Konular ve Ötesine: Neler oynadım, Nasıl gidiyor?

Evde kalıp kendimizi dört duvar kalelerimize kapattığımızdan beri elimde beklettiğim ve yeni aldığım pek çok oyuna göz atmak için fazlaca fırsatım oldu. Kimi zaman yarıda bıraktığım, aynı anda pek çok oyunu doyumsuzca oynamaya çalıştığım, o oyundan bu oyuna atladığım oldukça hareketli (dürüst olalım, fazlasıyla hareketsiz) bir sürece girdim. Tabi ki fazlaca boş vaktin ve bunca oyunun karışımından ortaya yeni bir şey çıktı; video oyunları hakkında derin derin düşünmek…

İlk olarak tabi ki benden bir avuç dolusu zaman isteyen ve dünyasıyla beni boğma potansiyeline sahip bir oyuna elimi attım;

Assassin’s Creed Odyssey

ac-odyssey

Tabi ki bir hevesle ben bunu oynarım he dediğim her oyun gibi, AC Odyssey’de de hevesim çok hızlı bir şekilde sınırına ulaştı. Oyuna dalıp oyunun enginliği içerisinde birkaç saat kulaç atmamın ardından bir duvara tosladığımı hissettim nihayetinde. Başta sınırsızlığı ile gözlerimi kamaştırıp beni büyüleyen oyun genişledikçe gözümü korkutmaya, ben nasıl bir şeye bulaştım dememe sebep oldu.

Kassandra ile oradan oraya koşturup tonla şey yapıyorum ama oyun o kadar büyük ve kalabalık ki hiçbir ilerleme kaydedemiyor gibi hissediyorum. Sanki bu koskoca dünyada ufacık bir salyangozdan bir farkım yok. Eh, tabi bunu da oyunun bir çeşit başarısı olarak değerlendirebiliriz.

Tabi ki bu incelemenin yeri burası değil ve oyunda biraz daha ilerleme kaydetmeden inceleme yapmak da doğru olmaz. Bana şans dileyin.

Death Stranding’i bitirdim… Nihayet…

Bir zamanlar Death Stranding diye bir oyun vardı… Ve bitmiyordu… Bitmiyordu…

ds

Bir de bu oyun için aylarca bir hype yumağı gibi gezdim, çocuklarımın rızkını yatırıp binbir güçlükle ön siparişle aldım ve yeni bitirdim daha… İnanabiliyor musunuz? Fazla hype kesinlikle zarardan başka bir şey getirmiyor, ben ettim siz etmeyin dikkat edin.

Karantinada çok fazla boş vakitle ortada kalmasam kim bilir daha ne kadar sürünecekti ama nihayetinde finali gördüm ve inanılmaz vurucu bir deneyim olduğunu söylemeyi çok isterdim. Elbette vurucuydu ama spoiler vermeden değerlendirmem gerekirse, sancılı bir süreçti.

Başka ne oynadım?

Başka ne mi yaptım, oynamadığım tonla oyunla dolu kütüphanemde gidip Half Life 2 oynadım. Biliyorum…

half-life-3-mu-geliyor-shiftdelete

Ah ne güzel oyun… Karantina sürecinde oynadığım şeyler arasında en çok kendimi kaptırdığım ve en eğlendiğim deneyim Half Life 2 oynamaktı. Kesinlikle pişman değilim. Bu kadar basitlikle bu kadar şeyi sen nasıl işleyebilirsin ya, bu kadar basit mekaniklerle bu kadar fazla mekaniği nasıl oturtabilirsin, vay sen nasıl diye diye oynayıp bitirdim.

Ne yapmak nereye varmak istemekteyim?

Bütün bu oyunlar tek bir ortak süzgeçten geçip zihnimde şu soruları oluşturdu; iyi bir oyun nasıl olur? Bir oyundan aldığım deneyim tamamen oyuna mı bağlıdır? Ben ne oynamak istiyorum?

Death Strandig’in ”kendi hikayeni yarat” yönü çok daha ağır basarken AC: Odyssey önüme kocaman bir dünya sunup bir rol yapmanın ritmine ayak uydurmamı bekliyordu. Half Life ise olabilecek en hafif ve doğal bir şekilde beni bir hikayenin içinde sürüklüyordu. Saf hikayeli oyunlar daha iyidir veya hikayemi kendim ortaya çıkarttığımda oyunlar daha eğlenceli demek yanlış olurdu. Farklı insanlara farklı oyun türleri daha çok hitap eder ve en iyi deneyimi kendinizi, nelerden hoşlandığınızı bilerek yaptığınızda alırsınız.

Death Stranding bana sadece koşma ve kargo taşıma oyunu gibi geliyorsa, kendim bir macera yaratma konusunda kısırımdır belki de. Half Life bana daha eğlenceli geliyorsa, belki de oyunun beni fazla düşünmeme izin vermeden yönlendirmesini tercih ediyorumdur. Oyunlar artık senaryoya ihtiyaç duyar mı gibi bir sorunun cevabı da her türden insanın her türden oyuna ihtiyacı vardır olmalıdır. En azından ben böyle düşünüyorum.

Bunun ardından AC: Odyssey veya Death Stranding’den neden Half Life’a göre daha az keyif aldığımı düşündüm. Vardığım sonuçta hepimiz dert ortağıyız diye düşünüyorum.

Oyunlar yılan hikayesi gibi

Oyunların cüzdanlarımızı epey bir sarstığı bu dönemde 10 saatlik bir oyuna para bayılmaya elim gitmiyor. Çok uzun oyunlarda da bitmediğinden şikayet ediyorum. Son zamanlarda da oyunlar sunduğu kalite farketmeksizin, benden çok fazla zaman talep ediyorlar.

preview-65-1-960x540
AC: Odyssey haritasının MİNİCİK bir kısmı… Bakarken bile ruhum daralıyor…

Sonuç olarak bu kadar düşünmenin sonunda pek bir yere varabildiğim söylenemez. Hala ne istediğimi, sıraya hangi oyunu koyacağımı, AC: Odyssey’in bitmek bilmez dünyasında sürgün hayatıma devam etmenin mantıklı olup olmadığını bilmiyorum.

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın