Gran Turismo 7: Problemli Yeni Nesil Yarış Simülasyonu

Gran Turismo hayranlarının uzun zamandır beklediği Gran Turismo 7 nihayet çıktı. Çıkışıyla birlikte micro-transaction ve sunucu problemleri yüzünden çokça eleştirilere maruz kalan oyuna gelin yakından bakalım.

Farklı Beklentiler

Uzun bir süredir yarış oyunlarından uzak kaldım, yakın zamanlarda sadece Forza Horizon 4 ve 5’e bakabildim. Forza Horizon’ın sunduğu özgürlük ve etkileyici görsellik çok hoşuma gitmişti. O oyunların ardından Gran Turismo 7 görsel anlamda bir tık daha iyi olabilirmiş gibi geldi. Bu şımarıklık gibi de gelebilir de PlayStation 5’in yeni nesil gücünü gösterecek oyunlardan biri olduğu için beklentim o yöndeydi. Özgürlük anlamında da kısıtlandığımı hissettim. Menü üzerinden yarış seçmektense haritada dolaşarak yarışlara gitmek bana daha keyifli geldi. Tabii bu yarış simülasyonuna uygun bir beklenti olmayabilir. Zaten o yüzden arcade yarış oyunlarının bana daha çok hitap ettiğini düşünüyorum. Eğer arcade yarışlar beni tatmin etmiyor, yarış simülasyonları daha çok keyif veriyor diyorsanız Gran Turismo 7 tam size göre.

DualSense’in Etkisi

Gran Turismo 7, DualSense’in nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor. Yeni nesil yarış simülasyonu deneyimini yüksek seviyeye çıkartan şey kesinlikle DualSense. Hem dokunsal geri bildirimi, hem de uyarlanabilir tetikleyicileri çok güzel bir şekilde kullanmışlar. Dokunsal geri bildirim ile arabanın yol tutuşunu öyle güzel hissettiriyor ki arabanın içindeymiş gibi oluyorsunuz. Uyarlanabilir tetikleyicileri ise tahmin edebileceğiniz gibi gaz pedalına basarmışsınız gibi bir his veriyor. Tetik tuşlarını sertleştirdiğinden, gaza bastığınızda daha atmosferin içine çeken bir deneyim veriyor. Polyphony Digital, DualSense ile güzel bir iş çıkarmış.

Müzik Rallisi ve Yardımlar

Müzik Rallisi, çalan müziğin ritmiyle uyumlu olan bir mod. Temelde süreye karşı yarışıp pistte devam edebildiğiniz kadar gitmeye çalışıyorsunuz. Başta ilginç gelmişti ama sonradan ilgimi kaybettim.

Oyun, elinizden çok fazla tutuyor. Başta arabayı ben mi sürüyorum kendi kendine mi gidiyor diye düşündüm. Özellikle nerede fren yapacağımı gösteren kocaman çizgiler ve zorla arabayı yavaşlatması biraz canımı sıktı. Sonra ayarlardan yardımı kapatınca tüm kontrol bana geçti. Ama yarış simülasyonlarını öğrenmekten çekiniyorsanız, bu oyun ile giriş yapabilirsiniz. Öğrenene kadar yardımları açık tutabilirsiniz.

Sıkıntılı Güncelleme

Gran Turismo 7’de çıkışıyla birlikte 424 araç ve 97 pist bulunmakta. Pistlerin genel atmosferi gayet güzel, araçların tasarımları da ekstra detaylı. Lakin araçları açmak sandığınız kadar kolay değil. Oyunun çıkışından sonra gelen güncelleme yüzünden yarışlardan kazanılan oyun içi paralar azaldı. İstediğiniz arabayı almak ne yazık ki artık daha zor. Micro-transaction olan oyunda oyun içi para kazanmanın zorlaştırılması da tabii ki sizi gerçek para harcamaya yöneltiyor. Güncellemeyle birlikte çıkan başka bir sıkıntı da sunucu problemleri oldu. Sunucu bağlanma hataları yüzünden ben dahil birçok oyuncu singleplayer oynamakta bile zorlandı. Çünkü eğer sunucuya bağlanmazsınız çok sınırlı bir içeriğe erişiminiz oluyor.

Detaylı Ayarlar ve Araba Kişiselleştirme

Frenlerden motor bileşenlerine kadar aracın tüm ayarlarına ulaşabiliyorsunuz. Doyurucu bir genişlikte ayar seçenekleri var. Ayrıca Gran Turismo 7, serinin önceki oyunlarına göre aracı daha fazla özelleştirme imkanı veriyor. Oldukça geniş kapsamlı olmasını beğendim. Bunlar zaten yarış oyunlarının olmaza olmazıdır. Kozmetik kişiselleştirme ve arabanın teknik ayarlarıyla oynamak yarış oyunlarına ekstra derinlik katıyor. Gran Turismo 7’de de bu özellikler gayet doyurucu bir şekilde verilmiş.

Sonuç

Sunucu problemleri ve kötü micro-transaction politikaları oyunun güzelliğini baltalasa da arkada temelleri sağlam yeni nesil bir yarış simülasyonu var. DualSense ile birlikte özel bir deneyime dönüşmeyi başarmış. PS4’teki versiyonun en kötü yanı grafik değil, aslında Dualshock 4 ile bu deneyimi verememesidir. PS5 versiyonunda 3D ses desteği de var, sesler daha gerçekçi bir şekilde kullanılıyor. Eğer yarış oyunlarına meraklıysanız sorunları düzeldiğinde göz atabilirsiniz.

Horizon Forbidden West: Şahane Grafikler ve Keşfedilmeyi Bekleyen Muhteşem Harita

12 Kasım 2020‘den beri PlayStation 5’in gücünü dolu dolu görebileceğimiz yeni nesil bir oyun bekliyorduk. Ratchet & Clank: Rift Apart oyunuyla bir nebze görmüş olsak da daha genel kitleye hitap eden güçlü bir IP çıkmamıştı. Konsol aldıracak oyun diyebileceğimiz yeni bir oyun yoktu. (Remake veya Remastered’ları saymıyorum.) Horizon Forbidden West ile PS5’in kütüphanesi oldukça güçlendi. Çünkü Guerrilla Games ilk oyundan bu yana fersah fersah yol kat ederek harika bir oyun yapmış. Üstelik bunu yaparken PS5’in tüm nimetlerinden faydalanmış.

PlayStation 4, ikinci senesine doğru kütüphanesini güzel oyunlarla genişletmişti. PlayStation 5 de ikinci yılına doğru Horizon Forbidden West, Gran Turismo 7 ve God of War Ragnarok ile kütüphanesine güzelce genişletecek gibi duruyor, PlayStation 4 ile benzer kaderleri paylaşacak. Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki sonunda PS5 aldırabilecek bir oyun çıktı.

Nefes Kesen Grafikler

Çevreyi incelemekten ve manzaraların tadını çıkarmaktan oyunu oynayamadım. Hem PS4 hem PS5’e çıkmasından dolayı tam olarak yeni nesil oyun sayılmasa da gördüğümüz ilk yeni nesil denebilecek oyun bu olabilir. Guerrilla Games çıtayı bambaşka bir seviyeye çıkarmış. Bu büyüleyici görselliğe sahip büyük haritayı keşfetmek cidden ayrı bir keyifti. Harita da güzel bir denge kurularak tasarlanılmış, ne sizi çok boğuyor ne de çok boş hissettiriyor.

Bitki örtüsünün yoğunluğu beni şaşırttığı gibi sizi de şaşırtabilir. Ormanın içinde geziyormuşçasına inanılmaz etkileyici bir atmosfer yaratmışlar. Böyle bir atmosferi görünce ilerde neler var acaba diyip haritayı daha çok keşfetmek istiyorsunuz. Ayrıca dünyası yaşıyormuş gibi hissettirmekte çok başarılı. Hayvanların doğal bir şekilde çevrede gezmesi, robotların da onlardan bir farkı olmadan doğayla iç içe olmaları, NPC’lerin günlük işlerini yapışları ve hayatlarını kolaylaştıracak aletleri kullanışları…

Su altı dünyası, görsel anlamda en az Subnautica kadar detaylı ve büyüleyici gözüküyor. Bu arada sadece görsel efektleri etkileyici değil, ses efektleri de çok güzel olmuş. 3D Audio kesinlikle hissediliyor. Ormanda gezerken kuş cıvıltıları ve yaprakların rüzgarda sallanışı tamamen sizi sarmalıyor.

Hikaye Sunumunun Kalitesi Artmış

Horizon Zero Dawn’un hikayesi beni pek etkilememişti. Hologramlar üzerinden hikayeyi ilerletmesi ve kabileye sürekli odaklanması içimi şişirmişti. Anlatılan hikaye de sunum şekli de biraz bayıktı. Forbidden West’te ise durum tam tersi. Eleştirilerin hepsi dikkate alınmış, yan görevlere bile özenle sinematikler hazırlanmış. Yüz animasyonlarından seslendirmeye kadar her şey en üst kalitede. Hikaye hem daha ilgi çekici hem de hikayenin temposu güzel ayarlanmış.

Eksikleri de yok değil

Parkur mekanikleri, oyunun başlarında oturmuş gibi hissettirse de ilerledikçe ne kadar eksik bir sistem olduğunu size tekrar tekrar hatırlatıyor. Uncharted serisindeki gibi sorunsuz bir şekilde tırmanacağınızı zannediyorsunuz ama aniden aşağıya atlayabiliyorsunuz. Karakter bazen bambaşka yere atlıyor, en başa dönüp parkuru tekrar geçmeye çalışıyorsunuz. Biraz daha geliştirilmeye ihtiyacı varmış.

Oynanış anlamında ilk oyuna göre daha eğlenceli bir yapıya bürünmüş. İlk oyundaki Aloy daha hantal iken bu oyunda daha çevik ve hareketli. Yakın saldırı animasyonlarındaki gariplik de giderilmiş ve güzelleştirilmiş. Kaynak toplama ve harcama dengesi de daha düzeltilmiş hissettirdi. İlk oyunda oklarımı atmaktan çekiniyordum, kaynakları toplamaya üşeniyordum. Bu oyunda hiç yaşamadım, aksine envanterim dolduğundan kaynaklarımı depoya gönderiyorum.

Teknik Sıkıntılar

PlayStation 4 ve PlayStation 4 Pro’da güzel çalışıyor gibi görünüyor. Ben PlayStation 5’te performans modunda oynadım. 60 FPS’te akıcı bir şekilde oynasam da anti-aliasing‘de bazı sıkıntılar gözüme çarptı. Şelalerde ve bitki örtüsünde ufak pikselleşmeler gördüm. Birkaç animasyonlarda minik görsel sıkıntılar vardı. Güncellemeler gelmeye devam ediyor, muhtemelen düzeltirler.

İlk Oyuna Göre Daha Eğlenceli

Horizon Zero Dawn’u pek sevmeyen biri olarak Forbidden West’e bayıldım. İlk oyunun büyük eksikleri tamamen giderilmiş, üstüne güzel eklemeler olmuş. Günün sonunda ilk oyundaki gibi yine robotların zayıf noktalarına ok atıyoruz. Bu yüzden ilk oyunu sevmeyen biriyseniz bu oyun sizin için biraz riskli. Hem sevebilirsiniz hem sevmeyebilirsiniz. Yine de bir denemenizi öneririm. Özellikle PS5’te Dual Sense ile büyüleyici atmosferin içinde kendinizi kaybetme ihtimaliniz oldukça yüksek. Dual Sense oyunlarda o kadar normal gelmeye başladı ki yeni bir standart olduğunu düşünüyorum. Diğer konsollar da gelecekte bu geliştirmeleri muhtemelen yapacaktır.

Sonuç Olarak

Horizon Forbidden West, kaliteli içeriklerle dolu devasa haritasıyla, nefes kesen görselliğiyle ve sürükleyici hikayesiyle $70 fiyatını sonuna kadar hak eden bir oyun olmuş. Türkiye fiyatı için elbette bu yorumu yapamam. Ya indirim bekleyebilirsiniz ya da arkadaşınızla birlikte alabilirsiniz. Ama Horizon Forbidden West deneyebileceğiniz en yeni nesil oyun diyebilirim. Türkçe alt yazı desteği de mevcut, çeviride birkaç gariplik olsa da genel olarak güzel bir çeviri olmuş.

Yazar: Doğuş Nuh Kelleci

2021’De Dört Gözle Beklediğimiz Oyunlar

Herkese merhabalar! Hepimizin bildiği gibi 2020 yılı bizim için zorluklarla geçti. Bu süreçte evde kaldık, belki de daha çok video oyunu oynadık.  Evlere kapandığımız dönemlerde oyun dünyası bize gerçekten çok yardımcı oldu, durumun üstesinden gelmemizi sağladı.  2020 yeni bitmişken ve 2021’e yeni girmişken size en çok beklediğimiz oyunlar için bir liste hazırlamak istedik. Hazırsanız başlayalım!

far cry 6 oyun dünyası

1.Far Cry 6

Yıllardır devam eden aksiyon ve heyecan dolu seri adından söz ettirmeye devam ediyor.  En son 2018’de Far Cry 5 çıkmıştı ve ardından bir devam oyunu niteliğinde olan Far Cry New Dawn’u 2019 yılında görmüştük. Serinin daha eski oyunları olan Far Cry 3 ve 4’ü ben şahsen çok büyük heyecanla oynamıştım. Bu sefer Far Cry 6’nın fragmanlarını izlediğimde ise kendimi tekrar aynı şekilde bir  heyecan içinde buldum.

Karayiplerin Kalbinde Bir Diktatör

Oyun, Güney Amerika’da Karayiplerin kalbinde yer alan Yara kentinde geçiyor. Başrolde Breaking Bad ve Better Call Saul dizilerinden tanıdığımız Giancarlo Esposito isimli aktör var. Fragmandan anladığımız üzere biz diktatör bir lideriz, ismi Diego olan bir oğlumuz var ve şehirde isyan bayrakları çekilmiş durumda. Oğlumuzun da sonraki lider olması bekleniyor. Fragman boyunca Diego ile Anton Castillo isimli diktatör liderimizin konuşmasını görüyoruz. Bir yandan isyancılar, yanan bir şehir… Her şey kötüye gidiyor ve şehri yönetemiyoruz. Tabii belki de Giancarlo Esposito baş kötü karakterimiz de olabilir…

Hikaye, bu yönüyle kulağa gerçekten gizemli ve çekici geliyor . Bir yandan da yapımcıların deyişiyle Far Cry tarihinde “oynanabilir en büyük alana sahip olan haritayı” göreceğiz. Bu açıdan da oyun gereken ilgiyi üstünde topluyor. Oyunun çıkışını gerçekten merakla bekliyoruz, lütfen artık gel!

Oyun PlayStation 4, PlayStation 5, Xbox One, Xbox X ve S Serisi, Stadia, Amazon Luna, Windows PC platformları için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 2021 Şubat idi fakat 2021 yılı içinde başka tarihe ertelendi.

hellblade 2 oyun dünyası

2.Senua’s Saga: Hellblade 2

2017’de Hellblade: Senua’s Sacrifice adlı ilk oyun çıktı. Oyun, bir AAA oyunundan çok daha düşük bir bütçeyle yapılmıştı. Buna rağmen binaural ses sistemiyle ve oyuncuya yaşattığı atmosferiyle, duygularıyla pek çok kişinin aklından çıkmayan bir oyun olmuştu. Ben de gerçekten ilk oyunu aşırı severek oynamıştım. Önceki oyunu oynamayanlar için kısaca spoiler içermeyen bir özet geçelim. Senua, psikolojik sorunlarla mücadele eden bir başkarakter. Senua’nın sevgilisi Dillon ölmüş  ve Senua da onu ölülerin yeraltı diyarı Helheim’den çıkarmak için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Biz de ilk oyunda bu yolculuğu oynuyoruz.  Ben ilk oyuna gerçekten bayılmış ve oyunun ikincisi duyurulduğunda çok heyecanlanmıştım.

Peki Senua’ya ne oldu?

Aslında Senua’s Saga: Hellblade 2’de göreceğimiz şeyler ilk oyundakilere benzer olsa da ilk oyundan bir o kadar da farklı. Başkarakterimiz Senua, artık çok daha güçlü görünüyor. İlk oyunda da deneyimlediğimiz pek çok şeyi aşmış gibi ve fragmandaki coşkusu gerçekten göz korkutur düzeyde. Senua’nın karşısına kimsenin çıkmak istemeyeceğini tahmin ediyorum. Oyun dünyası da oldukça kasvetli ve karanlık. Fragmanda Senua’nın çevresinde toplanan insanlar görüyoruz. Belki onun yandaşları, belki de düşmanları bunu bilemiyoruz. Bildiğimiz tek bir şey var, o da bu oyunun acilen biz oyuncularla buluşması gerektiği.

Oyun Windows PC, Xbox S ve X platformları için çıkacak.

Çıkış tarihi: Henüz net değil

hitman 3 oyun dünyası

3.Hitman 3

Hitman’in nasıl bir oyun olduğunu az çok hepimiz biliriz. Hitman, insanlara farklı yollarla istediğiniz gibi suikast düzenleyebileceğiniz bir oyun. Suikast için farklı eşyaları silah olarak kullanmak, olmadık olaylara kaza süsü vermek ve kıyafet değiştirmek gibi pek çok yol sunuyor bize. Bu da oyunu hayli zevkli bir hale getiriyor.

Hitman 3 fragmanında ve oynanış videolarında da yeni oyunda bize neler sunulacağını görüyoruz. Önceki oyunlardan alıştığımız şeyler Hitman 3’te hala mevcut. Oynanışta aşırı büyük değişiklikler yok gibi duruyor fakat oyun gerçekten akıcı ve güzel görünüyor. Agent 47’nin karizmasından ve havalı hareketlerinden bahsetmiyorum bile. Hitman serisini seven insanların yeni oyunu da sevebileceğini düşünüyorum. Umarım en kısa sürede oynama fırsatı buluruz.

Oyun  PlayStation 4, PlayStation 5, Nintendo Switch, Xbox One, Xbox X ve S Serisi, Windows PC için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 20 Ocak 2021

stray

4.Stray

Sony’nin PS5 için duyurduğu oyunlardan birisi olan Stray, gerçekten fragmanıyla hepimizin içini ısıtmıştı. Oyunda, robotların yaşadığı bir dünyada yaşamaya çalışan bir kediyi oynuyoruz. Ailesini kaybetmiş ve yalnız bir kedi. Robotlarla dolu bu şehirden kurtulmak için antik bir gizemi çözmek zorundayız ancak bunu nasıl yapacağımıza dair bir bilgiye veya oynanışa fragmanda yer verilmiyor.

Dünyayı bir sokak kedisinin gözünden görecek olmak gerçekten kulağa hoş geliyor. Başkarakterimiz olacak kedinin fragmandaki tatlılığı da cabası. Bu sevimli kediyi oynayabilecek olmak epey heyecan verici. Oyun dünyası da epey renkli, fütüristik ve göz alıcı görünüyor.

Oyun PlayStation 4, PlayStation 5 ve PC platformları için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 2021

ewsident evil village

5.Resident Evil Village

Resident Evil serisi çoğumuzun da bildiği üzere bir korku oyunlarıyla dolu bir seri. Çok iyi yedirilmiş korku öğeleriyle, pek çok kişinin seriyi oynamak isterken iki kere düşünmesi gerekiyor. En son Resident Evil VII: Biohazard isimli oyunda Ethan Winters ve Mia Winters isimli iki karakter görmüştük ve hikaye bu karakterler üzerineydi. Mia Winters, Ethan’a kendisini Baker malikanesinden gelip almasını söyleyen bir mail atıyordu ve oyunun ana hatları böyle çiziliyordu. Fragmanlardan anladığımız kadarıyla Resident Evil Village’da ise yine Ethan ve Mia üzerine kurulan bir hikaye görüyoruz.

Korku Dolu Anlar Kapıda!

Oyunun yapımcıları, Resident Evil Village’ın oyun dünyasını “güzel fakat korkunç” olarak nitelendirdiklerini söylüyorlar. Yapımcılar, oyunun harika atmosferini, oyun dünyası ve mekan detaylarını yaratırken güzel görünmesini istediklerini dile getiriyorlar fakat oyuncuların bu güzellik içinde epey gerilim dolu anlar yaşayacaklarını da ekliyorlar. Aynı zamanda Resident Evil Biohazard’da başlayan Ethan ve Mia hikayesini devam ettirmek istediklerini söylüyorlar. Village, Resident Evil VII: Biohazard’dan birkaç yıl sonra geçiyor. Ethan Winters pek çok olay atlatmış ve Mia ile sakin bir hayat sürerken yeni olaylar yaşanıyor. Anlaşılan korku severlerin vazgeçemeyeceği bir oyun bizleri bekliyor olacak.

Oyun PlayStation 5, Xbox X ve S, Windows PC platformları için çıkış yapacak. Yapım stüdyosu ayrıca Xbox One ve PlayStation 4 gibi eski nesil konsollar için çalıştıklarını da belirtti.

Çıkış tarihi: 2021

horizon forbidden west

6.Horizon Forbidden West

2017’de çıkan ilk oyun Horizon Zero Dawn’dan sonra sıra ikinci oyuna geldi. Aloy adlı karakterimiz ilk oyunda bize eşlik ediyordu. Aloy bir yandan robotların dünyasında yaşamaya çalışırken bir yandan da kendi geçmişini bulup yüzleşmeye çalışıyordu. Oyunun hikayesi bu çizgiden ilerliyordu. Ayrıca Horizon Zero Dawn’ın insanı içine çeken rengarenk bir oyun dünyası vardı.

Horizon Forbidden West’in fragmanlarında yine robotları ve inanılmaz göz alıcı bir dünyayı görüyoruz. Bu sefer fragmanda su altı yaşamı ve su biyomu da bize epeyce gösteriliyor. Dünyanın renk paleti gerçekten harika görünüyor. Yine Aloy’u fragmanda görüyoruz. Aloy eğer bu dünyada olanları durdurmazsa kötü şeyler yaşanacağını bize anlatıyor. Robotlar hala yaşamakta. Fragmanı izlemek gerçekten bende bu oyunun dünyasında özgürce gezinme isteği uyandırdı. Bekleyelim ve görelim.

Oyun PlayStation 4, PlayStation 5 platformları için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 2021

Vampire: The Masquerade – Bloodlines 2

7.Vampire: The Masquerade – Bloodlines 2

İlk oyunu 2011’de çıkan Vampire: The Masquerade – Bloodlines oyununun ikincisi 17 yıl sonra yolda. İlk oyun, bolca vampir dünyası rol yapma ögeleri içeriyordu.  Vampir klanlarının çeşitliliği ve diyalogların çok efektif kullanılabilmesi gibi oyuncuların bayıldığı ve oynanışı çekici kılan özelliklere sahipti. Oyun eski olmasına rağmen hala çok iyi bir RPG olarak anılıyor.

İkinci oyun Vampire: The Masquerade – Bloodlines 2 için yine klan sistemi devam ediyor. Çeşitli klanlar arasından seçim yapabiliyoruz. Oyun için yayınlanan demo videosunda ise dövüş sistemi, görevlerin işleyişi, diyalogların seçimi, tırmanma animasyonları gibi yeni oyuna dair pek çok özelliği görüyoruz. Ayrıca ilk oyunun ekibinde yer alan bazı yapımcılar ikinci oyunun kadrosunda da yer alıyor. Bu da akla “Acaba ilk oyunun esintilerini ikinci oyunda görecek miyiz?” sorusunu akıllara getiriyor. Umarız oyun stüdyosu beklentilerimizi karşılayan bir oyun ortaya koyar.

Oyun Windows PC, PlayStation 4, PlayStation 5 ve Xbox One ve Series X için satışa çıkacak.

Çıkış tarihi: 2021

12 minutes

8. Twelve Minutes

Twelve Minutes, zaman döngüsünde sıkışıp kalmış olan bir adamın gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Oyunu bir açıdan ve bir odanın tepesinden izliyoruz. Oyunun tanıtım videosunda bir hikayeyi tekrar tekrar, farklı örgülerle ve farklı sonuçlarla görüyoruz. Kendimizin ve başkasının doğrularını, seçimlerini sorguluyoruz.  Oyunun seslendirme kadrosunda James Mcavoy, Daisy Ridley ve Willem Dafoe var. Seslendirmenler, oyundaki karakterlerin yüzü görünmediği için bütün duyguları sesleriyle vermeye çalıştıklarını söylüyorlar.

Bu oyun oldukça heyecan verici. Yukarıda yazdığımız bir diğer oyun olan Stray ile Twelve Minutes aynı stüdyodan (Annapurna Interactive) çıkıyor olacak. Bu stüdyo daha önce de What Remains of Edith Finch, Florence, Outer Wilds gibi başarılı oyunları da yapmıştı. Bu yüzden aynı başarıyı devam ettireceklerini düşünüyorum. Hep beraber görelim.

Oyun Xbox One, Windows PC, Xbox X ve S Serisi, Mac OS platformları için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 2021

dying light 2 oyun dünyası

9. Dying Light 2

Dying Light 2, hayatta kalma, korku, parkur ve zombi temalarının karışımı RPG bir oyun. İlk oyun dünyası Harran isimli İstanbul’dan esinlenilen bir kentte geçiyordu ve karakterlerin isimlerinde, yiyeceklerde, tabelalardaki yazılarda bolca ortadoğu-Türk kültürüne ait ögeler görmüştük. Dying Light craft sistemiyle, enfeksiyonluların vahşiliğiyle ve gündüz-gece döngüsüyle gerilimi çok iyi hissettiren bir oyundu.

Dying Light 2’de aksiyonun dozu daha da artmış durumda. Bulunduğumuz yerde enfeksiyon ile birlikte su kıtlığı var. Biz Aiden Caldwell isimli enfeksiyonlu bir karakteri yönlendiriyoruz. Su elde etmek için bazı kişilerle iletişim kurmamız gerekli fakat bu iş o kadar da kolay değil. Kendilerine Renegades diyen bu tehlikeli ekip oldukça tehlikeli. Oyun için yayınlanan içeriklerden anladığımız kadarıyla hikaye böyle başlıyor ve aksiyonun fitili ateşleniyor. Dying Light 2 de serinin ilk oyunu gibi 2-4 kişiye kadar co-op oynanabilir olacak. Arkadaşlarla oynamak, beraber hem eğlenip hem gerilmek için daha iyi bir oyun olamazdı diye düşünüyoruz.

Oyun Windows PC, PlayStation 4, PlayStation 5, Xbox One ve  Xbox Series X/S platformları için çıkış yapacak.

Çıkış tarihi: 2021

god of war: ragnarök

10. God of War: Ragnarök

God of War serisi, bu zamana kadar Yunan mitolojisini ve İskandinav mitolojisini oyunlarına konu etmişti. Herkesin kalbinde yer eden God of War serisine yeni bir üye ekleneceğinin haberini PlayStation 5 lansmanında almıştık. Bu olay, seriyi sevenler tarafından gerçekten coşkuyla karşılanmıştı.

God of War: Ragnarök hakkında yayınlanan bir detay henüz yok fakat oyun, İskandinav mitolojisinden devam eden bir oyun olacak. Bunu da Ragnarök kelimesinden kolayca anlayabiliriz. Ragnarök, İskandinav mitolojisinde “Tanrıların kaderi” ve kıyamet gibi anlamlara gelen nordik bir kelime. Ayrıca PlayStation 5 lansmanında yayınlanan ve oyunun logosunun gösterildiği fragmanda, logoda runik alfabeyle yazılmış harfler görmüştük. Bu da yine oyunun İskandinav-Kuzey mitolojisine ait olacağının habercisi. Elimizde oyuna dair bulunan bilgiler maalesef bunlardan ibaret. Oyun hakkında daha fazla bilgi alırsak sitemizde göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Oyunun PlayStation 5 için çıkacağı kesin olsa da söylentilere göre PlayStation 4 için de çıkabilir. 

Çıkış tarihi: 2021

deathloop

11. Deathloop

Deathloop, Blackreef isimli bir adada zaman döngüsünde bir partide sıkışıp kalmış iki suikastçının öyküsünü ele alıyor. Fragmanda başkarakter olarak Colt isimli suikastçıyı görüyoruz. Colt, bir gün Blackreef isimli adanın kumsalında uyanıyor. Adada ise her gün yenilenen bir döngü var ve bu döngüyü kırmak için gün sıfırlanmadan önce 8 kişiyi öldürmüş olmanız gerekli. Eğer 7 kişi bile öldürürseniz döngü baştan başlıyor. Colt, görevi başarıyla tamamlayarak bu döngüyü kırmaya çalışıyor fakat bu esnada da sizi kovalayan Julianna isimli başka bir suikastçı daha var. Julianna, Colt’un tam aksine döngünün kırılmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Oyunda ayrıca bizi kovalayan Julianna’yı aynı anda online olarak başka bir oyuncu kontrol edebilecek. Bu da oyunu heyecanlı kılan detaylardan birisi.

Deathloop’u geliştiren stüdyo Arkane Studios yani Dishonored ve Prey’i geliştiren stüdyo ile aynı . Bu yüzden oyunda da Dishonored ve Prey havası bolca mevcut. Bu iki güzel oyundan da esintiler içeren yeni bir oyun düşüncesi kulağa gerçekten iddialı geliyor. Deathloop, istek listeme çoktan eklediğim bir oyun oldu benim için.

Oyun, PlayStation 5 ve Windows PC için satışa çıkacak.

Çıkış tarihi: 21 Mayıs 2021

overwatch 2 oyun dünyası

12. Overwatch 2

Overwatch, arkadaşlarınızla  çevrimiçi oynayabileceğiniz çok keyifli bir oyun. Çeşitli ülkelerden çeşitli karakterleriyle, sizi dünyanın farklı yerlerine götüren rengarenk oyun dünyası ile gözünüzü kamaştırıyor. Her karakterin farklı özellikleri var. Siz ise takımınızla bazen bir alanı ele geçirmeye çalışıyorsunuz, bazen alanı koruyorsunuz, bazen ise bir arabayı ele geçirerek ilerletmek sizin hedefiniz oluyor. Bunlar yaşanırken haliyle karakterler arasında bir çatışma dönüyor.

Overwatch 2 ile ilgili bildiğimiz şeylerden birisi karakterlerimizin artık seviye atlayabiliyor olması. Seviye atlayıp karakterlerimiz için yeni özellikler açabiliyoruz. Bu, oynanışa keyifli bir hava katacak gibi görünüyor. Overwatch’da geçerli olan oyun haritaları Overwatch 2 içinde de bulunuyor. Ek olarak oynanış fragmanında bir Toronto ve Rio de Janeiro haritası gördük. Ayrıca oyuna yeni karakterler de ekleniyor olacak. Yeni PvP modları da yolda. Blizzard, ilk oyunu çok fazla değiştirmeden ama aynı zamanda üstüne yeni şeyler de ekleyerek bir değişikliğe gitmiş. Umarız bu değişiklik de oyundan aldığımız keyfi ikiye katlar. Overwatch ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz sizi buradan bir diğer yazımıza alalım.

Oyun PlayStation 4, Nintendo Switch, Xbox One, Windows PC için satışa çıkacak.

Çıkış tarihi: Söylentilere göre 2021 Sonu

Bizim 2021 için dört gözle beklediğimiz oyunlar bu şekildeydi. Siz 2021 oyun dünyası için neleri dört gözle bekliyorsunuz? Bize her zaman ulaşabilirsiniz. Diğer haberlerimizi okumak için de buraya tıklayabilirsiniz. Görüşmek üzere!

Cyberpunk 2077: PS4 Özel İnceleme

Yıllardır beklenilen an geldi çattı. Duyurulduğu saniyeden itibaren ağızlardan düşmeyen, haberlerden eksik olmayan oyun sonunda evlerimizde. CD Projekt Red’in yeni AAA oyunu Cyberpunk 2077 beklenildiği sansasyonu, çıktığı an da yaratmayı başardı. Bizler de bu oyunu sizin için Playstation 4’te deneyimlemek istedik. Bu nedenle öncelikle ekibimize bu imkanı veren CD Media’ya teşekkür ediyoruz.

İster sistemi yeterli bilgisayarınızda, isterseniz de konsollarınızda (kaldırılmadan önce satın aldıysanız) Cyberpunk 2077’yi deneyimleyebiliyorsunuz. Tabii ne derece bir deneyim olacağı da tamamen seçeceğiniz platforma göre şekilleniyor. Biz bu incelemede sizlere oyunun Playstation 4 (Fat) halinden  bahsedeceğiz.

Ne Bekliyorduk Neler Bulduk?

Ünlü bir projenin yapımcısıysanız her zaman o projenin ardından çıkaracak olduğunuz işin, önceki başarınız ile kıyaslanacağını bilerek yapıyorsunuzdur. İlgi duyulan 10 film yapmış olsanız da 11. filminizdeki hatalarınız bütün o ilginin ve size olan güvenin kaybolmasına sebep olabilir. Oyun sektörü için de işler pek farklı ilerlemiyor.  

CDPR ismini belki de milyonlarca kez duyduğumuz The Witcher oyun serisinin sahibi olarak, üzerlerinde göz ardı edilemeyecek derecede bir sorumluluk ve yükle bambaşka bir evrene adım atarak büyük bir cesaret gösterdiler. Attıkları bu adımları da dillere destan oyunları The Witcher 3: Wild Hunt ile kıyaslanacaklarını bilerek attılar.

Minik bir hatırlatma: Eğer Cyberpunk 2077’den bir Witcher 3 performansı beklediyseniz veya her hamlede Witcher 3 ile kıyaslamaya başladıysanız, durun. O hataya düşmeyin.

Evet ikisi de aynı firmanın oyunları, evet birisi 2015’de çıkmasına rağmen Playstation’da kat kat daha iyi görünüyor fakat bunların nedeni Witcher’ın hali hazırda 2015’e göre planlanması. 2013’de çıkan Playstation 4 için ayarlandığını ve bu nedenle sıkıntı çekme olasılığının kat kat daha az olduğunu unutmayalım.

REDengine 4

Cyberpunk 2077’nin ise oyuna özel geliştirilen oyun motoru REDengine 4 ile son teknolojilerin kullanılması sonucu üretildiğini ve haliyle son teknoloji cihaz ve platformlarda daha iyi iş çıkarmasının normal olmasını da akılda tutmak gerek. Fakat tüm bunların sonucunda CDPR’nin hiçbir hatası yok dememiz de mümkün değil.

Farklı platformlara çıkarılan bir oyunun bir platformda çok sevilip diğer platformda yerin dibinde olması ne yazık ki günlerdir bahsettiğimiz gibi oyunun başarısızlığı değildir. Aslına bakılırsa oyun iyi bir sistemde gayet olumlu yorumlar aldığı için, eski sistemlere downgrade ederken dozunu tutturamamak ne yazık ki şirketin bir hatası haline gelir.

Yeni teknolojilerin hızla arttığı bu dönemde oyunlarda yapılan büyük değişiklikler, Ray Tracing gibi sistem zorlayan yeniliklerin günümüz oyun sektöründe kullanması her ne kadar heyecan verici de olsa; eski sistem kullanıcılarını ve oyun şirketlerini bir o kadar zor duruma sokabiliyor. Bu nedenle CDPR firmasının yapmaya çalıştıklarını anlıyor, fakat satış politikasındaki hatalarını anlayamıyoruz diyebiliriz.

CDPR’in En Büyük Hatası

CDPR gibi hızlı büyüyen, yeni ve farklı şeyler denemeye çalışan şirketlerin en büyük hatasının zaman yönetimi ve satış politikaları olduğu ortada. Cyberpunk 2077’nin konsollara 3-4 ay daha geç çıkmış olmasının oyun açısından daha faydalı olabileceği savunulmakta. Ancak şirket açısından birkaç platforma eksik çıkarmak demek, hedeflenen kısa süreli maddiyatın gerisinde kalmak demek. Bu nedenle şirketin yanlış bir tercih yaparak konsollarla aynı anda yayınlama politikası oyunun ismini kötüye çıkarmış oldu.

Bugünlerde sürekli olarak çıkan güncellemelerle oyun konsollarda düzeltilmeye çalışılsa da, hevesi kırılan ve oyuna bilgisayar oyuncularından daha fazla para verip mağdur kalan konsol oyuncularının yeni çıkan iade seçeneklerinden yararlandığı da gündeme bomba gibi düşmüş bir halde.

Bir başka değinilmesi gereken konu ise oyunlardaki çalışan sayısı dezavantajı. Hızlı büyüyen bir firmanın ekibi de aynı oranda hızlı büyümelidir ki oyunların minimum hata ile çıkışı sağlanabilsin. Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden yapılan bir paylaşıma göre farklı oyunların üzerinde çalışan insan sayılarını gösteren bir tweet paylaşıldı. Cyberpunk için ortalama 500 civarı kişinin çalıştığı gösterilen bu listede, RDR2 ve TLOU2 için 2000 kişi, AC Odyssey için 1000 kişi civarı insanın çalıştığı söylendi.

Rockstar, Ubisoft ve Naughty Dog gibi uzun zamandır bu işin içinde olup pek çok AAA oyun çıkarmış firmalarla CDPR’i kıyaslamak hiç doğru olmasa da, burada bakılması gereken şeyin firmalar değil oyunun kullanıcıya sundukları detayların, evrenin ve içeriklerinin genişledikçe üzerinde çalışan insan sayısının da genişlemesinde fayda olduğudur. Belki 500 değil de 800 kişi bu oyun üzerinde çalışabilseydi hatalar çok daha minimal halde olabilir, çalışanlara daha az iş yükü binebilir ve çıkış tarihine bir adım daha önde çıkabilirlerdi. 

Cyberpunk 2077 Playstation 4’de Nasıldı?

Gelgelelim asıl merak edilen ana konuya. Ne olmalıydı, ne olmamalıydı veya nasıl olsa daha iyi olurdu diye konuşmak için maalesef artık geç kalmış durumdayız. Bu nedenle spoilersız olarak sizlere oyunun PS4’de benim için nasıl bir tecrübe yarattığından bahsedeceğim.

The Ultimate Guide To Cyberpunk 2077 Johnny Silverhand Costume

Oyunun Playstation 4’de ciddi bir çözünürlük sıkıntısı var. Sanki özellikle bazı nesneler 1080p iken 360p’ye düşürülüp önümüze konmuş gibi. Oyunun en başında ilk başladığım yerdeki bir bardak ile bunu fark etmek oyuna huzursuz başlamama neden oldu. Çoğu kişi buna savunma olarak “oyun yeni bir teknolojiyle yapılmış, kötü görünmesi normal.” dese de bahsettiğim şey oyunun genel olarak kötü görünmesi değil. Oyunun kasıtlı olarak çok fazla downgrade geçirmesi. Pek çok oyundan da bildiğimiz gibi Playstation 4’de normalin üzerinde gözüken bir oyun yapmak ya da güçlü sistem gerektiren oyunları normale ayarlamak imkansız değil.

CDPR’in oyun çıktığından bu yana 17GB büyüklüğünde 3 yeni güncelleme getirmesiyle ve Şubat’a kadar da bu büyüklükte güncellemelerin gelecek olmasıyla, oyunun olduğundan çok daha iyi performansta ve görünümde eski konsollarda da çalışabilmesinin mümkün olduğunu gösterir.

Maalesef konsollara çıkarmayı ertelememenin sonucunu şu an çıktığı günden beri (yalnızca konsola bile) 51GB güncellemeyi yetiştirmek için uğraşan Developer ekibi çekmek zorunda kalıyor.

Umarız ki gelen güncellemelerle bug fix ve crash problemleri haricinde gelen çözümlerle evrenin eski konsol sahipleri tarafından da daha iyi tecrübe edilmesi sağlanabilir. Çünkü gerçekten ortada detaylıca görülmeye değer bir açık dünya olduğunu inkar edilemez.

Evreni Ve Daha Fazlası…

Bizleri 1200’lerden alıp 2077’nin en farklı yerlerine götüren CD Projekt Red, bu sefer de firmanın hayranlarını Night City adlı şehirle tanıştırıyor. Robot parçalarının insan uzuvlarıyla değiştirilebildiği, uçan arabaların normal olduğu, neon ışıklarla aydınlanan caddelerin Cyberpunk temasını harika yansıttığı şehirde başlıyor karakterimizin macerası. Tabii her oyuncu için aynı şeyi söyleyemeyiz.

This Fan Made 3D Render of Cyberpunk 2077's Night City Is Awesome

Üç farklı hayat tercihini önümüze sunan firma, bize hikayenin başlayabileceği ve etki edeceği üç farklı yol olduğunu söylüyor. Nomad’i seçen oyuncular Night City’nin açıklarında başlarken, Corpo’yu seçen oyuncularımız bir iş adamı/kadını olarak başlayabiliyorlar. Bu sırada Street Kid olmayı tercih eden oyuncular ise şehrin sokaklarını adı gibi bilen biri haline bürünüyor.

Street Kid olarak başladığım bu macerayı diğer hayat tercihlerinden bağımsız olarak incelemem gerekirse, bana kattığı çok büyük bir farklılık olduğunu düşünmememdi. Diğer hayat tercihlerinde oynayan insanların da paylaştığı üzere her kim olarak başlarsan başla kısa bir süre sonra şehirde, aynı noktada buluşuyor olmanın oyunun güçsüz yanlarından birisi olduğunu düşünüyorum.

Oyunun tek eksiği Ps4 grafikleri değil. Hayat tercihlerinizin çok büyük bir farklılığa yol açmaması, bir RPG oyunundan aldığınız keyfi azaltmaya yol açabiliyor. Oyun boyunca yapılan seçimlerin çoğu oyunun en sonuna kadar büyük bir değişikliğe yol açmadığı için, hikaye açısından beklenilen keyfi  engelliyor.

Açık dünyasından aldığım keyif, controller ile araç kullanmanın verdiği hazzı da iyi şekilde aldığımı söyleyebilirim. Tabii ki bilgisayarda bu tecrübelerin kat ve kat keyifli olacağından da hiç şüphem yok. Çünkü araç esnasında dışarıya baktığınızda render’lanmamış sokakları görmenin, aldığınız keyfi yok ettiğini söylemek mümkün.

Karakterler Ve Ana Hikaye

Hikaye, büyük bütçeli bir RPG oyunundan beklenilen önemli unsurlardan birisi. Fakat evrenin işleyişinin ve yan karakterlerin yan görevlerle oyuncu üzerinde bıraktığı izin daha derin olduğu kanısındayım. Cyberpunk 2077’nin bu açıdan başarılı bir oyun olduğunu düşünüyorum. Oyunun ana hikayesinin de yan görevlerle beraber oynanması sonucunda, karakterlerin etkileyiciliği açığa çıkıyor.

Oyunun yeteri kadar derin yan karakterleri olduğu gibi, hayatınıza almak isteyip istemeyeceğiniz yan karakterleri de bulunmakta. Bu karakterlerle yapacağınız her yan görevin farklı bir keyfinin olduğunu söylemek isterim. Henüz hala oynamaya fırsat bulamayanlardansanız, oyuna sadece ana hikayeyi oynayıp bitirmeyi hedefleyerek başlamayın derim.

Gameplay Ve Yapay Zeka

First Person Shooter (FPS) bir açık dünya oyunun en büyük dezavantajlarından birisi de oyunun FPS hissinin çok iyi verilmek zorunda olduğudur. Söylemem gerekiyor ki, CDPR bu konuda inanılmaz başarılı bir iş çıkarmış. Oyundaki diyaloglar esnasında yan karakterlere bakış açımız, kafa hareketleri, kol ve bacaklarımızın görünülebilirliği ve yaşadığımız ikili ilişkilerdeki sahnelere ilk gözle bakış açısı VR etkisi yaratarak evreni daha detaylı görmemize yol açıyor.

Tabii bu tecrübeyi bilgisayarda yaşayanlar çok keyifli anlar geçiriyorken, konsolda yaşayan oyuncular için oyunun FPS oluşu detayı arttırdığı için çok büyük bir dezavantaja dönüşüyor.

Oyunun FPS olarak evrene nasıl bakıldığından bahsettik, fakat FPS olmanın verdiği diğer bir avantaj ise keyifli çatışmalar ve aksiyonlara girilebilecek olması. Ne yazık ki durum Cyberpunk 2077 için o kadar da “keyifli” değildi.

Oyunda kullanılan silahların mermi sıkıntısı çekmesi ve yapay zeka kısıtlılığı nedeniyle oyunun gameplay’inden inanılmaz bir keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Bu nedenle oyunu netrunner denen hack yöntemi ve stealth ile sürdürmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda yakın dövüşlerde kullanılan çeşitli uzva yapışık bıçakların ve katana gibi özel silahların verdiği keyif de oldukça başarılı.

Yapay zekanın gözle görülür derecede başarısız olması da oyunun en zayıf noktalarından birisi. Sözde yardımcı yan karakterinizin önünüzden çekilmemesi, kimsenin o karakterle çatışmaya girmemesi ve koşarak kaçabileceğiniz savaş alanları sırasında düşmanların tetiklenmemesi gameplay’den uzaklaşmama yol açtı. Aksiyonun olduğu sahnelerde kapıların kilitlenmesi ve en azından oyuncuyu savaş alanında tutması bile fazladan bir çözüm olabilirdi gibi geliyor. Sanırım oyunlarda Gameplay tasarımı yapmak CDPR’nin çok güçlü bir yanı değilmiş gibi duruyor.

Oyun Neleri İyi Başarmış?

Firmanın güçsüzlükleri, oyunun zayıf yanları derken kesinlikle övülmesi gereken alanlarına da değinilmeli. Üzerine bu kadar uğraşılan AAA bir oyunun, konsoldaki başarısızlığı nedeniyle tamamen hayal kırıklığı olduğunu söylemek adaletsizlik olur.

CDPR gerek hikaye yaratımı, gerekse görsellik açısından detaycı bir firma. Bu nedenle Cyberpunk ile yarattığı ışıklandırma ve gölgelendirme hakkında gerektiği övgüyü almadıklarını düşünüyorum.

Son zamanlarda bana oyun tasarımı açısından en iyi tecrübeyi yaşatan The Last Of Us 2’nin üzerine ışık ve gölgelemede en az onun kadar başarılı bir oyun Cyberpunk 2077. Sokaklardaki neon ışıkların metal alanlardaki dağılımı, ıslak yolların üzerinden yansıyan tabelalar ve silahınızdan gözünüze çarpan parlak florasan ışığı… Eminim ki Ray Tracing ile oynayan kullanıcılar bu dediklerimin keyfini güzelce çıkarıyorlardır.

Oyun animasyon açısından da bir hayli başarılı. Silah değiştirme animasyonları, karakterimiz V’nin ve yan karakterlerin iyi yedirilmiş hareketleri de FPS açısından oldukça keyifli bir seyir zevki sunuyor.

Aynı zamanda mekan ve araba tasarımlarına, her afiş detayına ve iç mekan tasarımlarına da oldukça vakit harcamış olduklarını görebiliyor ve bunları konsolda en azından belirli bir seviyede göremediğimiz için de üzülüyorum.

Yiğidi Öldür Hakkını Yeme

Oyun neleri başarmış diye sorduk, yeri geldi firmayı eleştirdik fakat takdir edilmesi gereken bir konu varsa o da aldığı risklerdir. CDPR’in bir önceki oyunundan bambaşka bir oyun yapacak olması kararı ve Third Person açısından FPS bakış açısına geçecek bir oyun yapması kendi oyun motorunu geliştiren bir firma için büyük bir adım. Henüz daha önce böyle bir türde AAA oyun çıkarmamış bir firma içinse oldukça büyük bir risk.

Her haliyle Witcher’dan farklı olan Cyberpunk’ı bu konuma getirebildikleri için bile tebrik edilmesi lazım. Çünkü inanın Witcher 4 yapmak CDPR için çok daha kolay bir adım olurdu. Yeni bir hikaye ve geliştirilmiş bir dövüş mekaniği sonrasında zaten hali hazırda deli gibi hayran kitlesi olan oyun serisinin bir yenisini çıkarmak ve arkalarına yaslanarak satış rekorlarını izlemek onların da işine gelirdi. Alacakları para ve harcayacakları para oranının da nasıl değişebileceğini tahmin ediyorsunuzdur. Farklı bir şeyler yapmaya çalışılmasını takdir etmenin firma için çok önemli olduğunu görebiliyorum. Bu nedenle her ne olursa olsun konsolda edinilen kötü tecrübelerin bunun önüne geçmemeye çalışmasına dikkat edilmeli diye düşünüyorum.

Oyunu eski nesil konsollarda oynamış insanlara veya oynamak için yeteri kadar iyi sistemi olmayanlara da bir tavsiye olarak GeForce Now’u önermek isterim. Yeterince iyi internetiniz varsa sisteminizin yetmediği oyunları kendi cihazlarınızda oynamanız için GFN’un sunduğu teknolojiden yararlanabilirsiniz. Oyuna Macbook Pro’da Ultra ayarlarda GeForce Now ile tecrübe etme imkanı bulmuş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Playstation 4’te oynadığım oyun kesinlikle aynı değil. Tabii GFN’deki Fps düşüşleri de o işin dezavantajı olabiliyor. Ama hali hazırda konsoldan (özellikle Pro olmayan bir konsoldan) geçtiyseniz 45-50fps sizi üzmeyecektir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak Cyberpunk 2077 beklediğimiz heyecanı bize veremese de kesinlikle yeniliklerle geldiğini söyleyebiliriz. Oyunu ilk çıktığında alan veya şu an almak isteyenlere verebileceğim en önemli tavsiyeyse oyuna yapılan iyileştirmelerden sonra tekrar şans vermeleridir.

Siz Cyberpunk 2077’yi deneyebildiniz mi? Nasıl bir deneyim yaşadınız? Yorumlarınızı bizlerle paylaşmayı unutmayın!

2020 PlayStation Black Friday İndirimleri: Ne Oynasak?

Oyun fiyatlarının sürekli yükseldiği bu dönemde eğlenceli saatler geçirdiğimiz, bağlandığımız oyunlar gittikçe ellerimizden kaymaya, ulaşılmaz şeyler olmaya başlıyor. Bu sebeple gittikçe indirimlere daha çok bel bağlıyor, dört gözle beklediğimiz o oyunlar şöyle güzel bir indirim alsa diye iç geçiriyoruz. Bazı zamanlarda bu indirimler bile imdadımıza yetişemiyor, oyun en fazla ”normal” diyebileceğimiz bir fiyata düşüyor sadece. PlayStation Store‘a Black Friday indirimleri gelmişken, hep birlikte neler alabiliriz bir göz atalım.

The Last of Us Part II- 280 TL

Çokça tartışmalara yol açan, fikir ayrılıklarına sebebiyet veren bir oyun olmuştu The Last of Us Part II. 499 TL‘lik fiyat etiketiyle de pek çok oyuncu için belki de ulaşılmaz olmuştu. Bu oyun ne kadar beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönleri de olsa kalbimize taht kuran The Last of Us evreninin nadide bir parçası. Hikayenin evrildiği yer ne kadar hoşunuza gidecek, bunu söylemek çok güç. Bir deneyim olarak ise asla kaçırmamanız gereken, sadece Last of Us II’ye özgü bir deneyim sunuyor. 280 TL‘ye düşen fiyat etiketine ise bir nebze daha makul diyebiliriz.

Marvel’s Spider-Man- 185, 40 TL

Goty açısından en çekişmeli geçen yılın iddialı yılın oyunu adaylarından biri olan Spider-Man’i artık duymayanınız kalmamıştır. Oyun için tasarladıkları oynanış, dövüş ve ağ atma mekanikleri öyle güzel ki oynarken mest oluyorsunuz. Altınızdan akıp giden capcanlı bir şehirde Spider-Man olma deneyimi gerçekten kaçırılmamalı. Üstelik hikaye kısmına göz atacak olursak sağlam ve merak uyandırıcı olduğunu söyleyebiliriz. Insomniac, kesinlikle muhteşem bir şekilde yepyeni bir Spider-Man evreni kurmayı başarmış.

Cuphead- 66,75 TL

Cuphead, pek çok yazımızda yer verip hala yerlere göklere sığdıramadığımız bir oyun. Bu indirim yazısında bulunmasının sebebi de harika bir couch coop oyunu olması! Eski çizgi filmlerden kopup gelen bu souls-like oyunda yanınızda bir arkadaşınızla birlikte ter dökmek, strateji düşünmek ve sinirden küplere binmek eminiz ki tek başınıza sinirlenmekten çok daha iyidir.

God of War- 59, 50 TL

Yılın Oyunu ödüllerini de kazanarak artık herkesin göz bebeği olan oyundan bir kez daha bahsetmeye gerek var mı bilmiyoruz… Çok iyi bir indirim yakalayarak artık daha da davetkar hale gelen bu oyunu henüz oynamadıysanız tam zamanı!

Metro Exodus- 59, 07 TL

Metro Exodus, oldukça olumlu yorumlar alan, zaten başarılı ve klasikleşmiş bir serinin bunları daha da katlayarak devam eden yeni oyunu. Ne yazık ki bunca güzel yorum bombardımanından sonra benim de çok oynamak istediğim ancak bir türlü iyi bir fiyat etiketi yakalayamadığım oyun. Sonunda yüzde 67‘lik bir indirim alarak gayet uygun bir fiyata düşmüş. Benim alışveriş listemde yerini aldı!

Kingdom Hearts All In One Package- 155,70/ Kingdom Hearts III- 89,70 TL

Kingdom Hearts III, çıktığı yıl sevdiğim animasyonlardan karakterleri barındırmasıyla, keyifli görünen oynanışı ve evreni ile ilgimi çokça çeken bir oyundu. Ne yazık ki Kingdom Hearts III’ün büyüsüne kapılıp, evrenin komplike lore’una hakim olmayan oyuncular için öğrenmek oldukça sancılı bir süreç olmuştu. All in One Package‘da  hikayeye tamamıyla  hakim olmanıza olanak sağlayan tüm parçalar olmasa da bir kısmını bulabilir, aynı zamanda Kingdom Hearts III’e de sahip olabilirsiniz. Sadece Kingdom Hearts III’ü satın almak istiyorsanız da yüzde 70‘lik güzel bir indirim almış durumda.

Yakuza Kiwami- 43,20 TL/ Yakuza Kiwami 2- 54,60 TL/ Yakuza 6: Song of Life- 54,60 TL

Gerilimli bir dizi izlercesine hikayesine kapılıp gideceğiniz, beklenmedik anlarda da inanılmaz absürt mizahına şaşırıp güleceğiniz Yakuza oyunları da bu indirimde güzel fiyatlar yakalamış. Yakuza oyunlarında yakalayacağınız deneyimin gerçekten benzersiz olduğunu söyler, şiddetle öneririz.

Henüz bitmedi

Bu indirimlerde çok sevdiğimiz A Way Out ve Jedi: Fallen Order‘ın da indirimler yakaladığını gördük. Size tavsiyemiz bu oyunları PSN üzerinden 25 TL‘lik bir ücrete edinebileceğiniz bir aylık EA Play aboneliği satın alarak oynamak. Özellikle A Way Out’u yanınıza çok özel bir arkadaşınızı alın ve kesinlikle birlikte oynayın deriz.

İndirim tavsiyelerimiz bu kadar. Siz neler aldınız, almayı düşündüğünüz oyunlar var mı? Yoksa o çok oynamak istediğiniz oyunun hala uygun bir fiyata düştüğünü göremediniz mi? Bizlerle paylaşabilirsiniz!

Nioh 2 – The Complete Edition PC’ye Geliyor!

Yayıncı Koei Tecmo ve geliştici Team Ninja, Nioh 2 – The Complete Edition‘ı Steam üzerinden ön siparişe açtı. 5 Şubat 2021‘de PC platformu için çıkacak oyunun ön sipariş fiyatı ise 249 TL.

İlk oyun Playstation 4 için çıktıktan 9 ay sonra PC platformunda oyuncularla buluşmuştu. Bu durum Nioh 2 için de aynı beklentiyi yarattı ve beklenen duyuru Nioh 2’nin çıkışından 8 ay sonra geldi.  13 Mart 2020 tarihinde Playstation 4 için çıkmış olan Nioh 2, 5 Şubat 2021’de Nioh 2 – The Complete Edition adıyla Steam üzerinden oynanabilir olacak. Ayrıca bu sürüm, Playstation 4 için de satışa sunulacak.

Duyurusu yapılan sürüm ana oyuna ek olarak The Tengu’s Disciple, Darkness in the Capital ve yakın tarihte duyurulmuş olan The First Samurai içeriklerini beraberinde getirecek. Oyunun PC versiyonu, 4K UHD desteğiyle birlikte HDR ve 144Hz monitör desteği sunacak. Ayrıca destekleyen sistemlerde 120 FPS akıcılığında oynanabilecek.

Nioh Collection Playstation 5 için Duyuruldu

Bir duyuru da Playstation 5 için geldi. Koei Tecmo ve Sony Interactive Entertainment tarafından duyurulan Nioh Collection, Nioh 2 – The Complete Edition ile aynı gün çıkacak. Bu koleksiyon paketi, Nioh Remastered – The Complete Edition ve Nioh 2 Remastered – The Complete Edition oyunlarını içerecek. Ayrıca bu oyunlar PS5 tarafında birbirlerinden bağımsız olarak da satın alınabilecekler.

Her iki oyun da 4K ve maksimum 120 FPS desteğine ek olarak dokunsal geri bildirim, uyarlanabilir tetik tuşları ve 3D ses desteklerini de sunacaklar. Ayrıca oyunların Playstation 4 versiyonlarındaki kayıt dosyaları aktarılabilecekler.

Son olarak, Playstation 4 platformunda Nioh 2 – The Complete Edition‘ı (veya ana oyun ile ek içerikleri bağımsız olarak) satın almış olanlar Playstation 5 versiyonlarına ücretsiz yükseltme yapabilecekler.

Marvel’s Spider-man Miles Morales İnceleme: Büyük Sıçrama

Spider-man’in bende her zaman özel bir yeri olmuştur. Çocukluğumdan bu yana hep yanımdaydı, hala da olmaya devam ediyor. Düşük bütçeli ve tecrübesiz stüdyolardan kurtulup yüksek bütçeli ve deneyimli bir oyun stüdyosuna gitmesine ne kadar sevindiğimi sizlere anlatamam, ancak yine de bir korkum vardı. Insomniac Games ilk Spider-Man oyunuyla kalbimizi çaldı çalmasına da 2 yıl ardından gelen yan oyunun özensiz yapılacağına dair şüphelerim vardı. Ubisoft gibi açık dünyadaki yan görevleri oyunun ana göreviymiş gibi yaparlar mı diye endişeleniyordum. Insomniac Games ise ilk oyunda yaptığı her şeyi en üst seviyeye çıkarmış ve bir sürü yeni fikir bulup hepsini denemiş. Oyunu oynadıkça bu yenilikler tokat gibi yüzüme çarptı, çarptıkça da daha da heyecanlanıp oynamaya devam ettim. Oyundaki her şeyi yapan biri olarak söyleyebilirim ki bir yan oyun için devasa sıçrama… Spoilersız bir şekilde gelin inceleyelim.

Aynı Cihazda Görsel Sıçrama

Spider-Man Miles Morales’i ne yazık ki PlayStation 5’te deneme fırsatı bulamadım, oyunu PlayStation 4 Pro’da bitirdim ve aynı cihazda nasıl bu kadar büyük görsel sıçrama yapabilmişler aklım almıyor. İlk oyunda sahte ve hatalı yansımalar, düşük dokular ve kötü ışıklandırmalar vardı. Spider-Man Miles Morales’te ise bunların hepsine yoğunlaşıp düzeltmişler, üstüne üstlük Noel atmosferini de müthiş yansıtmışlar. Karlı bir şehirde oradan oraya uçan ağ-kafamızla büyülenmemek elde değil. Yine de eski nesil konsolların yaşlandığı da çok belli oluyor. Oyun boyunca fps düşüşleri yaşamamın yanında oyunun sesini neredeyse bastıracak kadar yüksek sesli fanlarla oynadım. Cihazı bir hayli zorladı.

RTX’i gösterebilmek için tüm gökdelenleri daha parlak yapmışlar. Düşmanlarımızın güçleri ve bizim güçlerimiz de ışığı yansıtacak ve çevreyi güzel gösterecek türden, o yüzden de PS5’te mutlaka RTX’li versiyonunu görmek isterim. RTX’siz versiyonu nasıl derseniz o konuda da gelişmeler var. Tüm yansımalar daha kaliteli daha düzgün ve daha az hatalı.

Hikaye Anlatımında Sıçrama

Marvel’s Spider-man ile kurdukları evreni ve anlattıkları hikayeyi aşırı beğenmemize rağmen kurgusunu biraz kusurlu bulmuştuk. Oyunun özellikle başları hem kopuk hem de yavaştı, tempo sıkıntıları vardı ve bu durum akıcılığını bir hayli baltalıyordu. Minik Spidey’imizde durumlar nasıl derseniz… Harika. Yan oyun olduğundan anlattığı hikayenin kısa oluşunun da bir katkısı var elbet ama sadece onunla da sınırlı kalmıyor. İlk oyunun açılışı kadar güzel. Hatta belki de daha iyi bir açılış yapıp zaman zaman düşüşe geçse de genelde yükselerek ilerleyen bir hikayesi var. Kısa oluşu, odağını kaybetmemesi ve sinematiklerindeki bariz kalite artışı ile hikaye anlatımında yüksek bir sıçrama gerçekleştirmişler. Önceki oyunun sinematikleri daha bir oyun sinematiği gibiydi bunda ise oyun sinematiği değil film sinematiğine geçiş yapmışlar, kamera açılarıyla bile bu kalite artışını hissettiriyor. Hikaye anlatımını geç, hikayenin kendisi nasıl derseniz eh işte, idare eder diyebilirim. İlk başlarda çok iyi başlasa da sonra düşüşe geçiyor.

Kurguyu başarılı bulmamın bir diğer sebebi de oyun boyunca gösterdiği NPC’leri güzel bir şekilde hikaye etrafında kullanması oldu. Sinematiklerin köşelerinden fırlayıp arkada gezmeleri ve onlara teker teker yardım etmemizle beraber güzel bir şekilde hikayeye dahil etmeleri beni etkiledi. Rastgele 10 NPC ile bağ kurabileceğimi hiç düşünmemiştim ancak Mahallenizin Dostu Örümcek Adam hissini kesinlikle veriyor.

İlk başlarda müthiş bir sidekick oyunu oynayacağınızı hissediyorsunuz. Asıl Spider-man’in yanında takılıp ona yardım etmeye çabalamamız ilginç bir deneyim olmuş. Sidekick olarak bu kadar eğlenebileceğimi hiç düşünmemiştim.

Oynanıştaki Sıçrama

Yapmak için 3 yıl uğraştıkları ağ mekanikleri elbette aynı duruyor, ama animasyonlarda büyük bir sıçrama var. Ağ atarken düşecek gibi olmasından tutun da animasyonların birbirlerine çok yumuşak bir şekilde geçiş yapması ve bu zincirlemenin olağanüstü görselliğe aktarılması takdir edilecek türden. Mekanikleri zaten sağlam temellere dayanıyorken üstüne animasyonları yenilemeleri, Miles ile Peter’ın birbirinden farklı stillerde ağ atmaları çok hoş bir detay olmuş. Ağ ile gezinmek dışında elbette dövüş aksiyonumuz da değişti.

İlk oyunda ekipmanlarımızın bolluğu bizi tatmin etse de sonlara doğru biraz sıktığını hissettirmişti. O aksiyona doymuştum ki Insomniac da o konuda büyük bir değişikliğe gitmiş. Hem çaylak Spider-Man olmamızla hem de farklı yeni güçler edinmemizle Peter Parker Spider-man’inden kendini ayrıştırmayı başarıyor. Bio-Electric güçlerimizle avuç içlerimizden sarı sarı elektrik fışkırdığını ve düşmanlarımız daha farklı yöntemlerle alaşağı ettiğimizi fark edeceksiniz. Fragmanlarda bu kadar efektli güçler rahatsız edici olabilir mi diye düşünüyordum ki hiç öyle olmadı. Tam aksine oynarken daha çok eğlendim. Özellikle en zor modda oynarsanız combat aşırı keyifli oluyor. Bu güçler olmadan diğer Spider-man’e nasıl geri döneceğiz hiç bilmiyorum.

İlk oyunun bir diğer eleştirisi de çok fazla quick time event(kare-kare-kare-üçgen) bulundurmasıydı. Boss savaşlarında bunları nerdeyse ortadan kaldırmış ve mücadele ettiğinizi sonuna kadar hissettiren çok iyi boss savaşları tasarlanmış. Bunun yanında bölüm tasarımları ve puzzle’larda da müthiş bir sıçrama var. Daha zekice, daha eğlenceli ve güçlerinizi işlevsel şekilde kullanabileceğiniz şekilde tasarlanmış. Ayrıca Uncharted tadındaki aksiyon sekansları da beni mest ettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

Peki buglar ve optimizasyon nasıl?

Bir yan görevde oynayan herkeste sadece Miles’ın kafası gözüküyor ve birkaç yerde geç yükleniyor. O görevde bir sıkıntı var, onu güncelleme ile düzelteceklerine inanıyorum. Birkaç kere ses hatası oldu, altyazılar devam etse de diyalog sesleri yok oldu. Bazı yerlerde de sık sık fps düşüşlerine maruz kaldım. Oyun tamamen PS5’in gücünü kullanıp görsel şölen yapmak istemiş.

Müziklere de değinmeden etmeyelim. Spider-man Miles Morales hiç beklemeyeceğiniz kadar iyi müziklere sahip. Sinematiklerine, verdiği duyguya, hikayeye bu kadar uyumlu olup kulağa da hoş gelen nadir eserlerden.

Büyük Güç Büyük Sorumluluk Getirir!

Spider-Man Miles Morales çok keyifli bir oyun olmuş. Marvel’s Spider-man serisi önümüzdeki yıllarda en çok konuşulan serilerden biri olacak gibi geliyor. Yaptıkları oyunlarla üzerine koya koya ilerlemeleri ve evrenlerini sağlam adımlarla genişletmeleri bu durumu kaçınılmaz yapıyor. Yükselmeye ve daha çok sevilmeye devam edecek. Insomniac Games’e güvenimiz tam. Son olarak harika bir after credits sekansı var, ilk oyunun after credits sekansının devamı olarak gösteriliyor ve yeni oyun için çok heyecanlandırıyor.

Gelelim günün sorusuna… Peki bu oyuna 459₺ verilir mi? Cyberpunk 2077 veya RDR2 gibi aşırı devasa oyunlar dışında bu fiyat bana çok uçuk geliyor. Böylesine kısa ve küçük çaplı bir oyun için bence indirim gelmesini bekleyin ve indirim gelince de PSN kardeşlikle yarı yarıya ödeyin. O zaman fiyatının karşılığını verecektir.

İlk oyun hakkında yazdığım yazıya buradan, ilk oyunun ön hikayesini anlatan romanı incelediğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Marvel’s Spider-Man Kayıt Dosyaları, Oyunun Remastered Versiyonuna Aktarılabilecek!

Bilindiği üzere Marvel’s Spider-Man Remastered 12 Kasım’da PS5 için çıkacak. Kutulu versiyonu satılmayacak olan oyun, Spider-Man: Miles Morales Ultimate Edition’a ek olarak dijital mağazadaki yerini alacak. Geliştirici Insomniac Games, PS4 için yayınlanacak bir güncellemeyle oyuncuların kayıt verilerini remaster versiyona aktarabileceklerini açıkladı. Buna ek olarak, PS4 oyuncuları remaster versiyona özel olan üç yeni kostüme de sahip olacaklar.

İlgili güncelleme Marvel’s Spider-Man Remastered çıktıktan sonraki bir tarihte yayınlanacak ve PS4’e yönelik olacak. Dolayısıyla remaster versiyona sahip oyuncuların, verilerini aktarabilmeleri için geriye dönük uyumlu sürümü PS5 cihazlarında çalıştırmaları gerekebilir.

Duyuruda güncellemenin Şükran Günü (26 Kasım) civarındaki bir tarihte çıkacağı belirtiliyor.

Spider-man: Miles Morales için Spider-Verse kostümü duyuruldu!

Spider-man: Miles Morales’in fiyatı dışında her şeyi muhteşem gitmeye devam ediyor. Hem animasyonlar içinde hem de süper kahraman filmleri içinde en sevdiklerimizden biri olan Spider-man into the Spider-verse,  PlayStation oyunuyla birlikte ortak bir maceraya atılıyor.

Insomniac Games’in hayalini biz de paylaşıyoruz:

Spider-man into the Spider-Verse’ün Japonca fragmanı ile Marvel’s Spider-man(PS4) oyununu küçük bir video ile birleştirmiştik. Şimdilerde ise bu kostümü giyerek istediğimiz şeye kavuşabileceğimizi öğreniyoruz. Peki neden bu konuda heyecanlıyız? Çünkü sadece basit bir kostüm değil.

Spider-verse ile aynı teknik

Spider-verse animasyonunda farklı bir animasyon tekniği görmüştük. Düşük fps ile kasıyormuş gibi gözüküyordu ancak tam olarak öyle değil. Saniye başına arka plan 24 kare iken Miles Morales 12 kareydi. Bunun sebebi de Miles’ın hareketleri tam çözemediğinden çok keskin ve kusurlu hareket etmesiydi. Her 2 karede 1 hareket ediyordu Miles. Bunun dışında sabit kalıyordu. Filmin sonlarına doğru ise Miles 24 kare oluyordu, Spider-man olmayı kabullenmiş ve öğrenmiş olmasını muazzam bir teknikle anlattılar. Bunu oyuna da yansıtmışlar.

Spider-man Miles Morales oyununda bu kostümü giyerseniz aynı animasyon tekniğinin oyunda aktif olduğunu göreceksiniz. Eğer bu düşük kare oranından hoşlanmadığınız halde kostümü giymek isterseniz bu animasyon tekniğini kapatabiliyorsunuz. Akıcı animasyonlarınıza geri kavuşabiliyorsunuz.

Days Gone: Hem Olmuş Hem Olmamış

Geçtiğimiz nesilde en ön yargılı olduğum oyun şüphesiz Days Gone’dı. PlayStation’ın elinde zaten bir zombi oyunu varken neden Days Gone’ın çıktığını anlayamamış ve oyunun çıkışının ardından iyice anlamsız gelmeye başlamıştı. Açık dünyası klasik Ubisoft formülüyle doldurulmuş, onun dışında çevre bomboş ve ölü bir açık dünyaya sahipti. Gunplay’i(silah mekanikleri) veya yakın dövüşü tatmin edici bile değildi. Motor sürüşü de öyle biraz arcade kalıyor gibi duruyordu. Oyun AAA gibi yüksek bütçeli gözüken bir oyun gibi dursa da aslında orta bütçeli bir AA oyun gibiydi. Bunca ön yargıya rağmen PS5’e geçmeden önce oyunu mutlaka oynayacaktım. Güzel bir indirim gelir gelmez satın alıp oynadım ve bitirdim. İnanmayacaksınız ama oyun beni iyi anlamda fazlasıyla şaşırttı. Tabii bazı ön yargılarımın haklı olduğunu da gördüm…

Yazıya devam etmeden önce şu müziğe değinmem gerekiyor. Oyunu oynamasam da çıkışından beri bu müziği büyük bir zevkle dinledim. Oyunda da öyle güzel bir yerde çalıyor ki çok yüksek duygu patlaması yaşarken tam o anda alttan müzik yükseliyor ve yüklenme ekranında bile müzik çalmaya devam ediyor. Mutlaka bir kere dinlemelisiniz.

Bomboş Açık Dünya

Days Gone oynarken keyif alıyordum almasına da tahmin ettiğim gibi her şey formüle bağlı gidiyordu. Risk alınacak veya yeni sayılabilecek bir şey denenmemiş gibi duruyordu. Ormanların içinde motor sürüyorum, arada sırada zombiye rastlıyorum ve yoluma devam ediyorum. Renk paleti ve görsel tasarımından dolayı iyice bıkmış ve düz ubisoft görevlerini arka arkaya sıraladığı anda sıkıntıdan bayılmıştım. Tam bu anda ben başka göreve giderken bir tuzağa yakalandım ve silahlarımı kaybederek esir düştüm. Kamptan da stealth bir şekilde gizli gizli adamları öldürerek silahlarımı alıp kaçtım. Hemen ardından da motor sürerken bir ipe takılıp motorumdan düştüm ve beni hırpalamak için üstüme adamlar koştu. Bunun gibi birkaç güzel fikir rastgele bir şekilde olunca iyi anlamda çok şaşırdım. Bend Studio daha önce böylesine büyük bir işe ilk defa girişse de kendilerince bir şeyler düşünüp denemişler ve bunu görmek beni mutlu etti.

Oyunun uzunluğu yüzünden denedikleri birkaç şey de yetersiz gelmeye ve sıkıcı olmaya başlayınca oyunu belli bir süre oynamadım. Oyunun daha yarısında olduğumu öğrenip 1 hafta ara verdikten sonra fark ettim ki insanların sürekli övdüğü o ikinci kısma-ikinci haritaya daha geçmemişim bile. 1-2 saat daha oynasam o kısma geçiyormuşum, oyuna dönüp devam ettim ve iyi ki de etmişim. O kısma sadece geçiş sürecinden bile etkileniyorsunuz. Oyunu bu yüzden ikiye ayırmam gerek ki daha kolay anlaşılsın.

İlk Kısım

Öğrenme ve alışma sürecinizi burada yaşıyorsunuz, arka planda kuzeye gitme planı yani asıl hikaye ilerlerken bomboş haydut kampları temizleyip duruyorsunuz. Üç kamp var, o üç kamp arasında git gel yapıp birbirinin birebir aynısı görevleri tekrar tekrar yapıyorsunuz. Core-loop böylesine bariz ve bayık olmasının üstüne ana hikayede kırıntı olarak verilmesi insanı oyundan soğutuyor. Üstüne üstlük oyunun en çok öne çıkan zombi sürüleri(horde) oyunun ilk kısmında çok az karşımıza çıkıyor. Diğer oyunlardan farkı da böylece azalıyor. İlk 15-20 saati böyle tasarlamanın biraz hatalı olduğunu, oyun tasarımının yanlış yapıldığını düşünüyorum ama ümidim var sonuçta daha ilk büyük oyunları. 

İkinci Kısım

Hikaye yükselişe geçerken temponun hızlanması ve açık dünyanın birazcık çizgisel olmaya başlaması beni aldı götürdü. Ana hikaye artık kırıntılarla verilmiyor, heyecan dorukta ilerliyordu. Basit kamplar değil daha farklı sistemle yönetilen kamplar vardı. İlk haritada köle gibi yönetilen işçi kampı, isyancıların toplandığı özgürlükçü kamp ve daha çiftlik tarzı takılan kamp varken ikinci kısımda askeri kamplar var. Sinematik sıklığının artışıyla ve ana görevlere giren zombi sürüleriyle oyun kendini iyice yükseltti. İkinci kısımda hiç beklemediğim kadar çok eğlendim.

Zombi Sürüsü

World War Z filmi ve oyununa benzer şekilde akın akın zombilerin üstünüze koşması harika bir konsept. Yüzlerce zombinin sizi yakalamaya çalışması insanı çok geriyor ve rahatsız ediyor. Hele bazı sürüler var, bombalar atsanız da tuzaklar kursanız da yetersiz geliyor. Bu korkunç durumdan nasıl kurtulacağım diye çeşitli stratejiler düşünürken bir yandan hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Hele kapalı alanda sürüye denk gelirseniz vay halinize…

Görsel Sıkıntılar ve Berbat Optimizasyon

PlayStation 4 Pro’nun bu kadar zorlandığı başka oyun görmedim. Cihaz o kadar çok ısınıyor, o kadar çok fan sesi çıkartıyor ki zaman zaman oyunu zor duyuyordum. Frame drop’larının sıklığı, oyunun zaman zaman kasması, görsel olarak bazı dokuların yüklenememesi AA oyunu gibi hissettiriyor. Hatta arada sırada ana karakterimizin ayakları 10 cm havada duruyor. Oyun sanki son patchini hala almamış yarım kalmış gibi duruyor. O makyaj atılma bug temizlenme kısmı atlanılmış gibi duruyor. Birinci parti oyun olmasına rağmen optimizasyonu bu kadar kötü olan bir oyun bir Until Dawn, bir de Days Gone var sanırım.

Kişisel olarak deneyimimi en çok baltalayan şey de The Last of Us Part II‘yi oynamış olmamdı. The Last of Us Part II’de her bir düşman çok yüksek poligona, dokuya ve yüksek çözünürlüklü tasarımlara sahipti. Üstüne üstlük daha iyi grafik sunmasına rağmen optimizasyonu gayet iyiydi. Her bir basit zombi bile böylesine güzel gözükmesinin ardından birkaç pikselli Days Gone zombileri gözümü acıtmadı desem yalan olur. Arada şöyle bir fark var tabii, üstünüze 750 zombi koşturan bir oyunda her bir zombinin kaliteli tasarlanmasını bekleyemeyiz. Konsolun gücü yetmez ama en azından oyunun motorunu buna uygun yapabilirlerdi. Ormanda yalnız koşturan zombilerin dokusunu yükseltip, ekrana giren zombi sayısı arttıkça grafik kalitesini düşürerek otomatik bir sistem oluşturulabilirdi. 

Klişe olsa da insan insandır

Klişe hikayesi ve karakterlerine mesafeli olsam da bunca zorluğu birlikte atlatmak onlarla bir bağ kurmama sebep oldu. Hatta ana karakterimiz olan Deacon’ı bile bir türlü sevemiyordum lakin ikinci kısma doğru karakteri sevmeye ve önemsemeye başlayınca hikaye de yükseldi. Böylece tüm karakterleri sevmeye ve değer vermeye başardım. Hikayeyi, olay örgüsünü ve diyalogları klişe olsa da güzel işlendiği için sevdim. Türkçe çeviride yazım hataları ve zamanlama hataları çok fazla olsa da yine idare ederdi. Çok fazla konuşma ve sinematik olduğu için biraz aceleye geldiğini tahmin ediyorum. 

40-45 saatin sonunda çok tatmin olmuş bir şekilde konsolun başından kalktım. Son kısımlarda mermi süngeri askerler oyunu biraz baltalasa da yine de son kısımdan keyif aldım. Kendilerince bir şeyler denemeleri, kusurlarına rağmen eğlenceli olacak kadar uğraşılmış bölümleri ve hikayesi hoşuma gitti. Devam oyununu heyecanla beklerken Bend Studio’dan çıkacak farklı konseptte başka oyunlara da çok meraklıyım. Hala oynamadıysanız umarım oynama fırsatı yakalayabilirsiniz. PS5 almayı da bekleyebilirsiniz, muhtemelen daha iyi performansta çalışacaktır.