Çocukluğumdan beri beklediğim oyun: Marvel’s Spider-man

Part I: Çocukluğumun Tutkusu

Çocukluğumun en güzel şeylerini saymaya kalksam, Fox kids ve Disney Channel muhtemelen en başta gelir. Disney Channel, biraz daha ortaokul yıllarıma denk gelse de Fox Kids izlerken bir hayli küçüktüm diyebilirim. O yaşlarda Fox kids’i bana bu kadar sevdirten neydi ki? Başlıktan da görebileceğiniz üzere tabii ki Spider-man!

Onlarca düşmanla savaşırken kendini tehlikeli durumlara sokuyor ve o anlarda düşmanıyla dalga geçmesi kendine hayran bıraktırıyordu. Ana karakterimiz Peter Parker’ı sevmemle birlikte maceralarını merak eder olmuştum. Türkçe dublajı da iyi olunca Spider-man The Animated Series en sevdiğim şey haline gelmişti. Nevresim takımları, tişörtler, oyuncaklar derken her şeyim Spider-man olmuştu. Peki bu Spider-man manyağı olan çocuk, video oyunlarıyla tanışırsa ne olur? İlk oynadığı oyun hangisi olur? Bu cevap da sizi şaşırtmayacak. 2000 yılında çıkan Spider-man video oyunu.

Çatılardan aşağıya inmenin imkansız olduğu bu oyun 5 yaşındaki bir çocuğu kolayca etkilemişti. Şehrin aşağısını tasarlamadıkları için, binaların çatısından aşağısını sisle kaplamışlar ve düşersen ölürsün diye bir kural koymuşlar. Sınırlandırılmış küçük bir alanda sıkıcı sıkıcı ağ atsak da 5 yaşındaki ben eğleniyordum.

Part II: Daha fazla Spider-man oyunu

Spider-man 2(PC), Spider-man Friend or Foe ve Ultimate Spider-man derken oyunlara kendimi kaptırmıştım. Severek oynasam da içim buruktu. Hepsi düşük bütçeli orta sınıf oyunlardı. Film oyunlarının yandan yemişi oldukları kesindi. Spider-man sevgimi sömürerek beni kullanıyorlardı, işe de yarıyordu. Çocukken bu bir problem değildi. Ağzım açık bir halde ekrana bakıyordum, salyalarımı akıtarak bir şekilde mutlu oluyordum ama büyük bir sorunumuz vardı, ben büyümeye başlamıştım…

The Amazing Spider-man filminin oyunu da lise zamanlarıma denk geliyordu ki eyvah eyvah! Büyük tehlikenin farkında mısınız? Bir sürü iyi oyun oynamıştım, artık basit bir spider-man oyunu beni mutlu etmeye yetmezdi. Tabii içimdeki çocukla yine koşup aldım. Kısmen severek oynayıp eğlenmiştim de. Kameranın yakın olması, eski oyunlara göre ağ atarken daha eğlenceli olmasını sağlıyordu, kostüm de güzel olunca oyunun eksilerini görmezden geliyordum. Daha sonra ise ikinci oyun çıktı ve sıkıcı bir oyun olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Playstation 2 oyunları gibiydi. Yanlış tarihte çıkmıştı, yaklaşık 5 sene geç çıkmış bir oyundu…

Spider-man oyunlarına kalbim kırılmış bir halde boş duvara bakarak düşünüyordum. Rockstar games, Electronic Arts veya Ubisoft gibi büyük bir stüdyo neden Spider-man oyunu yapmıyordu ki? Neden YÜKSEK BÜTÇELİ bir Spider-man oyunu görmüyorduk? Saçma sapan firmalara bu oyunun lisanslarını satıyorlar, ondan sonra da berbat şeylere bizi maruz bırakıyorlardı. Bu kadar popüler bir markayı şirketler neden istemiyordu?

Part III: Bir yetişkinin içindeki kalbi kırık çocuk

Spider-man oyunlarını geçmişime gömmüş hayatıma devam ediyordum. Marvel sinematik evrenine Spider-man dahil olmuştu ama oyunlardan hala bir ses yoktu. Çıt bile yoktu. Zaten pek bir beklentimin olduğunu da söyleyemeyiz. Hayalimdeki gibi bir oyun olmayacağını çok zor yoldan öğrenmiştim.

Part IV: E3 2016 Oyun Fuarı

Her şeyden habersiz her sene olduğu gibi E3 izlemek için yerimi almıştım. Oyunlar açısından dopdolu bir seneydi ve sıra Sony‘e gelmişti. Yeni bir oyun duyuracaklarını söylediler, insanlar heyecanlandı ve salon büyük bir sessizliğe gömüldü. Fragman başladı, uzaklardan o sisli ve gri binalarla dolu New York‘u gördük. İçimde hiçbir heyecan duymuyordum, bu ne oyunu acaba diyordum. “Watch Dogs tarzı open world bir şey mi yoksa Heavy Rain tarzı inter-aktif film tadında bir şey mi?” dedim. Neyse izlemeye devam ettim. Ekranımızda kocaman bir MARVEL logosu gözüktü. “Bir dakika NE NOLUYOR? derken önümüzdeki binaya Spider-man atladı ve küçük çığlıklar atmaya başladım.

Fragmanı tekrar tekrar izleyip kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ki kısmen başarılı da oldum, çünkü orta sınıf bir Spider-man oyunu olma ihtimali hala vardı. PS4 exclusive olması bana güven aşılasa da Sony’nin yan exclusive oyunları yaptığını daha önce görmüştük. Knack gibi mesela. O yüzden kendimi sakinleştirdim ve hayal kırıklığına uğramamak için oynanış videosu görmeyi beklemek istedim. (Hala çok heyecanlıydım, siz bana inanmayın.)

Olağanüstü bir oynanış videosunun ardından içimden tek geçen şey şuydu: “Playstation 4’ü nasıl elde edecektim?” Evet, PS4 sahibi değildim ki bu büyük bir sorundu. Yayıncılar ve youtuberlar bu oyunu gözüme sokarak tadımı kaçıracaklardı. Hemen konsola kavuşmalıydım. Bir şekilde ailemi ikna ederek PS4 Pro almayı başarmıştım. Ne yapacaktım Spider-man oyununu kaçıracak mıydım?

Part V: Geldi gönlümün efendisi

7 Eylül 2018 tarihine sadece birkaç saat kalmıştı ve oyunu ön-sipariş ettiğimden daha önceden oyunu indirmiştim. Yabancı insanlarla dolu Playstation gruplarında farklı ülkelerden insanlarla saat sayıyorduk. Kimisi için 15 saat varken kimisi için 5 saat vardı. İnsanlar birbirlerini kıskanıp suratını asıyordu. Peki ya ben? Ben mi ne yapıyordum? Tabii ki oyunumu heyecanla bekliyordum ve son 10 saniye kalmıştı. Yılbaşına girer gibi 10’dan geriye saydım ve oyunun kilidi açılır açılmaz girdim. Tüm dünya ile hemen hemen aynı anda oynuyordum. Benim için çok önemli bir an olsa da oyunla ilgilenmek zor olmaya başlamıştı. Canım yanıyordu. Heyecandan karnıma ağrılar girmiş ve nefes alıp vermek benim için zor olmuştu. İlk defa bir oyunu oynarken böyle bir şey yaşadım ve kendimi sakinleştirip oyuna devam ettim. Marvel’s Spider-man’de ilk ağımı attım… “WOAAAH! “SONUNDA İSTEDİĞİM OYUN AAAAA!” gibi şeyler geveliyordum ama daha fazlasını sizlerle paylaşmak biraz utanç verici olabileceğinden bu kısmı biraz atlıyorum.

Part VI: Marvel’s Spider-man

Sinematiklerinin kalitesiyle, ağ atmanın aşırı tatmin edici yanıyla grafiklerinin büyüleyiciliğiyle Spider-man oyunu beni inanılmaz mutlu etmişti. Kendilerine özgün Peter Parker karakterini yaratmaları, kendi Spider-man evrenlerini kurma kararları sayesinde takdirimi de kazanmışlardı. 3 yıl boyunca sadece ağ atmanın daha eğlenceli olması için uğraşmaları ile gönlümü de fethetmişlerdi. Senaryosunun geç açılması, tempo sıkıntıları, bayık yan görevleri olsa da hala yüksek kaliteye sahip bir oyundu.

Death Stranding’deki gibi kendine özgün ekipmanlarına sahip kahramanımızla düşmanlarla savaşmak oyunun asıl eğlenceli kısmıydı. Ekipmanlardaki çeşitlilik gayet yeterliydi. Öyle güzel kombolar yapıyordunuz ki dövüşler zaman zaman görsel bir şölene dönüşüyordu.

Şakalarıyla birlikte eğlenceli bir Peter Parker yaratmışlardı. Spider-cop şakaları yüzümde gülücükler oluşmasına sebep oluyordu. Oyunun başında King pin’e bana çek mi yazıyorsun? diye şakasını yapıp “spiderman değil spider-man” diye adınu düzeltmesi yine suratımda gülücükler açtırmıştı.

Muazzam bir tema müziği yaptıklarını da eklemeliyim. Spider-man’e yakışan bir müzik yapmak hiç kolay bir iş değil fakat sevgili Insomniac Games onu da başarmış.

Insomniac games’e teşekkürlerimi sunuyorum. Hem bir çocuğun hem de bir yetişkinin hayalini yerine getirdiler. Sizi çok seviyorum Insomniac games! Lütfen onlarca Spider-man oyunu yapın, bizi yalnız bırakmayın. Zaten bu kadar kaliteli bir Spiderman’e sahip iken bizi yolda bırakamazsanız. “Ben” amcanın da dediği gibi:

Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın