Swamp Thing Efsanesi 1.Cilt: Okudukça Yıprattı

1984 yılında Alan Moore’un kaleme aldığı; Stephen Bissette, John Totleben, Dan Day ve Rick Veitch gibi isimlerin görselleştirdiği Swamp Thing’e bir göz atacağız. Çizgi-romanların gerçek klasiklerinden biri olarak kabul edilen Swamp Thing’i, İthaki Yayınevleri’nin yeni baskısıyla birlikte okuma fırsatı yakaladık. 1. Cilt sadece 8 sayıdan oluşuyor. Diğer ciltler çıktıkça onları da yorumlamaya devam edeceğiz.

Dünya senin eşini yiyor, dostlarını yiyor… Her şeyi yiyor… Seni insan yapan her şeyi. Ve sen de bir canavara dönüşüyorsun!

Kuşe kağıdının kalitesinden tutun da renklerin canlılığı ve çizgi romanın kokusuna kadar her şey olması gerektiği gibi, hatta daha da iyisi. Yankı Enki Türkçe’ye çevirmiş ve gayet de güzel çevirmiş. Spoilersız bir şekilde yazımıza devam ediyoruz…

Kalbimde derin bir iz bıraktı

Swamp Thing hiç beklediğim gibi bir başlangıç hikayesine sahip değilmiş. Beklediğimden daha karanlık, daha acımasız, daha kalp sızlatan çok üzücü bir hikayeymiş. Swamp Thing’i okudukça üzülüp kahroluyorum. Öğrendiğim şeyler omuzlarımda taşımam gereken inanılmaz ağır bir yük gibi geliyor. Buna benzer bir deneyim de Nier Automata’da yaşamıştım. Androidler üzerinden varoluşsal krizi işlemeleri beni bir hayli yıpratmıştı. Swamp Thing’de o konuyu uzun uzun işlemese de işlediği zaman çok çarpıcı oluyor.

Swamp Thing nedir?

Alec Holland isimli bir bilim insanı bitkiler üzerinde deney yaparken patlama sonucu her şey berbat olur. Biyo-güçlendirici formül Holland’ı bir bitkiye dönüştürür. Bir bataklık insanına… Bütün gizemlerini size anlatmıyorum ki okurken asıl etkilendiğim kısımlar sizin için berbat olmasın. Holland bitkiye dönüşmüş halde askerlerden kaçıp durur. İnatçı bir generale karşı savaş verirken bir yandan da insan arkadaşlarını korumaya çalışır; kendi varlığını sorgulayıp kendinden sürekli kaçan yeşil bir canavara dönüşür. Size tanıdık geldi mi? Bana geldi. 1996 yapımı Fox Kids çizgi filmi The Incredible Hulk’u hatırlattı!

The Incredible Hulk’ı hatırlatmasını bir kenara bırakıp artık Swamp Thing’in maceralarına geri dönebiliriz. Origin hikayesi bittikten sonra kendini yaratık olarak gören Holland’ın başına türlü türlü olaylar gelmeye devam ediyor. Her sayıda gotik korku türünde hikayelerin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Cadılar Bayramı yaklaşırken tam okunacak türden bir eser olmuş. Bazı zamanlar işler o kadar korkunç bir hal alıyor ki Justice League ekibimiz minik bir göz kırpıyor.

Swamp Thing’in bitki olmasından ötürü sanatsal çizimler ile gözlerimize bayram ettirmekle kalmıyor, o an yaşadıkları ve hissettiklerini daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. 1. cildin 8 sayı barındırdığını söylemiştim. Son 3 sayı biraz daha alışık olduğumuz şekilde ilerliyor, ancak ilk 5 sayıya bayıldım. Çarpıcı, şok edici ve duygusal olarak etkileyici olduğundan kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. 1953 doğumlu Alan Moore 1984’te tam 31 yaşında iken kalemiyle harikalar yaratmış. Umarım sizler de bir gün okuma fırsatı yakalarsınız.

İlknokta’da güzel indirimler bekleyerek çok ucuza sahip olabilirsiniz. Hatta şuan %35 indirimde, buradan ulaşabilirsiniz.

Gelecek ciltlerde görüşmek üzere…

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın