Uncut Gems İnceleme

Uncut Gems, tek bir değerli taşın çevresinde genişleyen bir film, bu taşın etrafına ana karakterimiz olan Howard Ratner ve çok başlı bir ejderha gibi çevresini saran problemleri yerleşiyor. Filmin başında kafanızda oturtmaya çalıştığınız, size yabancı hissettiren olay örgüleri, yine filmin başında gördüğümüz mücevherler ve o mücevher dükkanı film ilerledikçe bir anda sizin derdinize dönüşüveriyor. Kamera tanrısal, hikaye anlatıcısı açısını terk ederek ana karakterimizin omzuna iniyor ve tüm dertler bir anda bizim dertlerimiz oluyor, tüm o sorunlarla ve insanlarla sanki biz yüzleşip mücadele ediyoruz. Howard Ratner’ın omzundaki kamera bizi onun gittiği yere götürüyor ve kim Howard’a omuz atarsa biz de onunla birlikte sarsılıyoruz.  

Howard Ratner’ın eline geçmiş olan o değerli taş, opal sanki Howard’ın dertlerinin maddeleşmiş hali gibi. Başına gelenler arttıkça Howard’ın sorunları çoğalıp başını ağrıtmaya devam ettikçe avucumuzda sanki o taşın ağırlığını hissediyoruz ve bu ağırlık gittikçe artıyor. Bir yandan da bu değerli opalin Howard’dan alıkoyulmuş olması sebebiyle avucumuzda eksikliğini de hissediyoruz. Bu ikisi arasındaki hassas denge film boyunca sizi bitmek bilmeyen bir gerginliğin sarmalamasına sebep oluyor. 

Yazının bu paragrafında spoiler vardır. Spoilerlı kısmı atlamak için bu paragrafı atlayınız. Filmin sonunda Howard’ın yere göre sığdıramadığı ve çok büyük bir değer biçtiği o kıymetli taşın aslında o kadar da değerli olmadığını öğreniyoruz. Bu ana karakterimiz kadar bizim için de bir hayal kırıklığı oluyor. Finalinde film boyunca bizi gittiği yere götüren ana karakterimizin sanki değersiz bir şeymiş gibi öylece ölüvermesi, taşın değersizliğiyle örtüşüp keskin bir paralel çiziyor.

Peki kim bu çok kıymetli Howard Ratner?

Kendisi dolandırıcılıkla kirlenmiş fakat bu dolandırıcıların dünyasında belli bir ideali olmasıyla da parlayan bir adam. Tıpkı çok kıymetli opali gibi. Hiçbir değeri olmayan işlenmemiş sıradan bir taş ve üzerinde denize damlayan güneş gibi parıl parıl parlayan mücevher. Dolandırıcı Howard ve saf ideali arasındaki ilişki de tam olarak böyle. Howard’ın ideali ise 1 milyon dolar para elde etmek. Bir şekilde, dolandırıcılık, açık arttırma ya da bahis oynayarak. Nasıl olduğunun bir önemi yok. 1 milyon dolar. Hemen. ŞİMDİ. 

Ana karakterimiz bu parayı elde etmeye, idealini gerçekleştirmeye pek çok kez çok yakın oluyor. Sanki bir dağa tırmanmaya çalışıyor ve tam zirveye yaklaşmışken elleri kayıyor. O kadar çok çırpınıyor ve tırmanmak istiyor ki bazen ne kadar aşağı kaydığının, aslında zirveden ne kadar uzaklaştığının farkına bile varmıyor. Ve tam zirveye ulaştığını düşündüğünde ise ayağı kayıyor. Bu sefer çok hızlı bir şekilde aşağı düşüyor, son kez ve kesin olarak.  

Tüm bunlara rağmen Howard’ın idealinin bir dayanağı olduğunu söyleyemeyiz. Bazı şeyleri bir nedeni olmaksızın, istemiş olmak için istiyor, belki de bu yüksek tempolu hayat, bir şeylerin ritmine tutunmak ve ardından sürüklenmek hoşuna gidiyor veya sadece kendine bir amaç arıyor. Howard’ın oynadığı en büyük bahis bu opal üzerine de değil. Belki de tırmanmak istediği bu dağa dolambaçlı yolardan çıkmak hoşuna giden bu tempoya katkıda bulunuyor. Film boyunca da Howard’ı sabit göremiyoruz, sürekli bir koşuşturmaca ve hareket halinde.

Filmde Adam Sandler’ın sergilediği performans oldukça büyük ve hoş bir sürpriz. Film ilerledikçe karşınızdaki kişinin Adam Sandler personasından ne kadar uzaklaştığını görmek bir hayli şaşırtıcı. Öyle ki harika performansı sayesinde yazımızda Adam Sandler’dan karakterinin adı olan Howard olarak bahsetmek çok kolay. Çünkü Adam Sandler adeta Howard’ı gerçek bir insan haline getirmiş.  Bu kadar absürt fakat bir o kadar da gerçek hissettiren bir karakteri ortaya çıkartmak, ona can vermek bir hayli zorlu bir iş.

Uncut Gems şüphesiz ki oldukça başarılı ve sırf Adam Sandler’ı bu farklı haliyle gözlemlemek için bile izlenmesi gereken bir film olmuş. Biz Howard’ın kendi içerisinde eğilip bükülen, genişleyip küçülen bu macerasını kaçırmamanızı öneririz.

Bizi takip edin!

Uncut Gems İnceleme” üzerine bir yorum

  1. keyifli bir inceleme. belki inceleyenin subjektif puanlaması da olabilir incelemelerde.

Bir Cevap Yazın