Assassin’s Creed Shadows, proje adıyla Assassin’s Creed RED olarak duyurulduğunda ne yalan söyleyeyim hiç heyecanlanmamıştım. Evet, sonunda Japonya’da geçen bir AC oyunu yapacaklardı ama Feodal Japonya teması gerçekten eğlenceli olabilir miydi? Sekiro ve Ghost of Tsushima’da bu temadan dolayı sıkılmıştım. Ancak Assassin’s Creed Shadows geliştirilirken bu temayı bana sevdiren bazı yapımlar çıktı. Biri Blue Eye Samurai animesi, diğeri ise Shogun dizisi oldu. Feodal Japonya’nın entrikaları, tuhaf gelenek görenekleri, yabancıların ülkeye girmesi ve toplumun değişimi oldukça ilgimi çekmişti. Üstelik 2020’den beri AC serisi için ana oyun çıkmıyordu. Bu yüzden AC Shadows benim için en doğru zamanda geldi.
Yaklaşık 10 gündür oynuyorum, çeşitli eksiklikleri olsa da ben bu oyunu bayıldım. Bence serinin en iyi oyunlarından biri.

Origins ile Başlayan AC Formülü
Origins sonrası AC oyunlarını bilirsiniz. Size devasa bir harita verip üzerinize tonla görev yağdırırlar. Haritada o kadar fazla ikon vardır ki gözünüz korkar. Görev çeşitliliği ise pek yoktur; oyunun ilk 20 saati ile son 20 saati neredeyse aynıdır. Bunun dışında size bir tarikat verir ve liderleri avlamanızı isterler.
Bu son üçlemenin oynanışları hiç fena değildir, ancak 150-200 saati besleyecek kadar tatmin edici veya derin mekanikleri yoktur. AC Shadows bu formüle ait son oyun olacaktı, bu oyundan sonra ise formülde değişikliğe gideceklerdi. Bunu bildiğimden dolayı Shadows’ta bir tasarım değişikliği beklemiyordum ve onlar da zaten büyük değişiklik yapmamışlar. Ancak formüldeki bazı eksiklikleri çok güzel kapatmışlar.
Origins ile aram kötüdür, Odyssey eh işte, Valhalla’yı biraz severim. Shadows ise bu yeni seride en beğendiğim oyun oldu.

Formülün Doruk Noktası
Gelelim formülün doruk noktasına. Harita yine büyük ama ikon bombardımanına tutulmuyorsunuz. Oyunun önerdiği modda oynarsanız, size verilen bilgiye göre görevin konumunu tahmin etmek zorundasınız; yani ikonu kendiniz işaretleyip o civarda araştırmalar yapıyorsunuz. İşaretinizin çevresinde koşup görevi aramakla uğraşabilirsiniz ya da Scout’larınız boştaysa o bölgeye gönderip konumunu doğrudan öğrenebilirsiniz. Yalnız Scout’larınız her mevsimde sınırlı. Hakkınız bittiğinde doldurmak için para harcamanız gerekiyor. Tahmin haklarınızı dikkatli kullanmalısınız. Görevin konumunu sürekli bulmaya çalışmak biraz bayabiliyor ama genel olarak bu yaklaşımı sevdim. Bu özelliği ayarlardan kapatabiliyorsunuz ancak bunu kapattığımda oyuna karşı heyecanımın azaldığını fark ettim. Keşfi gerçekten öldürüyor.
Tarikat kısmını ana görev yapmışlar ve oyun boyunca bu liderleri avlıyorsunuz. Yanlarına küçük tarikatlar, düello yapacağınız samuraylar, halka kötü davranan çeteler de ekleniyor.

Artık sandıkların tamamı da haritada gözükmüyor, sadece büyük sandıklar görünüyor. Bu da boğulmanızı ve bunalmanızı bir nebze azaltıyor. Asıl güzel kısım ise haritayı temizlemenin artık daha ödüllendirici olması. Bir kalenin liderlerini temizlediğinizde ya da bir tapınaktaki tüm kağıtları topladığınızda size tecrübe ve eşya ödülleri veriyor. Kaledeki güçlü samuraylar indirdiğinizde kalenin büyük sandığını açmaya hak kazanıyorsunuz.
Bir tek kulelerin çatılarına tırmanıp fast travel bölgeleri açmak yorucu geldi. Çünkü yapılar hem yüksek hem de bunu çok sık yapıyorsunuz. Keşke Far Cry 3’teki gibi her tırmandığımız yapıyı birbirinden farklı yapsalar ve sıklıkları daha düşük olacak şekilde tasarlasalar.

Oynanışı Birbirinden Tamamen Farklı İki Karakter
Assassin’s Creed Shadows’ta aynı anda oynanabilir iki karakter var. Naoe ve Yasuke. Bu Odyssey veya Valhalla’daki gibi sadece görünüşü etkilemiyor aynı zamanda oynanışı da etkiliyor. Yani AC Syndicate’ın yapmaya çalıştığı şeyi alıp çok daha ileri taşımışlar.
Naoe, gizlilik ve parkur kısmını iyi yapıyor. Yasuke ise aksiyon kısmını iyi yapıyor hatta o gereksiz fazla iyi yapıyor. Tek kişilik ordu desem yeridir. Ama tırmanma becerisi hiç yok, çoğu yere çıkamıyor. Tırmanma, sürünme ve çöküp yürüme animasyonları aşırı yavaş. Parkur yapmaya çalışırsa da düşecekmiş gibi oluyor. Naoe ise bütün bu kısımları ustalıkla yapıyor.

Tatmin Edici Aksiyon
Shadows’un aksiyonu müthiş olmuş, gerçekten bu kadar tatmin edici bir oynanış beklemiyordum. Çünkü AC oyunlarındaki aksiyon böyle God of War (2018) seviyesinde değildir ya. Dövüş animasyonları düşmana tam oturmaz, ses efektleri kayar, kombat’ta çeşitlilik pek olmaz, pek strateji gerektirmez. Shadows’ta ise kılıcın vurduğunu net hissediyorsunuz. Zırhlarını parçalamak, düşmanı zehirlemek, kılıcını parry’lemek gerçekten tatmin edici. Bu sefer aksiyonu sağlam yapmışlar.
Çevredeki neredeyse tüm objeleri parçalayabiliyorsunuz. Hazır parçalanmış assetle olmuyor bu, kılıcınızı salladığınız şekilde çevreyi kesip parçalıyorsunuz. Koşarken evlerin duvarlarını veya kapılarını istemeden parçalayabiliyorsunuz. Yasuke’nin cüssesiyle bu oldukça kolay oluyor. Ayrıca uzuv koparma da bu oyunla gelmiş, aksiyona renk katmış.
Yasuke kadar olmasa da Naoe de oldukça iyi savaşıyor ama canı oldukça düşük. Yani birkaç hata yaptığınız anda ölüyorsunuz, bu da çok sayıda düşman geldiğinde zorlanacağınız anlamına geliyor. Naoe’nin ve Yasuke’nin tüm animasyonları birbirinden farklı. Naoe ile gerçekten bir shinobi gibi dövüşüyorsunuz. Dönen tekme atıp hızınızı kullanarak düşmanı yenmeye çalışıyorsunuz, Yasuke ise oldukça iri ve hantal ama vurdu mu inletiyor. Daha kaba dövüşüyor.

Derinleştirilmiş Gizlilik
Naoe ile gizli ilerlemek inanılmaz keyifli. Bir kere akıcı şekilde parkur yapabiliyoruz. Takla atma ve tırmanma animasyonları çok güzel. Naoe’nin bir kancası da var, bu sayede dikey olarak daha hızlı hareket edebiliyor, hatta normalde tırmanamayacağı yapılara tırmanabiliyor. Yerde sürünme özelliği de gelmiş ve oyun bunu etkili kullanmanıza olanak sağlıyor. Bazı kısa çalılar var mesela, sadece çökerek saklanamıyorsunuz.
Gece/gündüz döngüsü anlamlı hale geldi. Gündüzleri düşmanlar sizi hemen görebiliyor, çatılarda gezerken dikkat etmelisiniz. Gece olduğunda düşmanların görüş menzili kısalıyor ve ışık kaynakları önem kazanıyor. Etraftaki mumları söndürmeli, çeşitli ışık kaynaklarına kunai fırlatmalısınız. Mevsim döngüsü de ilerleyişinize ve bölüm tasarımına etki ediyor.

Mevsimler değiştiğinde yeni ilerleme seçenekleri açılırken bazı yollar da kapanıyor. Mesela göle atlayıp su altından ilerleyip suikast yapmak isterseniz kışın yapamayabilirsiniz, çünkü göl donmuş olabiliyor. Kışın çalıların boyu kısalıyor, binaların çatı kenarlarında buz sarkıtları oluşuyor tırmanmanızı engelliyor, karlar koşma hızınızı da etkiliyor. Bölüm tasarımları genel olarak zaten çok başarılı, hem gizliliğe hem de aksiyona uygun tasarlamışlar. Parkur için birçok seçenek koymuşlar, bunun üstüne gece/gündüz döngüsü ve mevsim geçişleri de bölüm tasarımına etki edince ortaya harika bir oyun çıkıyor.
Yapay zeka bazen yine sapıtabiliyor ama genel olarak fena değil. Yine çalıdayken ıslık çalıp tüm düşmanları indirebiliyorsunuz, ona bir şey yapmamışlar. Ama görüş mesafeleri ve sizi fark etme hızları yüksek. Ayrıca aksiyonda birbirlerini beklemek yerine üzerinize geliyorlar.

Grafikler Enfes Olmuş
Fragmanlarda en takıldığım şey grafiklerdi. Ubisoft’un AC oyunları için kullandığı Anvil motorunu pek beğenmiyordum. Güncel oyunlara göre hep eski kalıyormuş gibi geliyordu. Valhalla gün batımıyla birlikte yer yer güzel gözüküyordu ama müthiş gelmemişti. Shadows’ta ise Anvil motorunu uçurmuşlar.

Bir kere her şeyden önce Ray Tracing (ışın izleme) nihayet gelmiş. Valhalla’da veya Mirage’da niye yoktu anlamadım ama sonunda gelmesine sevindim. Ray Tracing bu dünyaya çok yakışmış. Ya bu arada bu grafikler ne? Doğa örtüsü, bitkiler, nehirler, ışıklandırma, sanat tasarımı, karlar… Her şey çok çok güzel olmuş. Japonya’da gezerken grafikler ruhumun derinliklerine işledi.

Ubisoft’u tebrik etmek lazım, muhteşem bir atmosfer yaratmışlar. Ayrıca gördüğüm en cilalı AC oyunlarından biri. BUG/Hata anlamında ve optimizasyon anlamında gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. Ben PC’de oynadım ve oyun kıran bir hatayla karşılaşmadım. Bir iki yerde FPS düşüşü oldu ama genel olarak oyun iyi çalışıyor. Ben oynarken NVIDIA güncellemesi henüz gelmemişti, ayrıca oyunun ilk gün güncellemesi de geldi mi bilmiyorum. Ama oyunun çıkış önceki performansı gayet iyiydi. Frame Gen ve DLSS’i de çok iyi adapte etmişler. Path Tracing açmadıkça bu teknolojileri pek tercih etmiyorum çünkü görüntüde çeşitli kusurlar oluşuyor. Ama AC Shadows’ta bunu minimale indirmişler. Açtığımı bilmesem farkı anlamam. Ray Tracing’i açıp bu teknolojileri gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Sinematikleri de önceki oyunlara göre daha özenle yapmışlar. Bir sinematografi kasılmış, kamerayı rasgele koyup surata zoom atıp geçmemişler. Bu da hikayeyi takip ederken sıkılmanızı önlüyor. Hikaye kısmına aşağıda değineceğim.

Üs İnşa Etme
Valhalla’da olduğu gibi Shadows’a da üs geliştirme/inşa etme sistemi eklemişler. Valhalla’dakine göre daha derin ve nispeten Sims’e benzeyen bir yapı yapmışlar. Kamera izometrik oluyor ve yapıları inşa edip ekstra özellikler kazanabiliyorsunuz. Yapıların bazı kısımları yapboz gibi oluyor, yanına başka yapı koyup birleştirebiliyorsunuz. Ayrıca yapılarınızı çeşitli kaynaklarla yükseltebiliyorsunuz. Hem inşa etmek hem de yükseltmek için kalelere girip kaynakları çalmanız lazım. Büyük kaynaklara ulaştığınızda onları işaretleyip scoutlarınıza çalmalarını söyleyebilirsiniz. Üs sistemi genel olarak hoşuma gitti, daha da efektif kullanmalarını isterdim. Zorunlu bir şey değil bu arada.

Gelelim Eksikliklere
Oyunun en göze çarpan eksikliklerinden biri görev çeşitliliğindeki kısıtlılık. Sürekli benzer aktiviteler sunuluyor: hedef öldürme, değerli eşyaları çalma, gizli belgeleri ele geçirme… Ana hikaye kapsamında daha yenilikçi ve çeşitli görevlere yer verilebilirdi. Boss savaşları da bu monotonluğu kırmıyor maalesef. Elite düşmanlar sadece daha yüksek can barına sahip olmanın ötesine geçemiyor. Benzersiz mekanikler veya taktiksel derinlik sunmak yerine, sadece daha uzun süren çatışmalara dönüşüyor.

Japonya olduğu için patikalar oldukça dar ve etraf genelde dağlardan oluşuyor. Atımız dağları zaten tırmanamıyor da düz patikada giderken de zorlanıyor. En küçük taşta bile yol değiştirmeye çalışıyor hemen kafayı sağa sola çeviriyor. İlk oynadığımda at sürmek resmen işkenceydi. Arada 11 GB güncelleme geldikten sonra biraz iyileşti gibi hissettim ama denemeniz lazım.
Ana hikaye oldukça klişe. Özellikle karakterlerin derinliği açısından önemli fırsatlar kaçırılmış. Naoe’nin geçmişi neredeyse bir anime klişesi kadar öngörülebilir oluyor ve basit bir intikam hikayesine dönüşüyor. Ancak asıl hayal kırıklığı Yasuke karakterinde yaşanıyor. Shogun dizisindeki Anjin karakterine benzer bir derinlikte işlenmesini beklerken, bu kısmın geçiştirildiğini görüyorsunuz.

Yasuke’nin yabancı bir kültüre uyum süreci, yaşadığı kültür şoku, toplumdan dışlanma deneyimleri ve nihayetinde kabul görme çabası… bunlar oyun boyunca işlenebilecek zengin temalar olmasına rağmen sadece birkaç flashback sahnesiyle yetinilmiş. Bu karakterin potansiyeli, daha derin ve duygusal bir anlatı yaratmak için çok daha etkili kullanılabilirdi.

Yasuke ve Naoe’nin oynanışları birbirinden farklı olduğu için sık sık karakter değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bölüm tasarımları yüzünden ihtiyaç duymanız normal, ancak oyunun teknik altyapısı sanki buna uygun değilmiş gibi yapılmış. Karakter değişimi şöyle oluyor, oyunu durdurup envanter ekranına girip karakter değiştir diyorsunuz. Sonra ekran siyah olup yükleme ekranı giriyor ve eğer bir şehirde falansanız 4-5 saniye kadar sürebiliyor. Küçük bir yerdeyseniz 1-2 saniyede yükleniyor. Hızlı bir SSD’ye sahibim, ona rağmen çok sık karakter değiştirdiğim için biraz rahatsız oldum. Keşke yükleme ekranını gizleselermiş, oyun devam ederken karakteri silip öbür karakteri getirebilirlermiş ya da sinematik gireblirmiş araya. Dümdüz yükleme ekranını izlemek oldukça sıkıcı.

Sonuç
Origins ve Odyssey’i insanların sevdiği kadar sevemesem de Shadows’a bayıldığım için mutluyum. AC sevmiyorsanız bile, eğer dönem ilginizi çekiyorsa bu oyuna şans vermelisiniz. Ben oyuna aşık oldum; yılın oyunu olamaz belki ama yılın oyunu adayı olabilecek kadar kaliteli olduğunu düşünüyorum.
Konsol tarafında oyun biraz tuzlu fiyatlı, ama PC tarafındaki fiyatına fazlasıyla değer. Ubisoft coin ile birlikte 1300-1400TL’ye denk geliyordu ve paranızın hakkını fazlasıyla veriyor. Ayrıca Ubisoft Plus aboneliğiyle de deneyebilirsiniz. Ben gönül rahatlığıyla oynamanızı tavsiye ediyorum.

Bakalım sıradaki AC oyununda neler olacak? Çünkü asıl beklediğim oyun oydu, Shadows güzel bir sürpriz yaptı. Sıradaki Ac oyunu Hexe, Orta Çağ’ın karanlık dönemini işleyecek ve cadı avlarını konu alacak. Ayrıca formülde de değişikliğe gidecekler. Oynanış ve haritada ne tür değişiklikler yapacaklar merak içindeyim.
İnceleme kodu için Ubisoft’a teşekkür ederim.