Injustice (2021)

Süper kahramanları yaptıkları iyiliklerle tanırız. Bu tanımda akla gelen ilk karakter şüphesiz Superman diyebiliriz. Çoğu çocuğa ilham olan, mükemmelliğiyle örnek olan bir karakter Superman. Tabii her zaman işler böyle yürümüyor. Bildiğiniz üzere Superman’in tek bir zaafı var o da Kriptonit. Hatta bu o kadar meşhur bir bilgidir ki, günümüzde zayıf noktaları temsilen “Benim tek kriptonitim…” gibi kalıplaşmış bir cümle olarak da kullanılır. İşte bu kadar kusursuz bir canlının Dünyaya iyilik yapmak için gelmesi insanlar için çok büyük bir şans. Fakat ya işler öyle yürümezse ve Superman’in kusursuzluğu insan ırkı için durdurulamaz bir zarara yol açarsa?

İşte Injustice hikayesi kısaca bunu anlatır. Superman ile yalnızca aynı taraftaysanız mükemmeldir ve emin olun karşı tarafta olmak istemezsiniz. İyinin kötüye dönüştüğü, Justice League’i tamamıyla ikiye bölen, her bir karakteri yüreğimiz ağzımızda heyecanla okuduğumuz bir çizgi roman serisi Injustice. Bu seri her ne kadar oyunlardan uyarlanmış olsa da çok detaylı ve bir o kadar da sürükleyicidir. Oyunu, çizgi romanı ve Zack Snyder’in Justice League epilogue’unda yapılan göndermeleriyle neredeyse her sektöre adım atmış bir isim. Şimdi ise animasyon filmi ile karşımıza çıktı. Çizgi roman dünyasının Skyrim’i diyebiliriz. Olmadığı masa yok.

Animasyonda da mı Warner Bros?

Bugüne kadar iyi kötüye dönüşüyor temasıyla yapılan her içerik çoğunlukla tuttu diyebiliriz. Bildiğimiz hikayelerin “Ya şöyle olsaydı?” adı altında ilerlediği her içerik ilgi çekici geliyor kitleye. Başka bir evrende o hikayenin farklı işleyişi, aşina olduğumuz karakterlerin hiç beklemediğimiz kişiliklere bürünmeleri oldum olası kendini izletmeyi başardı. Marvel’ın What-If’inin yanında, çok bilinen Flashpoint çizgi romanı da aynı şekilde bu tarz konuları yer alır ve oldukça da geniş bir hayran kitlesine sahiptirler.

Peki bu kadar sevilen bir içeriği Warner Bros Animasyonuyla nasıl mi işledi? Öncelikle Injustice’in 10 ciltten fazla çizgi romanı olduğunu söylemeliyim. Evrendeki neredeyse en önemli tüm karakterlerin en az bir kere konuk olduğu bir seri. Öyle her yiğidin harcı değil tek filmde çekmek yani. Bana kalırsa hiçbir yiğidin harcı değil. Injustice konu bakımıyla, karakter sayısı bakımıyla ve derinliği bakımıyla kırpılıp atılamayacak bir seri. Çünkü her karaktere gerektiği önemi, her ölüme gerektiği sindirme süresini vermediğin zaman kitleye o hikayeyi yedirmek imkansız. Bu nedenle filmi 1 saat 18 dakika yapan Warner Bros Animasyonu ekibine sadece soruyorum. Neden?

Bu zamana kadar The Dark Returns’ü, The Long Halloween gibi tek cilt kitabı (ki bence çok doğru bir kararla) iki ayrı filmde çekip, nasıl oldu da 10’dan fazla cilt içeren bir seriyi tek bir filme sığdırmaya karar verdiklerini aklım almıyor açıkçası. Game of Thrones’u 1 sezon yapmaktan hiçbir farkı yok. Aynı sezonda tüm o 8 sezonu birden yaşadığınızı hayal edebiliyor musunuz? Battle of Bastards, The Door, Blackwater ve daha nice bölümün tek bir sezona sığdırıldığını düşünün… Ben düşünemiyorum açıkçası. Ne o sahnelerin etkileyiciliği kalır, ne de herhangi bir karakterin ölümünden etkileniriz.

Kısaca olmamış yani, olduramamışlar, olduramazlardı da zaten böylesine derin ve uzun bir içeriği. Warner Bros animasyonlarını son zamanlardaki işlerine kadar bayılarak izlerdim. Artık bir çizgi romanın animasyonunun çıkacağına heyecanlanmak yerine korkar oldum. Gerçekten yazık olmuş, boşa giden koca bir hikaye…

Bu kısımdan sonrası hem filmden hem çizgi romandan spoiler içerir!

Nereye Yetişiyoruz?

Injustice diye açtığım filmin ilk saniyesinde Superman’in gözünün dönüşünden sonra Flash yok oldu, Shazam “Ben gidiyorum gençler.” diyip aramızdan ayrıldı. Wonder Woman çizgi romanda en azından bir nevi nedeni açıklanan iğrenç tavrını, filmde hiçbir sebep olmaksızın korumaya devam etti. Batman sadece oradan oraya koşturuyor, Nightwing ve Green Arrow o kadar sindirilmeden ölüyor ki sanki birisinin parodi kurgusunu izliyor gibiyiz. Bunların hepsi alelacele gerçekleşiyor. Muazzam diyaloglara sahip, ağlamaktan sayfaları çeviremediğim, karakterlerin hallerini harika yansıtan çizimleriyle Injustice çizgi romanı gitmiş; bir hayranın hazırladığı “Injustice en önemli sahneler” adlı Youtube videosu gelmiş sanki.

Yahu nereye yetişiyoruz? Bir durun az önce Lois ölmüştü daha? Superman sinirlenip ne ara herkesi harcadı? Nerede o çizgi romanda okurken gözlerinden alev fışkırtan Superman? Nerede o Damian’ın Batman’e ihanet edip Superman’in tarafına geçtiği için Bruce ile yaptığı şairane diyaloglar? Gerçekten hayretler içerisinde izledim. En sevdiğim Dinah Lance ve Oliver Queen hikayelerinden biri işleniyor fakat Dinah yok bile. Harley’nin belki de sahip olduğu en güzel karakter gelişimlerinden birisi Injustice çizgi romanındaydı. Filmde ise Harley, Joker olmadan bir baltaya sap olamamış, etrafta geziyor gibi bir karaktere bürümüşler. Gerçekten çizgi romanları okuyan varsa izlemesin derim. Üzüldüğünüze değmez inanın. Daha sayılacak o kadar örnek var ki aklıma geldikçe boşa giden potansiyele yanıyorum. Sağlık olsun diyelim.

Bir Senaryonun Oyuncu Üzerindeki Etkisi

Evet, olmamış dedik beğenemedik fakat bir animasyon sadece konusundan ibaret değil. Injustice’te fragman sırasında gözüme batmayan çizimler, filmde inanılmaz itici bir hale büründü. Aşırı kalın çizgili insan mimikleri, Superman’in donuk bakışları, kostümlerin üstlerine emanet durması ile inanılmaz aceleye gelmiş bir animasyon olmuşa benziyor. Tüm karakterler evrene ait değilmiş gibi duruyor. Oturtamadığım bir çizgi olmuş ve özellikle bu hikayeye hiç yakıştıramadım.

Bazı diyaloglar o kadar hızlı geçmiş ki ses aktörleri bile nasıl tepki vereceğini şaşırmış. Superman’in ses aktörü o kadar duygu geçişinin art arda olması nedeniyle çok donuk bir ses ile kendini kilitlemiş. Catwoman ile Batman’in inanılmaz duygusal olması gereken sahnesi ise bir çocuk teselli eder nitelikte kalmış. Aktörlerden çıkan her bir kelimede işin aceleye geldiği anlaşılıyor fakat kesinlikle yetenek problemlerinden dolayı olduğunu düşünmüyorum. Bence gayet başarılı isimler fakat bazen senaryonun eksikliği aktörleri de bu şekil ağır vuruyor ne yazık ki.

Yeni Animasyonlara Artık…

Geneline baktığımda yapılmak için yapılmış bir iş olarak gördüğüm Injustice animasyon filmini kesinlikle beğenemedim. Seriyi okumadıysanız belki size ortalama bir iş gibi gelebilir ama okuyan birinden çok iyi bir yorum duyacağımızı sanmıyorum. Hala çizgi romanları okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim fakat animasyon filmini merak edenler için aynı şeyi öneremeyeceğim. Artık gelecek filmlere daha iyisi olsun demekten başka elimden bir şey gelmiyor.

Siz neler düşündünüz? Filmi nasıl buldunuz? Bizimle yorumlarda paylaşabilirsiniz.

WandaVision: Marvel Geri Döndü

Hevesle geride bıraktığımız 2020 yılının ardından yeni yıla yeni serisi ile giren Marvel, ilk kez bu kadar uzun zamandır bir içerik çıkarmamasının üzerine fanlarına Disney+’tan seslendi.

Geçtiğimiz günlerde izleyicisiyle buluşan ve süper kahraman severlerin heyecanla beklediği WandaVision’ın ilk iki bölümü yayınlandı. Bizler de bu iki bölümü izleyip, sizler için incelemeye koyulduk. Henüz WandaVision’ izlememiş olanlar merak etmeyin, incelemedeki spoiler uyarısını görene kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Sanmıyorum ama ola ki Endgame’i de izlemediyseniz yazının geri kalanında spoiler ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Wanda ve Vision Sitcom’da Buluşuyor

Endgame’de yaşanan tatsız olayların sonrasında tanıdık yüzler görmek izleyicileri rahatlatsa da, dizinin gizemli havası seyirciye henüz dizinin keyfini çıkarma şansını vermiyor. Sevilen karakterleri aylar sonra ekranlarda gören hayranlar bu durumdan ne kadar memnun olsa da, Marvel dizinin belirsiz gidişatıyla kafalarda soru işareti bırakmaya devam ediyor.

En son perişan halde bıraktığımız Wanda’nın, dizideki 1950’lerin komedisinden fırlamış görselliği ve tavrının insanın üzerinde gülümseten bir etkisi olduğunu söylememiz gerek. Marvel’ın üzerimizde bıraktığı bütün o kasvetten ve üzücü havadan birazcık da olsa uzaklaşmamızı sağlıyor. Fakat bu peri masalı çok fazla uzun sürmeyecek gibi duruyor.

4.Faza Hazırlık

WandaVision ile yeni bir faza geçen Marvel bizleri bu fazın içerisine henüz tamamıyla dahil etmiş değil. Bu diziyle -en azından ilk birkaç bölümüyle- bizleri yeni Marvel’a sokmadan önce ısındırıyor gibi duruyor.

WandaVision’ın sonunun Dr Strange’in yeni filmine bağlanacağını çıkan haberlerden duymuştuk. Bu nedenle dizinin ilk bölümlerinin sakinliğini koruyacağını ve her geçen bölüm heyecanın artacağını, en sonunda ise izleyiciyi ekran başına kilitleyecek bir sezon finaliyle veda edeceğini düşünüyoruz.

Dizi, sonrasında çıkacak Spider-Man 3 ve Doctor Strange in the Multiverse of Madness filmleriyle gelecek olan heyecanlı bir maceranın ilk adımlarını atmış oldu. Her ne kadar hızlı bir başlangıç yapmamış gibi görünse de dizi hakkında pek çok teori ve yer alacağı düşünülen isimler de şimdiden hayranlar tarafından tahmin edilmeye başlandı.

Sır Gibi Devam Ediyor

Teorilerin giderek büyüdüğü dizi için her geçen gün yeni bir easter egg veya yaşanması olası bir olay ortaya atılmakta. Dizinin ilerleyen bölümlerinde açığa çıkacak olan bu sırları Marvel ilk iki bölümde gözümüze sokmadan yerleştirmeyi çok iyi başarmış.

Bir komedi dizisi girişi yapan WandaVision, bizleri gerecek sahnelere de sahipti. Herhangi bir bilgi sızdırmadan bahsetmek gerekirse, dizinin sitcom’lara yakışan siyah-beyaz ve 4:3 kamera oranı güldürücü etkene katkısı da olsa, zaman zaman bu etkenler bir siyah-beyaz korku filmlerinin gerici anlarına dönüşebilir. Sizi That 70’s show komedisinden alıp Psycho ürkünçlüğüne sürükler.

İlk iki bölümüyle karşımıza ilginç anlarıyla çıkan WandaVision’ın diğer bölümlerini de sabırsızlıkla bekliyoruz. Keyifli anlardan rahatsızlığa ve gerçekliğe doğru adım attığımız bu macera her Cuma 5 Mart’a kadar seyircisiyle Disney+’ta buluşacak. 9 bölümlük bu maceranın ilk iki bölümünü izlediyseniz spoilerlı yazımızla devam edebilirsiniz. Fakat izlemeyenler için bundan sonraki kısımların spoilerlı olacağını söylemem gerek.

Dikkat Spoiler Var!

Spoilerlı İnceleme: Neler Kaçırdık

Dizinin yayınlanan iki bölümünün diğer bölümlere hazırlık niteliğinde olması Marvel hayranlarının bölümler hakkında heyecan verici geri bildirimler yapmamasına sebep oldu.

Henüz büyük spoiler verilebilecek bir içerikle karşılaşmamış olunsa da dikkatli izleyen hayranların gözünden kaçmayan birkaç detayı önünüze sereceğiz.

Siyah, Beyaz ve Kırmızı

Dizinin eski dönemlerden günümüze doğru yol almasıyla başladığımız siyah-beyaz dönemde araya giren renkler mutlaka ilginizi çekmiştir. Dizinin hayranları tarafından düşünülen bir teoride diziye renk giren her sahnenin gerçeklikle bağlantılı olduğu öne sürülüyor.

Peki nedir bu gerçeklik? Wanda bildiğiniz gibi Endgame’de çok sevdiği Vision’ı kendi elleriyle feda etmek zorunda kaldıktan hemen sonra Thanos tarafından geri getirilip tekrar ölmesini izlemeye itildi. Yaşadığı bu travmadan sonra neler atlattığını merak edenler için WandaVision bir kapı olacak da olsa, henüz Wanda’nın Endgame olaylarını nasıl kaldırdığına şahit olamadık. Bu nedenle pek çok fanın da tahmin ettiği üzere bu gerçekliğin Wanda tarafından yaratıldığı düşünülmekte.

Bu teoride, Vision’ın kaybını yaşadıktan sonra hayatına onsuz devam etmek istemeyen Wanda’nın yarattığı gerçekliğe, mutlu bir evlilik ve kusursuz bir hayat ile hapsolmuş durumdayız. Düşünülenlere göre Wanda’ya bunu kimse yaptırmıyor. Her ne kadar radyoda duyduğumuz “Wanda bunu sana kim yapıyor?” sözü düşündürse de, hayranlar Wanda’nın Vision’sız yaşayamadığı için oluşturduğu bu dünyaya kendi isteğiyle kapandığını düşünüyor.

Marvel’ın İpuçları ve Daha Fazlası

Kısa gibi görünen toplam 40 dakikalık bu iki bölüm, düşünmeden izleyip gidenler için keyifli bir komediye dönüşebilirken; işaret ve teori kovalayan hayranlar için yoğun bir araştırmaya dönüşebilir.

Marvel’ın bıraktığı birçok işaretin ileriki bölümler için izleyicilere kapı açtığı düşünülmekte. Hadi gelin bu işaretler nelermiş bir bakalım.

1) Reklamlar

Dizinin ilginç yanlarından birisi de arada giren değişik reklamlardı. Her ikisinde de tanıdık izler olan bu reklamlar fanlar tarafından Wanda’nın kaybettiği kişileri temsil ediyor.

İlk reklamımız bir tost makinası reklamı. Anlam veremeden izlediğimiz bu tost makinasına yapılan bir zoom sayesinde Stark Industries logosuna şahit oluyoruz. Pek çoğumuz için bir şey ifade etmeyen bu tanıdık logo, bazı hayranlara göre Wanda ve Pietro’nun Stark Industries tarafından üretilen bir bomba nedeniyle ailelerini kaybetmesini ve kendilerinin patlamayan bir bomba tarafından şans eseri kurtulmasını simgeliyor.

Ayrıca tost makinası çalıştırılırken çıkardığı sesin Tony Strak’ın kostümünün silah ortaya çıkarttığında veya ateş etmeye çalıştığındaki sesle aynı ses olduğu söyleniyor.

İkinci reklamımız ise bir saat reklamı. Üzerinde Hydra logosu olan bir Strücker saat. Bu isim tanıdık mı geliyor? Gelmeli de. Çünkü Wanda ve Pietro’yu kiralayan ve üzerinde deneyler yapan Hydra ilşikili Baron Von Strücker’i temsil ettiği söyleniyor.

2) S.W.O.R.D

Dizinin pek çok farklı yerinde logosu bulunan SWORD, çizgi romanlarda SHIELD’ın bir tür ‘uzay versiyonu’ olarak hareket eden bir terörle mücadele ve istihbarat ajansıdır. Ancak WandaVision’da SWORD’un kısaltmasının değiştirildiği gözlemlenmiştir. Sentient World Observation and Response Department yerine Sentient Weapon Observation Response Division kullanıldığı belirlenmiş.

3) Bir Portal Mı?

Önceden de bahsettiğim gibi dizide çeşitli SWORD logoları görünüyor. Sadece görünmekle kalmayıp, Wanda’nın bu hayali dünyasını uzaktan da izleyebildiklerini bir bölüm sonunda görebiliyoruz. Fakat tüm bunların yanında ilginç olan bir detay daha hayranların gözünden kaçmıyor.

2.bölümün sonunda Wanda ve Vision’ın evlerinin önündeki kanalizasyondan çıkan bir arıcının SWORD logolu kıyafeti gözümüze çarpıyor. Fakat şaşırmamız gereken kısmın burası olmadığı da izleyiciler tarafından keşfedilmiş. SWORD ajanı olduğu düşünülen kişinin çıktığı kanalizasyon kapağı, bölümün başlarında yerinde olmadığı fark ediliyor.

SWORD ajanı Wanda’nın hayal dünyası ile bir kapı kurabiliyor mu yoksa henüz yeni mi başarmışlar bilmiyoruz fakat Wanda’nın onları mahallesinde istemediği kesin. Çünkü SWORD ajanını gören Wanda zamanı geri alarak bu durumdan çıkıveriyor.

4) Yan Karakterler Pek de ‘Yan’ Değillermiş

Heyecanlı komşu Agnes’ımız sandığımız kadar masum olmayabilir. Çizgi roman severlerin tanıdık olduğu Agatha Harkness ile ilişkilendirilen bu karakterin bir cadı olduğu ve zamanında Fantastik Dörtlü çizgi romanlarında belirdiği biliniyor.

Yetenek gösterisi için yapılan toplantı sırasında kadınlar arasındaki sohbet, seyirciye dizinin gerçek kötüsünün kim olduğuna dair bir ipucu verebilecek potansiyel bir gönderme olabilir.

‘Şeytan’ ile ilgili geçen bir muhabbette kullanılan bir satır izleyicinin ilgisini çekiyor. Dottie’nin “Şeytan ayrıntıdadır.” cümlesine karşı Wanda’nın kulağına “Olduğu tek yer orası da değildir.” diye fısıldayan Agnes’ın Mephisto için gönderme yapıldığı düşünülmektedir. Mephisto karakteri Marvel’ın en korkutucu kötülerinden olmakla beraber, boyutlararası bir iblis ve cehennemin hükümdarıdır.

Yeni Bir Marvel Dönemine Biz Hazırız, Peki Ya Siz?

Verilen uzun aradan sonra yayınlanan ilk Marvel içeriği olan WandaVision çoğunluğun beğenisini çoktan kazandı bile. Gerek farklı konsepti, gerekse ilgi çekici detaylarıyla 20 dakikaya pek çok şey sığdırmayı başaran WandaVision’ın ilk iki bölümünü bizler eğlenerek izledik.

Marvel’dan farklı türde bir içerik görmek heyecanımızı arttırdı ve bizlere her haftanın sonunda izleyecek içerik verdi. İzlerken bu kadar detayı fark edemedim diye üzülenlerdenseniz, üzülmeyin daha önümüzde 7 bölüm var.

Yeni karakterleri ve sürpriz konuklarının olacağını düşündüğümüz ileriki bölümler için biz sabırsızlıkla bekliyoruz. Siz WandaVision’ı nasıl buldunuz? Fark edilmediğini düşündüğünüz bir detay varsa bizlerle yorumlarda paylaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler.