Marvel’s Spider-man Miles Morales İnceleme: Büyük Sıçrama

Spider-man’in bende her zaman özel bir yeri olmuştur. Çocukluğumdan bu yana hep yanımdaydı, hala da olmaya devam ediyor. Düşük bütçeli ve tecrübesiz stüdyolardan kurtulup yüksek bütçeli ve deneyimli bir oyun stüdyosuna gitmesine ne kadar sevindiğimi sizlere anlatamam, ancak yine de bir korkum vardı. Insomniac Games ilk Spider-Man oyunuyla kalbimizi çaldı çalmasına da 2 yıl ardından gelen yan oyunun özensiz yapılacağına dair şüphelerim vardı. Ubisoft gibi açık dünyadaki yan görevleri oyunun ana göreviymiş gibi yaparlar mı diye endişeleniyordum. Insomniac Games ise ilk oyunda yaptığı her şeyi en üst seviyeye çıkarmış ve bir sürü yeni fikir bulup hepsini denemiş. Oyunu oynadıkça bu yenilikler tokat gibi yüzüme çarptı, çarptıkça da daha da heyecanlanıp oynamaya devam ettim. Oyundaki her şeyi yapan biri olarak söyleyebilirim ki bir yan oyun için devasa sıçrama… Spoilersız bir şekilde gelin inceleyelim.

Aynı Cihazda Görsel Sıçrama

Spider-Man Miles Morales’i ne yazık ki PlayStation 5’te deneme fırsatı bulamadım, oyunu PlayStation 4 Pro’da bitirdim ve aynı cihazda nasıl bu kadar büyük görsel sıçrama yapabilmişler aklım almıyor. İlk oyunda sahte ve hatalı yansımalar, düşük dokular ve kötü ışıklandırmalar vardı. Spider-Man Miles Morales’te ise bunların hepsine yoğunlaşıp düzeltmişler, üstüne üstlük Noel atmosferini de müthiş yansıtmışlar. Karlı bir şehirde oradan oraya uçan ağ-kafamızla büyülenmemek elde değil. Yine de eski nesil konsolların yaşlandığı da çok belli oluyor. Oyun boyunca fps düşüşleri yaşamamın yanında oyunun sesini neredeyse bastıracak kadar yüksek sesli fanlarla oynadım. Cihazı bir hayli zorladı.

RTX’i gösterebilmek için tüm gökdelenleri daha parlak yapmışlar. Düşmanlarımızın güçleri ve bizim güçlerimiz de ışığı yansıtacak ve çevreyi güzel gösterecek türden, o yüzden de PS5’te mutlaka RTX’li versiyonunu görmek isterim. RTX’siz versiyonu nasıl derseniz o konuda da gelişmeler var. Tüm yansımalar daha kaliteli daha düzgün ve daha az hatalı.

Hikaye Anlatımında Sıçrama

Marvel’s Spider-man ile kurdukları evreni ve anlattıkları hikayeyi aşırı beğenmemize rağmen kurgusunu biraz kusurlu bulmuştuk. Oyunun özellikle başları hem kopuk hem de yavaştı, tempo sıkıntıları vardı ve bu durum akıcılığını bir hayli baltalıyordu. Minik Spidey’imizde durumlar nasıl derseniz… Harika. Yan oyun olduğundan anlattığı hikayenin kısa oluşunun da bir katkısı var elbet ama sadece onunla da sınırlı kalmıyor. İlk oyunun açılışı kadar güzel. Hatta belki de daha iyi bir açılış yapıp zaman zaman düşüşe geçse de genelde yükselerek ilerleyen bir hikayesi var. Kısa oluşu, odağını kaybetmemesi ve sinematiklerindeki bariz kalite artışı ile hikaye anlatımında yüksek bir sıçrama gerçekleştirmişler. Önceki oyunun sinematikleri daha bir oyun sinematiği gibiydi bunda ise oyun sinematiği değil film sinematiğine geçiş yapmışlar, kamera açılarıyla bile bu kalite artışını hissettiriyor. Hikaye anlatımını geç, hikayenin kendisi nasıl derseniz eh işte, idare eder diyebilirim. İlk başlarda çok iyi başlasa da sonra düşüşe geçiyor.

Kurguyu başarılı bulmamın bir diğer sebebi de oyun boyunca gösterdiği NPC’leri güzel bir şekilde hikaye etrafında kullanması oldu. Sinematiklerin köşelerinden fırlayıp arkada gezmeleri ve onlara teker teker yardım etmemizle beraber güzel bir şekilde hikayeye dahil etmeleri beni etkiledi. Rastgele 10 NPC ile bağ kurabileceğimi hiç düşünmemiştim ancak Mahallenizin Dostu Örümcek Adam hissini kesinlikle veriyor.

İlk başlarda müthiş bir sidekick oyunu oynayacağınızı hissediyorsunuz. Asıl Spider-man’in yanında takılıp ona yardım etmeye çabalamamız ilginç bir deneyim olmuş. Sidekick olarak bu kadar eğlenebileceğimi hiç düşünmemiştim.

Oynanıştaki Sıçrama

Yapmak için 3 yıl uğraştıkları ağ mekanikleri elbette aynı duruyor, ama animasyonlarda büyük bir sıçrama var. Ağ atarken düşecek gibi olmasından tutun da animasyonların birbirlerine çok yumuşak bir şekilde geçiş yapması ve bu zincirlemenin olağanüstü görselliğe aktarılması takdir edilecek türden. Mekanikleri zaten sağlam temellere dayanıyorken üstüne animasyonları yenilemeleri, Miles ile Peter’ın birbirinden farklı stillerde ağ atmaları çok hoş bir detay olmuş. Ağ ile gezinmek dışında elbette dövüş aksiyonumuz da değişti.

İlk oyunda ekipmanlarımızın bolluğu bizi tatmin etse de sonlara doğru biraz sıktığını hissettirmişti. O aksiyona doymuştum ki Insomniac da o konuda büyük bir değişikliğe gitmiş. Hem çaylak Spider-Man olmamızla hem de farklı yeni güçler edinmemizle Peter Parker Spider-man’inden kendini ayrıştırmayı başarıyor. Bio-Electric güçlerimizle avuç içlerimizden sarı sarı elektrik fışkırdığını ve düşmanlarımız daha farklı yöntemlerle alaşağı ettiğimizi fark edeceksiniz. Fragmanlarda bu kadar efektli güçler rahatsız edici olabilir mi diye düşünüyordum ki hiç öyle olmadı. Tam aksine oynarken daha çok eğlendim. Özellikle en zor modda oynarsanız combat aşırı keyifli oluyor. Bu güçler olmadan diğer Spider-man’e nasıl geri döneceğiz hiç bilmiyorum.

İlk oyunun bir diğer eleştirisi de çok fazla quick time event(kare-kare-kare-üçgen) bulundurmasıydı. Boss savaşlarında bunları nerdeyse ortadan kaldırmış ve mücadele ettiğinizi sonuna kadar hissettiren çok iyi boss savaşları tasarlanmış. Bunun yanında bölüm tasarımları ve puzzle’larda da müthiş bir sıçrama var. Daha zekice, daha eğlenceli ve güçlerinizi işlevsel şekilde kullanabileceğiniz şekilde tasarlanmış. Ayrıca Uncharted tadındaki aksiyon sekansları da beni mest ettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

Peki buglar ve optimizasyon nasıl?

Bir yan görevde oynayan herkeste sadece Miles’ın kafası gözüküyor ve birkaç yerde geç yükleniyor. O görevde bir sıkıntı var, onu güncelleme ile düzelteceklerine inanıyorum. Birkaç kere ses hatası oldu, altyazılar devam etse de diyalog sesleri yok oldu. Bazı yerlerde de sık sık fps düşüşlerine maruz kaldım. Oyun tamamen PS5’in gücünü kullanıp görsel şölen yapmak istemiş.

Müziklere de değinmeden etmeyelim. Spider-man Miles Morales hiç beklemeyeceğiniz kadar iyi müziklere sahip. Sinematiklerine, verdiği duyguya, hikayeye bu kadar uyumlu olup kulağa da hoş gelen nadir eserlerden.

Büyük Güç Büyük Sorumluluk Getirir!

Spider-Man Miles Morales çok keyifli bir oyun olmuş. Marvel’s Spider-man serisi önümüzdeki yıllarda en çok konuşulan serilerden biri olacak gibi geliyor. Yaptıkları oyunlarla üzerine koya koya ilerlemeleri ve evrenlerini sağlam adımlarla genişletmeleri bu durumu kaçınılmaz yapıyor. Yükselmeye ve daha çok sevilmeye devam edecek. Insomniac Games’e güvenimiz tam. Son olarak harika bir after credits sekansı var, ilk oyunun after credits sekansının devamı olarak gösteriliyor ve yeni oyun için çok heyecanlandırıyor.

Gelelim günün sorusuna… Peki bu oyuna 459₺ verilir mi? Cyberpunk 2077 veya RDR2 gibi aşırı devasa oyunlar dışında bu fiyat bana çok uçuk geliyor. Böylesine kısa ve küçük çaplı bir oyun için bence indirim gelmesini bekleyin ve indirim gelince de PSN kardeşlikle yarı yarıya ödeyin. O zaman fiyatının karşılığını verecektir.

İlk oyun hakkında yazdığım yazıya buradan, ilk oyunun ön hikayesini anlatan romanı incelediğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Marvel’s Spider-Man Kayıt Dosyaları, Oyunun Remastered Versiyonuna Aktarılabilecek!

Bilindiği üzere Marvel’s Spider-Man Remastered 12 Kasım’da PS5 için çıkacak. Kutulu versiyonu satılmayacak olan oyun, Spider-Man: Miles Morales Ultimate Edition’a ek olarak dijital mağazadaki yerini alacak. Geliştirici Insomniac Games, PS4 için yayınlanacak bir güncellemeyle oyuncuların kayıt verilerini remaster versiyona aktarabileceklerini açıkladı. Buna ek olarak, PS4 oyuncuları remaster versiyona özel olan üç yeni kostüme de sahip olacaklar.

İlgili güncelleme Marvel’s Spider-Man Remastered çıktıktan sonraki bir tarihte yayınlanacak ve PS4’e yönelik olacak. Dolayısıyla remaster versiyona sahip oyuncuların, verilerini aktarabilmeleri için geriye dönük uyumlu sürümü PS5 cihazlarında çalıştırmaları gerekebilir.

Duyuruda güncellemenin Şükran Günü (26 Kasım) civarındaki bir tarihte çıkacağı belirtiliyor.

Spider-Man Miles Morales’in İlk İnceleme Puanları Belli Oldu!

12 Kasım 2020 tarihinde çıkış yapacak, Insomniac Games yapımı Marvel’s Spider-Man:  Miles Morales’in ilk inceleme puanları belli oldu.  Yayınlanan 56 incelemenin 53’ünden olumlu puanlar alan yapım, an itibariyle 85 Metacritic ortalamasına sahip.

PlayStation LifeStyle: 100

GamingTrend: 100

DarkStation: 100

GamesBeat: 100

EGM: 100

God is a GeekNov: 95

COGconnected: 92

Easy Allies: 90

Gaming Nexus: 90

USgamer: 90

IGN: 90

Game Informer: 90

PlayStation Universe: 90

TheGamer: 90

TrueGaming: 90

XGN: 90

Areajugones: 90

The Games Machine: 85

IGN Italia: 85

Press Start Australia: 85

SpazioGames: 80

Guardian: 80

TheSixthAxis: 80

Jeuxvideo.com: 80

VG247: 80

Push Square: 80

Eurogamer Italy: 80

Gamer.no: 80

GamesRadar+: 80

VGC: 80

Washington Post: 70

Telegraph: 60

Genel olarak beğenilmiş gibi duruyor. Oyun çıktığında oyuncuların tepkisi bakalım ne olacak?

Spider-man Oyununun Ön Hikayesi: Düşmanca Devralma

7 Eylül 2018’de heyecandan nefes alamayarak oynadığımız Marvel’s Spider-man(PS4) genişletilmiş bir evrene sahip olacağı söylenmişti. Çizgi romanlarla ve kitaplarla bu evreni genişletip kendi bağımsız evrenlerini kurmak istediklerini dile getirmişlerdi. Bakalım genişletilmiş evrenimizin ilk adımı neymiş? David Liss’in kaleme aldığı bir kitap. İthaki Yayınları, sevgili Cihan Karamancı ile birlikte bu kitabı dilimize kazandırmışlar.

8 Yıllık Zaman Atlaması

Öncelikle bu kitap oyunun roman uyarlaması şeklinde değil. God of War gibi aynı macerayı bir de okuyarak yaşamıyoruz, Spider-man Düşmanca Devralma romanı oyunumuzun ön hikayesi. Nasıl yani?

Spider-man oyunu nasıl başlıyordu? Güçlerimizi kazandıktan tam 8 yıl sonra başlıyordu. O sekiz yıllık boşlukta kahramanımızın neler yaşadığını bilmiyorduk. Klasik bir origin hikayesi anlatmaktan kaçınmak için böyle yaptıklarını tahmin ediyoruz. Peki hikayede o açık kalan kısmı boş mu bırakacaklar? İşte kitap tam da burada devreye giriyor. Sevgili Ağ Kafa, güçlerini kazanıp kahramanlığa yeni yeni başladığı yıllarda geçen bu hikayenin sonu nereye bağlanıyor dersiniz? Tam olarak oyunun başına bağlanıyor.

Spider-man oyunumuzun başından küçük spoiler ile açılış yapıyoruz. Oyunun başında Wilson Fisk ile savaşıp onu hapse gönderiyorduk ve 8 yıldır bu anı bekliyoruz diye bir cümle kuruyorduk. O zorlu mücadele sürecini kitap gayet güzel anlatıyor. Okurken Netflix’in Daredevil dizisiyle benzer bir tat aldım. Wilson Fisk kahramanımızı avucunun içine hapsedip bütün çözüm yollarını kapatıyor ve çaresiz kalan kahramanımızın çırpınışına tanıklık ediyoruz.

Spider-man’in üstüne kalan suçları aklaması ve Wilson Fisk’in rüşvet verdiği savcılara rağmen mahkemeye çıkartıp hapse attırması gerekiyor. Eğer oyunu çok sevdiyseniz kitabı kesinlikle okumalısınız. Oyunda bize sürekli yardım eden komiser Yuri Watanabe ile tanışma anını, oyunun başında Mary Jane ile Peter Parker’ın aralarında neden mesafe olduğunu ve Harry Osborn‘un başına gelenlerden önce hangi olaylarla boğuştuğunu bu kitapta öğrenebileceksiniz.

Insomniac Ne Yapması Gerektiğini Çok İyi Biliyor!

Basit diliyle, akıcı olay örgüsüyle, aklınızda kalan soru işaretlerini tamamlamasıyla harika bir ön hikaye olmuş. Aynı hikayeyi anlatmak yerine oyunun öncesini anlatmasıyla da okunmaya değer olduğunu kanıtlamış oluyor. Spider-man Miles Morales diye yan oyun çıkartmasıyla birlikte bu kitabın tüm sorulara cevap vermesiyle Insomniac Games, sağlam adımlarla ilerliyor diyebiliriz. Her şey bizi ikinci ana oyuna hazırlıyor. İkinci oyuna geçmeden temelleri sağlamlaştırarak evreni genişletmeye devam ediyorlar. Son yılların en başarılı ve en sevdiğimiz stüdyolarından biri olduğunu söylememize gerek yok diye düşünüyoruz.

Süper Kahraman Oyunu Yapmak Artık Daha Zor!

Yıllar geçtikçe Batman Arkham oyunlarını özlediğimi fark ettim. Eskiden neredeyse tüm oyunlarda kullanılmaya başlanan o attack/counter dövüş sistemini, bütün oyunlar terk etmiş ve en iyi yapan oyun serisi de biteli 5 yıl olmuştu. Evet, Arkham Knight çıkalı tam 5 yıl oldu. O tatmin edici dövüş sistemine en yakın zamanda ne çıktı derseniz, tabii ki de Marvel’s Spider-man derim. Elbette tam olarak aynı değiller ama biz konumuzdan sapmayalım. Batman’i böylesine özleyince tek yarım bıraktığım Arkham Origins oyununa geri dönmek istedim. Arkham Knight ve Marvel’s Spider-man’den sonra Arkham Origins oynayınca gözüme kocaman bir sorun çarptı. Süper kahraman oyunlarının mutlaka yapması gereken şey, açık dünyada gezmeyi eğlenceli hale getirmek!

Spider-man’de ağ atmak 3 yıl sürdü

Spider-man’in en çok dalga geçilen konusu nedir? Gökyüzüne ağ atmak diyebiliriz sanki. Peki PS4’e çıkan Marvel’s Spider-man bu sorunu nasıl çözmüş? Eğer etrafımızda yüksek bina yoksa niye ağ atamıyoruz? Geliştirici ekip tam 3 yıl boyunca ağ atmayı ve ağ ile gezinmeyi fiziğe uygun ve eğlenceli olması için uğraşmışlar. Herhalde bir bildikleri vardır da bu kadar uğraşıp zaman harcamışlardır. Süper kahraman oyunları, açık dünyaya sahip olduklarında bir başka keyifli oluyor. Karakterimizin özel yetenekleriyle şehirde cirit atmak bambaşka bir duygu veriyor insana. Marvel’s Spider-man de müthiş bir başarıya imza atarak şehirde gezmeyi çok keyifli hale getirdiğini söyleyebiliriz.

Arkham Knight’ta Batmobile’e o kadar çok önem verdiler ki tüm oyun araba oldu

Batman Arkham Serisi, her oyunda üzerine koyarak büyümeye devam etmiştir. Arkham Knight ile birlikte büyük bir dünya tasarlamak isteyen Rocksteady, elbette o dünyada gezmek için bir araç da düşündü. Elbette BATMOBILE! Spider-man ile şehirde gezmek kadar keyifli olmasa da ben Batmobile’i çok sevmiştim. Çağırdığım konuma gelmesi, çevreyle sık sık etkileşime girip yıkıp dökebilmesi ve tasarımı hoşuma gitmişti. Sürüş mekanikleri de gayet tatmin ediciydi fakat bütün ekip arabaya o kadar yoğunlaştı ki oyunun içindeki her şeyi arabaya göre tasarlamaya başlamışlardı. Bölüm tasarımlarını bile ona göre yapmışlardı. Puzzleların büyük kısmı araba ile çözülüyordu. Bu kadar da abartmasınlar tabii, aradaki dengeyi iyi tutturmak gerekiyor.

Bu iki oyundan sonra ne oldu?

İki oyunda da şehirde böylesine eğlenerek gezerken Batman Arkham Origins’e geri dönüş yapınca ağzım açık kaldı. Sürekli f atıp koşarak görevden göreve gidiyordum. Ne? Evet, evet! Bir görevi tamamlıyorum, sonra çatıya kanca atıp süzülerek 10 km boyunca tekrarlaya tekrarlaya gitmeye çalışıyorum. Fast Travel da var çok şükür de küçücük harita için loading beklemek bile anlamsız oluyor. Bunun üzerine düşününce de eğer açık dünya koyulacak bir süper kahraman oyunu yapılacaksa mutlaka keyifli bir seyahat yöntemi olmalı kanaatine varmış bulunmaktayım. Batman için Batmobile, Spider-man için ağ atmak ise işte Iron Man için zırhla birlikte keyifli uçma mekanikleri olabilir. Anthem mesela buna güzel bir örnek, üstüne daha da yoğunlaşırlarsa Anthem’dan da daha iyi bir uçma mekaniği bulup eğlenceli bir oyun yapabilirler.

Arkham Knight ve Spider-man’den sonra kimsenin kanca atıp koşmayı kabul edeceğini sanmıyorum. Yeni çıkacak Batman oyununda da mutlaka Batmobile olmalı. Oyunu yapanlar sanırsam Origins’i yapanlarla aynı ekip ama önceki oyundaki Batmobile’i oyundan çıkaracaklarını sanmıyorum.

Büyük Güç Büyük Sorumluluk getirir!

Basit bir film veya çizgi roman oyunu gibi yapmamak için daha fazla şey gerekiyor. Büyüleyici atmosfer, derin bir oynanış ve düşünülmüş kaliteli bir senaryo artık süper kahraman oyunları için yetersiz geliyor. Stüdyoların artık açık dünyayı da güzel tasarlayıp nasıl eğlenerek gezebileceğimizi düşünmeleri gerekiyor. Bu da süper kahraman oyunlarının yapımı daha da zorlaştı demek. Hem maliyet açısından hem de tasarım açısından ekstra bir emek gerektirdiği ortada. Marvel’s Avengers da bu yüzden tam olarak açık dünya değil sanırım. Her karakter için şehri düzgün tasarlamak çok büyük bir zaman ve emek ister.

Bakalım Rocksteady’nin yaptığı yeni süper kahraman oyunu nasıl olacak? Superman, Justice League veya Suicide Squad oyunu çıkartabilirler. Söylentiler hep çıkıyor, genellikle yalanlanıyor. Bakalım gelecekte bizi neler bekleyecek?

Çocukluğumdan beri beklediğim oyun: Marvel’s Spider-man

Part I: Çocukluğumun Tutkusu

Çocukluğumun en güzel şeylerini saymaya kalksam, Fox kids ve Disney Channel muhtemelen en başta gelir. Disney Channel, biraz daha ortaokul yıllarıma denk gelse de Fox Kids izlerken bir hayli küçüktüm diyebilirim. O yaşlarda Fox kids’i bana bu kadar sevdirten neydi ki? Başlıktan da görebileceğiniz üzere tabii ki Spider-man!

Onlarca düşmanla savaşırken kendini tehlikeli durumlara sokuyor ve o anlarda düşmanıyla dalga geçmesi kendine hayran bıraktırıyordu. Ana karakterimiz Peter Parker’ı sevmemle birlikte maceralarını merak eder olmuştum. Türkçe dublajı da iyi olunca Spider-man The Animated Series en sevdiğim şey haline gelmişti. Nevresim takımları, tişörtler, oyuncaklar derken her şeyim Spider-man olmuştu. Peki bu Spider-man manyağı olan çocuk, video oyunlarıyla tanışırsa ne olur? İlk oynadığı oyun hangisi olur? Bu cevap da sizi şaşırtmayacak. 2000 yılında çıkan Spider-man video oyunu.

Çatılardan aşağıya inmenin imkansız olduğu bu oyun 5 yaşındaki bir çocuğu kolayca etkilemişti. Şehrin aşağısını tasarlamadıkları için, binaların çatısından aşağısını sisle kaplamışlar ve düşersen ölürsün diye bir kural koymuşlar. Sınırlandırılmış küçük bir alanda sıkıcı sıkıcı ağ atsak da 5 yaşındaki ben eğleniyordum.

Part II: Daha fazla Spider-man oyunu

Spider-man 2(PC), Spider-man Friend or Foe ve Ultimate Spider-man derken oyunlara kendimi kaptırmıştım. Severek oynasam da içim buruktu. Hepsi düşük bütçeli orta sınıf oyunlardı. Film oyunlarının yandan yemişi oldukları kesindi. Spider-man sevgimi sömürerek beni kullanıyorlardı, işe de yarıyordu. Çocukken bu bir problem değildi. Ağzım açık bir halde ekrana bakıyordum, salyalarımı akıtarak bir şekilde mutlu oluyordum ama büyük bir sorunumuz vardı, ben büyümeye başlamıştım…

The Amazing Spider-man filminin oyunu da lise zamanlarıma denk geliyordu ki eyvah eyvah! Büyük tehlikenin farkında mısınız? Bir sürü iyi oyun oynamıştım, artık basit bir spider-man oyunu beni mutlu etmeye yetmezdi. Tabii içimdeki çocukla yine koşup aldım. Kısmen severek oynayıp eğlenmiştim de. Kameranın yakın olması, eski oyunlara göre ağ atarken daha eğlenceli olmasını sağlıyordu, kostüm de güzel olunca oyunun eksilerini görmezden geliyordum. Daha sonra ise ikinci oyun çıktı ve sıkıcı bir oyun olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Playstation 2 oyunları gibiydi. Yanlış tarihte çıkmıştı, yaklaşık 5 sene geç çıkmış bir oyundu…

Spider-man oyunlarına kalbim kırılmış bir halde boş duvara bakarak düşünüyordum. Rockstar games, Electronic Arts veya Ubisoft gibi büyük bir stüdyo neden Spider-man oyunu yapmıyordu ki? Neden YÜKSEK BÜTÇELİ bir Spider-man oyunu görmüyorduk? Saçma sapan firmalara bu oyunun lisanslarını satıyorlar, ondan sonra da berbat şeylere bizi maruz bırakıyorlardı. Bu kadar popüler bir markayı şirketler neden istemiyordu?

Part III: Bir yetişkinin içindeki kalbi kırık çocuk

Spider-man oyunlarını geçmişime gömmüş hayatıma devam ediyordum. Marvel sinematik evrenine Spider-man dahil olmuştu ama oyunlardan hala bir ses yoktu. Çıt bile yoktu. Zaten pek bir beklentimin olduğunu da söyleyemeyiz. Hayalimdeki gibi bir oyun olmayacağını çok zor yoldan öğrenmiştim.

Part IV: E3 2016 Oyun Fuarı

Her şeyden habersiz her sene olduğu gibi E3 izlemek için yerimi almıştım. Oyunlar açısından dopdolu bir seneydi ve sıra Sony‘e gelmişti. Yeni bir oyun duyuracaklarını söylediler, insanlar heyecanlandı ve salon büyük bir sessizliğe gömüldü. Fragman başladı, uzaklardan o sisli ve gri binalarla dolu New York‘u gördük. İçimde hiçbir heyecan duymuyordum, bu ne oyunu acaba diyordum. “Watch Dogs tarzı open world bir şey mi yoksa Heavy Rain tarzı inter-aktif film tadında bir şey mi?” dedim. Neyse izlemeye devam ettim. Ekranımızda kocaman bir MARVEL logosu gözüktü. “Bir dakika NE NOLUYOR? derken önümüzdeki binaya Spider-man atladı ve küçük çığlıklar atmaya başladım.

Fragmanı tekrar tekrar izleyip kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ki kısmen başarılı da oldum, çünkü orta sınıf bir Spider-man oyunu olma ihtimali hala vardı. PS4 exclusive olması bana güven aşılasa da Sony’nin yan exclusive oyunları yaptığını daha önce görmüştük. Knack gibi mesela. O yüzden kendimi sakinleştirdim ve hayal kırıklığına uğramamak için oynanış videosu görmeyi beklemek istedim. (Hala çok heyecanlıydım, siz bana inanmayın.)

Olağanüstü bir oynanış videosunun ardından içimden tek geçen şey şuydu: “Playstation 4’ü nasıl elde edecektim?” Evet, PS4 sahibi değildim ki bu büyük bir sorundu. Yayıncılar ve youtuberlar bu oyunu gözüme sokarak tadımı kaçıracaklardı. Hemen konsola kavuşmalıydım. Bir şekilde ailemi ikna ederek PS4 Pro almayı başarmıştım. Ne yapacaktım Spider-man oyununu kaçıracak mıydım?

Part V: Geldi gönlümün efendisi

7 Eylül 2018 tarihine sadece birkaç saat kalmıştı ve oyunu ön-sipariş ettiğimden daha önceden oyunu indirmiştim. Yabancı insanlarla dolu Playstation gruplarında farklı ülkelerden insanlarla saat sayıyorduk. Kimisi için 15 saat varken kimisi için 5 saat vardı. İnsanlar birbirlerini kıskanıp suratını asıyordu. Peki ya ben? Ben mi ne yapıyordum? Tabii ki oyunumu heyecanla bekliyordum ve son 10 saniye kalmıştı. Yılbaşına girer gibi 10’dan geriye saydım ve oyunun kilidi açılır açılmaz girdim. Tüm dünya ile hemen hemen aynı anda oynuyordum. Benim için çok önemli bir an olsa da oyunla ilgilenmek zor olmaya başlamıştı. Canım yanıyordu. Heyecandan karnıma ağrılar girmiş ve nefes alıp vermek benim için zor olmuştu. İlk defa bir oyunu oynarken böyle bir şey yaşadım ve kendimi sakinleştirip oyuna devam ettim. Marvel’s Spider-man’de ilk ağımı attım… “WOAAAH! “SONUNDA İSTEDİĞİM OYUN AAAAA!” gibi şeyler geveliyordum ama daha fazlasını sizlerle paylaşmak biraz utanç verici olabileceğinden bu kısmı biraz atlıyorum.

Part VI: Marvel’s Spider-man

Sinematiklerinin kalitesiyle, ağ atmanın aşırı tatmin edici yanıyla grafiklerinin büyüleyiciliğiyle Spider-man oyunu beni inanılmaz mutlu etmişti. Kendilerine özgün Peter Parker karakterini yaratmaları, kendi Spider-man evrenlerini kurma kararları sayesinde takdirimi de kazanmışlardı. 3 yıl boyunca sadece ağ atmanın daha eğlenceli olması için uğraşmaları ile gönlümü de fethetmişlerdi. Senaryosunun geç açılması, tempo sıkıntıları, bayık yan görevleri olsa da hala yüksek kaliteye sahip bir oyundu.

Death Stranding’deki gibi kendine özgün ekipmanlarına sahip kahramanımızla düşmanlarla savaşmak oyunun asıl eğlenceli kısmıydı. Ekipmanlardaki çeşitlilik gayet yeterliydi. Öyle güzel kombolar yapıyordunuz ki dövüşler zaman zaman görsel bir şölene dönüşüyordu.

Şakalarıyla birlikte eğlenceli bir Peter Parker yaratmışlardı. Spider-cop şakaları yüzümde gülücükler oluşmasına sebep oluyordu. Oyunun başında King pin’e bana çek mi yazıyorsun? diye şakasını yapıp “spiderman değil spider-man” diye adınu düzeltmesi yine suratımda gülücükler açtırmıştı.

Muazzam bir tema müziği yaptıklarını da eklemeliyim. Spider-man’e yakışan bir müzik yapmak hiç kolay bir iş değil fakat sevgili Insomniac Games onu da başarmış.

Insomniac games’e teşekkürlerimi sunuyorum. Hem bir çocuğun hem de bir yetişkinin hayalini yerine getirdiler. Sizi çok seviyorum Insomniac games! Lütfen onlarca Spider-man oyunu yapın, bizi yalnız bırakmayın. Zaten bu kadar kaliteli bir Spiderman’e sahip iken bizi yolda bırakamazsanız. “Ben” amcanın da dediği gibi:

Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.