Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği | Karanlıktan Aydınlığa

Hemen hemen herkesin kalbinde derin bir iz bırakan bir eser, sizde küçücük bile bir iz bırakmayınca ister istemez üzülüyorsunuz. Ne kadar çok anlamaya çalışsanız da iyi yanlarını parlatıp sevmeye çalışsanız da asla olmuyor. O eseri sevmekten mahrum kalıyorsunuz. Benim için bu eser Yüzüklerin Efendisi’ydi…

Yüzüklerin Efendisi evreni, benim için sadece Battle for Middle Earth ve birkaç film oyunlarından ibaretti. Çok eğlenerek yıllarca oynarken evrenin kendisine asla hayran kalamamıştım. Zaten bu yazıda da bu kadar zamandan sonra nasıl hayran kaldığımı irdelemeye çalışacağım.Yüzüklerin Efendisi’ni nasıl sevmeye başladım, aramızdaki duvar ne oldu da kırıldı gibi sorulara yanıt ararken; kitap ve filmi izlerken yaşadığım deneyimi anlatmaya çalışacağım. Umarım okurken eğlenirsiniz, iyi okumalar.

 

“Üç yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları’na,
Yedisi taştan saraylarındaki Cüce Hükümdarlar’a,
Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar’a, ölecekler ne yazık;
Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda,
Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi’ne.
Hepsine hükmedecek bir Yüzük, hepsini o bulacak,
Hepsini bir araya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak,
Gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda”

 

Karanlık Çağ

Yüzüklerin Efendisi’ne maruz kaldıkça yapılan referanslardan da sürekli konuşulup övülmesine kadar her şeyinden bunalmıştım. Filmlerini çocukken hep televizyonda yarım yamalak izlemiştim ama asla baştan sona bitirememiştim. Çocuk iken sadece heyecanlı bir şekilde birinci filmin başına geçtiğimi hatırlıyorum. Ben çocuk aklımla yüzüğü parmağına geçirip aşırı güçlenen süper kahraman hikayesi beklerken kötülükten korkan minik hobbitler bir yerlere doğru koşuyordu. 12 yaşındaki ben hikayeye de pek hakim olmadığımdan ve uzun diyaloglarda sıkıldığımdan aşırı bunalmıştım. Yüzük, Frodo’ya savaş gücü vermek yerine daha çok kaçabileceği şekilde sadece görünmez yapınca da iyice sıkılıp boş boş ekrana baktığımı hatırlıyorum. TV’nin verdiği ilk reklamda da bilgisayarın başına koşup izlemeyi bırakmıştım.

3-4 yıl önce de baştan sona dikkatli bir şekilde filmleri izlemeye kalkıp kalbimi tamamen açtım ancak başarısız oldum. Evet güzeldi, keyifliydi ama o kadardı işte. Ne karakterleri, ne de mekanları hiçbir şeyi benimseyemiyor ve aklımda tutmuyordum. Tamam dedim, belli ki bu evren bana uygun değil…

Kitap okumayı sevmeye başlayınca yine bir şans vermem gerektiğini düşündüm. Kitaplar belki de bu evrene yakınlaşma imkanı sağlayabilirdi. Amazon dizisinin yapılmaya başlayınca da kitapları ertelemeyi bırakıp artık başlamam gerektiğini düşündüm. Karantina dönemine girerken de eve girmeden önce ilk kitabı satın almayı ihmal etmedim. Biraz yavaş okusam da nihayet bitirdim ve… karanlık çağ son buldu.

Yüzüklerin Efendisi’ne doyamıyorum

Kitabın başları biraz ağır geçse de filmi çoğu ayrıntısını unuttuğum için ilginç de geliyordu. Filmde olmayan sahneleri de okudukça meraklanıyordum. Biraz heyecanım düşerek ilerlerken Tom Bombadil ile eğlenmeye başladım. Sinir bozuculuğunun yanında komik ve gizemli bir karakterdi. Fakat Tom Bombadil üstünde durmaktansa benim için asıl kırılma noktasına varmak istiyorum. Elrond’un Divanı’na kadar aramızdaki soğuk rüzgarları hala hissediyordum ama Elrond’un Divanı benim için en büyük kırılma noktasıydı. Elrond’un Divanı’ndaki lore’un verilişi, yüzüğü direkt Mordor’a taşıma kararı vermeden önce fikir bulmaya çalışmaları ve alternatif planları uzun uzun tartışmaları inanılmaz keyifliydi. Onlar tartıştıkça ben de kafa yorup farklı planlar düşünüyordum, bir kitap okurken en çok haz aldığım anlardan biriydi. Kitap, yüzüğü Hüküm Dağı’na gizli gizli taşımaktan başka mantıklı bir planın olamayacağına ikna etmişti beni.

Okurken daha fazla keyif almamın sebeplerinden biri de haritaya bakarak okumaktı. Yer adı ne zaman geçse kitabın arkasındaki haritaya bakıyordum, mesafeyi düşünerek çok büyük tehlikedeler diyerek merakla okuyordum. Daha ilk kitapta Frodo’ların Mordor’un sınırlarına yaklaşmaları da beni şaşırtmıştı, 2 kitap boyunca ne anlatacak ki demiştim. İlk kitapta Shire’dan Sarn Gebir civarlarına kadar gelip yolculuğu neredeyse tamamladıkları için 2 kitapta bazı engeller yüzünden geriye gitmek zorunda mı kalacaklar acaba diye düşünmüştüm. Filmlerini şu an tekrar izlemekle beraber kafamdaki soru işaretleri ortadan kalktı ama bu başka yazının konusu. Bu arada ilk kitapta yolculuğun benim için en heyecanlı kısımları Hollin ve Lorien kısımlarıydı.

Middle Earth haritasını tanıyınca aslında dünyası beklediğimden küçük geldi. Bu hoşuma da gitti çünkü daha anlaşılır olmasını da sağlıyordu. Mordor’un hemen karşısında insanlar vardı, Gondor ve Rohan tehlikenin hemen dibindeydiler. Shire ve Ayrıkvadi (Rivendell) ise Mordor’un daha uzağında biraz daha güvendeydiler. İnsanlara göre daha sakin ve huzurlu bir hayatları vardı. Isengard’ı ise küçükken Mordor’la yanyana sanıyordum, meğersem insanların hemen arkasında durup Rohan Geçidi’nin orada kötülük yapıyormuş.

Sadece filmleri izleyerek neden sevemedim?

Tekrar ilk filmi izleyince neden sevemediğimi anladım. İlk filmde anlatılacak çok fazla şey olduğundan filmin temposu inanılmaz yüksek, asla dinlenmeye vaktiniz kalmadan sürekli bir aksiyon oluyor. Karakterleri tanımaya bile vakit bulamayınca onları yüzeysel bulmak da muhtemelen pek hoşuma gitmemiş. Peter Jackson, tempoyu düşürmeden konuyu yetiştirmek için kitaptaki bazı şeyleri çıkarması elbette güzel bir şey. Kitabı direkt filme aktarmadan önce uyarlayarak filmleştirmek zaten daha doğru olur ama evreni bilmeyince filmlere hep uzak kalacağım belliymiş. Evreni bilince ise burası okurken tam da hayal ettiğim gibi derken zaman zaman da bak burayı değiştirmiş daha da güzel olmuş veya acaba değiştirmese miydi diyorsunuz.

Tolkien, harika bir evren yaratmasının yanında fantastik eserlerinin temelini öyle sağlam atmış ki bugün hala onun kurallarını kullanıyoruz. Hayal gücüyle, her şeyin belli bir mantıkta olmasıyla, güçlü karakterleriyle beni etkilemeyi başardı.Üstüne bir de filmi ve müziklerini ekleyince aşık olduğum bir eser oldu Yüzüklerin Efendisi. Belki bu yazıyla birlikte Yüzüklerin Efendisi’den uzak duran birkaç insanı da bu evrene çekebilirim.

 

 

 

 

 

 

 

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın