2018’in En İyi Fantastik Kitabı- Ben, Kirke İncelemesi

Ben Kirke, Goodreads okurları tarafından 2018’in en iyi fantastik kitabı seçilmesiyle, geçtiğimiz zamanlarda sık sık karşıma çıkıp yüzünü gösteriyordu. Zaten memnun olacağımı, zevkle okuyacağımı biliyordum ancak elime aldığımda beklediğimden çok daha büyük bir keyifle okudum.

Zeus, Odysseus, İkaros, Prometheus gibi mitolojik karakterler tarafından sık sık ziyaret edildiğiniz kitap, Kirke‘nin anlatımıyla boğazınızdan sıcak ve yumuşak, tatlı bir içecek gibi akıp gidiyor.

Kudretli, gökte hare hare ışık saçan, Güneş’in efendisi, titan Helios‘un, gösterişten en uzak, kolayca kandırılan ve oradan oraya dalgalarla sürüklenen kızı Kirke. Bir Tanrıça olmaya o kadar yakın ancak bir o kadar uzak. Tanrılar sizlere ne kadar uzak geliyorsa, Aiaie cadısı Kirke’de herkes kolayca bir şeyler bulabilir, sürgün edilmişlik, dışlanmışlık, yerini bulamamak, haksızlığa uğramak. Tanrıça Kirke’nin kapıldığı insani duygular, zaman zaman sizi utandıracak derecede yakın hissettiriyor ve Kirke bu duygulara kapıldıkça duygularınızın ne kadar olağan, insani olduğunu fark ederek rahatlıyorsunuz. İçinizde şişip duran tüm duyguları, Kirke bir büyünün etkisiyle dindiriyor sanki.

helios
Kirke’nin babası, Güneş Tanrısı Helios, altın arabasıyla yolculuk ediyor

Mitolojinin kalbinden tüm görkemiyle yağdırdığı, bütün o gösterişli tanrıların gözlerinizin önünde soluklaştığını ve sahip olduğunuz ölümlülüğün ne kadar kıymetli olduğunu fark ediyorsunuz okudukça. Bir Tanrı olma kavramı, üzerinde ışık saçan tüm gösterişinden sıyrılıp çıplaklaşıyor. İyi bir şey değil, ne kadar acınası olduğu sayfalar ilerledikçe gözler önüne seriliyor. Kirke, kutsallığından tiksinen tanrıça ile birlikte, bir zamanlar tanrıların ayakları altında ezilirken, kelimeler ve zaman aktıkça ölümsüzlüğe meydan okurken buluyorsunuz kendinizi.

Kitabın yazarı Madeline Miller‘ın kullandığı dil, tıpkı Kirke’nin mitlerin ve göz kamaştıran kahramanlık öykülerinin arasındaki duruşu kadar yalın. Tıpkı Kirke’nin yaptığı iksirlerde davrandığı kadar ölçülü. Yine de cümleler Daidalos‘un heykellerinden biri gibi ustaca yontulmuş, her şey yerli yerinde. Akıcı, okuması bir bardak su içmek kadar kolay, bu da kitabı elinizden bir an olsun bırakamamanız için bir başka teşvik daha demek oluyor. Mitolojik unsurları da öylesine güzel inşa ediyor ki, tanrıların damarlarında akan her bir altın rengi kanın yazarın anlatımıyla sırtından itilircesine pompalandığını gözlerinizle görüyorsunuz sanki. Kendinizi tüm canlılığıyla tanrıların yiyip içtiği, keyif yaptığı salonlarda, dalgaların dövdüğü kayalıklarda, çiçeklerin tomurcuklandığı bir adada veya çok başlı korkunç bir yaratığın karşısında bulabiliyorsunuz.

circe-magic-scaled
Cadı Kirke, evcilleştirdiği hayvanları ile sürgün edildiği Aiaie adasında

Fantastik eserleri okumayı seviyorsanız, mitolojiye kıyısından da olsa ilgi duyuyorsanız Ben, Kirke kesinlikle kaçırmamanız gereken bir eser. Kitap beni, ucundan ilgi duyduğum bu mitoloji hakkında araştırmalar yapmaya, Kirke’nin maceralarında karşılaştırdığı kahramanlar ve tanrılar hakkında daha fazlasını öğrenmeye itti. Madeline Miller’ın bu hikayeleri ele alış biçimi ise kitabı benzersiz kılıyor.

Not: Assassin’s Creed: Odyysey oynadığım dönemde bu kitabı okumaya karar vermek büyük bir şans oldu, kitapta geçen isimlerle oyunda birebir veya farklı şekillerde karşılaşmak ayrı bir tat veriyor.

Bizi takip edin!

Bir Cevap Yazın