Gerilmekten İzleyemedim: The Invisible Man

Venom: Zehirli Öfke’nin ağzımızda bıraktığı acı tadı geçiren Upgrade’in yönetmeni Leigh Whannel, yeni filmi The Invisible Man ile geri dönüyor. H. G. Wells’in The Invisible Man adlı kitabından uyarlanan film, acaba  yaratıcı bir şekilde konusunu işleyebilmiş mi?

İmdat Çığlığı

The Invisible Man, beklediğimden çok daha iyi bir film olarak karşıma çıktı. İncelememize devam etmeden önce filmin konusuna ufak bir değinmemiz gerek. Filmin ilk 10 dakikasından spoiler istemeyenler de bir sonraki paragrafa geçebilir. Şimdi başlayalım. Zengin bir adam olan Adrian Griffin’in kontrol manyağı olması yüzünden eşi Cecilia Kass’ın hayatını zindan etmesini tanıklık ederek başlıyoruz filme. Bu hayattan kaçmak isteyen Cecilia, bir kaçış planı hazırlayıp evden kaçmaya çalışıyor. Ne kadar uzaklaşsa da asla kurtulamayacağının o da farkında. Çünkü Adrian saplantılı biri, neyi isterse ona sahip olana kadar durmaz ve görünmez adamımız da tabii ki Cecilia’nın peşinde…

Bilim-kurgunun ve gerilimin olağanüstü bir şekilde harmanladığı bir film sizi bekliyor. İlk 10 dakikasında bile gerilmekten filmi izleyemedim. Görünmez bir insanı gerilim unsuru olarak kullanmak zekice bir karar. Düz bir aksiyon filmine çevrilseydi ortalama bir filmden daha iyi olamayacaktı. Gerilim olması heyecanı sürekli arttırıyor, aksiyon sahnelerinde ise yönetmenin farklı tarzı sizi alıp götürüyor. Kingsman gibi aksiyon esnasında bir objeye kitlenerek kameranın takip etmesini tercih etmişler, Upgrade de benzer tattaydı. Bu tercihi başarılı bulduğumu söylemeliyim.

7 Milyon Doları Zekice Kullanmak

Bütçesini oraya buraya boş efektler ile saçmaması da ilgimi bir hayli çekti. Yönetmen boş duvarı çekiyor ve orada Görünmez Adam’ın olduğunu biliyoruz. Böyle ışık kırılmaları, dış hatları belli olan hafif çizgiler bile yapmamışlar. Böylece filmin bütçe gereken kısımlarına da kaynak sıkıntısı çekmeden az paraya harika bir film çekmişler. Zaten yönetmen daha önce de 100 milyon dolarlık Venom filmine, sadece 5 milyon dolarlık Upgrade filmi çok iyi bir cevap vermişti

Temposu harika

İyi konu bulmak kolay olsa da o iyi konuyu işleyebilmek de bir o kadar zor. Konu ilerledikçe yaratıcılık azalabilir, klişeler artabilir ve sıkıcı bir filme doğru yönelebilirdi. Ancak The Invisible Man, temposunu o kadar iyi ayarlıyor ki biraz geriliyorsunuz, biraz dinlenip gülüyorsunuz, sonra tekrar geriliyorsunuz. Bu sırada hikaye yavaş yavaş ilerliyor ve sizin etrafınızı sarıyor. Hikaye ile birlikte siz de paranoyaklaşmaya başlıyor, daha da çok geriliyorsunuz. Ayrıca finaliyle de bile beni tatmin etmeyi başardı. Farklı bir şekilde yapılsaydı, aynı finali ucuz bile bulabilirdim ama bu tonda ağır ağır işlediği için sondaki sahneye bayıldım.

Sonuç olarak…

Gecenizi keyifli bir hale getirmek, nakış nakış işlenen bir hikaye görmek ve gerilmekten kendinize acı çektirmek istiyorsanız The Invisible Man’e bakabilirsiniz. Gerilim sevenler kesinlikle izlemeli. Gerilim dozu o kadar yüksek ki zaman zaman ekrana bakamadım, gözlerimi kapatmak istedim. Birinin sizi izleyip izlemediğini bilmemek, bunun şüphesiyle uyumak kadar rahatsız edici bir şey aklıma gelmiyor. Film boyunca her an bir yerden “S U R P R I SE” diyerek çıkabilir ve korkudan bayılabilirdim…

Eğer izlemek için hala ikna olmadıysanız fan yapımı “Surprise” isimli fragmanı izlemeniz için sizleri davet ediyoruz:

 

 

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın