WandaVision: Marvel Geri Döndü

Hevesle geride bıraktığımız 2020 yılının ardından yeni yıla yeni serisi ile giren Marvel, ilk kez bu kadar uzun zamandır bir içerik çıkarmamasının üzerine fanlarına Disney+’tan seslendi.

Geçtiğimiz günlerde izleyicisiyle buluşan ve süper kahraman severlerin heyecanla beklediği WandaVision’ın ilk iki bölümü yayınlandı. Bizler de bu iki bölümü izleyip, sizler için incelemeye koyulduk. Henüz WandaVision’ izlememiş olanlar merak etmeyin, incelemedeki spoiler uyarısını görene kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Sanmıyorum ama ola ki Endgame’i de izlemediyseniz yazının geri kalanında spoiler ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Wanda ve Vision Sitcom’da Buluşuyor

Endgame’de yaşanan tatsız olayların sonrasında tanıdık yüzler görmek izleyicileri rahatlatsa da, dizinin gizemli havası seyirciye henüz dizinin keyfini çıkarma şansını vermiyor. Sevilen karakterleri aylar sonra ekranlarda gören hayranlar bu durumdan ne kadar memnun olsa da, Marvel dizinin belirsiz gidişatıyla kafalarda soru işareti bırakmaya devam ediyor.

En son perişan halde bıraktığımız Wanda’nın, dizideki 1950’lerin komedisinden fırlamış görselliği ve tavrının insanın üzerinde gülümseten bir etkisi olduğunu söylememiz gerek. Marvel’ın üzerimizde bıraktığı bütün o kasvetten ve üzücü havadan birazcık da olsa uzaklaşmamızı sağlıyor. Fakat bu peri masalı çok fazla uzun sürmeyecek gibi duruyor.

4.Faza Hazırlık

WandaVision ile yeni bir faza geçen Marvel bizleri bu fazın içerisine henüz tamamıyla dahil etmiş değil. Bu diziyle -en azından ilk birkaç bölümüyle- bizleri yeni Marvel’a sokmadan önce ısındırıyor gibi duruyor.

WandaVision’ın sonunun Dr Strange’in yeni filmine bağlanacağını çıkan haberlerden duymuştuk. Bu nedenle dizinin ilk bölümlerinin sakinliğini koruyacağını ve her geçen bölüm heyecanın artacağını, en sonunda ise izleyiciyi ekran başına kilitleyecek bir sezon finaliyle veda edeceğini düşünüyoruz.

Dizi, sonrasında çıkacak Spider-Man 3 ve Doctor Strange in the Multiverse of Madness filmleriyle gelecek olan heyecanlı bir maceranın ilk adımlarını atmış oldu. Her ne kadar hızlı bir başlangıç yapmamış gibi görünse de dizi hakkında pek çok teori ve yer alacağı düşünülen isimler de şimdiden hayranlar tarafından tahmin edilmeye başlandı.

Sır Gibi Devam Ediyor

Teorilerin giderek büyüdüğü dizi için her geçen gün yeni bir easter egg veya yaşanması olası bir olay ortaya atılmakta. Dizinin ilerleyen bölümlerinde açığa çıkacak olan bu sırları Marvel ilk iki bölümde gözümüze sokmadan yerleştirmeyi çok iyi başarmış.

Bir komedi dizisi girişi yapan WandaVision, bizleri gerecek sahnelere de sahipti. Herhangi bir bilgi sızdırmadan bahsetmek gerekirse, dizinin sitcom’lara yakışan siyah-beyaz ve 4:3 kamera oranı güldürücü etkene katkısı da olsa, zaman zaman bu etkenler bir siyah-beyaz korku filmlerinin gerici anlarına dönüşebilir. Sizi That 70’s show komedisinden alıp Psycho ürkünçlüğüne sürükler.

İlk iki bölümüyle karşımıza ilginç anlarıyla çıkan WandaVision’ın diğer bölümlerini de sabırsızlıkla bekliyoruz. Keyifli anlardan rahatsızlığa ve gerçekliğe doğru adım attığımız bu macera her Cuma 5 Mart’a kadar seyircisiyle Disney+’ta buluşacak. 9 bölümlük bu maceranın ilk iki bölümünü izlediyseniz spoilerlı yazımızla devam edebilirsiniz. Fakat izlemeyenler için bundan sonraki kısımların spoilerlı olacağını söylemem gerek.

Dikkat Spoiler Var!

Spoilerlı İnceleme: Neler Kaçırdık

Dizinin yayınlanan iki bölümünün diğer bölümlere hazırlık niteliğinde olması Marvel hayranlarının bölümler hakkında heyecan verici geri bildirimler yapmamasına sebep oldu.

Henüz büyük spoiler verilebilecek bir içerikle karşılaşmamış olunsa da dikkatli izleyen hayranların gözünden kaçmayan birkaç detayı önünüze sereceğiz.

Siyah, Beyaz ve Kırmızı

Dizinin eski dönemlerden günümüze doğru yol almasıyla başladığımız siyah-beyaz dönemde araya giren renkler mutlaka ilginizi çekmiştir. Dizinin hayranları tarafından düşünülen bir teoride diziye renk giren her sahnenin gerçeklikle bağlantılı olduğu öne sürülüyor.

Peki nedir bu gerçeklik? Wanda bildiğiniz gibi Endgame’de çok sevdiği Vision’ı kendi elleriyle feda etmek zorunda kaldıktan hemen sonra Thanos tarafından geri getirilip tekrar ölmesini izlemeye itildi. Yaşadığı bu travmadan sonra neler atlattığını merak edenler için WandaVision bir kapı olacak da olsa, henüz Wanda’nın Endgame olaylarını nasıl kaldırdığına şahit olamadık. Bu nedenle pek çok fanın da tahmin ettiği üzere bu gerçekliğin Wanda tarafından yaratıldığı düşünülmekte.

Bu teoride, Vision’ın kaybını yaşadıktan sonra hayatına onsuz devam etmek istemeyen Wanda’nın yarattığı gerçekliğe, mutlu bir evlilik ve kusursuz bir hayat ile hapsolmuş durumdayız. Düşünülenlere göre Wanda’ya bunu kimse yaptırmıyor. Her ne kadar radyoda duyduğumuz “Wanda bunu sana kim yapıyor?” sözü düşündürse de, hayranlar Wanda’nın Vision’sız yaşayamadığı için oluşturduğu bu dünyaya kendi isteğiyle kapandığını düşünüyor.

Marvel’ın İpuçları ve Daha Fazlası

Kısa gibi görünen toplam 40 dakikalık bu iki bölüm, düşünmeden izleyip gidenler için keyifli bir komediye dönüşebilirken; işaret ve teori kovalayan hayranlar için yoğun bir araştırmaya dönüşebilir.

Marvel’ın bıraktığı birçok işaretin ileriki bölümler için izleyicilere kapı açtığı düşünülmekte. Hadi gelin bu işaretler nelermiş bir bakalım.

1) Reklamlar

Dizinin ilginç yanlarından birisi de arada giren değişik reklamlardı. Her ikisinde de tanıdık izler olan bu reklamlar fanlar tarafından Wanda’nın kaybettiği kişileri temsil ediyor.

İlk reklamımız bir tost makinası reklamı. Anlam veremeden izlediğimiz bu tost makinasına yapılan bir zoom sayesinde Stark Industries logosuna şahit oluyoruz. Pek çoğumuz için bir şey ifade etmeyen bu tanıdık logo, bazı hayranlara göre Wanda ve Pietro’nun Stark Industries tarafından üretilen bir bomba nedeniyle ailelerini kaybetmesini ve kendilerinin patlamayan bir bomba tarafından şans eseri kurtulmasını simgeliyor.

Ayrıca tost makinası çalıştırılırken çıkardığı sesin Tony Strak’ın kostümünün silah ortaya çıkarttığında veya ateş etmeye çalıştığındaki sesle aynı ses olduğu söyleniyor.

İkinci reklamımız ise bir saat reklamı. Üzerinde Hydra logosu olan bir Strücker saat. Bu isim tanıdık mı geliyor? Gelmeli de. Çünkü Wanda ve Pietro’yu kiralayan ve üzerinde deneyler yapan Hydra ilşikili Baron Von Strücker’i temsil ettiği söyleniyor.

2) S.W.O.R.D

Dizinin pek çok farklı yerinde logosu bulunan SWORD, çizgi romanlarda SHIELD’ın bir tür ‘uzay versiyonu’ olarak hareket eden bir terörle mücadele ve istihbarat ajansıdır. Ancak WandaVision’da SWORD’un kısaltmasının değiştirildiği gözlemlenmiştir. Sentient World Observation and Response Department yerine Sentient Weapon Observation Response Division kullanıldığı belirlenmiş.

3) Bir Portal Mı?

Önceden de bahsettiğim gibi dizide çeşitli SWORD logoları görünüyor. Sadece görünmekle kalmayıp, Wanda’nın bu hayali dünyasını uzaktan da izleyebildiklerini bir bölüm sonunda görebiliyoruz. Fakat tüm bunların yanında ilginç olan bir detay daha hayranların gözünden kaçmıyor.

2.bölümün sonunda Wanda ve Vision’ın evlerinin önündeki kanalizasyondan çıkan bir arıcının SWORD logolu kıyafeti gözümüze çarpıyor. Fakat şaşırmamız gereken kısmın burası olmadığı da izleyiciler tarafından keşfedilmiş. SWORD ajanı olduğu düşünülen kişinin çıktığı kanalizasyon kapağı, bölümün başlarında yerinde olmadığı fark ediliyor.

SWORD ajanı Wanda’nın hayal dünyası ile bir kapı kurabiliyor mu yoksa henüz yeni mi başarmışlar bilmiyoruz fakat Wanda’nın onları mahallesinde istemediği kesin. Çünkü SWORD ajanını gören Wanda zamanı geri alarak bu durumdan çıkıveriyor.

4) Yan Karakterler Pek de ‘Yan’ Değillermiş

Heyecanlı komşu Agnes’ımız sandığımız kadar masum olmayabilir. Çizgi roman severlerin tanıdık olduğu Agatha Harkness ile ilişkilendirilen bu karakterin bir cadı olduğu ve zamanında Fantastik Dörtlü çizgi romanlarında belirdiği biliniyor.

Yetenek gösterisi için yapılan toplantı sırasında kadınlar arasındaki sohbet, seyirciye dizinin gerçek kötüsünün kim olduğuna dair bir ipucu verebilecek potansiyel bir gönderme olabilir.

‘Şeytan’ ile ilgili geçen bir muhabbette kullanılan bir satır izleyicinin ilgisini çekiyor. Dottie’nin “Şeytan ayrıntıdadır.” cümlesine karşı Wanda’nın kulağına “Olduğu tek yer orası da değildir.” diye fısıldayan Agnes’ın Mephisto için gönderme yapıldığı düşünülmektedir. Mephisto karakteri Marvel’ın en korkutucu kötülerinden olmakla beraber, boyutlararası bir iblis ve cehennemin hükümdarıdır.

Yeni Bir Marvel Dönemine Biz Hazırız, Peki Ya Siz?

Verilen uzun aradan sonra yayınlanan ilk Marvel içeriği olan WandaVision çoğunluğun beğenisini çoktan kazandı bile. Gerek farklı konsepti, gerekse ilgi çekici detaylarıyla 20 dakikaya pek çok şey sığdırmayı başaran WandaVision’ın ilk iki bölümünü bizler eğlenerek izledik.

Marvel’dan farklı türde bir içerik görmek heyecanımızı arttırdı ve bizlere her haftanın sonunda izleyecek içerik verdi. İzlerken bu kadar detayı fark edemedim diye üzülenlerdenseniz, üzülmeyin daha önümüzde 7 bölüm var.

Yeni karakterleri ve sürpriz konuklarının olacağını düşündüğümüz ileriki bölümler için biz sabırsızlıkla bekliyoruz. Siz WandaVision’ı nasıl buldunuz? Fark edilmediğini düşündüğünüz bir detay varsa bizlerle yorumlarda paylaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler.

The Office: Bir Kağıt Firmasının Bile Hayatlarımıza Dokunabileceğini Gösteren Dizi

Sitcomlar… Hepimizin hayatına dokunan bir sitcom vardır. Cevaplar değişir ama her zaman bir sitcom vardır. Bugün sizinle -zaten çoğunuzun bildiği- The Office’i, taze bitirmemin şerefine klavyeme gözyaşlarımı akıta akıta konuşacağım. 

The Office, Greg Daniels tarafından uyarlanan bir dizi ve orijinalinde başrolü Ricky Gervais üstleniyor. Aslında The Office bir belgesel. Karakterlerimiz kendilerinin bir çekim altında olduklarını biliyorlar. The Office dokuz sezon gibi uzun bir süre yayınlandı ve dünya genelinde milyonlarca hayran kazandı.  Konuyu da bilmeyenler için kısaca anlatıyım. Dizimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin Scranton şehrinde geçiyor. Kahramanlarımız Dunder Mifflin Kağıt Şirketinde çalışan insanlardan oluşuyor.

Fark ettiğiniz gibi gayet sade bir konuya sahip. Bütün sezonlarda bir ofisin içinde karakterlerimizin,  aynı yerde oturup, aynı şeyleri yapmasını izliyoruz aslında. Tabii ki başlarına türlü türlü şeyler geliyor ve işlerin seyri değişebiliyor. Ama dediğim gibi her şey aslında çok kısıtlı. İşte burada da karakterlerin iyi yazılmış olması devreye giriyor.

Hepimiz Kendimizden Bir Şeyler Görüyoruz

The Office’in belki de en güçlü özelliği karakterleri. Karakterlerin gerçekten yaşaması sizi bu diziye bağlayan en önemli etken oluyor. Onların yaşadığı her türlü duyguyu dizi size hiç etkisini azaltmadan geçirebiliyor. Hepsinde kendimizden bir şeyleri görüyoruz. Hayata karşı bir umursamazlığınız mı var? Stanley ile aranızda bir bağ oluşabilir. Her zaman hırslı ve hedefine kilitlenmiş birisi misiniz? O zaman Dwight’ı çok seveceksiniz. Olduğunuz ortam ne olursa olsun, her zaman şaka yapmanın gerektiğini mi düşünenlerdensiniz? O zaman sizin adamınız Michael. Gördüğünüz gibi bağlanmak çok kolay her birine.

Dünya’nın En Eğlenceli Ofisi

Kısaca bazılarını tanıyalım isterseniz. Ofisimizin başında tüm sezonlar boyunca uğruna kıyasıya bir rekabetin sürdüğü Bölge Müdürü sıfatıyla Michael Scott oturuyor. Michael Scott inanılmaz bir karakter arkadaşlar. Kendisi asla espri yapmanın dozunu ve yerini bilmiyor. Sınırları tanımadan aslında kötü niyetli de olmadan insanları çok fazla kırdığı oluyor. Ama asıl gerçek şu ki pırlanta gibi bir kalbi var. Ofisini sahiplenişi, onlara olan sevgisi -Toby hariç tabii ki- ölçülemez düzeyde. Steve Carell yıllar boyunca unutulmayacak bir performansa imza atmış bu dizide. Jim’e geçelim o zaman. Jim aslında hem haylaz olup hem de “düzgün çocuk” tanımına uyan biri.  Şubenin en parlak geleceğe sahip satıcılarından biri olmasına karşın şakacılığı ile de gönülleri fethetmeyi başarıyor. Dwight ile aralarında Tom ve Jerry gibi bir ilişki var. Aslında birbirlerine çok saygı duyarlar, birbirilerini severler. Fakat bunu dışa çok nadir vururlar.

John Krasinski Explains Why He Wants 'The Office' Reunion and Reboot

Dwight’a gelirsek. Dwight bir sitcomda gördüğüm en yaratıcı dizayna sahip karakterlerden biri.  Çok özel bir karakter. Hedefi her zaman zirve olan ve zirveye ulaşmak için de elinden geleni yapmaktan çekinmeyen birisi. Dizide en ileri karakter gelişimine sahip olan kişinin de o olduğunu düşünüyorum. Dokuzuncu sezondaki Dwight ve ilk sezondaki Dwight arasında inanılmaz farklar var.  Bu kadar söyledik tabii ki de biricik resepsiyonistimiz Pam’den de bahsedelim. Pam dünyalar tatlısı bir insan. Jim ile çok az insanın arasında olan bir kimyaya sahipler. Pam, Michael’ın ofiste kendisine en yakın hissettiği isimlerin başında geliyor. Söylediklerimin haricinde Andy, Stanley, Phyllis, Meredith, Oscar, Kelly, Ryan, Kevin, Angela ve bence dizinin en ilginç karakterlerinden bir diğeri Creed… 

Creed konusu ilginç arkadaşlar. Dizinin zaten dördüncü duvarı yıktığını biliyoruz ancak, Creed’de farklı bir durum var. Creed gerçeklikleri karıştırıyor bazen.  Kendi benliğini de unutuyor. En sonunda da onun kim olduğunu, nasıl biri olduğunu öğreniyoruz neyse ki. 

The Office’in Anlamı

Burayı biraz kişiselleştirerek yazıyorum. Sitcom izlemek benim için kafamı yormadığım, yirmişer dakika açayım da dert tasa her şeyden uzaklaşayım yöntemidir. Hepimizde de vardır bu durum diye düşünüyorum. Dizileri bitirdiğimizde, özellikle final bölümlerinde o sonraki bölümün olmaması gerçeği hepimizi yaralıyordur diye tahmin ediyorum. İşte The Office’de de bunları yaşadım. The Office’in bize verdiği en yoğun duygular, aile ve aitlik. Yukarıda söylediğim kendinizden bir şeyleri bulmanın yanında bir de benimseme durumu yaşanıyor. Bazı kişiler diziye belli bir yerde veda ediyor mesela. Buna sanki en yakın arkadaşınız farklı bir şehre taşınıyormuş gibi tepki veriyorsunuz. Birilerinin mutluluğu sizi de aynı dozda mutlu ediyor. Bir süre sonra siz de her gün sabah Scranton’ın o soğuk havasında, Dunder Mifflin’de çalışmaya gidenlerden oluyorsunuz. Binaya girip adını bile öğrenmeye gerek duymadığınız güvenlik görevlisiyle gereksiz bir bakışmanın ardından Pam’e günaydın diyip masanıza geçiyorsunuz ve ardından bugün Dwight ve Jim’in birbirlerine yapacaklarını bekliyorsunuz…

Okuduğunuz için teşekkür ederim. İzleyenlere özlem duygusunu, izlemeyenlere de izleme isteği kazandırmışımdır umarım. Kendinize iyi bakın ve yangını Ryan’ın çıkardığını unutmayın!