Lego Star Wars: The Skywalker Saga – Ön İnceleme

Onlarca versiyonuna bir yenisinin eklendiği, Star Wars evreninin yeniden Lego ile buluştuğu Lego Star Wars: The Skywalker Saga 5 Nisan’da oyuncularla buluşuyor! Ben de “Lego’nun diğer oyunlarından farkı ne ki?” diyenler adına oyunu oynadım ve oyundan neler beklemelisiniz temalı bir inceleme yazmak istedim. Oyunu almak veya almamak arasında kaldıysanız bu yazının size yardımcı olacağını düşünüyorum. Spoiler olmayacak merak etmeyin.

Daha önceden bir Lego oyunu oynadıysanız az çok neler beklemeniz gerektiğini biliyorsunuzdur. Ben de oynanış videosu yayınlanana kadar en son PSP’de oynadığım Lego Star Wars II oyununa benzeyeceğini, ekstra olarak görsellik ve diyalog ekleneceğini düşünüyordum fakat oyun beklediğimden çok daha fazlası çıktı.

Yepyeni Bir Oynanış, Açık Dünya ve Karakter Gelişimi

Lego’nun en keyifli yanlarından birisi bir şeyler kurma ve puan toplama hissiyatıydı benim için. Bu oyunda işler tamamen değişti. Savaşlardaki üçüncü şahıs (Third Person) kamera açısı, yeni ve gelişmiş hedef alma sistemi, combo’lar, her karaktere ait farklı özellikler gibi eklentileriyle oyun inanılmaz keyifli hale gelmiş. Hedefleri vurmak eski oyunda ne kadar kanser ediyorsa, bu versiyonda bir o kadar eğlenceli. Üstüne bir de artık karakterinizi geliştirebiliyor, sayısız gezegene özgürce gidebiliyor ve evrenin meşhur gemileriyle uzay savaşlarında derin bir yolculuğa çıkabiliyorsunuz.

Ayrıca artık hikayeye takılı kalmak zorunda da değilsiniz. 300+ karakter seçeneğiyle ister direkt hikayeye dalın, isterseniz de Tatooine’ın kumlu sokaklarında halktan birine yardım ederek Womp Rat avlayın. Tamamıyla size kalmış. Yan görevlerin genişliği, diyaloglar (Clone Wars ekibi seslendirmesiyle) ve pek çok açık dünya etkeniyle Star Wars evrenine kelimenin tam anlamıyla giriş yapmışlar.

Doyurucu İçerik

Yaklaşık 5 gündür oynuyorum ve hikaye bazında yalnızca A New Hope’u bitirebilme imkanım oldu. Yapılacak o kadar çok şey var ki gezmekten ve gizli parçaları toplamaktan hikayeye ağırlık veremedim. Bu da beni çok mutlu ediyor. Şunu diyebilirim ki, oyunun bir an önce herkes tarafından oynanması için çok heyecanlıyım. İnternete düşecek görselleri şimdiden tahmin edebiliyorum.

Merak edenler için oyunu Xbox Series S’te 60FPS ayarıyla oynuyorum. Performans açısından herhangi bir sıkıntı çekmedim. İlk cutscene’de çok ufak bir kasma olmuştu onun haricinde tekrar bir sorun yaşamadım optimizasyon açısından. PS5 sürümünde de performans sıkıntısı görmedim. Merak edenler için DualSense’e göre özel bir ayarlama yapmamışlar.

Almaya Değer Mi?

Açıkçası fiyatları epey pahalı. Eğer Star Wars’u çok seviyorsanız ve Lego oyunlarına da benim gibi geçmişten gelen bir bağlılığınız varsa, alınabilir derim. Fakat sevip sevmeyeceğinizden emin değilseniz deneme yapmak için oldukça uçuk fiyatlara sahip. Bu nedenle oyunun yayınlanan oynanış videosunu izlemenizi önererek kararı size bırakıyorum. Ayrıca asıl incelememiz daha detaylı olacağı için karar vermenize de daha yardımcı olabilir.

Oynarsanız düşüncelerinizi bizle paylaşmaktan çekinmeyin. Asıl incelemede görüşmek üzere. Güç Sizinle Olsun. 🙂

Yazar: Pelin Yiğit

Injustice (2021)

Süper kahramanları yaptıkları iyiliklerle tanırız. Bu tanımda akla gelen ilk karakter şüphesiz Superman diyebiliriz. Çoğu çocuğa ilham olan, mükemmelliğiyle örnek olan bir karakter Superman. Tabii her zaman işler böyle yürümüyor. Bildiğiniz üzere Superman’in tek bir zaafı var o da Kriptonit. Hatta bu o kadar meşhur bir bilgidir ki, günümüzde zayıf noktaları temsilen “Benim tek kriptonitim…” gibi kalıplaşmış bir cümle olarak da kullanılır. İşte bu kadar kusursuz bir canlının Dünyaya iyilik yapmak için gelmesi insanlar için çok büyük bir şans. Fakat ya işler öyle yürümezse ve Superman’in kusursuzluğu insan ırkı için durdurulamaz bir zarara yol açarsa?

İşte Injustice hikayesi kısaca bunu anlatır. Superman ile yalnızca aynı taraftaysanız mükemmeldir ve emin olun karşı tarafta olmak istemezsiniz. İyinin kötüye dönüştüğü, Justice League’i tamamıyla ikiye bölen, her bir karakteri yüreğimiz ağzımızda heyecanla okuduğumuz bir çizgi roman serisi Injustice. Bu seri her ne kadar oyunlardan uyarlanmış olsa da çok detaylı ve bir o kadar da sürükleyicidir. Oyunu, çizgi romanı ve Zack Snyder’in Justice League epilogue’unda yapılan göndermeleriyle neredeyse her sektöre adım atmış bir isim. Şimdi ise animasyon filmi ile karşımıza çıktı. Çizgi roman dünyasının Skyrim’i diyebiliriz. Olmadığı masa yok.

Animasyonda da mı Warner Bros?

Bugüne kadar iyi kötüye dönüşüyor temasıyla yapılan her içerik çoğunlukla tuttu diyebiliriz. Bildiğimiz hikayelerin “Ya şöyle olsaydı?” adı altında ilerlediği her içerik ilgi çekici geliyor kitleye. Başka bir evrende o hikayenin farklı işleyişi, aşina olduğumuz karakterlerin hiç beklemediğimiz kişiliklere bürünmeleri oldum olası kendini izletmeyi başardı. Marvel’ın What-If’inin yanında, çok bilinen Flashpoint çizgi romanı da aynı şekilde bu tarz konuları yer alır ve oldukça da geniş bir hayran kitlesine sahiptirler.

Peki bu kadar sevilen bir içeriği Warner Bros Animasyonuyla nasıl mi işledi? Öncelikle Injustice’in 10 ciltten fazla çizgi romanı olduğunu söylemeliyim. Evrendeki neredeyse en önemli tüm karakterlerin en az bir kere konuk olduğu bir seri. Öyle her yiğidin harcı değil tek filmde çekmek yani. Bana kalırsa hiçbir yiğidin harcı değil. Injustice konu bakımıyla, karakter sayısı bakımıyla ve derinliği bakımıyla kırpılıp atılamayacak bir seri. Çünkü her karaktere gerektiği önemi, her ölüme gerektiği sindirme süresini vermediğin zaman kitleye o hikayeyi yedirmek imkansız. Bu nedenle filmi 1 saat 18 dakika yapan Warner Bros Animasyonu ekibine sadece soruyorum. Neden?

Bu zamana kadar The Dark Returns’ü, The Long Halloween gibi tek cilt kitabı (ki bence çok doğru bir kararla) iki ayrı filmde çekip, nasıl oldu da 10’dan fazla cilt içeren bir seriyi tek bir filme sığdırmaya karar verdiklerini aklım almıyor açıkçası. Game of Thrones’u 1 sezon yapmaktan hiçbir farkı yok. Aynı sezonda tüm o 8 sezonu birden yaşadığınızı hayal edebiliyor musunuz? Battle of Bastards, The Door, Blackwater ve daha nice bölümün tek bir sezona sığdırıldığını düşünün… Ben düşünemiyorum açıkçası. Ne o sahnelerin etkileyiciliği kalır, ne de herhangi bir karakterin ölümünden etkileniriz.

Kısaca olmamış yani, olduramamışlar, olduramazlardı da zaten böylesine derin ve uzun bir içeriği. Warner Bros animasyonlarını son zamanlardaki işlerine kadar bayılarak izlerdim. Artık bir çizgi romanın animasyonunun çıkacağına heyecanlanmak yerine korkar oldum. Gerçekten yazık olmuş, boşa giden koca bir hikaye…

Bu kısımdan sonrası hem filmden hem çizgi romandan spoiler içerir!

Nereye Yetişiyoruz?

Injustice diye açtığım filmin ilk saniyesinde Superman’in gözünün dönüşünden sonra Flash yok oldu, Shazam “Ben gidiyorum gençler.” diyip aramızdan ayrıldı. Wonder Woman çizgi romanda en azından bir nevi nedeni açıklanan iğrenç tavrını, filmde hiçbir sebep olmaksızın korumaya devam etti. Batman sadece oradan oraya koşturuyor, Nightwing ve Green Arrow o kadar sindirilmeden ölüyor ki sanki birisinin parodi kurgusunu izliyor gibiyiz. Bunların hepsi alelacele gerçekleşiyor. Muazzam diyaloglara sahip, ağlamaktan sayfaları çeviremediğim, karakterlerin hallerini harika yansıtan çizimleriyle Injustice çizgi romanı gitmiş; bir hayranın hazırladığı “Injustice en önemli sahneler” adlı Youtube videosu gelmiş sanki.

Yahu nereye yetişiyoruz? Bir durun az önce Lois ölmüştü daha? Superman sinirlenip ne ara herkesi harcadı? Nerede o çizgi romanda okurken gözlerinden alev fışkırtan Superman? Nerede o Damian’ın Batman’e ihanet edip Superman’in tarafına geçtiği için Bruce ile yaptığı şairane diyaloglar? Gerçekten hayretler içerisinde izledim. En sevdiğim Dinah Lance ve Oliver Queen hikayelerinden biri işleniyor fakat Dinah yok bile. Harley’nin belki de sahip olduğu en güzel karakter gelişimlerinden birisi Injustice çizgi romanındaydı. Filmde ise Harley, Joker olmadan bir baltaya sap olamamış, etrafta geziyor gibi bir karaktere bürümüşler. Gerçekten çizgi romanları okuyan varsa izlemesin derim. Üzüldüğünüze değmez inanın. Daha sayılacak o kadar örnek var ki aklıma geldikçe boşa giden potansiyele yanıyorum. Sağlık olsun diyelim.

Bir Senaryonun Oyuncu Üzerindeki Etkisi

Evet, olmamış dedik beğenemedik fakat bir animasyon sadece konusundan ibaret değil. Injustice’te fragman sırasında gözüme batmayan çizimler, filmde inanılmaz itici bir hale büründü. Aşırı kalın çizgili insan mimikleri, Superman’in donuk bakışları, kostümlerin üstlerine emanet durması ile inanılmaz aceleye gelmiş bir animasyon olmuşa benziyor. Tüm karakterler evrene ait değilmiş gibi duruyor. Oturtamadığım bir çizgi olmuş ve özellikle bu hikayeye hiç yakıştıramadım.

Bazı diyaloglar o kadar hızlı geçmiş ki ses aktörleri bile nasıl tepki vereceğini şaşırmış. Superman’in ses aktörü o kadar duygu geçişinin art arda olması nedeniyle çok donuk bir ses ile kendini kilitlemiş. Catwoman ile Batman’in inanılmaz duygusal olması gereken sahnesi ise bir çocuk teselli eder nitelikte kalmış. Aktörlerden çıkan her bir kelimede işin aceleye geldiği anlaşılıyor fakat kesinlikle yetenek problemlerinden dolayı olduğunu düşünmüyorum. Bence gayet başarılı isimler fakat bazen senaryonun eksikliği aktörleri de bu şekil ağır vuruyor ne yazık ki.

Yeni Animasyonlara Artık…

Geneline baktığımda yapılmak için yapılmış bir iş olarak gördüğüm Injustice animasyon filmini kesinlikle beğenemedim. Seriyi okumadıysanız belki size ortalama bir iş gibi gelebilir ama okuyan birinden çok iyi bir yorum duyacağımızı sanmıyorum. Hala çizgi romanları okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim fakat animasyon filmini merak edenler için aynı şeyi öneremeyeceğim. Artık gelecek filmlere daha iyisi olsun demekten başka elimden bir şey gelmiyor.

Siz neler düşündünüz? Filmi nasıl buldunuz? Bizimle yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Godzilla vs Kong: Titanların Savaşı

Kavga, dövüş, CGI, patlayan binalar, RTX On görseller… Evet arkadaşlar o gün geldi. Batman v Supe- pardon Godzilla vs Kong yayınlandı.  Böyle diyorum çünkü gerçekten tam olarak BvS ile aynı plot’a sahip.   Godzilla yıllardır türlü türlü filmlerle beyaz perdeye aktarılmakta keza Kong da aynı şekilde.  Bu evren 2014 yılında Godzilla ile tekrardan reboot olarak başlatıldı ve MonsterVerse olarak adlandırıldı. Bu filmi izlemeden önce diğer filmleri izlemeniz gerekiyor gibi bir şey söyleyemeyeceğim doğrusu. Çünkü malum öyle çok deli dehşet bir lore ya da hikaye olmadığı için direkt bundan başlasanız da sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Yine de filmleri sayalım:

1) Godzilla (2014)

2) Kong: Skull Island (2017)

3) Godzilla: King of Monsters (2019)

4) Godzilla vs Kong (2021)

Kertenkele ve Maymun’un Savaşı

Önceki filmlerde Godzilla’yı insanlara saldırmayan sadece en tepedeki yırtıcı olmak için diğer yırtıcıları yok etmeye çalışan dev bir kertenkele olarak görüyoruz. Ama bu filmin başında, Godzilla bir anda sebepsiz şekilde Florida’daki Apex şirketine saldırıyor. Bunlar yaşanırken Apex’in bir güç kaynağı için Oyuk Dünya’ya ulaşması gerekiyor. Ama nasıl gidileceği bilinmediğinden bir Titan’ın yardımına ihtiyaç duyuyorlar. İşte burada da kontrol altında tutulan Kong kardeşimiz devreye giriyor. Kong uzun zamandır Skull Island’da Monarch tarafından gözetim altında tutuluyor. Kong’u bu görev için kullanmak istiyorlar ama engelleyen bir şey vardır. Godzilla her zaman tek baş yırtıcı olmak için hareket ettiği için Kong ortaya çıktığında onun peşine düşecektir. Öyle de oluyor. Kong’u kutuplardaki Oyuk Dünya giriş noktasına götürmek için bir gemiye yüklüyorlar ve sonrasında olan oluyor. Mükemmel ötesi CGI’ın da etkisiyle görsel bir şölen görüyoruz. Sonrasına da birazdan spoilerlı kısımda değineceğim.

Beynini Kapat İzle

Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben böyle filmleri çok seviyorum. Her gün sanat filmi, her gün ağır drama filmler izlenmez.  Arada böyle beynini kapatıp sadece görsel zevk için de filmler izlemek lazım. Hatırlarsanız geçen sene Martin Scorcese abimiz süper kahraman filmleri için “lunapark gibi, sinema değil” tabirini kullanmıştı. Kısmi olarak katılsam da bu tür filmlerin de sinemaya katkıları tartışılmaz bir gerçek.  Filmi açtım, epik aksiyon sahnelerinde gaza geldim. Ağzım açık CGI kalitesine baktım ve film bitti. Bu kadar. Godzilla vs Kong’un amaçladığı da bu. Size kaliteli bir hikaye ve senaryo vermeyi amaçlamıyor. Size eğlenceli iki saat geçirmeyi vadediyor. Başarıyor da bunu.

Godzilla Vs Kong Wallpapers - Top Free Godzilla Vs Kong Backgrounds - WallpaperAccess

IMAX Sana İhtiyacımız Var

Malum  Covid-19’un etkisiyle sinemaların kapalı olması ve her filmin artık streaming platformlara kayması furyasından bu film de nasibini aldı ve HBO Max’te yayınlandı. Biraz üzgünüm açıkçası. Çünkü bu film kesinlikle IMAX’te izlenmeyi hak eden bir filmdi. Zaten onun için çekildiği de belli.  Amerika’da vizyona girmiş olsa da biz izleyemedik maalesef.  Amerika demişken Godzilla vs Kong şu anda pandemi döneminde çıkıp en fazla sayıda salonda gösterilen film olarak karşımıza çıkıyor. Amerika’da yaklaşık 3000 salonda gösterime giren film uluslararası gişede 123 milyon dolar gibi bir başarıya ulaştı ve bunun 69 milyonu sadece Çin’den gelmekte.

Godzilla vs. Kong: The Hollow Earth Explained - IGN

Kavga Dövüş Patlama

Şimdi buradan sonra spoilerlı olarak filmin sonunu değerlendireceğiz. Uyarmadı demeyin sonra! Film ilk duyurulduğunda direkt olarak BvS damgası yemişti. Herkes benzer bir şey olacağını düşünüyordu. Ama kimsenin bu kadar da benzeyeceğini beklediğini düşünmüyorum. Hatırlarsınız BvS’de Batman’imiz ve Superman’imiz Martha falan filan takılırken arkada Lex Luthor, Doomsday’in yaratılmasını sağlamıştı ve sonrasında da canımız kahramanlarımız ona karşı birlikte savaşmıştı. Bu filmde de tamamen aynı şeyler bizlerle. Az önce söylediğim Apex Şirketi de  MechaGodzilla isimli bir şey yapıyor. Bu mechanın gücü yeterli gelmediği için de daha güçlü bir güç kaynağı arayışına giriyorlar. Bu güç kaynağının da  Godzilla, Kong ve onun gibi diğer tüm Titanların geldiği “Oyuk Dünya”da olduğunu düşünüyorlar.

Bambaşka Bir Dünya

Kong başından beri onunla ilgilenen bir çocukla işaret diliyle konuşmayı öğreniyor. Jia isimli tatlı kızımızın bu bağı sayesinde de Kong onları Oyuk Dünya’ya götürüyor. Oyuk Dünya dediğimiz yer harika tasarlanmış. Jurassic Park’tan fırlamış gibi duran bu yerde Kong atalarının bu dünyayı yönettiği taht odasını buluyor ve güç kaynağını da gösteriyor. Tam bu sırada -aşırı saçma olduğunu düşünüyorum açıkçası bu sahnenin-  Godzilla Hong Kong’ta bu güç kaynağını hissedip yere doğru, baya baya dünyanın çekirdeğine doğru hepimizin bildiği o lazer gibi olan gücünü kullanarak oyuk dünyaya kadar yer kabuğunu DELİYOR. Mantık ne kadar aramalıyız bilmiyorum doğrusu bu filmde ama bu da artık biraz abartı gibi geldi. Sonrasında Kong dünyaya geri geliyor ve Godzilla ile Hong Kong’ta adeta RTX On grafikli bir Cyberpunk oyundan fırlamış bir görsellikte dövüşüyor.

Review: Once more unto the breach in 'Godzilla vs. Kong' - North Shore News

Geçmişten Gelen Düşman

Güç kaynağının kodları Apex merkezine ulaştıktan sonra Mecha’ya güç vermek için kullanılıyor. Ama bir sıkıntı oluyor burada. Mechanın pilot sistemi Pasifik Savaşı filmindeki gibi sinir sistemi üzerinden telepatik olarak yapılıyor. Apex de önceki filmde olan Gidorah’ın kafasını pilot kabini olarak kullanıp, Gidorah’ın telepati yeteneğini kullanarak Mecha’yı uzaktan kontrol ediyor. Güç kaynağı mecha ile birleşince ise Gidorah kontrolü ele alıyor ve işte orada film BvS’ye dönüyor. Kong ve Godzilla birlikte MechaGodzilla’yı alt edip savaşmayı bırakıyorlar. Yani çok bariz gibi değil mi? Doomsday, Batman, Superman hepsi bariz bir şekilde önümüzde gibi.

Filmin en gereksiz sahnelerinin Millie Bobby Brown’ın olduğu sahneler olduğunu düşünüyorum. Yani uydu bağlantısı kesmek için kontrol paneline içki dökmek mi dersiniz. Çok gizli bir üste ellerini kollarını sallayarak gezmeleri mi dersiniz saçma sapan bir dünya sahne var. Önceki filmde de aile draması vardı ve bu biraz daha izlenebilir kılıyordu. Ama bu filmde tamamen pazar sabahları saat 9’da yayınlanan ajan çocuk filmleri gibi takılıyorlar. Hiç gerek yok.

Yani işin özü şu ki filmde takılmaya kalksak çok fazla şey var aslında. Ama buna gerek yok. Eğlenceli bir iki saat geçirmek isterseniz bu film tam size göre. Arkanıza yaslanın ve keyfini çıkarın. Okuduğunuz için teşekkür ederim başka bir yazıda tekrar görüşmek dileğiyle. #TeamKong