Deathloop İnceleme: 24 Saat 8 Hedef

Arkane Studios’un yeni oyunu olan Deathloop’u açıklandığından beri sabırsızlıkla bekledim ve gerçekten beklediğime değdi. Oyun çıkar çıkmaz başladım, ilerledikçe şimdi bitecek, şimdi bitecek derken 8 saat başından kalmadığım oldu ve toplam 17 saatte bitirdim. Gelin hep beraber Deathloop’u inceleyelim.

Hikaye

Ölüyoruz. Evet. Hikaye böyle başlıyor. En hoşuma giden kısımlardan biri oldu, çünkü oyuna başlar başlamaz bizi direkt içine alıyor. Öldükten sonra Blackreef isimli bir adada uyanıyoruz, nerede olduğumuz hakkında hiçbir fikrimiz yok. İlerledikçe az da olsa hafızamızda kalan bilgileri takip ederek ismimizin Colt olduğunu öğreniyoruz ve sonra bir anons duyuyoruz. “Günaydın Blackreef! Ben Julianna Blake. Acil duyuru. Kaptanımız Colt döngüyü bozmaya çalışacak ve tabi ki AEON programına verdiği sözü de. Yani protokol devreye girdi. Visionarylerinizi koruyun. Colt’u öldürün. Ve güzel bir gün geçirin.” Blackreef’e geldiniz okurlar.

Optimizasyon

Oyunu RTX 2060s ekran kartıyla oynadım ve yükleme ekranlarını hakkında fikir sahibi olmak için SSD’ye değil HDD’ye kurdum. Oyunu başlattığımda ayarlar otomatik high ve ultra karışıktı. 45-70 fps arası aldım. Sonra tüm ayarları medium’a çektim 80-100 fps arası oynadım tüm oyunu. Hiçbir zaman 60 fps altına inmedi. HDD’ye yüklemiş olmama rağmen yükleme ekranları kısaydı. Oyun Steam’e ilk eklendiğinde yorumlarda çok crash yiyenler olduğunu gördüm. Ben tüm oyun sadece bir kere crash yedim o da son görevin sonlarına doğru oldu. Göreve baştan başlamak zorunda kaldım. Saat sabah 05.00’ti. Biraz gözüm seyirdi o kadar. Crash’in sebebi tahminimce, Nexus gücü, 15 kişiyi aynı anda öldürebilmemi sağladı o yüzden crash yediğimi düşünüyorum. Biraz hak etmişim sanırım..

Oynanış

Oynanış en sevdiğim kısım oldu çünkü Arkane Studios’un önceki oyunları olan Dishonored’la tamamen aynı diyebiliriz. Peki önceki oynanışı tekrar önümüze koymalarını neden bu kadar sevdim? Çünkü yolunda olan düzgün bir şeyin ayarlarıyla oynayıp onu bozmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Son derece akıcı, hızlı ve kolay bir sisteme sahip oynanış olarak. Nasıl soulslike var, bu sisteme ben de arkanelike demek istiyorum artık. Hızlı bir suikastçı olmak isterseniz, koşmaya başlayıp bir düşmanı arkasından sinsice öldürdükten sonra hemen öndekinin kafasına ateş edip yan tarafta duran raftaki item’ları kolayca toplayabilirsiniz. Bunu yapabilmek için oyunu çok oynamaya gerek yok. Oyunun oynanışı zaten sizin hızlı olmanıza çok yardımcı oluyor.

Oyunda Slab denilen 5 özel güç var. Havoc, daha fazla hasar vermenizi ve daha az hasar almanızı sağlar. Aether, size görünmezlik gücü verir. Shift, kısa mesafelere ışınlanmanızı sağlar, Nexus, düşmanlarınızın kaderlerini birbirine bağlar, bir tanesine verdiğiniz hasarı hepsi alır. Ve son olarak Karnesis, düşmanları etrafa fırlatmanızı sağlar. Bu güçleri hedefiniz olan Visionary’lerden düşürerek sahip olabilirsiniz.

Oyunda teknolojik aletleri hacklememize yardımcı olan Hackamajig isimli bir cihazımız da var, eğer stealth oynamak isterseniz bu cihazı bol bol kullanacaksınız. Ve gelelim asıl Deathloop’u farklı ve yeni bir deneyim yapan özelliğe. Oyunda 4 farklı bölge var. The Complex, Fristad Rock, Karl’s Bay ve Updaam. Ve oyunda 4 farklı zaman var, sabah, öğle, akşamüstü, akşam. Her bölgede farklı zamanlarda farklı etkinlikler oluyor, bu da döngüyü sıkılmadan tekrar etmenizi sağlıyor.

Zayıf Yönler

Hiç mi kötü yanı yok? Tabi ki var. Yapay zeka biraz geri kalmış. Düşman sizi fark ettiğinde takip ettikleri yolu fazla uzatabiliyorlar veya biraz uzağa kaçıp saklandığınızda hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyorlar. Ana karakterlerin seslendirmesi ne kadar iyiyse, yolda karşınıza çıkan düşmanların o kadar kötü. Çok az sözleri var. Herhalde tüm oyun boyunca en az 60 kere “better not be colt” cümlesini duydum, ilerde bundan güzel bir meme çıkacağını düşünüyorum.

Son Sözler

Deathloop’un Game of the Year‘a aday olacağına eminim. Açıkçası bu sene çok güçlü oyunlar da çıkmadı, o yüzden ödülü kazanma imkanının yüksek olduğunu düşünüyorum. Arkane bize sağlam bir AAA roguelike oyunu yapılabileceğini gösterdi. Roguelike mantığındaki oyunu tekrar etme sistemini de harika bir hikayeye oturtmuş. İmkanınız olduğunda kesinlikle denemenizi öneriyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.

Yazar Notları

Oyundan keyif almanız için bir kaç şey eklemek istedim.

  • Oyunu ne kadar yavaş oynayıp kurcalarsanız o kadar zevk alırsınız, çünkü kenarda saklı detaylara ulaştıkça hikayenin derinine iniyorsunuz.
  • Yanınızda kağıt ve kalem bulundurun. Ben yapmadım biraz pişmanım. Oyun ihtiyacınız olan her şeyi sağlıyor ama bir döngü olduğu için aklınız biraz karışabiliyor, not alırsanız daha kolay olabilir sizin için.
  • Oyun birbirine girmiş bir düğüm gibi başlıyor, bu sizi korkutmasın oynadıkça teker teker açıklanacak her şey.
  • Daha önce bir Arkane oyunu oynamadıysanız bir ipucu vereyim, ana görevinize ulaşmanız için en az 3-4 farklı yol vardır. En kolay gözüken en ses çıkarmanızı sağlayan yoldur. Haritaları mümkün olduğunca kurcalayın farklı yollar bulacaksınız.
  • Hikaye kısmında fazla detaya inmek istemedim çünkü bu oyunda en ufak şeyi bile kendiniz keşfetmeniz size daha çok keyif verecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.