NieR Automata: Varoluşsal Kriz

Öncelikle ilk oyunu ne yazık ki oynamadım, ancak Nier Automata’yı taze bitiren biri olarak duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki. Kalbimin hala buruk olduğunu ve yediğim sert darbeleri hala sindiremediğimi belirtmeliyim. 3 yıldır fiyatı yüzünden ertelediğim bir oyunun böyle harikulade bir oyun çıkmasını hiç beklemiyordum. Cici kıyafetli robot kızların oradan buraya hopladığı, aksiyonu kuvvetli bir oyundan ibaret gibi duruyordu NieR. Tabii ki de daha … Okumaya devam et NieR Automata: Varoluşsal Kriz

Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Öncelikle ilk oyunu ne yazık ki oynamadım, ancak Nier Automata’yı taze bitiren biri olarak duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki. Kalbimin hala buruk olduğunu ve yediğim sert darbeleri hala sindiremediğimi belirtmeliyim. 3 yıldır fiyatı yüzünden ertelediğim bir oyunun böyle harikulade bir oyun çıkmasını hiç beklemiyordum. Cici kıyafetli robot kızların oradan buraya hopladığı, aksiyonu kuvvetli bir oyundan ibaret gibi duruyordu NieR. Tabii ki de daha … Okumaya devam et Varoluşsal Kriz: NieR Automata İnceleme

Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Distopyalar her zaman ilgi çekici olmuştur, bizim dünyadan farklı bir dünya olduğunu hayal etmek, adeta bir paralel evren hissiyatı yaratıyor. Belki de bu yüzden ilgi çekicidirler. Fakat günümüz dünyasından farklı olan yanlarının altı iyi doldurulmazsa uyduruk da gözükebilir. Mesela itfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangın başlattığı bir evren hayal edelim. Eminim ki çoğunuzun ilgisini çekmiştir. Peki neden yangın çıkartıyorlar? Fahrenheit 451, sadece bu soruya değil, bu … Okumaya devam et Kitap yakmak bir zevkti: Fahrenheit 451

Sadece Multiplayer değil, biraz Singleplayer da oynayalım

Multiplayer oyunlarının sonsuz döngüye sahip olması bazılarımız için tehlikeli olabiliyor. Oyun yapımcıları da oyunları tasarlarken bağımlılık yapacak bir sistem oturtmaya odaklandıkları için bu durum daha da korkunç oluyor. Haliyle insanlar kendilerini kaptırıp yıllarca sadece tek bir oyunda hapsoluyorlar. Kendinizi bir oyuna kitlememeye dikkat ederek; multiplayer oyunları biraz kısıp, singleplayer oyunlara da yer açabilirsiniz. Tamamen bırakın demiyorum, sevdiğiniz oyun türüne göre o oranı kendiniz belirleyebilirsiniz. Mesela … Okumaya devam et Sadece Multiplayer değil, biraz Singleplayer da oynayalım

2019 Yılının Sürprizi: A Plague Tale Innocence

Açık dünya olmayan oyunlar, toplumdan dışlandığı için en alakasız oyunlar bile artık açık dünya oldu. Türler arası farkların azalmasıyla birlikte günümüzün yüksek bütçeli oyunları iyice birbirine benzedi. Oyunların arasındaki benzerliklerin artmasıyla yeni ve ilginç şeyler görmek artık rüya oldu, zaten o yüzden Death Stranding görünce oh be dedik. Açık dünya da olsa en azından yeni ve farklı bir şeyler deniyordu. Yine de açık dünya oyunlarından … Okumaya devam et 2019 Yılının Sürprizi: A Plague Tale Innocence

Dark Souls Oynamalı mıyız?

Karanlıktan aydınlığa meşale taşımak için binbir düşmanla çarpışırken; emekleye emekleye maceranın sonuna varıp tırnaklarınızı kazıyarak kazandığınız zaferin tatminliği yaşamak istemez misiniz? Dark Souls’a uzaktan bakıldığında zor bir oyundan fazlası gibi durmadığını biliyorum. Ben de zaten bu sebeple uzak durmaya çalıştım, ancak yakın bir arkadaşım elimden tutup çekiştirince bu evrene girmek zorunda kaldım. Dark Fantasy atmosferiyle, zorlu bosslarıyla, birbirlerine uyumlu yüzlerce yapboz parçasından oluşan bölüm tasarımlarıyla … Okumaya devam et Dark Souls Oynamalı mıyız?

Nostalji Treni: iCarly, Zack ve Cody, Hannah Montana

Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemimde Disney Channel, Disney XD, Nickelodeon gibi kanallarla tanışmıştım. Bu kanallardaki çizgi-filmler ve gençlik dizileri kalbime o kadar işlemişti ki beni her gün ekran başına kitleyip tekrar tekrar izlettiriyordu. Küçükken beni bu kadar etkileyen diziler elbette ki kişiliğimi oluşturmama da yardım ettiler. Benim için bu kadar önemli olan dizileri sizinle paylaşmak istedim. Keşke o diziler hala devam etse, günümüzün çocukları bu dizileri … Okumaya devam et Nostalji Treni: iCarly, Zack ve Cody, Hannah Montana

Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Yaklaşık 5 yıl önce herhangi bir ortamda Star Wars dediğinizde neredeyse herkes bir irkilirdi. Geekliğin kalbindeki büyük krallıklardan biriydi Star Wars. Neden “biriydi” diyorum? Çünkü hem Disney’in plansızlığı, hem de yönetmenlerin zıt zihniyetli olmaları sebebiyle Star Wars bir sirk gösterisine dönüştü. Hatta daha da kötüsüne, komedi festivaline… Star Wars’un benim için değeri Çocukluğumda Star Wars benim için filmleriyle değil, animasyonu ve oyunlarıyla güzeldi. The Clone … Okumaya devam et Komedi Festivali: Star Wars The Rise of Skywalker

Çocukluğumdan beri beklediğim oyun: Marvel’s Spider-man

Part I: Çocukluğumun Tutkusu Çocukluğumun en güzel şeylerini saymaya kalksam, Fox kids ve Disney Channel muhtemelen en başta gelir. Disney Channel, biraz daha ortaokul yıllarıma denk gelse de Fox Kids izlerken bir hayli küçüktüm diyebilirim. O yaşlarda Fox kids’i bana bu kadar sevdirten neydi ki? Başlıktan da görebileceğiniz üzere tabii ki Spider-man! Onlarca düşmanla savaşırken kendini tehlikeli durumlara sokuyor ve o anlarda düşmanıyla dalga geçmesi … Okumaya devam et Çocukluğumdan beri beklediğim oyun: Marvel’s Spider-man

Playstation 4 hala alınır mı?

Oyun dünyasında şu an büyük çalkantılar var. Güncel konsolların son nefesleri yaklaştıkça insanların kafası daha çok karışıyor… Playstation 4 mü alalım, yoksa Playstation 5 mi bekleyelim? Sabırsız okurlarımız için cevabı hemen verelim: Playstation 5 beklemeyin, PS4’ü gördüğünüz yerde kapın! Playstation 5, 2020 Kasım-Aralık aylarında çıkacak, ancak tarih bizim için tam olarak doğru değil. Türkiye gibi ülkelere Playstation geç gidiyor. Dünya’nın her yerine stok yetiştirilmeye çalışıldığı … Okumaya devam et Playstation 4 hala alınır mı?