede Tesseract ile kaçışına şahit olduğumuz karakterimizin hikayesi de tam da buradan sonrasını anlatıyor.

Endgame ile şahit olduğumuz bu kaçış sahnesi hepimizin bugüne kadar cevabını merak ettiği o soruyu doğuruyor.

Loki nereye gitti? İşte dizi de tam olarak bu sorunun cevabını bizlere vermek üzere sunulmuş. 2012 Avengers’ı dönemindeki kaçak Loki ile Infinity War’da yolculuğuna son verilen Loki, bu dönem içerisinde neler yaşamış bölümler ilerledikçe göreceğiz gibi duruyor.

Pilot Bölümü Spoiler’sız Bakış

Diziyi henüz izlememiş kişiler için ilk bölümü spoilersız açıklamak gerekirse; Loki’nin basit bir olaymış gibi gözüken Tesseract ile kaçmasının aslında evrene büyük etkileri olabileceğine şahit oluyoruz. Bölüm çoğunlukla zaman teması üzerine bize birtakım açıklamalarda bulunuyor.

Her hayranın kafasında kalan Multiverse soru işaretlerine çözüm üretmek için akıllıca bir yol seçen Marvel, ortalığı karıştırması için en doğru karakter olan yaramaz, işgüzar ve akıllı yarı tanrı Loki’yi seçmiş. Bölüm boyunca da gördüğümüz üzere, kaos yaratma ve kendini bu kaostan sıyırmak için en uygun karakter olduğu aşikar.

Bölümün bizlere bıraktığı pek çok sorunun yanında, yeni ve üzerine teoriler üretilecek karakterleri eklemeyi de eksik etmemişler sağ olsunlar. Dizi süresince karşımıza çıkardıkları semboller, ortaya önemsizmişçesine atılan isimler ve daha nice gönderme de teori kanallarına şimdiden içerik çıkarmış gibi duruyor.

Spoiler vermeden dizinin ilk bölümü hakkında bilgi vermek çok zor. Dizi, bir pilot bölümü için çok hızlı başlıyor. Ayrıca bir Marvel dizisi için oldukça farklı renk skalasına, mod değişimine ve ciddiyete sahip.

İnsanı içine çeken Tom Hiddleston oyunculuğunun yanında, karakterin derinliklerine inildiği önemli sahneler de bulunuyor. Bir bölüme tonlarca şey sığdıran Loki, benim için Marvel’ın en iyi pilot bölümü olarak yerini aldı bile.

Dizinin yeni bölümlerinin her hafta Çarşamba günleri çıkması da diğer Marvel dizilerinden farklı olarak karakterimizin yaramaz ve değişken kişiliğinin bir sembolü olabilir diye düşünüyorum.

Loki’nin evrenine ve karakterin derinliklerine inen bu macera dolu yeni seriyi kaçırmayın derim.

Yazının bu kısmından sonrası Spoiler içerir!

Hangi Zaman Diliminde?

Loki’nin Tesseract ile kaybolduğu malum The Avengers filminin tarihi 2012 olarak bilinmekteydi zaten. Fakat bilmediğimiz şey Loki’nin o sekanstan sonra nereye gittiğiydi.

The Ancient One’ın da Endgame’de bahsettiği üzere sonsuzluk taşlarının alınması zaman üzerinde çoklu evren dediğimiz dallanmaların oluşmasına sebep oluyor. Fakat Avengers ekibi aldığı her taşı yerine geri götürerek bu dallanmaların önüne geçmiş oldu. Loki ise bunları bilmeden aldığı Tesseract ile zaman üzerinde yeni bir dal oluşturarak, bilinen zamanın dışında yeni bir zaman çizelgesi yaratmış oldu. İşte tam da burada TVA (Time Variance Authority) dediğimiz, zamanı kontrol ve organize eden bir kuruluş işin içine giriyor.

Zamanın düzeninden sorumlu olan bu kurum ve görevlileri, (Loki dahil) zamanın gidişatını bozan pek çok varlığı da tabiri caizse mahkemelerinde yargılayıp, cezalarına karar veriyor. Aynı zamanda kişiyi yaratılıştan silme gibi bir güce de sahip oldukları için karşı çıkmak pek mümkün durmuyor gibi.

Tüm bunları bölümü izlerken anlamakta zorlanabiliriz diye bir de Miss Minutes tarafından anlatılan animasyon versiyonuyla TVA’in nasıl bir kuruluş olduğunu, Time Keeper’ları ve daha bir sürü bilgiyi de öğrenmiş oluyoruz. Fakat bu animasyon sırasında dikkat çeken birkaç ögeyi de görmezden gelemeyiz.

Zamanda dallanmanın anlatıldığı esnada Miss Minutes’ın aynı cümle içerisinde Nexus, Multiverse ve Madness kelimelerini kullanması da dikkatlerden kaçmamış.

Belirlenen zamandan dışarı çıkmanın bir “Nexus” etkisi yaratabileceğini, bu etkinin kontrolsüz kalması durumunda “delilik” (madness) yani başa çıkılamayacak derecede çeşitli dallanmaların oluşabileceğini ve de bu dalların çoklu evrene (multiverse) yol açabileceğini söylüyor. Bu kelimelerin aynı cümlede art arda kullanılması ise Doctor Strange’in gelecek filmi olan Multiverse of Madness ile bağdaştırılabileceği düşünülüyor.

Nexus tanımı WandaVision’da harika işlenmiş Scarlet Witch karakterimiz gibi olan kişiler için kullanılabiliyor. “Zaman çizgisiyle oynayabilen ve şekillendirebilen kişi” olarak da açıklanabilir. Tabii ki zamanın şekillendirilmesi çeşitli problemler ve çoklu evrenler yaratabileceği içi buna delilik denmesi çok yerinde olmuş bence.

WandaVision dizisinin bir şekilde Doctor Strange’in gelecek filmine bağlanacağından haberdardık. Fakat Loki’nin ilk bölümünü izlediğimizde bu karakterimizin yol açtığı veya açacağı birkaç olayın da Strange’e bağlandığını görürsek şaşırmayız.

Loki dizisinin yazarı Michael Waldron, aynı zamanda Dr. Strange’in de senaryo yazarı olduğu için bu iki içeriğin bir şekilde birbirlerine göndermelerde bulunmaları pek de sürpriz olmaz gibi duruyor.

Gözden Kaçırılabilecek Detaylar

Bir Marvel içeriğinin olmazsa olmazı nedir? Şakalar? Hayır. Göndermeler? Hayır. Akıl almaz savaş sahneleri? Hayır.

Tabii ki de Stan Lee cameo’su…

Ne kadar doğru bilmiyoruz fakat bir hayran tarafından keşfedilen, TVA’in mahkeme duvarlarındaki yargıçlardan en alttaki kişinin genç Stan Lee olduğu söyleniyor.

“This place is a Nightmare.”

“That’s another department.”

Nightmare confir—yok yok. Hiçbir şeye teori üretmemeyi WandaVision ile öğrendik. Fakat yine de Dr Strange’in yeni filminin kötü karakteri olabileceği konuşulan Nightmare’ın, WandaVision göndermeleri başta olmak üzere, Loki’de de ismen geçmesini göz ardı etmeyelim dedik. Ne yazık ki hiçbir kesinliği yok ve öğrenmek için filmin çıkmasını beklememiz gerekiyor.

Loki yıllardır süregelen bir Amerikan gizemine MCU evreninde açıklık getirdi. 1971 yılında ABD’deki bir yolcu uçağının soygun için kaçırılması ve ardından aldığı paralar ile uçaktan paraşüt ile kaçan soyguncudan geriye deniz kenarında bulunan paraların kalması, tarihte çözülemeyen olaylar arasına girmiştir.

Soyguncunun ismi (D.B. Cooper) ve robot çizimi haricinde ufak tefek bilgiler edinilse de uçaktan düştüğü yerin tam olarak belirlenememesi olayı daha gizemli hale getirmiştir.

Dizide ise Loki’nin geçmişini inceledikleri sırada D.B. Cooper’ın aslında Loki olduğunu ve Thor ile girdikleri bir iddiayı kaybetmesi sonucunda böyle bir soyguna dahil olduğuna dair kısa bir kesit görüyoruz. Hatta ve hatta uçaktan atladığı kısımdan sonra soyguncunun bulunamamasının nedenini de Loki’yi, Heimdall’ın Bifrost’u kullanarak çekmesiyle açıklamışlar. Bana kalırsa dizinin bunca büyük olay arasında bu kadar güzel ve keyifli bir detayı bu derece iyi yedirebilmesi, Marvel’ın bütünüyle bir evren üretmekte ne kadar iyi konuma geldiğini gösterir.

Uğruna ne canlar feda edilen sonsuzluk taşları TVA’de kağıtlara ağırlık olarak kullanılıyormuş… TVA’deki konumundan kaçmak için Tesseract’i arayan Loki’nin çekmecedeki sonsuzluk taşlarını gördüğü sıradaki tepkisiyse hepimizi temsil ediyor diyebiliriz.

Sırada Ne Var?

Dolu dolu geçen bir ilk bölümün ardından gelecek bölüm için oldukça heyecanlıyım. Bana havasıyla Sci-fi bir Mindhunter’ı ve yer yer Watchmen dizisini anımsatan bu ilk bölüm, diğer bölümleri sabırsızlıkla beklememe yol açtı.

Dizinin ilk bölümünde bir dosyanın üzerinde fark edildiği üzere Loki’nin cinsiyetinin değişken olarak tanımlanmasıyla, dizide Loki’nin farklı varyasyonlarının görüleceği de söylentilerin arasında. Çoğunlukla Lady Loki’nin bu konuşmalarda geçtiğini de söylemeden edemeyeceğim. Hatta bölümün sonunda görünen 1858’den çıkan gizemli kötümüzün de Lady Loki olduğu düşünülüyor.

Tüm bunları öğrenmek için dizinin gelecek bölümünü beklemekten başka bir çaremiz yok. Her Çarşamba çıkan Loki’yi sabırsızlıkla bekliyor ve neler olacağını merak ediyoruz.

Sizler diziyi nasıl buldunuz? Bizlerle paylaşabilirsiniz 🙂

WandaVision: 9 Bölümlük Maceranın Sonu

Marvel’ın yeni faza geçmesiyle beraber tanıştığımız WandaVision, uzun bir aradan sonra özlemimizi gidermeye yardımcı oldu. Ocak ayında başlayan bu 9 bölümlük serüven, 5 Mart’ta son buldu.

Yeni faz ile geride bıraktığı karakterlerin derinliklerine giriş yapan Marvel’ın, tanıdığımız karakterler için bizlere sunacağı yeni hikayeleri merakla bekliyoruz.

Bir Maceranın Sonu

Geçtiğimiz dönemin en heyecanlı işlerinden biri olan WandaVision izleyicisine veda etti. Bir mini dizi olarak bizlere eğlenceli birkaç ay da yaşatsa, bölüm sürelerinin kısalığı nedeniyle yeterli keyfi alamadık. Ancak yine de uzun zaman sonra heyecanla beklediğimiz bir Marvel içeriğinin olması sevindiriciydi.

Dizinin bekleyenleri olduğu gibi, diziden ne bekleyeceğini bilmeyenler de oldu. Marvel daha öncesinde Wanda Maximoff ve Vision karakterlerine her ne kadar bir giriş yapmış da olsa, bu karakterleri çizgi romanlardan tanıyanlar bilir ki bu giriş hiç kimseyi tamamıyla tatmin etmemişti.

Başladığı gizemli havasını son bölümlere kadar koruyup bizleri diken üstünde tutan WandaVision, dizinin karakterlerine hiç bakmadığımız açılardan bakmamızı sağladı.

İlk bölümüyle 1950’lerin komedisine giriş yaptığımız evrende, Wanda ve Vision’ın normal hayatlar sürdüğünü izleyerek başladık. Wanda’yı mutlu ve huzurlu gördüğümüz bölümlerde adeta Endgame ve Infinity War’un yaşandığını unutarak bizler de Wanda’nın gerçekliğine hapsolduk. Bu sahte gerçeklikle beraber sürdürdüğümüz mutluluğun çok uzun sürmeyeceğini anlasak da, Wanda Maximoff severler kahramanın bu hallerinden bir hayli keyif aldılar.

Birkaç bölüm sonunda işlerin değişmesiyle, dönem ilerledikçe dizinin komedisinin karanlığa doğru çekildiğini hissettik. Pek çok fan, Marvel’ın bu yanını görmekten çok keyif aldığını dile getirerek; gelecek film ve diziler için de bu tonlarda bir içerik görmek istediklerini söylediler.

Farklı Bir Marvel

Heyecan basamaklarını teker teker tırmandığımız bölümlerin sonunda; üretilen teorilerin ve beklenen isimlerin sosyal medyada sürekli olarak dile getirilmesiyle izleyicilerin beklentileri de değişti. Diziye Wanda ve Vision ana temasını görmek isteyerek giren izleyiciler, kendilerini başka yönlere bakarken buldular. Bu durum da dizinin finali için toplanan tepkiyi oldukça farklı bir yöne çekti.

İzleyiciyi içerisinde bıraktığı gergin anlarıyla akıllarda kalan yapım, çok konuşulan bir final ile son buldu. Spoiler’lı kısımda bahsedeceğimiz finale geçmeden önce bir uyarımız var. Eğer hala son bölümü izlemediyseniz, okumadan önce izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Gerçek Tanışma (Spoiler)

Çizgi Roman okurları bilir ki, sevdikleri karakterlerin sinemada veya televizyonda iyi yansıtıldığını görmek önemlidir. Marvel da rakipleri arasında bu işi gerçekten iyi yapan bir firma. Fakat Marvel da olsanız bazen eksik veya mecburen geride kaldığınız karakterler olabiliyor. Wanda Maximoff da, eminim bir çok fanın da düşündüğü üzere, bu karakterlerden birisiydi.

Bu zamana kadar “Scarlet Witch” adıyla anılamamış olması ve karakterin geçmişi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmayışımız; diziyi ilgi çekici kılan unsurlardandı. Wanda’nın geçmişi hakkında azıcık bilgisi olan kimseler için Scarlet Witch ismini duymak; Elizabeth Olsen’ı orijinal kostümüyle görmek oldukça heyecan vericiydi. Fakat en can alıcı kısmı: Wanda Maximoff’un güçlerinin ne bir mutant olmasına, ne de Mind Stone’dan alan birisi olmasına bağlanmamasıydı. Wanda Maximoff, bazı çizgi romanlarındaki gibi bir cadı olarak doğmuştu ve güçlerine doğuştan sahipti.

Agatha Harkness’ın da dizide bahsettiği üzere, Wanda’nın bir cadılar meclisine ait olmadığını ve güçlerinin her zaman var olduğunu öğrendik. Hatta Book of the Damned olarak bilinen Darkhold’da, Wanda’nın Supreme Sorcerer olan Doctor Strange’den daha güçlü olduğu da belirtiliyor.

Bu sahne her ne kadar epikse, sonrasında gelen “Dünyayı yok etmek senin kaderin.” cümlesi de bir o kadar basit kalmış maalesef.

Bir Kere Daha Her Şeyini Kaybetti…

Vision’ı kaybetmek pahasına Zihin taşını yok ederek ona veda eden Wanda’nın; kardeşinden sonra sevdiğini de kaybetmesi hepimizin içini acıtmıştı. Endgame’den sonra yapayalnız kalan Wanda Maximoff; Vision’a en azından hak ettiği cenazeyi yaşatmak için gitse de, ne yazık ki başarılı olamadı. 

Wanda’nın yaşadığı acılara rağmen kimseye zarar vermeden çıkıp, hayallerini kurdukları eve gitmesi; izleyicilere nasıl biri olduğunu gösterdi.

Westview’da kontrolü dışında yarattığı bu gerçeklik, bir kez daha Wanda’ya her şeyini geri kazandırıyor. Hatta belki de daha fazlasını veren bir yuva haline geliyor. Bölümler ilerledikçe aile kavramlarına alıştığımız bu rüya, izleyicinin de biteceğini bilmesiyle üzücü bir hal alıyor.

Koca bir kasabayı kontrol altına aldığını anlayan Wanda, bir kez daha insanları kurtarmak için her şeyinden vaz geçiyor. Kelimenin tam anlamıyla her şeyinden… Kendisini after credits’de güçlerinin farkına varmak için Darkhold’u okurken görüyoruz ve dizi sona eriyor.

Neler Bekledik, Neler Beklememeliydik?

Dizinin bize Wanda Maximoff’un Endgame’den sonra acıyı nasıl kaldırdığını göstermesini amaçladığını biliyorduk. Karakterin geçmişine de kattığı derin bakış açısıyla, belki de beklediğimizden fazlasını aldık. Fakat pek çok fan için beklenti yeterince karşılanmamıştı.

Dizinin başlarında kadroya dahil olan Evan Peters’ın Quicksilver’ı dizinin izleyicileri için oldukça büyük bir olaydı. X-Men serisinin Quicksilver’ını dizide gören hayranlar; arkasında pek çok anlam arayıp, teoriler ürettiler. Kimisi Mephisto beklerken, kimisi Nightmare bekliyordu.

Multiverse’e giriş için çok büyük bir sinyal olacağını düşünenler, finalde beklediklerini alamadılar. Her ne kadar Marvel bu beklentileriyle ünlü olan bir firma olsa da, Evan Peters belki de en büyük izi bırakanlardan birisi oldu.

https://tvline.com/2021/02/02/wandavision-spoilers-marvel-cinematic-universe-character-returning/

Sosyal medyada yayınlanan haberler, dizinin oyuncularının söyledikleri her kelime yanlış anlaşılarak bu beklentiyi büyüttü. Diziden keyif almak için izleyenler dahi ister istemez bu beklentilere kafa yorarken buldular kendilerini. Fakat buradan öğrenilmesi gereken bir şey varsa; o da hiçbir içerikten size vaat edilenden fazlasını körü körüne beklemeyip, keyfini sürmeniz gerektiği olacaktır.

Gelecekte Neler Görebiliriz?

Dizinin finalinde Wanda’nın ihtiyacı olduğunda Agatha’yı nerede bulabileceğini biliyor olduğunu söylemesi, gelecekte de Agatha’yı görebileceğimiz anlamına geliyor olabilir.

Finalin Dr. Strange’in yeni filmine bağlandığını bildiğimiz için, Scarlet Witch’i tam haliyle filmde görebiliriz. Umarız ki Agatha’ya tam da orada ihtiyacı olur. Böylelikle çizgi romanlardaki gibi ikilinin ilişkilerine beyaz perdede göz atma şansı kazanırız.

Marvel’ın dizi evrenine WandaVision ile adım atmasıyla güzel bir giriş yaptığını düşünüyoruz. The Falcon and the Winter Soldier’ın da bu heyecanı kaldığı yerden devam ettireceğine eminiz. Siz dizi hakkında neler düşündünüz? Bizlerle fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın.

WandaVision: Marvel Geri Döndü

Hevesle geride bıraktığımız 2020 yılının ardından yeni yıla yeni serisi ile giren Marvel, ilk kez bu kadar uzun zamandır bir içerik çıkarmamasının üzerine fanlarına Disney+’tan seslendi.

Geçtiğimiz günlerde izleyicisiyle buluşan ve süper kahraman severlerin heyecanla beklediği WandaVision’ın ilk iki bölümü yayınlandı. Bizler de bu iki bölümü izleyip, sizler için incelemeye koyulduk. Henüz WandaVision’ izlememiş olanlar merak etmeyin, incelemedeki spoiler uyarısını görene kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Sanmıyorum ama ola ki Endgame’i de izlemediyseniz yazının geri kalanında spoiler ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Wanda ve Vision Sitcom’da Buluşuyor

Endgame’de yaşanan tatsız olayların sonrasında tanıdık yüzler görmek izleyicileri rahatlatsa da, dizinin gizemli havası seyirciye henüz dizinin keyfini çıkarma şansını vermiyor. Sevilen karakterleri aylar sonra ekranlarda gören hayranlar bu durumdan ne kadar memnun olsa da, Marvel dizinin belirsiz gidişatıyla kafalarda soru işareti bırakmaya devam ediyor.

En son perişan halde bıraktığımız Wanda’nın, dizideki 1950’lerin komedisinden fırlamış görselliği ve tavrının insanın üzerinde gülümseten bir etkisi olduğunu söylememiz gerek. Marvel’ın üzerimizde bıraktığı bütün o kasvetten ve üzücü havadan birazcık da olsa uzaklaşmamızı sağlıyor. Fakat bu peri masalı çok fazla uzun sürmeyecek gibi duruyor.

4.Faza Hazırlık

WandaVision ile yeni bir faza geçen Marvel bizleri bu fazın içerisine henüz tamamıyla dahil etmiş değil. Bu diziyle -en azından ilk birkaç bölümüyle- bizleri yeni Marvel’a sokmadan önce ısındırıyor gibi duruyor.

WandaVision’ın sonunun Dr Strange’in yeni filmine bağlanacağını çıkan haberlerden duymuştuk. Bu nedenle dizinin ilk bölümlerinin sakinliğini koruyacağını ve her geçen bölüm heyecanın artacağını, en sonunda ise izleyiciyi ekran başına kilitleyecek bir sezon finaliyle veda edeceğini düşünüyoruz.

Dizi, sonrasında çıkacak Spider-Man 3 ve Doctor Strange in the Multiverse of Madness filmleriyle gelecek olan heyecanlı bir maceranın ilk adımlarını atmış oldu. Her ne kadar hızlı bir başlangıç yapmamış gibi görünse de dizi hakkında pek çok teori ve yer alacağı düşünülen isimler de şimdiden hayranlar tarafından tahmin edilmeye başlandı.

Sır Gibi Devam Ediyor

Teorilerin giderek büyüdüğü dizi için her geçen gün yeni bir easter egg veya yaşanması olası bir olay ortaya atılmakta. Dizinin ilerleyen bölümlerinde açığa çıkacak olan bu sırları Marvel ilk iki bölümde gözümüze sokmadan yerleştirmeyi çok iyi başarmış.

Bir komedi dizisi girişi yapan WandaVision, bizleri gerecek sahnelere de sahipti. Herhangi bir bilgi sızdırmadan bahsetmek gerekirse, dizinin sitcom’lara yakışan siyah-beyaz ve 4:3 kamera oranı güldürücü etkene katkısı da olsa, zaman zaman bu etkenler bir siyah-beyaz korku filmlerinin gerici anlarına dönüşebilir. Sizi That 70’s show komedisinden alıp Psycho ürkünçlüğüne sürükler.

İlk iki bölümüyle karşımıza ilginç anlarıyla çıkan WandaVision’ın diğer bölümlerini de sabırsızlıkla bekliyoruz. Keyifli anlardan rahatsızlığa ve gerçekliğe doğru adım attığımız bu macera her Cuma 5 Mart’a kadar seyircisiyle Disney+’ta buluşacak. 9 bölümlük bu maceranın ilk iki bölümünü izlediyseniz spoilerlı yazımızla devam edebilirsiniz. Fakat izlemeyenler için bundan sonraki kısımların spoilerlı olacağını söylemem gerek.

Dikkat Spoiler Var!

Spoilerlı İnceleme: Neler Kaçırdık

Dizinin yayınlanan iki bölümünün diğer bölümlere hazırlık niteliğinde olması Marvel hayranlarının bölümler hakkında heyecan verici geri bildirimler yapmamasına sebep oldu.

Henüz büyük spoiler verilebilecek bir içerikle karşılaşmamış olunsa da dikkatli izleyen hayranların gözünden kaçmayan birkaç detayı önünüze sereceğiz.

Siyah, Beyaz ve Kırmızı

Dizinin eski dönemlerden günümüze doğru yol almasıyla başladığımız siyah-beyaz dönemde araya giren renkler mutlaka ilginizi çekmiştir. Dizinin hayranları tarafından düşünülen bir teoride diziye renk giren her sahnenin gerçeklikle bağlantılı olduğu öne sürülüyor.

Peki nedir bu gerçeklik? Wanda bildiğiniz gibi Endgame’de çok sevdiği Vision’ı kendi elleriyle feda etmek zorunda kaldıktan hemen sonra Thanos tarafından geri getirilip tekrar ölmesini izlemeye itildi. Yaşadığı bu travmadan sonra neler atlattığını merak edenler için WandaVision bir kapı olacak da olsa, henüz Wanda’nın Endgame olaylarını nasıl kaldırdığına şahit olamadık. Bu nedenle pek çok fanın da tahmin ettiği üzere bu gerçekliğin Wanda tarafından yaratıldığı düşünülmekte.

Bu teoride, Vision’ın kaybını yaşadıktan sonra hayatına onsuz devam etmek istemeyen Wanda’nın yarattığı gerçekliğe, mutlu bir evlilik ve kusursuz bir hayat ile hapsolmuş durumdayız. Düşünülenlere göre Wanda’ya bunu kimse yaptırmıyor. Her ne kadar radyoda duyduğumuz “Wanda bunu sana kim yapıyor?” sözü düşündürse de, hayranlar Wanda’nın Vision’sız yaşayamadığı için oluşturduğu bu dünyaya kendi isteğiyle kapandığını düşünüyor.

Marvel’ın İpuçları ve Daha Fazlası

Kısa gibi görünen toplam 40 dakikalık bu iki bölüm, düşünmeden izleyip gidenler için keyifli bir komediye dönüşebilirken; işaret ve teori kovalayan hayranlar için yoğun bir araştırmaya dönüşebilir.

Marvel’ın bıraktığı birçok işaretin ileriki bölümler için izleyicilere kapı açtığı düşünülmekte. Hadi gelin bu işaretler nelermiş bir bakalım.

1) Reklamlar

Dizinin ilginç yanlarından birisi de arada giren değişik reklamlardı. Her ikisinde de tanıdık izler olan bu reklamlar fanlar tarafından Wanda’nın kaybettiği kişileri temsil ediyor.

İlk reklamımız bir tost makinası reklamı. Anlam veremeden izlediğimiz bu tost makinasına yapılan bir zoom sayesinde Stark Industries logosuna şahit oluyoruz. Pek çoğumuz için bir şey ifade etmeyen bu tanıdık logo, bazı hayranlara göre Wanda ve Pietro’nun Stark Industries tarafından üretilen bir bomba nedeniyle ailelerini kaybetmesini ve kendilerinin patlamayan bir bomba tarafından şans eseri kurtulmasını simgeliyor.

Ayrıca tost makinası çalıştırılırken çıkardığı sesin Tony Strak’ın kostümünün silah ortaya çıkarttığında veya ateş etmeye çalıştığındaki sesle aynı ses olduğu söyleniyor.

İkinci reklamımız ise bir saat reklamı. Üzerinde Hydra logosu olan bir Strücker saat. Bu isim tanıdık mı geliyor? Gelmeli de. Çünkü Wanda ve Pietro’yu kiralayan ve üzerinde deneyler yapan Hydra ilşikili Baron Von Strücker’i temsil ettiği söyleniyor.

2) S.W.O.R.D

Dizinin pek çok farklı yerinde logosu bulunan SWORD, çizgi romanlarda SHIELD’ın bir tür ‘uzay versiyonu’ olarak hareket eden bir terörle mücadele ve istihbarat ajansıdır. Ancak WandaVision’da SWORD’un kısaltmasının değiştirildiği gözlemlenmiştir. Sentient World Observation and Response Department yerine Sentient Weapon Observation Response Division kullanıldığı belirlenmiş.

3) Bir Portal Mı?

Önceden de bahsettiğim gibi dizide çeşitli SWORD logoları görünüyor. Sadece görünmekle kalmayıp, Wanda’nın bu hayali dünyasını uzaktan da izleyebildiklerini bir bölüm sonunda görebiliyoruz. Fakat tüm bunların yanında ilginç olan bir detay daha hayranların gözünden kaçmıyor.

2.bölümün sonunda Wanda ve Vision’ın evlerinin önündeki kanalizasyondan çıkan bir arıcının SWORD logolu kıyafeti gözümüze çarpıyor. Fakat şaşırmamız gereken kısmın burası olmadığı da izleyiciler tarafından keşfedilmiş. SWORD ajanı olduğu düşünülen kişinin çıktığı kanalizasyon kapağı, bölümün başlarında yerinde olmadığı fark ediliyor.

SWORD ajanı Wanda’nın hayal dünyası ile bir kapı kurabiliyor mu yoksa henüz yeni mi başarmışlar bilmiyoruz fakat Wanda’nın onları mahallesinde istemediği kesin. Çünkü SWORD ajanını gören Wanda zamanı geri alarak bu durumdan çıkıveriyor.

4) Yan Karakterler Pek de ‘Yan’ Değillermiş

Heyecanlı komşu Agnes’ımız sandığımız kadar masum olmayabilir. Çizgi roman severlerin tanıdık olduğu Agatha Harkness ile ilişkilendirilen bu karakterin bir cadı olduğu ve zamanında Fantastik Dörtlü çizgi romanlarında belirdiği biliniyor.

Yetenek gösterisi için yapılan toplantı sırasında kadınlar arasındaki sohbet, seyirciye dizinin gerçek kötüsünün kim olduğuna dair bir ipucu verebilecek potansiyel bir gönderme olabilir.

‘Şeytan’ ile ilgili geçen bir muhabbette kullanılan bir satır izleyicinin ilgisini çekiyor. Dottie’nin “Şeytan ayrıntıdadır.” cümlesine karşı Wanda’nın kulağına “Olduğu tek yer orası da değildir.” diye fısıldayan Agnes’ın Mephisto için gönderme yapıldığı düşünülmektedir. Mephisto karakteri Marvel’ın en korkutucu kötülerinden olmakla beraber, boyutlararası bir iblis ve cehennemin hükümdarıdır.

Yeni Bir Marvel Dönemine Biz Hazırız, Peki Ya Siz?

Verilen uzun aradan sonra yayınlanan ilk Marvel içeriği olan WandaVision çoğunluğun beğenisini çoktan kazandı bile. Gerek farklı konsepti, gerekse ilgi çekici detaylarıyla 20 dakikaya pek çok şey sığdırmayı başaran WandaVision’ın ilk iki bölümünü bizler eğlenerek izledik.

Marvel’dan farklı türde bir içerik görmek heyecanımızı arttırdı ve bizlere her haftanın sonunda izleyecek içerik verdi. İzlerken bu kadar detayı fark edemedim diye üzülenlerdenseniz, üzülmeyin daha önümüzde 7 bölüm var.

Yeni karakterleri ve sürpriz konuklarının olacağını düşündüğümüz ileriki bölümler için biz sabırsızlıkla bekliyoruz. Siz WandaVision’ı nasıl buldunuz? Fark edilmediğini düşündüğünüz bir detay varsa bizlerle yorumlarda paylaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler.