İkigami: Ölmek İçin Kalan Zaman 23 Saat 59 Dakika

İkigami konusu itibariyle ilgimi çeken bir mangaydı ve okumaya başladığımda gerçekten de düşündüğüm kadar ilginç bir hikayeye sahipti.

Öncelikle en iyi yanı konusu olduğu için spot ışıklarını kısa bir süreliğine konusuna çevirelim.

Ulusal refahı korumak adına her vatandaşa ilkokula başlarken bir aşı yapılıyor. Her bin aşıdan birinin içerisinde bir nanokapsül bulunuyor ve bu kapsül 18 ila 24 yaş arasında belirlenen bir tarihte patlayarak kapsülü taşıyan kişiyi öldürüyor. Bu gençler ölmeden 24 saat önce öleceklerini bildiren bir belge alıyor ve böylece ölmeden önceki son günlerinden haberdar oluyorlar. Bu belgeye ‘ikigami’ deniyor. ikigamiye ve ulusah refahı koruma yasasına saygı duymayanlar ve hatta bu kişilere karşı sessiz kalanlar bile dejenere ilan edilerek cezalandırılıyor. Ölen gençlerin ailelerine aylık belli bir para veriliyor. Eğer kişi, ikigami aldıktan sonra suç işlerse aile bu paradan mahrum kalıyor ve dejenere ilan edilerek toplumdan dışlanıyor.

Bu uygulamanın amacı vatandaşlara yaşamın değerini fark ettirmek ve hayatlarını daha dolu dolu, daha verimli geçirmelerini sağlamak.

Bizler de bu mangada ikigami alan çeşitli insanların hayatlarına tanık oluyoruz. Her ciltte iki hikaye bulunuyor. Arkaplanda ise çok yavaş da olsa ilerleyen daha büyük bir hikaye yer alıyor. Ana karakterimiz Fujimoto isimli bir ikigami dağıtıcısı. İkigamileri 24 saat öncesinde ölecek kişilere teslim etmekten sorumlu. Ve bu da tahmin edebileceğiniz gibi altından kalkması güç bir iş. Fujimoto’nun kötü veya iyi niyetli insanların geleceklerinin bir anda ellerinden alındığını, yıkıldığını görmesine, bunun stresini yüklenmesine ve bu kanunu sorgulamasına şahit oluyoruz.

İkigami alan insanların öleceklerini öğrenmeden önceki hayatlarını görmek, aldıktan sonra tepkilerini ve son eylemlerini gözlemlemek oldukça ilginç. Çoğu zaman gözlerinizin dolacağı acıklı hikayelere ev sahipliği yapıyor. Bir çoğunu okurken epey duygulandım.

İkigami, insan psikolojisine, belli şartlar altında yaşandığında geliştirilen yönelimlere ışık tutmak için mükemmel bir zemine sahip. İkigami alan insanların kimisi geçmişte kendisine yapılan haksızlıkların intikamını almak için değerlendiriyor bu şansı, kimisi iyilik yapmak için, kimisi boş geçirdiği hayatını anlamlı kılacak son bir hamle yapmak için uğraşıyor. Tabi ki ikigami başka her şartın ortaya çıkaracağı şekilde, ikigamiye körü körüne bağlanıp kutsallaştıranlar ve buna karşı olan, bunun bir devlet manipülasyonu olduğunu savunanlar olmak üzere gruplar ortaya çıkartıyor. Herhangi bir şart koşulduğunda ortaya çıkması olası tipik insan tutumları.

İkigami serisinde her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, tek tek inşa edilmiş olsa da hikayeler bana kalırsa aynı şekilde özenle hazırlanmamış. Bu hikayeleri okumak bir yere kadar ilginç olsa da ciltlerde ilerledikçe hikayeler kısırlaşmaya başlıyor. Her hikaye ve her karakter aynı gelmeye başlıyor. Başta hepsi birbirinden farklı hissetse de daha sonraları hepsi birbirinden türetilmiş hissi yaratıyor.

İkigami, sanırım 10 ciltlik bir seri, ben Türkçe’de bulabildiğim 8 tanesini okudum. Ben kendi açımdan 4. ciltten sonra biraz sıkılmaya ve okumakta güçlük çekmeye başladım. Bunun sıkıcılaşmasının temelinde yatan sebep ise, bunların bölük pörçük hikayeler olması ve arkada ilerleyen asıl hikayenin yavaş akması. Durum böyle olunca merak duygusu yeterince beslenemiyor. İlk 4 cildi okurken ilginç hissettirse de bu durum yavaş yavaş tazeliğini yitirmeye ve yerini ”ee hadi ne olacak” şeklinde yeni beklentilere bırakıyor. Her cilt de aynı tonda ilerlediğinden ve yeni bir şey vermediğinden bir sonraki anda ne olacağını merak etmiyorsunuz ve okumak artık keyifli olmuyor.

Tam anlamıyla güvenle tavsiye edemesem de, bu tür konular ilginizi çekiyor ve ”şartlar böyle olsa nasıl senaryolar ortaya çıkardı” tarzı varsayımlar da hoşunuza gidiyorsa sizin için keyifsiz olmayacaktır.

Yazar: Pınar Gökoğlu