Kadınlar Adası: Fırtına ve Cadı Avları

Bu kitabı elimden bıraktığımdan beri hala buz gibi rüzgarların içimde estiğini hissediyorum. Kitabın yazarı Kiran Millwood Hargrave, detaylı bir araştırmadan sonra kendi karakterlerini tarihte gerçekten yaşanmış olaylarla harmanlamış. Kitap, 1620 yılında gerçekleşen cadı avlarından yola çıkıyor. Bunu bilmek de içimdeki rüzgarları insafsız fırtınalara çeviriyor, düşüncelerimi allak bullak ediyor ve içimde bir şeylerin sağa sola savrulmasına neden oluyor.

Her şey bir fırtına ile başladı

Vardø adası, tüm krallardan ve medeniyetten uzak, Norveç’in en kuzeydoğusunda unutulmuş bir ada. Burada yaşam en az hava şartları kadar sert, insanlar yaşam şartlarıyla dövülmüş ve hırpani. Her şeyi başlatan o fırtına da öyle. Keskin ve acımasız.

Kitap, Vardø erkeklerinin hepsinin denize açılmış balık tutmasıyla başlıyor. O günün diğer günlerden hiçbir farkı yok, fırtınaya dair hiçbir işaret yok. Her şey havada toz taneleri gibi asılı kalmış. İşte fırtınayı da bu kadar anlaşılmaz ve büyülü kılan da bu. Çok beklenmedik bir anda fırtına tüm iştahıyla geliyor ve Vardø’nün erkeklerini yutuyor. O gün adadaki tüm erkekler denizde ölüyor, cesetleri günler sonra kıyıya vuruyor, denizin rengini almış şekilde.

Geriye kocalarının ve oğullarının ölümüyle sarsılmış kadınlar kalıyor. Sanki bir el gelip de teknelerini tersine çevirmiş gibi diyorlar. Bu fırtına kesinlikle sıradan bir şey değildi.

Denizde babasını ve erkek kardeşini kaybeden Maren, o gün izlemek zorunda kaldığı fırtınanın şimdiye dek o kıyıda gördüğü en dehşet verici şey olduğunu düşünüyor. Fakat ne yazık ki yanılıyor, her şey bir fırtına ile başladı.

Kadınlardan cadılara

Fırtınadan sonra adada devamlılık gösteren bir değişim başlıyor. Kadınların aralarındaki bağlar gittikçe geriliyor ve ilmek ilmek dağılmaya başlıyor. Fırtına bunu sadece tetikliyor. Fırtınadan sonra gelen rahip bu ipleri daha da çok geriyor, Samiler ve Hristiyanlar arasındaki ayrılık havada hissedilmeye başlıyor. En son bir cadı avcısı ve koyu bir Hristiyan olan sert görünümlü vekilin adaya ayak basmasıyla da her şey tepetaklak olmaya başlıyor.

Vekil, beraberinde Vardø ile tamamen tezat görünen karısı Ursa‘yı getiriyor. Maren ile birlikte kitabın ele aldığı ana bir diğer ana karakter Ursa. Ada ne kadar sert ve kabuk bağlamışsa, Ursa o kadar narin ve yumuşak. Olaylar bu iki kadının aralarında gittikçe hayat bulan yakınlaşma ve etraflarında gittikçe yükselen tehlike ile devam ediyor.

Bu adanın kendi ayakları üzerinde duran bağımsız kadınları, vekilin gelmesiyle cadılara dönüşüyor. En başta okuyup kanımı donduran fırtına bile bu noktadan sonra olacakları okuduğumda tenime dokunan sakin bir meltem gibi kalıyor.

Kitapta geçen cadı avları, Vardøhus kalesi, itiraf uğruna tüyler ürperten işkenceler ve suçlamalar, eril eziyet, fırtınada denizde boğulan 40 erkek, cadılıkla suçlanarak cezalandırılan 77 masum kadın. Hepsi gerçek.

Kitaba dair

Kitap, sayfaları arasında kaybolurken etrafınızdaki her şeyi susturacak akıcı bir anlatım diline sahip. Kiran Millwood Hargrave’in derin ve yoğun bir anlatımı var.

Maren ve Ursa okurken kolayca iç içe geçebileceğiniz karakterler. Her ikisinin kısımlarını okurken de sanki aranızda kitap sayfaları yokmuş gibi tamamen onların hislerini paylaşabiliyor, bakış açılarına sahip olabiliyorsunuz. Kitapta yer alan her bir karakter de kafanızda oturuyor ve aklınızda kolayca yer ediniyor.

Olayların akışı öyle sakin ki, elinizden tutup sizi sayfaların arasında fısıltı gibi sakince gezdiriyor. Buna rağmen okuduğum bazı olaylara öfkemin kor gibi içimi yaktığını, bazen de üzüntünün içime çöktüğünü çok keskin bir şekilde hissettim. Hatta öyle derinden hissettim ki, kimi zaman kitabı bir kenara bırakıp derince nefes aldım. Çok güçlü bir kitap.

Bitirdiğim andan beri aklımdan çıkmıyor, sadece bu kitabı düşünüyorum. Yakın zamanda beni en çok etkileyen, hiçbir zaman aklımdan çıkmayacak kitap. Bitirdiğimde beni araştırmaya ve olaylara dair daha çok şey öğrenmeye itti. 1600’lü yıllarda yaşamış, benden yıllarca ve kilometrelerce uzak hiç tanımadığım bu masum kadınların acısını hissettim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.