The Office’in Yaratıcılarından Mini Dizi: Upload

Netflix, at gözlüklerini takıp hiçbir şeye değer vermeden içerik pompaladığı bu dönemlerde Amazon ilaç gibi geldi. Yüksek prodüksiyon kalitesi ve Holywood’dan popüler oyuncuları dizilerinde oynatabilmesi ile gönlümde taht kurdu bile diyebilirim. Özellikle Fleabag ve The Boys izlerken kendimden geçtim. Farklı yapılarıyla diğer dizilerden kolayca sıyrılabiliyordu. Upload ise beni biraz şaşırttı. Prodüksiyon kalitesi hala yüksek olsa da klişe karakterleri ve genel kitleye hitap etmek için ucuz şakalardan asla kaçmıyor. Yarı Amazon, yarı Netflix işi gibi duruyor desem doğru olur…

The Flash’tan kaçan Robbie Amell

CW’nün ucuz gençlik dizilerinden biri olan The Flash’ta oynayan Robbie Amell, hafızamızda kötü olarak kalmıştı. Arrow dizisinin ana karakteri olan Stephen Amell ile de kuzen olduklarını söylemeliyim. Yakışıklı ve kötü oyunculuk portresini çizen Robbie Amell, Upload’da bizi şaşırtmayı başarıyor. Rolünün gerektirdiği hemen hemen her şeyi yapıyor.

Ölmeden Önce Cennete Upload-lanmak

Ağır bir yaralanma geçirdiğinizde ameliyat mı olmak istersiniz, yoksa ameliyatın başarısız olma riskine girmeden direkt cennete yüklenmek mi istersiniz? Dizinin ilk bölümünde bu ilginç soruyu sordu. Cennete yüklenenlerin vücudu buzların içinde saklanıyor ve bilinçleri yaşam simülasyonuna aktarılıyor. Bir sürü cennet simülasyonu var. En ucuzundan en pahalısına kadar değişik seçenekleriniz var. Bizim ana karakterimiz Nathan Brown, tabii ki de en pahalısına yükleniyor.

Cennet hayal ettiğimiz kadar güzel bir yer mi?

Upload, hayatımızın kusurlarıyla birlikte keyifli olduğunu düşündürten bir dizi olmasıyla takdirimi kazandı. Greg Daniels, güzel bir konu bulup hoş bir açıdan bakarak bize anlatıyor. Anlatış tarzı ise biraz fazla kusurlu diyebiliriz. Daha dizinin en başında sistem karşıtı bir kızın, müzik dinleyerek teknolojik aletlere el hareketi çektiğini görüyoruz. Üstüne bir de basit karakter gelişmeleri ve aşk üçgenleri var, bunlara gerek olduğunu sanmıyorum. Kendi 2033 yılındaki distopyasına odaklansa daha hoş şeyler çıkabilirmiş. Eğer öyle olsaydı sizlere mutlaka izleyin diyecektim. Ancak böyle kusurları olduğundan ilginizi çekerse izleyin diyebiliyorum. Yine de ilk bölümünün 1 saat olmasının dışında geriye kalan 9 bölümün 25 dakika olduğundan akıcı bir anlatımı da var.

İlk bölümden beri belli olan karakter gelişimi

Nathan’ın kendi ilişkisini çözmesini bekliyoruz. Sevgilisi olan Ingrid ile sadece fiziksel yakınlık ile ilişkilerinin güçlü olduğunu fark etmesini bekliyoruz. Ingrid’ın şımarık ve kötü bir kişiliğe sahip olduğunu anlamasını bekleyip doğru kıza aşık olmasını bekliyoruz. Disney Channel filmi misin sen? Napıyorsun Greg Daniels?

Eğlenceli Otel

İşte şimdi güzel ve keyifli kısımlara geliyoruz. Pahalı cennet dediğimiz yer aşırı lüks bir otel aslında. Lobi’deki kalabalık aksiyonlar adeta Zack ve Cody gibi aşırı eğlenceli. Nathan düz bir karakter olsa da çevresindeki diğer insanlar bir hayli ilginç. 11 yaşında cennete yüklenmiş ama 7 yıldır burada olduğu için kişiliği 18 yaşında olan Dylan mı dersiniz… Bütün Npc’lerin suratı aynı olan A.I guy mı dersiniz… Haylazlıklar peşinde olan Luke mu dersiniz… Konuşan köpek olan bir psikolog mu dersiniz… ve daha niceleri. Bu karakterlerin birbirleriyle etkileşime girdikleri her seferinde çok eğlendim.

Sonuç olarak

Daha iyi bir dizi olma şansını kaçırdığı için aslında biraz fazla eleştirdim. Ama genel olarak bakarsak, sizi şaşırtmaya çalışan ve sürekli yükselen gizemli bir hikayesi var. Cennetin aşırı gelişmiş grafiklere sahip bir oyunmuş gibi olması da ilgi çekici olmasını sağlıyor. Her ekstra şey DLC gibi ekstra ücret istiyor. Electronic Arts’a benzetmemek mümkün değil. Kahve içmek, Mcdonalds yemek paralı tabii ki. Hasta olmak için bile para veriyorsunuz. Dakikası 1 dolar, hapşırmak 2 dolar civarında. Böyle olduğunda gerçekten hayatın kusurlarıyla güzel olduğunu daha çok fark ediyorsunuz. Osuruk bile oda parfümü kokusu gibi kokuyor, çünkü cennettesiniz. Hasta olmuyorsunuz, çünkü cennettesiniz. İstediğiniz mevsimi seçebiliyorsunuz, çünkü cennettesiniz. Her şeyin sizin elinizde olması kadar kusursuz bir hayata sahip olmak, sanılanın aksine hiç de keyifli değil. Ölü olsanız bile cennette olduğunuzdan telefonunuzla arkadaşlarınızla ve ailenizle konuşabiliyorsunuz. Cennetin tek güzel tarafı bu sanırım. Eğer 5 saatlik ilginç ve eğlenceli bir bilim-kurgu dizisi izlemek isterseniz Upload tam size göre. Büyük şeyler beklemek yerine çerezlik tüketirseniz daha çok keyif alırsınız.

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın